T.C. Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde, davacı markaları ile davalı "hazerbaba ... sun" markası arasındaki iltibas ve kötü niyet iddialarına ilişkin YIDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin davası.
Özet: Davacı tarafça, kendi tescilli markalarıyla benzerlik gösterdiğini iddia ettiği "hazerbaba ... sun" ibareli markanın hükümsüzlüğü, sicilden terkini ve tescile esas ilgili YIDK kararının iptali istemiyle açılan davada; davacı vekili, davalı markasının müvekkilinin tanınmış markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, iltibas ve karışıklık tehlikesi yarattığını, kötü niyetli bir tescil girişimi olduğunu ileri sürerken; davalı vekili, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal farklılıklar bulunduğunu, karıştırılma ihtimali olmadığını, tescil işlemlerinin hukuka uygun olduğunu ve davacının kötü niyet iddiasının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/541 Esas - 2025/320

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/541
Karar No : 2025/320
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 22/12/2024
Karar Tarihi : 18/09/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 18/09/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin 1944 yılında başlayan faaliyetleri neticesinde .... sayılı kararı ile haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, dava konusu marka başvurusu ile müvekkiline ait markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı şirket markasında yer alan ....” ibaresinin davalı şirketin ticaret ünvanının kılavuz unsuru olduğunu ve okunmayacak derecede küçük punto ile yazıldığını, değerlendirme dışı tutulması gerektiğini, dava konusu markanın asıl unsurun “...” ibaresi olduğunu, dava konusu markada yer alan “sun” ibaresinin “güneş” anlamına geldiğini ve tescili talep edilen emtia bakımından marka ayırt edici olmadığını, müvekkili markalarında yer alan “...” markasının çatı marka olarak geri planda bırakılması gerektiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait .... esas unsurlu markaların tescilli olduğu sınıfta tescil edilmek istendiğini, ilgili sınıflarda yer alan ürünlerin tüketici kitlesinin fazla zaman ayırmadan ve dikkat göstermeden anlık karar vererek ürün satın aldığını, ürünlerin küçük çocuklara hitap ettiğinin ve değerinin düşük olduğunun değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini, dava konusu markanın müvekkiline ait markalar ile iltibas teşkil ettiğini ve markaların halk tarafından karıştırılması, ilişkili olduğu kanısı uyanmasının kaçınılmaz olduğunu, dava konusu markanın müvekkiline ait seri marka imajı yaratacağını, “....” ibaresinin ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğunu, müvekkiline ait “....” markasının tanınmış marka olduğunu, dava konusu markanın tescil edilmesi halinde müvekkili markası üzerinden haksız kazanç sağlanacağını ve müvekkilinin zarara uğrayacağını, davalı şirkete ait marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ifade ederek, ..... sayılı ve ...." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı.... vekili cevaplarında özetle; itiraz aşamasında gerekçe gösterilmeyen markaların .. kararının iptali talebi bakımından kabul edilemeyeceğini, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markaların görsel, işitsel ve anlamsal bakımdan kıyaslanamayacak derecede farklı olduğunu, dava konusu markada vurgunun markanın bütününde olduğunu, markalarda ortak olarak yer alan “...” kelimesinin tek başına ön plana çıkmadığını, “hazerbaba” ibaresinin dava konusu markanın başında yer aldığını ve tüketicilerin dikkatinin bu ibare üzerinde yoğunlaşacağını, “...” ibaresinin ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, ortalama tüketicilerin taraf markalarını karıştırmayacağını, SMK 6/5 maddesi kapsamında ret koşullarının oluşmadığını, davacının kötü niyet iddiasını ispatlayacak yeterli delil sunulmadığını, müvekkili Kurum tarafından tesis edilen iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "hazerbaba ... sun" ibareli marka için davalı tarafından 09/02/2023 tarihinde 29 / 30 / 35.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının...sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verdiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu marka başvurusu, 29, 30 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler bakımından, başvuruya konu edilmiştir. Davacı şirketin, itiraz ve dava aşamasında gerekçe olarak gösterdiği markalar ise, 05, 29, 30 ve 32. Sınıf emtia bakımından tescillidir. Dava konusu marka kapsamında yer alan 29 ve 30. Sınıf emtia, hali hazırda davacı şirket markalarında yer almaktadır. Dolayısıyla, 30. Sınıf emtia bakımından, markalar arasında ayniyet oluşmuştur.
Dava konusu marka kapsamında yer alan 35. Sınıf hizmetler ise, davacı markalarında aynen yer almamakla birlikte, bu mal ve hizmetler, davacı markalarında yer alan 29 ve 30. Sınıf mal ve hizmetler ile benzer/ilişkilidir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir. Neticede, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu,....” ibaresi, diğer ibarelerin üstünde ve oldukça küçük punto ile yazılarak arka planda bırakılmıştır. Davalı başvuru sahibi şirketin ticaret unvanının da ayırt edici unsuru “hazer baba” ibaresi olup, markadaki yeri, konumu ve boyutu gözetildiğinde, “hazer baba” ibaresinin ikinci planda bırakılmak istendiği ya da üst marka olarak konumlandığı anlaşılmıştır. Dava konusu markada yer alan “...” ibaresi, İngilizce olup, kelimelerin anlamında hareketle ... ...” ibaresinde herhangi bir kelime ön plana çıkarılmamış, kelimelerin tamamı aynı renk, aynı punto ile yazılmıştır.
Davacıya ait markalar ise “... “....” ibareleri alt satırlarda konumlandırılmıştır. “....” markası, davacı adına ... sayı ile kayıtlı tanınmış marka olduğu anlaşılmıştır. Davacının çok sayıda önceki tarihli markasının...” ibaresi olduğu değerlendirmiştir. ..... Davanın konusunu oluşturan gıda ürünleri bakımından, “...” ibaresinin marka vasfı bulunmaktadır. Bu nedenle, davacıya ait “... ...” ibareli markaların esas unsurunun “... işitsel ve kavramsal olarak değerlendirildiğinde, davalıya ait dava konusu marka başvurusunun esas unsuru “...” ibaresini içermekte olup, davacıya ait markaların esas unsurunun da “...” ibaresini içermesi, dava konusu markada yer alan “....” ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığı, dava konusu marka bir bütün olarak değerlendirildiğinde dahi, bu ibarenin, davacının “.....” şeklinde oluşturulmuş seri markaları arasına sızabileceği, dava konusu markanın, davacı markaların ayırt edilemeyeceği, ortalama tüketiciler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları; taraf markalarının ortak olarak “...” ibaresini içermelerinden kaynaklı olarak, aralarında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, taraf markaları arasında markaların aynı ya da benzer olması şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan ve davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler, “yiyecek-içecek” grubuna dahil, hemen her yaştan ve kesimden tüketiciye hitap eden ürünler olup, özel bir tüketici kesimine hitap etmeyen, nispeten kısa zaman aralığında tercih yapılarak satın alınan, sık tüketilen gündelik ürünler olup, yüksek fiyatlı olarak nitelendirilemeyecek ürünlerdir. Bu nedenle, taraf markalarında benzerlik taşıyan emtialar yönünden ilgili tüketicinin; makul düzeyde bilgili ve dikkat ve özeni yüksek olmayan bireyler olduğu; neticede, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin bir kısmı bakımından, taraf markaları arasında ayniyet/benzerlik oluştuğu, davanın konusunu oluşturan ve taraf markaları arasında benzerlik taşıyan mal ve hizmetlerin ortalama tüketicisinin makul düzeyde bilgili ve dikkat ve özeni yüksek olmayan bireyler olduğu, davacı markalarında yer alan “...” ibaresinin çatı marka niteliğinde olup, benzerlik değerlendirmesinde dikkate alınmamasının gerektiği, davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresi “..., ...” anlamı taşımakla birlikte, gıda sektörü bakımından herhangi bir tanımlayıcılığının bulunmadığı, dava konusu markanın da esas unsurunun “...” ibaresini içerdiği, dava konusu markada yer alan “..... ibaresinin markaya ayırt edicilik katmadığı, dava konusu markanın da davacı markalarında olduğu gibi “...+KELİME” şeklinde oluşturulduğu, davalı başvurusunun davacının tescilli seri markaları arasına sızmış bulunduğu, bu hâlin öteden beri kullanılan davacı markalarının tüketiciler nazarında tesis ettiği imajın transferi sonucunu doğuracağı, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olayda dava konusu markanın kapsamında yer alan tüm emtia bakımından taraf markaları arasında markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları Bakımından Değerlendirme:
6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir...... Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için WIPO, 1999 yılında "WIPO Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu, Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, Markanın ekonomik değeri. Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir. 6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir.
Somut uyuşmazlık bakımından, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik, itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı, dava aşamasında ise 2013 yılına ilişkin reklam faturaları, ürün görselleri, 2013 yılına ilişkin lisans sözleşmesi, ürün satış faturaları, satış rakamlarına ilişkin tablolar, araç giydirme görselleri, internet sayfası linkleri ile emsal kararlar sunulduğu; sunulan belgelerin, markaların olağan kullanımını gösteren belgeler olduğu, tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı taraf, davalı marka başvurusunun kendi markasının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak yapıldığını iddia ettiği, içtihatlardan da anlaşıldığı üzere, kötü niyetin her somut olayda net olarak ortaya konması gerektiği, davalı şirketin kötü niyetinin ispatı külfetinin davacıya ait olduğu; dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir her hangi bir belge bulunmadığından bahisle davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu marka kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin, davacı markalarında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, davalıya ait dava konusu marka başvurusunun, davacıya ait markalar ile benzer olduğu ve dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtia bakımından, dava konusu marka başvurusunun davacıya ait markalar ile karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, ... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kabulüne,
.... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
....e gönderilmesine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 14.283,1‬0.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirketin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 916,00.-TL
Tedbir Harçları : 1.132,10.-TL
Bilirkişi Ücreti :12.000,00.-TL
P.P : 235‬,00.-TL
TOPLAM :14.283,1‬‬‬0.-TL