Limited Şirket Ortağının Çekişmeli Boşanma Nedeniyle Güven İlişkisinin Sarsılmasına Dayalı Olarak Ortaklıktan Çıkma Talebinin Haklı Sebeple Kabulüne İlişkin İstinaf Kararı.
Özet: Bir limited şirketin %50 ortağı olan davacı, eşiyle yürüttüğü çekişmeli boşanma davası, şiddet iddiaları ve aralarındaki güven ilişkisinin tamamen zedelenmesi nedeniyle, şirket ortaklığının sürdürülemez hale geldiğini ileri sürerek Türk Ticaret Kanununun 638/2 maddesi uyarınca haklı sebeple şirketten çıkma talebinde bulunmuştur; ilk derece mahkemesi, taraflar arasındaki manevi güvenin sıfırlandığı ve Yargıtayın benzer bir olayda boşanmayı haklı sebep saydığı gerekçesiyle bu talebi kabul etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2023/26 KARAR NO: 2026/1502T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : (Kapatılan)İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI: 2020/472 Esas- 2022/653 KararTARİH: 26/10/2022DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 11.12.2001 tarihinden bu yana .... Şti.’nin ortağı olup, işbu şirket; 25.000 ,00 TL kuruluş esas sermayesinin 12.500,00 TL ‘si müvekkil,12.500,00 TL’si diğer ortak ... tarafından getirilerek kurulduğunu, müvekkilin davalı şirketin %50 ortağı olduğu gibi münferiden de müdürlük sıfatına haiz olduuğunu, Şirketin diğer %50 ortağı ve münferiden müdürü eşi ... olduğunu, Söz konusu şirketin diğer ortağı olan eşi ... tarafından İstanbul Anadolu 6.Aile Mahkemesi’nin 2020/180 E. sayılı dosyası ile müvekkile karşı ‘Evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile ‘ boşanma davası açıldığını, müvekkil tarafından da ...’a karşı dava açılarak ‘Zina’ nedeniyle boşanmalarına karar verilmesi talep edildiğini, diğer ortak tarafından şiddet uygulanması nedeniyle müvekkiline aynı mahkemeden 3 ay süre ile uzaklaştırma kararı çıkarttırdığını, aralarında çekişmeli boşanma davası devam eden diğer ortak ... arasında gerek evliliklerinin gerekse şahsi ilişkilerinin bozulmuş olması, uzaklaştırma kararı nedeniyle diğer ortağın müvekkiline, işyerine ve evine yaklaşmaması kararı sebebiyle müvekkil söz konusu şirketteki ortaklığından çıkma hakkını kullanmak istediğini, müvekkilin ortaklıktan çıkma talebini ....Noterliği’nin 30.03.2020 tarihli, ... yevmiye no’lu ihtarnamesi ile davalı şirkete yönelttiğini, ....Şti.’ne müvekkilin şirket ortaklığından çıkma talebine karşı olumlu bildirimde bulunmaları ve bu konuda gerekli kararın alınarak ... Ticaret Odası’na ve İstanbul Ticaret Sicili’ ne bildirilmesi ihtar edildiğini, İş bu ihtarname 27.04.2020 tarihinde muhataba tebliğ edilmişse de söz konusu ihtarnameye herhangi bir cevap verilmediğini, müvekkilinin ortaklıktan çıkma talebi hakkında herhangi cevap verilmediğini, bir işlem yapılmadığını, yukarıda açıkladıkları ışığında TTK. 638. maddesinin ikinci fıkrası “Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir.” uyarınca müvekkilin haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesine, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca müvekkilin haklı sebeplerle ŞİRKET ORTAKLIĞINDAN ÇIKARILMASINA, yargılama gideri ile vekaket ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesine talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; -Davacı ile davalı şirketin ortağı ... arasında İstanbul Anadolu 6. Aile Mahkemesi'nin 2020/... E. sayılı dosyası kapsamında boşanma davası ve İstanbul Anadolu .... Aile Mahkemesi'nin 2020/... E. sayılı dosyası kapsamında edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi davası derdest olduğunu, Ayrıca davacı taraf, boşanma aşamasında olduğu şirket ortağı ...'a karşı şikayette bulunmuş olup İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/68418 sor. ve 2020/128069 sor. sayılı soruşturmaları devam ettiğini, Ortak olunan söz konusu .... Şti. yukarıda bahsi geçen İstanbul Anadolu .... Aile Mahkemesi'nin 2020/... E. sayılı dosyası kapsamında edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi davasının konusu olduğunu, Bu nedenle ilgili davanın sonucunun beklenmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 26/10/2022 tarih ve 2020/472 Esas- 2022/653 Karar sayılı kararında;Davanın davacının 6102 sayılı TTK.nın 638/2. maddesi gereğince şirket ortaklığından çıkmasına izin verilmesi istemine ilişkin olduğu, mevcut uyuşmazlıkta haklı sebeplerinin, birbirleriyle evli olan Davacı ile ..., 20 yıl kadar önce birlikte bir şirket kurmuşlar ve Şirketin Esas Sözleşmesinin yetkiler ile ilgili bölümlerine ve alınan Genel Kurul Kararlarına bakıldığında birbirlerine münferit temsil ve imza yetkisi vermek suretiyle maddi olarak karşılıklı güvenlerinin tam olduğunu açıkça ortaya koymakla birlikte ancak karşılıklı açılan boşanma davaları ve karşılıklı düşmanca sarf edilen iddialara bakıldığında, aralarındaki manevi güvenin sıfırlandığı, bu nedenle 20 yıldır süren şirket ilişkisinin devam etmesi imkansız hale geldiğin, nitekim Yargıtay 11. HD’nin 04.10.2017 T., 2016/2571 E., 2017/5023 K. sayılı kararına konu benzer bir olayda, ortakların boşanmış olmasının, limited şirketten ortaklardan birinin çıkma talebi bakımından haklı sebep olarak kabul edildiğinin görüldüğü, Yeminli Mali Müşavir ..., Menkul Kıymetler, Finans Uzmanı ......, Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. ... ....28.07.2021 tarihli raporlarda özetle; davacı ... ile davalı ...’nin diğer % 50 ortağı ve davacının eşi ... arasındaki boşanma davası ve sosyal ilişkiler nedeniyle oluşan davada, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasının talep etme koşullarının TTK 638/2.maddesine göre var olduğu, davacı tarafın davalı şirketteki hissesinin %50 olması karşısında, davacı tarafın hisselerinin şirket tarafından devralınması suretiyle şirketten çıkmasının mümkün olmadığı, ancak sermayenin azaltılması suretiyle davacı paylarının yokedilmesi ya da davacıya ait payların diğer ortak veya üçüncü bir kişi tarafından satın alınması yoluyla davacının davalı şirketten çıkmasının sağlanabileceği, mahkemece davacıya çıkma hakkı tanınması durumunda, payların değeri hesaplanırken VUK bilançodaki özvarlık değeri ile hesaplama yönteminin değil, şirketin pazar değerinin “SPK lisanslı bağımsız denetçi” ve şirketin bilançosuna uygun teknik (örn: gayrimenkul uzmanı v.d) uzmanlığa sahip Bilirkişiler tarafından hesaplanması gerekeceği tespiti yapılmış, bunun üzerine mahkemece davacıya ait esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesinin şirketin pazar değeri belirlenerek hesaplama yapılması yönünde 16.04.2021 tarihli ek rapor alınmış, her iki rapor dosya kapsamına uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli görüldüğü, 16.04.2021 tarihli ek rapora göre sonuç itibariyle davalı şirketin öz kaynak değerinin 1.625.134,34 TL olduğu, davacının %50 hisse sahibi olarak çıkma bedelinin 812.567,17 TL olabileceği tespitinin yapıldığı, sonuç olarak Davacı ... ile davalı ...’nin diğer % 50 ortağı ve davacının eşi ... arasındaki boşanma davası ve sosyal ilişkiler nedeniyle oluşan davada, davacının davalı şirket ortaklığından çıkmasının talep etme koşullarının TTK 638/2.maddesine göre var olduğu, karar tarihine en yakın tarih itibariyle davalı şirketin öz kaynak değerinin 1.625.134,34 TL olduğu, davacının %50 hisse sahibi olarak çıkma bedelinin 812.567,17 TL olarak hesaplanabileceği anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı yan tarafından dava dilekçesinde ortaklıktan çıkma akçesi talep edilmediğini, davacı yanın 06.05.2020 tarihli dava dilekçesinin sonuç ve istem kısmı "Yukarıda sunulu nedenlerle; Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca müvekkilin haklı sebeplerle ŞİRKET ORTAKLIĞINDAN ÇIKARILMASINA, Dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması için bilcümle önlemlerin ALINMASINA, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, Karar verilmesini saygılarımla vekaleten arz ve talep ederim" şeklinde olduğunu, davacı yan, dava dilekçesinde herhangi bir bedel, ayrılma akçesi, talep etmediği gibi taraflarınca usulüne uygun sunulmuş bir ıslah dilekçesinin de bulunmadığı, HMK'nın 26 maddesi uyarınca hakimin talep sonucu ile bağlı olduğu, Mahkeme'nin 11.05.2022 tarihli duruşmasında oluşturulan ara kararların "3-Davacı yan tarafından talep konusu çıkma bedeli üzerinden Harçlar Kanunu 28,30,32 mad. Gereğince harcın ikmal edilmesi için kendilerine 2 hafta kesin süre verilmesine, Aksi halde harcın tamamlanması taleplerinden vazgeçmiş sayılarak çıkma bedeli yönünden dosyanın işlemden HMK 150. Maddesi gereğince kaldırılmasına karar verileceğinin davacı vekiline ihtarına (ihtarat yapıldı), 4- Davacı yanın çıkma bedeli yönünden harcı ikmal etmesi halinde ,Davalı yan tarafından çıkmak bedeli olarak davacı yan tarafından talep edilen ve beyan edilecek miktar gösteren dilekçe örneği davalı yana tebliği ile işbu tebligatın ulaşmadı tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinden çıkma bedelinin mahkememiz tarafından belirlenecek devlet bankalarından birince bir aylık vadeli hesapta karar kesinleşinceye kadar depo edilmesine ilişkin ihtaratı içerir şekilde davalı yana ihtaratlı tebligat çıkartılmasına," şeklinde olduğunu, bunun üzerine davacı yan 24.05.2022 tarihinde "beyan" dilekçesi vererek talep ettikleri çıkma bedelinin 812.567,17 TL olduğunu beyan ettiğini, ile davacı tarafından yapılmış usulüne uygun bir ıslah da mevcut olmadığını, çıkma payı kesinleşmeden ayrılma akçesi talep edilemeyeceğini, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, Mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, şirketin satılan iki aracının rayiç değerinin hesaplanmasının hatalı olduğunu, şirket kasasına giren paranın belirli olduğunu, şirketin gerçek malvarlığının fahiş hesaplandığı, borcunun daha fazla olduğu, tahsil kabiliyeti olmayan çeklerin değerinin özkaynak değerinden indirildiğini, bu bedelin özkaynak değerinden indirilmesi isabetli olsa da bilirkişiler tarafından tahsil kabiliyeti olmayan çeklerin hesabı oldukça düşük tespit edildiğini, bilançoda öz sermaye toplamı şirketin defter değeri olduğunu, şirketin aktifinde kayıtlı olan değerlemeye tabi varlıkların değer farkları bu tutara eklendiğini, örnek otomobil, gayrimenkul vs, şirketin pasifinde değerlenmesi gereken bir kaynak var ise borçların vadesine göre bilanço tarihine indirgenmesi vb gibi bazı şartların varlığı halinde değerlenmesi gerektiğini, bu değerde öz sermayeye eklendiğini, işbu nedenler ile bu doğrultuda inceleme yapılır ise 876.096 TL civarı olarak şirketin özkaynak değeri tespit edileceğini, ilgili bilirkişi raporuna göre kurulan hükmün onanması halinde, belirlenen ayrılma akçesi fahiş olduğundan şirket malvarlığı olması gerekenden fazla bir eksilme ile karşı karşıya kalacağını, mahkemece karar tarihine en yakın tarih uyarınca hesaplama yapılmasının gerektiği gözetilmediği gibi bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının da dikkate alınmadığını, davacı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, Türk Ticaret Kanunu'nun 638/2. maddesi uyarınca limited şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, kararın sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir.Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Mahkemece, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği tüm kişiler hakkında ileri sürdüğü talepleri ile ilgili olumlu/olumsuz bir karar verilmemesi, talep sonucunun karşılanmaması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.TTK'nın 638 maddesi uyarınca; her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir. Açıklanan yasal düzenleme kapsamında şirketten çıkmasına karar verilmesini talep eden ortağın, bu talebinin dayanağı olan haklı sebepleri ispat etmesi gerekir. Kanunda nelerin haklı sebep olduğu konusunda bir düzenleme yapılmamış olup, bu husus her somut olay nezdinde Mahkemece değerlendirilecektir. Somut uyuşmazlıkta Mahkemece davacının ortaklıktan haklı sebeple çıkarılmasına karar verilmiş, bu karara karşı taraflarca istinafa gelinmediğinden çıkarma talebi yönünden karar kesinleşmiştir. İstinafa gelen temel uyuşmazlık ise, davacının ayrılma akçesi talebinin usulüne uygun olarak ileri sürülüp sürülmediği, Mahkemece bu talebin hüküm altına alınıp alınmayacağı ve yapılan hesaplamanın usulüne uygun olup olmadığı noktasındadır. TTK'nın 641. maddesi uyarınca; ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahiptir. Aynı Kanun'un 642. maddesi uyarınca ayrılma akçesi, şirketten ayrılma ile muaccel olur.Ayrılma akçesinin belirlenmesinde, hissenin kaydi-nominal değerleri esas alınamaz. Şirkete ortaklar tarafından konulan sermaye, ortakların şirketten alacağı anlamındadır. Şirket, ortakların koydukları sermaye ile mal varlığı edinmiş ve bunları kullanarak kar elde etmeye yönelmiştir. Şirketin mal varlığının değerinin belirlenmesinde, karar tarihine en yakın rayiç değerlerinin esas alınması gerekmektedir.Somut uyuşmazlıkta davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ve dava dışı diğer ortak olan eşinin boşanma aşamasında olmaları ve aralarında husumet bulunması sebebiyle davalı şirketteki ortaklığının devam etmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek haklı sebeple ortaklıktan çıkmasına izin verilmesini talep etmiş, ancak ayrılma akçesine ilişkin herhangi bir talebinin bulunmadığı görülmüştür.Ön inceleme duruşmasında da uyuşmazlık tespiti olarak sadece davacının haklı sebeple ortaklıktan çıkarılmasına izin verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı, varsa alınması gereken tedbirlerin neler olduğu belirtilmiş ve taraflarca bu tespite herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. Davacı vekili ilk defa birinci bilirkişi raporuna beyan dilekçesinde rapordaki tespitlere göre ayrılma akçesinin hesaplanması ve ödenmesi talebinde bulunmuş, daha sonra Mahkemece hesaplanan ayrılma akçesi üzerinden harcın tamamlanması için süre verilmesi üzerine talebini 18/05/2022 tarihli dilekçe ile yinelemiştir. Mahkemece de bu talep dikkate alınarak davacının ayrılma akçesi hüküm altına alınmış ise de, Mahkemece dava dilekçesinde, ön inceleme duruşma tutanağında bulunmayan ve ıslah dilekçesi sunulmayan bu talebin hangi gerekçe ile hüküm altına alındığı açıklanmamıştır. Kabule göre de, davalı vekili tarafından ayrılma akçesinin hesaplanmasına ilişkin yapılan somut itirazlar hakkında ek rapor alınmadığı gibi söz konusu itirazlar gerekçeli kararda da somut bir şekilde değerlendirilmemiştir. Davalı vekili tarafından kasaya giren satış bedelleri dikkate alınmayan ve rayiç değerlerin hesaplamaya katıldığı araçlara ilişkin resmi satış senetleri de getirilmek suretiyle bu araçlara ilişkin itirazlar ile sair tüm itirazları tek tek değerlendirilmek suretiyle itirazlar hakkında olumlu/olumsuz bir karar verilmemiş ve hangi gerekçe ile araçların rayiç değerlerinin dikkate alındığı açıklanmamıştır. Mahkemece usul ve yasaya uygun gerekçeli karar oluşturulmadığından Dairemizce de istinaf sebepleri incelenememiştir. Sonuç itibariyle, davalının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 297, 353/1-a6, 355 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtildiği şekilde usul ve yasaya uygun gerekçe oluşturulmak ve davalının tüm itirazları değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; (Kapatılan)İstanbul ... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../10/2022 tarih ve 2020/... Esas- 2022/... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden dahili davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.