Hırsızlık suçunda, sanığın cezai sorumluluğunun tespiti için Adli Tıp Kurumu raporu alınmayıp tek hekim raporuyla yetinilmesi nedeniyle hükmün bozulması.
Özet: Sanık müdafiinin, müvekkilinin suç tarihinde akli dengesi ve cezai sorumluluğunun yeterince araştırılmadığı, basit hırsızlık yerine nitelikli hırsızlık üzerinden hüküm kurulduğu ve ceza indirimlerinin yetersiz olduğu yönündeki temyiz itirazları doğrultusunda, sanığın psikolojik tedavi görmesi ve ilaç kullanması gibi beyanlarına rağmen tek hekim raporuyla yetinilerek TCKnın 32. maddesi uyarınca adli tıp kurumu veya ruh sağlığı hastanesinden detaylı bir rapor alınmadan karar verilmesinin hukuka aykırı bulunması üzerine, istinaf mahkemesince verilen hırsızlık hükmü bozulmuş ve dosya yeniden değerlendirilmek üzere ilk derece mahkemesine iade edilmiştir.

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1587 E., 2024/125 K.SUÇ : HırsızlıkHÜKÜM : Hükmün kaldırılarak yeni hüküm kurulmasınaTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onamaİlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.5271 sayılı CMK’nın 288. maddesinin “Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.” ve aynı Kanun’un 294. maddesinin ise; “Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.” şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin; fiil tarihinde akli dengesinin ve cezai sorumluluğunun olup olmadığının yeterince incelenip aydınlatılmadığına, hırsızlığın basit hali üzerinden hüküm kurulması gerekirken nitelikli hali üzerinden hüküm kurulduğuna, TCK'nın 145. maddesi kapsamında daha fazla indirim hatta tamamen cezasızlık mümkünken sadece 1/3 indirim yapılması ve TCK'nın 35. maddesi kapsamında daha fazla indirim mümkünken sadece 1/2 indirim yapılmasının isabetsiz olduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Sanığın soruşturma aşamasındaki ifadesinde, sürekli dalgın ve düşünceli olduğunu, bazen heyecanlı hareketlerde bulunduğunu ve psikolojik tedavi görmek istediğini belirtmesi, mahkemede ise, tedavi görmeye başladığını ve ilaç kullandığını belirtmesi karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 32. maddesi uyarınca Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Dairesi veya Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden sanığın suç tarihi itibarıyla üzerine atılı hırsızlık fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinde önemli derecede azalma olup olmadığı konusunda rapor alınarak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken ... Eğitim ve Araştırma Hastanesince tek hekim tarafından düzenlenen rapor ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi,Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca bozma nedeni de dikkate alınarak gereği için dosyanın Aliağa 3. Asliye Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.