Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde hissedar tarafından kötü niyetli marka devir işleminin iptali davası.
Özet: Davacı, %75 hissesine sahip olduğu şirketin müdürü olan davalıların, kayyım atanmasıyla oluşan yeni yönetimde temsil yetkilerini kötüye kullanarak, şirket için hayati öneme sahip tescilli bir markayı, ortaklarının kurucusu olduğu başka bir şirkete, davacının bilgisi ve genel kurul onayı olmaksızın, kötüniyetli bir şekilde devrettiğini iddia ederek söz konusu marka devir işleminin iptalini ve sicil kaydının eski hale getirilmesini talep ettiği davada; devralan şirket savunmasında, devir işleminin ticari hayatın olağan akışında, taraflar arasında organik veya hukuki bir bağ olmaksızın, tamamen bağımsız ticari iradelerle gerçekleştiğini, davacının iddialarının soyut ve delilsiz olduğunu ileri sürmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/512 (Ankara 4 FSHHM'nin 2024/537 Esas sayılı birleşen dosyası dahil)
KARAR NO : 2026/267
DAVA : Marka Devir İşleminin İptali
DAVA TARİHİ : 12/12/2024
KARAR TARİHİ : 10/06/2026 Yazım Tarihi: 29/06/2026
(ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA)
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkili ...’nın, ...nin ortaklarından biri olup %75 hisseye sahip olduğunu, müvekkilinin yıllardır söz konusu şirkette müdürü/yetkili olarak görev yapmakta iken Mahkeme tarafından görevlendirilen kayyım tarafından genel kurul toplantısının yapıldığını, bunun nihayetinde birleşen davanın davalıları ... ve ...’nın ...nde 09.07.2024 tarihinde müştereken temsile yetkili olduklarını, Müdür olan ismi geçen davalıların, yetkilerini aşarak kötüye kullanarak ... Başvuru numaralı ... üzerine tescilli ... markasını Davalı şirket olan ... Şirketine devredilmesi için 09.10.2024 tarihinde ...’ndan tam devir talebinde bulunduklarını, taleplerinin 30.10.2024 tarihinde kabul edildiğini, devralan şirketin kurucusu olan ... ...’nun, davalılardan ...'nın arkadaşı olup aynı zamanda birçok işte ortağı olduğunu, ... San ve Tic. Ltd. Şti.’nin kurucu ortaklarının ... ve ... ... olduğunu, davalının ortağının soyadının da ... olduğunu, Devir işlemi tamamen kötüniyetli olup amacın müvekkilini zarara uğratmak olduğunu, dolayısıyla söz konusu devrin haksız, kötüniyetli ve hukuka aykırı olduğunu, zira ... markasının ... ile özdeşleştiğini, şirketin faaliyetlerini sürdürebilmesi için ... markası hayati bir öneme sahip olup şirketin devamlılığının da söz konusu markaya bağlı olduğunu, SMK'ya göre tescilli markanın, yalnızca marka sahibi tarafından kullanılabileceğini, davalılar ... ve ...’nın, müvekkilinin bilgisi olmadan markayı devrederek vekâlet görevini kötüye kullandıklarını, müvekkilinin ...nin kurucu ortağı ve %75 hissesi olmasına rağmen söz konusu devirden haberi bulunmadığını, davalı kişilerin işlem yapma yetkilerini aşarak, müvekkilinin bilgisi ve onayı olmadan şirket adına kayıtlı markayı muvaazalı olarak arkadaşlarına devrettiklerini, söz konusu devrin, şirket ana sözleşmesine, Türk Ticaret Kanuna,TürkBorçlar Kanununa ve ilgili sair mevzuata aykırı olduğunu, marka devrinin şirketin zararına hatta yok olmasına sebebiyet verecek olup tamamen kötüniyetli olduğunu, şirket için kritik bir öneme sahip olan markanın devri için ortaklar kurulunun onayı gerekmekte iken somut olayda böyle bir onayın mevcut bulunmadığını, marka devrinin esaslı işler kapsamında değerlendirilmesi gerektğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, şirketin ana sözleşmesinde marka devir işleriyle uğraşılacağı yönünde bir madde yoksa ve söz konusu marka şirketin faaliyeti açısından önemliyse markanın devri işleminin ortaklar kurulu kararıyla yapılabileceğinin kabul edildiğini (...), aynı şekilde şirketin önemlli malvarlıklarından birinin devrinin ortaklar kurulu kararıyla yapılabileceği ...’da ... A. Ş. ... Ltd. Şti. için düzenlendiğini, bu devrin hukuka aykırı olduğu kadar şirket ortağı ve vekilin özen yükümlüğüne de aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir taleplerinin bulunduğunu beyan ederek; öncelikle ihtiyati tedbir taleplerinin kabulünü, .... davalı adına tescilli ... Başvuru numaralı ... markasının hukuka aykırı devir işleminin hükümsüz olduğunun tespit edilerek iptalini, ... nezdindeki sicil kaydının eski hale getirilerek ... başvuru numaralı marka başvurusu tescilinin ... Şirketine kaydını, vekâlet ücretinin ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
(ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA)
SAVUNMA:
Davalı ... Yazılım Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davanın görevsizlik, aktif husumet ehliyeti yokluğu ve pasif husumet yokluğundan dolayı reddinin gerektiğini, davacının iddialarının tamamen soyut olup müvekkili ile diğer davalı şirket arasında gerçekleşen marka devir sözleşmesinin geçerli olduğunu, davaya konu olan marka devir sözleşmesinin taraflarını oluşturan tüzel kişiler arasında herhangi bir organik veya hukuki bağın bulunmadığını, müvekkili şirket ile diğer davalı arasında bir bağlı şirket ilişkisi, ortaklık yapısı, grup şirket bağı ya da başka bir bağımlılık ilişkisinin bulunmadığını, bu durumun marka devir sözleşmesinin taraflarının tamamen bağımsız, özgür ve ticari iradelerine dayanarak gerçekleştirildiğini açıkça ortaya koyduğunu, tarafların, piyasa koşulları çerçevesinde ve ticari menfaatlerini gözeterek bu devir sözleşmesini oluşturduğunu, davacı hukuki işlemin geçersiz olduğunu iddia etmişse de, bu iddiasını destekleyecek somut herhangi bir delil sunmadığını, sadece soyut beyanlarla yapılan bu iddiaların hukuki anlamda bir geçerliliğinin bulunmadığını, söz konusu devir işleminin, tamamen ticari hayatın olağan akışı içinde gerçekleşmiş ve piyasa ekonomisinin temel prensiplerine uygun şekilde sonuçlandığını, bu tür ticari işlemlerin, ekonomik faaliyetlerin devamlılığı ve piyasa dinamiklerinin işleyişi açısından son derece önemli olduğunu, hukuk düzeninin, meşru ticari işlemlere müdahalede bulunmayı değil, aksine bu tür işlemleri korumayı amaçladığını, müvekkili ile diğer davalı arasında gerçekleştirilen söz konusu devir işleminin, bu bağlamda ticaretin serbestliği ilkesi uyarınca korunması gereken bir faaliyet olduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde ve sair beyanlarında özetle; Davanın görevsizlik nedeniyle reddinin gerektiğini zira davacı her ne kadar marka devrine ilişkin bir sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespitine ilişkin bir talepte bulunsa da uyuşmazlığın asli konusunun sözleşmenin içeriği olan marka değil devre temel teşkil eden hukuki işlemi şirket müdürlerinin, diğer davalı ... Limited şirketi adına gerçekleştirmeye ilişkin yetkilerinin mevcudiyeti, geçerliliği ve kapsamına ilişkin olduğunu, zira davacı taraf dava dilekçesinde uyuşmazlığa konu devir işleminin hükümsüzlük iddiasına gerekçe olarak bu iddiayı ileri sürerek ... markasının hukuka aykırı debir işleminin hükümsüz olduğunun tespitini talep ettiğini, davacının uyuşmazlık konusu yaptığı hususların 6102 Sayılı ...'da düzenlenen işlere ilişkin olup mutlak ticari iş (... m. 3) ve mutlak ticari dava (... m. 4/1-a) konusu olduğunu, ... m. 5 hükmüne göre Mutlak Ticari davaların da Asliye Ticaret Mahkemesinde görüldüğünü, burada ifade edilen uyuşmazlıkların Sınai Mülkiyet Kanunda düzenenen uyuşmazlıklar olmayıp SMKm.156hükmü gereği FikriveSınai Haklar Hukuk Mahkemesinin göev alanı kapsamına girdiğini, nitekim davacı taraf da dava dilekçesinde uyuşmazlık yönünden SMK hükümlerine dayanmayıp bütünüyle ... hükümlerini savlarına dayanak kıldığını, şu halde kanunun açık hükümleri gereği görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi değil Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın aktif husumet ehlieti yokluğu ve pasif husumet yokluğundan dolayı reddinin gerektiğini, davacı tarafın şirket müdürlerinin markaya ilişkin devir işlemlerini gerçekleştirme yetkisinin bulunmadığını iddia ettiğini, oysa müvekkilleri ... ve ...’nın diğer müvekkili ... Şirketinin seçilmiş ve şirketi temsile yetkili müdürleri olup birlikte müdürler kurulunu meydana getirdiklerini, ... m. 623 hükmü gereği Müdürlerin, kanunla veya şirket sözleşmesi ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkili olduklarını, aynı hüküm gereği müdür ya da müdürler kurulunun şirketin temsil organı olup hukuki iş ve işlemlerinde şirketi dışarıya karşı temsil etmeye, bu çerçevede şirket adına sözleşmelere imza atmaya, devir işlemleri ve diğer her türlü hukuki iş ve işlemi şirket adına yapmaya yetkili olduklarını, bu yetkilerinin kural olarak kısıtlanamayacağını, Devir işleminin, davalı ... Limited Şirketi bakımından "önemli miktarda malvarlığının toptan satışı" mahiyetinde olmadığı gibi, davacının iddiasının aksine ... m. 408/2 f hükmü anonim şirketlere ilişkin olup davalı limited şirket bakımından uygulanamayacağını, davacı tarafın dava dilekçesinde devre konu markanın şirket bakımından önemli miktarda şirket varlığı olduğunu iddia etse de, aşağıda detaylı olarak başka bir başlık altında ele alınacağı üzere, bizatihi davacının kasdi olarak şirketi zarara uğratıcı davranışlarıyla değersiz hale getirildiğini, davacının, davalı müvekkili ... şirketinin işletmesini dava dışı şirketlere devretmiş, markasını bunlara kullandırmış ve şirketin diğer markasını mal kaçırma kastıyla başka kişilere devredip şirketi borca batık hale getirdiğini, şirket müdürü davalıların ise şirketin borçlarını ödeyebilmek için markayı devretmek zorunda kaldıklarını, markanın devrinden önce uzmandan özel marka değerleme raporu aldıklarını ve burada markanın değerinin 160 000 TL olarak belirlendiğini, bu miktarın da şirket değerleri arasında önemsiz bir miktar olduğunu, bir an için ilgili markanın şirket için önemli bir mal varlığı olduğu kabul edilse dahi ...'nın 408 inci maddesinin ikinci fıkrasının f bendi markanın eski Maliki olan limited şirketler bakımından uygulanamayacağını, zira limited şirketleri ilişkin hükümlerde anonim şirketler hukuku için uygulanan ilgili maddenin limited şirketler bakımından uygulanmasına ilişkin herhangi bir atıfa yer verilmediğini, Davacının kendi kusur ve kötü niyetine dayanarak bir hak iddiasına bulunamayacağını, davacının, bizatihi kendisi kusuru ile şirketi borca batık hale getirip şirketin içini boşaltmış olmasına rağmen, müvekkilinin şirket borcunu ödeyebilmek için zaten fiiliyatta kullanılamaz hale getirdiği markanın devrinin hükümsüzlüğünü istemekte bu yönüyle kendi kötü niyetine dayalı olarak bir hak iddiasında bulunduğunu, davacı ...’nın, kardeşi ... ve ... Şirketi'ne ... Şirketi'nin unvanını, markasını ve isim hakkını bedelsiz ve haksız olarak kullandırarak haksız menfaat elde etmesini sağlayıp şirketin ve ortağının menfaatlerini yok saydığını, davacının hakkını kötüye kullanarak bu davayı açtığını, davalı şirketin araçlarının ... Şirketi'nim mülkiyetinde olmasına rağmen ... ve ... Şirketi tarafından halen dahi kullanıldığını, her ne kadar şirket üzerine kayıtlı gözükse de araçların müvekkili şirket yetkililerine teslim edilmediğini, hal böyle iken müvekkillerinin şirket borcunu ödeyebilmek için araç satışı dahi yapamamış olup markanın satışı ile şirketin ödeme yükümlülüklerimi yerine getirmek durumunda kaldıklarını, şirket müdürlerinin marka satma eylemlerinin, kanun ve şirket sözleşmesi ile kendilerine yüklenen görev ve sorumlulukların bir gereği olarak, şirketi iyi yönetme ve menfaatlerini koruma amacı taşıdığını, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca, şirket müdürlerinin, şirketin tüzel kişiliğini temsil ve yönetme yetkisine sahip olup bu görevlerini dürüstlük kuralına uygun şekilde ve özen yükümlülüğü altında ifa etmekle mükellef olduğunu, bu bağlamda, müvekkili şirketin mevcut mali durumunu düzeltmekve şirketin ticari hayatını sürdürülebilir hale getirmek amacıyla davaya konu markanın devrinin gerçekleştirildiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
(Hukuki işlemler) MADDE 148 " (1) Sınai mülkiyet hakkı devredilebilir, miras yolu ile intikal edebilir, lisans konusu olabilir, rehin verilebilir, teminat olarak gösterilebilir, haczedilebilir veya diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Coğrafi işaret ve geleneksel ürün adı hakkı; lisans, devir, intikal, haciz ve benzeri hukuki işlemlere konu olamaz ve teminat olarak gösterilemez.
(2) Birinci fıkrada belirtilen hukuki işlemler işletmeden bağımsız olarak gerçekleştirilebilir.
(3) Sınai mülkiyet hakkının birden fazla sahibi olması durumunda sahiplerden birinin kendisine düşen payı tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde, diğer paydaşların önalım hakkı vardır. Yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer paydaşlara bildirilir. Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşer. Tarafların anlaşamaması hâlinde, önalım hakkı alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Önalım hakkı sahibi, adına payın devrine karar verilmeden önce, satış bedelini, mahkeme tarafından belirlenen süre içinde mahkemenin belirleyeceği yere nakden yatırmakla yükümlüdür. Cebri artırmayla satışlarda önalım hakkı kullanılamaz.
(4) Hukuki işlemler, yazılı şekle tabidir. Devir sözleşmelerinin geçerliliği, ancak noter tarafından onaylanmış şekilde yapılmış olmalarına bağlıdır.
(5) Hukuki işlemler taraflardan birinin talebi, ücretin ödenmesi ve yönetmelikle belirlenen diğer şartların yerine getirilmesi hâlinde sicile kaydedilir ve Bültende yayımlanır. 115 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sicile kaydedilmeyen hukuki işlemlerden doğan haklar iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
(6) Marka, tescil edildiği mal veya hizmetlerin tümü veya bir kısmı için devredilebilir.
(7) ... markasının veya ortak markanın devri ya da ortak marka için lisans verilmesi, sicile kayıt hâlinde geçerlidir.
(8) Bu maddede yer alan hükümler, sınai mülkiyet hakkı başvurularında da uygulanır.",
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU
Madde 2 " Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz."
Madde 3 "Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.
Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz."
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU
Madde 18"(2) Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir."
Madde 613 " (1) Ortaklar, şirket sırlarını korumakla yükümlüdür. Bu yükümlülük şirket sözleşmesi veya genel kurul kararıyla kaldırılamaz.
(2) Ortaklar, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunamazlar. Özellikle, kendilerine özel bir menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlemler yapamazlar. Şirket sözleşmesiyle, ortakların, şirketle rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda oldukları öngörülebilir."
Madde 626" (1) Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır.
(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.
(3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir." hükümleri yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;
Asıl ve Birleşen dosya yönünden; daha önceden davalılardan ... firması adına kayıtlı olan ve davalı ... firmasına devri yapılan ... sayılı markanın hukuka aykırı şekilde (kötü niyet ve sair iddialar) devrinin yapıldığına yönelik davacı taraf iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, davaya konu markanın devir işleminin iptalinin gerekip gerekmediği, noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu ... sayılı marka 30/10/2024 tarihinde 160.000,00 TL bedelle davalı firma adına kayıtlı iken davalı ... firmasına devri yapıldığı görülmektedir.
Ön inceleme duruşması yapıldıktan sonra tahkikata geçilerek bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
30/09/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "... açısından marka devrinin şirketin mutad işleri arasında olmayan ve şirket müdürlerinin ortaklar kurulunun kararı olmadan yapamayacağı işlerden olduğu ve davalılar ... ve ...’nın şirket ortağı olsa bile yetkilendirilmedikleri sürece şirketin kullandığı markayı devretme yetkilerinin olmadığı kanaatine ulaşmıştır. ... Gıda İnş. Loj. Amb. San. Tic. A. Ş.’nin markayı devralırken iyi niyetli olup olmadığı Sayın Mahkemenin takdirinde olan bir konu olduğundan bilirkişi heyeti bu konuda herhangi bir kanaat bildirmemiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.
27/02/2026 tarihli bilirkişi heyeti EK raporunda ÖZETLE; "1) Davacı vekili tarafından kök rapora karşı somut bir itirazda bulunulmadığından ve davacı vekilinin beyan ve talepleri Sayın Mahkemenin takdirinde olduğundan, davacı beyanları hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.
2) Davalı vekili ile birleşen davalılar vekilinin beyan ve itirazları kök raporun değişmesini gerektirecek mahiyette bulunmamış ve bilirkişi heyetinin kök raporda ulaştığı sonuç ve kanaat devam etmiştir.
3) Birleşen davalı ...’nin; 15.12.2023 tarihi itibariyle Resen Terk Başvurusunun bulunduğu, 31.12.2023 tarihi itibariyle; Kasa hesabında 42.091,27 TL, Diğer Çeşitli Alacaklar (Alacağın içeriği tespit edilememiştir) hesabında 10.486.946,48 TL, Taşıtlar hesabında (satışı yapılan taşıtların kayıtlardan düşümünün yapılmadığı) 780.445,24 TL bulunduğu, 2023 Yılı Cirosunun 16.315.605,95 TL, Dönem Net Karının ise 3.514.407,87 TL olduğu, Yerinde inceleme tarihinde şirket üstüne kayıtlı bulunan .... plakalı/alım tarihli 7 adet taşıtın üstünde icra bulunduğu, 08.11.2024 tarihi itibariyle şirketin TOPLAM 4.449.374,10 TL, yerinde inceleme tarihi itibariyle 6.563.131,59 TL VERGİ BORCUNUN bulunduğu" şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE;
Davalılardan ... firması adına kayıtlı olan ve davalı ... firmasına devri yapılan ... sayılı markanın hukuka aykırı şekilde (kötü niyet ve sair iddialara) devrinin yapıldığından bahisle devrin iptali talep edilmektedir.
30/09/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "... açısından marka devrinin şirketin mutad işleri arasında olmayan ve şirket müdürlerinin ortaklar kurulunun kararı olmadan yapamayacağı işlerden olduğu ve davalılar ... ve ...’nın şirket ortağı olsa bile yetkilendirilmedikleri sürece şirketin kullandığı markayı devretme yetkilerinin olmadığı kanaatine ulaşmıştır. " şeklindeki tespitten hareketle dava konusu ... sayılı marka devri için davalı ortakların şirketin malvarlığı değerinde olan bu markayı devir yetkileri bulunmadığı , devir işlemi de şirketin mutad işleri arasında olmayan ve şirket müdürleri olan birleşen dosyadaki davalı şahısların ortaklar kurulunun kararı olmadan yapamayacağı işlerden olduğundan dava kabul edilerek devrin iptaline karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Asıl ve Birleşen davanın KABULÜNE,
2-Dava konusu ... sayılı markanın devrinin yapıldığı 30/10/2024 tarihinden itibaren (... kayıtları) devir bedeli olan 160.000,00 TL 'nin yasal faizi ile birlikte markayı devir ederek parayı alan tarafından markayı devir alan ... Firmasına ödenmek suretiyle markanın devir işleminin iptaline, ve bu şekilde eski hale getirilmesine,
3-Asıl dava yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 304,40 TL'nin davalı ...'nden tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-Birleşen dava yönünden; Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 304,40 TL'nin davalı ..., davalı ... , davalı ...'dan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin asıl ve birleşen davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Asıl ve birleşen dava yönünden; Davacının yaptığı; 21.500,00 TL bilirkişi ücreti, 1.575,00 TL tebligat ücreti, 855,2 TL harç masrafı olmak üzere toplam 23.930,20 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar taraf vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 10/06/2026
Katip ... Hakim ...
E-İmzalıdır E-İmzalıdır