Hırsızlık suçundan temyiz incelemesi sonucu bir sanık hakkında ölüm nedeniyle davanın düşmesi, diğer sanık için tekerrür hükümlerinde koşullu salıverilme süresi hatasının düzeltilmesi.
Özet: Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde, ilk derece mahkemesinin beraat kararını kaldıran bölge adliye mahkemesi hükümlerinden biri, sanığın hüküm sonrası ölümü nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verilerek bozulmuş, diğer sanığın mahkumiyet hükmü ise temyiz itirazlarının çoğu reddedilmekle birlikte, ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanan sanık hakkında yürürlüğe giren yeni yasal düzenleme nedeniyle koşullu salıverme süreleri yönünden düzeltilmek üzere bozulmuştur.
2. Ceza Dairesi         2023/18363 E.  ,  2026/9564 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/1027 E., 2022/2485 K.
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER: İlk Derece Mahkemesi beraat kararları kaldırılarak mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır." ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık ...'in temyiz isteminin "dosyada somut hiçbir delil olmadığına, şikâyetçinin herhangi bir malının çalınmadığını beyan ederek şikâyetinden vazgeçtiğine, mal zararının bulunmadığına, tanığın beyanlarının kesin ve net ifadeler olmadığına"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "sanığı motosikletin çalınmasına bağlayacak fiziki hiçbir olgunun dosyada mevcut olmadığına, sadece tanık beyanı uyarınca mahkûmiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, tanığın beyanlarının varsayımdan ibaret olup somut delil olarak kabulünün mümkün bulunmadığına, dosyada mevcut kamera görüntülerinin motosikletin çalınmasına ilişkin olmadığına, sanığın kamera kayıtlarında oturduğu yerin muhite yakın olması nedeniyle tespit edildiğine, kamerada görülmelerinin hayatın olağan akışına aykırılık teşkil etmediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin ise "Cumhuriyet savcılığı makamına ek istinaf süresi tanınmasının Ceza Muhakemesi Kanunu'na aykırı olduğuna, mesleki mazeretlerinin kabul edilmeyerek kararın gıyaplarında verildiğine, sanığın hırsızlık suçu işlemiş olması hakkında kesin, inandırıcı ve şüpheden uzak delil bulunmamasına rağmen sırf olay yeri yakınlarında görüldüğünden bahisle mahkûmiyet kararı verilmesinin doğru olmadığına, görgü tanığının açık ve kesin teşhisi olmamasına rağmen kolluktaki ilk ifadesine itibar edilmesinin hatalı olduğuna, zararın tamamen karşılandığı bildirilmiş olmasına rağmen yasal indirimin uygulanmadığına, malın değerinin azlığı nedeniyle indirim yapılmadığına, sanığın sabıkasız olmasının gözetilmediğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
I. Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde
Sanığın, UYAP’tan temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 29.12.2023 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 64/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca, ölüm nedeniyle hakkında düşme kararı verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebeple 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, aynı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince ölüm nedeniyle DÜŞMESİNE,
II. Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istemlerinin incelenmesinde
Dosya içeriğine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
04.06.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 108. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda birinci fıkradaki koşullu salıverilme sürelerinin uygulanacağına ilişkin düzenleme dikkate alındığında, ikinci defa mükerrir sayılan sanık hakkında 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesi gereğince koşullu salıverilmemesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeple 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 303. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin hüküm fıkrasından "Sanığın ikinci kez mükerrir olduğu anlaşıldığından 5275 sayılı Kanun'un 108/3. maddesi gereğince KOŞULLU SALIVERİLMEMESİNE" ibaresinin çıkartılmasına karar verilmek suretiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca usûl ve yasaya uygun bulunan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.