İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesince ticari cari hesap alacağı kaynaklı ihtiyati haciz talebinin yaklaşık ispat yetersizliği gerekçesiyle reddine dair istinaf başvurusunun incelenmesi.
Özet: Davacı, davalı şirkete orman ürünleri alımı için sağladığı finansman (havaleler, kredi kartı çekimleri, teminat mektupları) neticesinde oluşan 5.648.328,88 TLlik cari hesap alacağını tahsil edemediği iddiasıyla başlattığı icra takibine itirazın iptali davasında, alacağının güvence altına alınması amacıyla talep ettiği ihtiyati haciz talebinin ilk derece mahkemesince İcra ve İflas Kanununun 257 ve 258. maddelerindeki yaklaşık ispat koşullarının sunulan delillerle oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, mahkemenin faturalar, cari hesap dökümleri ve diğer ticari belgeleri yeterince değerlendirmediğini ve kararın usul ile yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : 2026/1400 KARAR NO : 2026/1856T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 16/06/2026 Tarihli Ara KararNUMARASI : 2026/608 Esas DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 09/09/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2026Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle ; Davalı şirketin Bursa Orman İşletme Müdürlüğünden ihale ile ağaç alımı yapabilmesi için müdürlük tarafından talep edilen kesin teminat mektupları ve avans ödemeleri, müvekkil şirket tarafından davalı adına sağlandığını, bu kapsamda müvekkil şirketin, davalı lehine yüksek meblağlı havaleler yaptığını, kredi kartı çekimleri gerçekleştirdiğini ve teminat mektupları sunduğunu, taraflar arasındaki mutabakata göre, müvekkil şirketin sağladığı bu finansman karşılığında davalı şirketin, müdürlükten temin ettiği orman ürünlerini müvekkilin siparişlerine istinaden teslim edeceğini ve kesilen faturaların müvekkilin içerideki avansından düşüleceğini, ne var ki, 2022 ve 2023 yıllarında taraflar arasında toplam 91.769.364,50 TL tutarında ticari işlem gerçekleşmiş olmasına rağmen, müvekkil şirketin davalı adına yaptığı ödemeler ve sunduğu teminatlar toplamı 97.417.693,43 TL'ye ulaştığını, bu ticari ilişki sonucunda müvekkil şirketin davalıdan bakiye 5.648.328,88 TL cari hesap alacağı doğduğunu, davalı şirketin, bakiye borcunu ne nakden ödediğini ne de ürün teslimi ile ifa ettiğini belirterek, Torbalı İcra Dairesinin 2023/10594 Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama süresince alacağın tahsilinin tehlikeye düşmemesi adına davalının malvarlığı üzerine teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1.maddesinde rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Bu hükme göre, bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İcra ve İflas Kanunu'nun 257/2. maddesinde ise vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir; 1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa. hükmü bulunmaktadır.İcra ve İflas Kanunu'nun 258 maddesine göre, alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur hükmü bulunmaktadır.Anılan hükümlere göre, alacaklı alacağının varlığı ile birlikte alacağın vadesinin geldiği veya alacağının vadesi gelmemişse, İİK'nın 257.maddesi hükmündeki sebeplerin varlığı hakkında mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermek zorundadır. Sadece alacağın varlığı, ihtiyati haciz karan verilmesi için yeterli veya tek şart değildir. İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için kesin bir ispat aranmamakta ise de, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması gerekir.Somut olayda; ihtiyati haciz talebi yaklaşık ispat İİK md. 257 koşullarının oluştuğunun gösterir delil tespit edilemediği gerekçesiyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.'' gerekçesi ile; HÜKÜM; Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstinafa konu ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesince, dava dilekçesi ile birlikte sunulan faturalar, teslim/kantar fişleri, cari hesap dökümleri, banka dekontları, kredi kartı ödeme kayıtları, teminat mektubu kayıtları ve sair ticari belgeler üzerinde yeterli ve denetlenebilir bir değerlendirme yapılmaksızın ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verildiğini, ara kararda genel olarak İİK’nın 257 ve 258. maddelerine yer verildiğini ancak somut dosyada hangi delilin neden yaklaşık ispata yeterli görülmediği, alacağın varlığına mı, muacceliyetine mi, rehinle temin edilmemiş olmasına mı yoksa ihtiyati haciz koşullarından hangisine ilişkin eksiklik bulunduğunun açıklanmadığını, bu haliyle kararın, dosya kapsamına ve taleplerinin dayandığı belge zincirine temas etmeyen, soyut ve kalıp nitelikte bir gerekçeye dayandığını, oysa ihtiyati haciz gibi geçici hukuki koruma taleplerinde, mahkemenin delilleri tek tek tartışması beklenmese dahi, talebin neden reddedildiğinin somut olayla bağlantılı, denetlenebilir ve anlaşılabilir şekilde ortaya konulmasının gerektiğini, dosyaya sunulan belgelerin yaklaşık ispat koşulunu fazlasıyla sağladığını, ihtiyati haciz aşamasında aranan ispat ölçüsünün tam ispat olmadığını, alacağın yargılama sonunda kesin biçimde ispatlanması ile ihtiyati haciz aşamasında mahkemede kanaat oluşturacak ölçüde belge sunulmasının birbirinden farklı olduğunu, İİK 258 uyarınca alacaklının alacağı hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermesinin yeterli olduğunu, dava dilekçelerinde açıklandığı üzere taraflar arasında 2022 ve 2023 yıllarında toplam 91.769.364,50 TL tutarında ticari işlem gerçekleştiğini, buna karşılık müvekkili şirket tarafından davalı adına yapılan ödeme ve sağlanan teminatların toplamının 97.417.693,43 TL’ye ulaştığını, bu ticari ilişki sonucunda müvekkili şirket lehine 5.648.328,88 TL bakiye cari hesap alacağının doğduğunu, bu alacağın dosyaya sunulan fatura örnekleri, teslim/kantar fişleri, cari hesap/muavin dökümleri, ödeme kayıtları, banka dekontları, teminat mektupları ve ticari defter kayıtlarıyla desteklendiğini, dolayısıyla ortada yalnızca soyut bir alacak iddiasının değil; birbirini tamamlayan ve ticari ilişkinin bütününü gösteren yazılı belge zincirinin bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin delil zincirini değerlendirmeden yaklaşık ispat bulunmadığı sonucuna vardığını, ara kararda, “alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanması gerekir” denilmesine rağmen, dava dilekçesi ekinde sunulan belge zincirinin neden yeterli görülmediğinin açıklanmadığını, muaccel para alacağı bakımından ayrıca mal kaçırma olgusunun ispatının aranamayacağını, kaldı ki alacağın miktarı yüksek olup, yargılama sürecinin uzaması halinde müvekkilinin tahsil imkânının ciddi şekilde zayıflama ihtimalinin bulunduğunu, alacağın likit, belirlenebilir ve ticari kayıtlardan denetlenebilir nitelikte olduğunu, ihtiyati haciz talebinin reddinin, müvekkilinin etkin hukuki korunma hakkını zedelediğini beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: ihtiyati haciz istemine ilişkindir.HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. İhtiyati haciz İ.İ.K.’nun 257-268. maddelerinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İİK'nın 257/1.maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2.maddesinde ise;" Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksatıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa;(1)Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder." şeklinde düzenlemesi bulunmaktadır.İİK.'nın 258.maddesinde ise; "İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeye mecburdur.Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. (Ek fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./60. Md.; Değişik fıkra: 02/03/2005-5311 S.K./16.mad) İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir."Geçiçi hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü; hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez.Ancak, kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği gereği hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Doktrinde bu yön karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez.Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.Geçici hukuki korumalarda, bazen karşı tarafın dinlenmemesi, tüm delillerin ayrıntılı bir biçimde incelenmesine yeterli zamanın olmaması gibi sebeplerle yaklaşık ispat yeterli görülmüştür; bu çerçevede, aslında ispat ölçüsü bakımından HMK.'unda bir yenilik getirilmemekle birlikte, “yaklaşık ispat” kavramı kullanılarak doktrinde kabul gören ifade tasarıya alınmış; ayrıca, burada hem tam ispatın aranmadığı belirtilmiş hem de basit bir iddianın yeterli olmadığı, vurgulanmak istenmiştir. Talep konusu somut olayda; ihtiyati haciz talep eden davacı şirket, davalı şirketin Bursa Orman İşletme Müdürlüğünden ihale ile ağaç alımı yapabilmesi için müdürlük tarafından talep edilen kesin teminat mektupları ve avans ödemelerinin davacı şirket tarafından davalı adına sağlandığını, bu kapsamda davacı şirketin, davalı lehine yüksek meblağlı havaleler yaptığını, kredi kartı çekimleri gerçekleştirdiğini ve teminat mektupları sunduğunu, taraflar arasındaki mutabakata göre, davacı şirketin sağladığı bu finansman karşılığında davalı şirketin, müdürlükten temin ettiği orman ürünlerini davacı şirketin siparişlerine istinaden teslim edeceğini ve kesilen faturaların davacı şirketin içerideki avansından düşüleceğini belirterek bu ticari ilişki içerisinde davalıdan alacaklı olduğunu ileri sürmüş olup, tarafların arasındaki ticari ilişkinin ancak yargılama sırasında tam olarak ortaya konulabileceği, salt sunulan belgelere göre alacağın varlığının bu aşamada yaklaşık olarak ispatlanamamış olduğu anlaşılmakla mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunamamıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; yaklaşık ispatın bu aşamada sağlanmamış olmasına, alacağın yargılamayı gerektirmesine göre davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/06/2026 tarih, 2026/608 Esas sayılı, Davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin yasal koşulları oluşmadığından reddine ilişkin olarak verilen ara karar, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 09/09/2026