İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, finansal kiralama ile edinilen ayıplı iş makinelerinin iadesi ve tazminat talebine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı, finansal kiralama yoluyla temin ettiği üç adet iş makinesinin üretim kaynaklı gizli ayıplı olduğunu, sürekli arızalar verdiğini ve birinin yangın çıkardığını iddia ederek ayıpsız misliyle değişimini ve uğradığı ticari zararların tazminini talep ederken, davalı ise iş makinelerinde ayıp bulunmadığını, sorunların kullanım hatasından kaynaklandığını, bakım yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve delil tespit raporunun kendisine bağlayıcı olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/14
KARAR NO: 2026/1499
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2021/265 Esas- 2022/390 Karar
TARİH: 26/05/2022
DAVA: Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ..., karla mücadele işinde ihtiyacı olan 3 Adet ..., Finansal Kiralama Sözleşmesi ile edinmek amacıyla davalı ... ...A.Ş. ile görüşmüş ve anlaşmış, bu iş makinelerine ilişkin olarak dava dışı ... A.O. ile 17.08.2018 Tarihli, ... Sözleşme Nolu ve ... FKB Tescil Nolu Finansal Kiralama Sözleşmesi (Ek: 2) akdetmiştir. ... A.O., 17.08.2018 Tarihli ve ...,... ve ...Nolu Proforma faturalarda (Ek: 3) belirtildiği şekilde; davalı ... ...A.Ş.’ den 1 adet 2017 model, 2 adet 2018 model olmak üzere toplamda 3 adet, ... marka ...’ i satın almış ve 17.08.2018 tarih ve ... numaralı Finansal Kiralama Sözleşmesi ile müvekkilimiz şirkete kiraladığı, Finansal Kiralama Sözleşmesinde belirlenen kira bedelleri ödenip, Finansal Kiralama Sözleşmesinin süresi tamamlandığında; dava konusu Greyderlerin mülkiyeti müvekkilimiz şirketçe devir alınacak olduğu, davalı şirketten satın alınan, Finansal Kiralama Sözleşmesine ve davaya konu iş makinelerinde, satın alındıktan ve kullanılmaya başlandıktan itibaren üretim kaynaklı gizli ayıplar ortaya çıkmış ve çıkmaya da devam ettiği, Söz konusu gizli ayıplar sebebiyle dava konusu makineler sürekli arızalanmakta ve yetkili servise götürülerek tamirleri yapıldığını, ancak bu tamiratlar kalıcı bir çözüm olmadığı ve söz konusu araçlarda halen sürekli arızalar ortaya çıktığı, İstanbul Ticaret Odasında kayıtlı ...Tescil Plaka Nolu, ... Model, ... marka ..., (Motor No:..., Şasi No:...) iş makinesi,10.07.2019 tarihinde 09.45 sıralarında, ... Karayolu 35.Km’sinde yolda ilerlediği sırada alev alarak, motor kısmında yangın çıktığı, Türk Borçlar Kanununun 227/4. Maddesi gereğince, dava konusu “2017 Model ... Modeli ... Seri Numaralı, ... Model ... SERİ ... Seri Numaralı ve ... Model ... SERİ ... Seri Numaralı” ... Marka 3 Adet ... İş Makinesinin ayıpsız mislileri ile değiştirilmesine karar verilmesini, dava konusu iş makinelerindeki ayıplar ve arızalar nedeniyle çalışamaması nedeniyle uğradığımız maddi ticari zararlarımızın şimdilik 10.000,00 TL.’ sının davalı tarafça tazmin edilmesine karar verilmesini, delil tespiti giderleri de dahil olmak üzere tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görülmesi gereken mahkeme görev bakımından doğru olup Asliye Ticaret Mahkemeleri olmasına rağmen, yetki bakımından yanlış olduğunu, Çağlayan'da bulunan İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, İlk arızanın oluştuğu tarihten ayıp ihbarı tarihine kadar aradan çok uzun zaman geçtiği ayıba ilişkin iddialar zamanaşımına uğradığını, davacının Karaman Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/26 D. İş dosyası ile yaptırdığı delil tespiti Müvekkil Şirkete karşı yapılmadığını, delil tespiti Müvekkil Şirkete karşı istenmediği, Değişik iş dosyasından yokluğumuzda verilen delil tespit kararına istinaden, yalnızca bilirkişi raporu 27.08.2019 tarihinde tebliğ alındığını, delil tespit kararına ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını, bu nedenle süresi içerisinde yalnızca rapora itiraz edildiği, dolayısıyla, müvekkil şirkete karşı yapılmayan ve tebliğ edilmeyen delil tespitine ilişkin karar Müvekkil Şirket yönünden kesin delil niteliği taşımadığını, sonuç itibariyle, kesin delil niteliği taşıyacak bir delil tespit dosyası olmadığını, esasa ilişkin olarak satılan ayıplı olmayıp ücretsiz onarım hakkını kullanan davacı tarafa karşı müvekkil şirket yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davaya konu iş makinalarında tekrarlayan herhangi bir arıza olmadığını, müvekkil şirket uhdesinde bulunan servis formlarından da kontrol edildiği üzere müvekkil şirket gerekli işlemleri yaparak sözü geçen kullanım hatası kaynaklı problemleri en kısa zamanda ücretsiz olarak giderildiği, müvekkil Şirket yetkililerinin yaptığı incelemelerde, tutuşmanın sebebinin aks yağ havalandırmasından gelen yağın motor egzoz kısmına ulaşmasıyla alevlenmenin olduğu tekrarlanan arıza olmadığı için ayıplı üretim olarak değirdirilmemesi gerektiği, İmalat hatası ya da ayıplı mal olarak niteleyerek zarar talebinde bulunulması en kolay türden atfedilebilecek kusur isnadıdır. Bahsi geçen makina için 169 saatte motor revizyonu yapıldığını, satılandaki arızalar kullanım hatasından kaynaklandığından bahisle davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 26/05/2022 tarih ve 2021/265 Esas- 2022/390 Karar sayılı kararında;
Davanın satın alınan iş makinalarının ayıpsız misli ile değiştirilmesi ve kazanç kaybı istemine ilişkin olduğu, davalı şirketten satın alınan, Finansal Kiralama Sözleşmesine ve davaya konu iş makinelerinde, satın alındıktan ve kullanılmaya başlandıktan itibaren üretim kaynaklı gizli ayıplar ortaya çıktığını ve çıkmaya da devam ettiğini, dava konusu makinaların sürekli arızalanmakta ve yetkili servise götürülerek tamirleri yapıldığını, ancak bu tamiratlar kalıcı bir çözüm getiremediğini araçlarda halen sürekli arızalar ortaya çıktığını bu nedenle iş makinelerinin ayıpsız misliyle değişimini ve kazanç kaybını talep ettiği, davacının bu davayı açabilmesi için finansal kiralama şirketinin kendisine bu konuda yetki verdiğini, davaya konu iş makineleri 17/08/2018 tarihli proforma faturalarına istinaden satın alınmış olması, eldeki davanın 02.04.2022 tarihinde açılmış olması ve TBK nun 231.maddesi gereğince dava 2 Yıllık zamanaşımı süresi dolmadan açıldığı, Mahkemece istinabe yolu ile iş makinaları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle makina mühendislerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındığı, 23.12.2021 tarihli bilirkişi raporunda; "Davaya konu makinada diğer makinelerde olduğu gibi şanzıman değişimi ya da motor revizyon işlemleri gibi önemli tamirat işlemlerinin yapılmamış olduğu, servis tarafından yapılan arıza giderim işlemleri incelendiğinde yapılan tamirat ve parça değişim işlemlerinin yetkili servis tarafından yapılmış olduğu, makinanın kaporta aksamında boya atamalarının mevcut olduğu bu durumun makinenin fazla ısınmasından kaynaklı olduğu, makinada rampa aşağıya inişlerde aşırı ısınma sebebiyle motorun hararet yaptığı makine rampa aşağıya inerken iş makinesinin operatörün istemi dışında vites yükselttiği, bu durumun makinanın hızını arttırdığından dolayı kontrolü zorlaştırdığı ve bu sebeple de kaza riskini arttırdığı, rampa aşağıya inişlerde hızı düşürmek için frenin daha fazla kullanılması sebebiyle balatalar ısınıp kampanaların zarar görmesinden dolayı frenin görevini yerine getirmeme durumlarının oluşabileceği, iş makinesinin fren sistemi ve kampanalarında ciddi derecede deformasyonların oluştuğu, bu durumun kazalara sebebiyet verebileceği hususları tespit edilmiş olup; makinadaki şanzıman arızası hararetin yükselmesi arızasının makinanın çalışmasına olumsuz yönde etkilediği, bahse konu arızaların ileride telafisi olmayan durumlara yol açabileceği değerlendirilmekte olup şanzıman ve hararet ile ilgili arızanın gizli ayıp statüsünde olduğu" tespitlerine yer verildiği, davacı taraf kazanç kaybı talebinden feragat ettiğinden ek bilirkişi raporu alınmadığı, bilirkişi heyeti dosyaya sunulan servis formlarını detaylı bir şekilde inceleyerek kronikleşen bir arzı bulunup bulunmadığı, arızaların tekrar edip etmediği, komple revizyon gerektiren arızaların tekrar edip etmediği hususlarının irdelendiği, davacının şikayetleri, servis tarafından yapılan işlem, arızaların giderilip giderilmediği tablo olarak incelemeye sunulduğu, bilirkişi raporunda tüm arızalar yönünden makinalar üzerinde inceleme yapılarak ve servis formları incelenerek fiili durum ve yapılan işlemler denetime elverişli olacak şekilde değerlendirilerek sonuca ulaşılmış olmakla davalı tarafın yeni rapor alınmasına ilişkin talebin yerinde görülmediği, bilirkişi kurulunun tespitleri aracın aynı nitelikte arızalar vermesi ve bunun devam etmesi karşısında hakkaniyete ve hukuka uygun olduğu, davacının TBK’nın 227/1-4 maddesi uyarınca ayıpsız benzeri ile değişim hakkını kullandığı, davaya konu edilen makinalarda üretimden kaynaklı şanzıman arızasının bulunduğu, iki makinenin şanzımanın tamamen değişmesine rağmen aynı arızaların tekrar ettiği, şanzıman arızası nedeniyle davacının makinalardan maksimum düzeyde yararlanamadığı dolayısıyla iş ve zaman kaybı yaşadığı, makinaların servis formları ve kullanım saatlerinin incelenmesinde makinaların bu kadar sık arızalanmasının normal bir durum olmadığı, makinaları kullanan kişilerin bu makinaları kullanma ehliyetlerinin bulunduğu, tespiti yapılan ayıpların ilk bakışta tespiti yapılamayan ancak makinaların kullanımı sonrası ortaya çıkabilecek gizli ayıplar olduğu, ayıpların ortaya çıkmasında kullanıcı hatasının bulunmadığı, ayıpların giderilmesi için yetkili servisçe defaten çalışma yapılmasına rağmen ayıpların giderilmediği, devam eden bu ayıpların tekrarlanmayacak şekilde giderilemeyecek ayıplar olduğu anlaşılmıştır.
Araçtaki ayıbın sürekli olduğu ve aynı nitelikte olduğu, bu durumun aracın performansını olumsuz etkileyeceği dolayısıyla TBK’nın 227/3 maddesi uyarınca satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verilmesinin hakkaniyete uygun olmayacağı gerekçesiyle satılanın ayıpız misli ile değiştirilmesi talebi yönünden davanın kabulüne, kazanç kaybı talebi yönünden bu talepten feragat edilmesi nedeniyle bu talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından verilen işbu karar usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kararın ortadan kaldırılarak davanın reddi yönünde hüküm kurulması gerektiğini, bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin doğru olmadığını, makinanın rampa aşağıya uzun süreli düşük vites ve yüksek hızla çalıştırılması durumunda şanzıman yağı aşırı derecede ısınacak ve vites kavrama grubundaki balata –çelik parçaları aşırı ısıdan dolayı kilitleyeceğini, bu durum operatörün makinaya muadelesini engelleyerek kazaya sebep olacağını, bu tamamen kullanım esnasında yapılmaması gerek bir uygulama olduğunu, makinadaki beyin sistemi bu gibi bir durumu algılayarak; yani şanzımandaki aşırı ısınma ve yüksek hız durumuna göre vitesi yükselterek sistemin normal çalışma seviyesine getirip bir nevi şanzımanda olabilecek problem eğelediğini, bu bütün şanzımanların karakteristik özelliği gibi olduğunu, örnek vermek gerekirse 1. Viteste uzun süreli olarak aracın kullanılması sonucun oluşan aşırı motor devir sesi nedeniyle halk tabirinde araç vites istiyor denildiğini, davacı şirketin tam da makinayı bu şekilde kullandığını, aslında makina kendini koruma amaçlı makina hızının artmasına paralel olarak vites artırarak olası bir sistemsel sorunu engelleyerek olabilecek bir kazanın önüne geçmeye çalıştığını, operatör ısrarla yüksek hızda iken vitesi düşürmeye çalışarak sistemin doğru çalışmasına izin vermediğini; şanzıman yağının ısınmasına ve sistemin zarar görmesine sebep verdiğini, müşterinin davacı şirket daha önce hasar olan 2 tane şanzımanın dağıtıldığı zaman 1. Ve 2. Vites kavramaları da yanma olayının görülmesi operatörün yanlış kullanımına en büyük işaret olduğunu, daha önce şanzıman harareti şikâyeti üzerinde gönderdiği serviste (dosyada mübrez form ve resimlerde) makinanın soğutma sistemi olan radyatörlerin aşırı pislik ile tıkalı olduğu ve bu işlem tamamen operatörün sorunluluğunda olan bir temizleme olmasında rağmen hiçbir şekilde temizleme yapılmadığı ve yine buna bağlı olarak da makinanın bu şekilde kullanılmaya çalışılması da motor, hidrolik ve şanzıman sistemine zara vereceği görülmüş müşteriye gerekli bilgilerin verildiğini, bu durumda müşterinin yapmakla yükümlü olduğu bakımları yapmayarak makinanın sistemlerin hasar görmesine sebep olduğunun da aşikâr olduğunu, makinadaki fren sisteminin kuru tip ve yüksek hızlarda fren kullanılması doğal çalışma prensibine göre tatbikî, yüksek ısı ortaya çıkartacağını, makinadaki fren sistem, yapı olarak bu yüksek ısılara dayanacak şekilde dizayn edildiğini ve müşterinin de bu zaman kadar fren ile alakalı bir sorun olmaması zaten bu sistemin düzgün çalıştığının da bir göstergesi olduğunu, ağır tonajlı kamyon ve benzeri araçlarda da benzer kuru tip fren sistem olup tüm araçlar sorunsun şekilde yollarda çalışmakta olmaları bu sistemin ne kadar güvenli olduğunun başka bir kanıtı olduğunu, davaya konu arızaların kullanım ve bakım hatalarından meydana geldiğini, keşif yapılmak suretiyle makinelerin incelenmesi ve rapor düzenlenmesi gerekirken evrak üzerinden rapor düzenlenmesinin hak kaybına sebebiyet verdiğini, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığını, delil tespitinin davalıya karşı yapılmadığını ve usule uygun olmadığını, makinelerde gizli ayıp bulunmadığını, kullanım hatası kaynaklı arızalar olduğunu, davacı tarafından ücretsiz onarım hakkının kullanıldığını, davacının kronik sorunlar var dediği problemlerin sürekli yaşanan kronik veya çözülemeyen problemler olmadığını, davacının dilekçelerinde makinaları kullanmanın hayati risk oluşturduğu söylenmesine rağmen makinaları hala kullanmaya faal olarak devam etmeleri de iyi niyet kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini, sayılı hususların ve itirazlarının hiçbirinin yerel mahkeme tarafından dikkate alınmadığını ve yetersiz bilirkişi raporları neticesinde usul ve yasaya aykırı olarak karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; davacı tarafından finansal kiralama sözleşmesi yoluyla satın alınan dava konusu iş makinelerinin gizli ayıplı olduğu iddiasıyla makinelerin ayıpsız misli ile değiştirilmelerine ve kazanç kaybı zararının tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu makinelerin ayıpsız misli ile değiştirilmeleri talebinin kabulüne, kazanç kaybı talebinin ise feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı vekili tarafından dava konusu iş makinelerinin gizli ayıplı olmadığı, makinelerde oluşan arızaların kullanım hatasından kaynaklı olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı, davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılmadığı, davacı tarafından ücretsiz onarım seçimlik hakkının kullanıldığı ve tüketildiği, delil tespiti raporunun kesin delil olmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olmadığı hususları istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Davalı vekili tarafından ileri sürülen bu istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava, cevap, itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiş, gerekçeli kararda her bir iddia ve savunma sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır.
Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafından dava konusu iş makinelerinin finansal kiralama sözleşmesi yoluyla davalıdan 17/08/2018 tarihinde satın alındığı, davanın TBK'nın 231 maddesinde düzenlenen 2 yıllık zamanaşımı süresi ve garanti süresi içerisinde açıldığı, davacı tarafından ileri sürülen ayıpların ortaya çıkması üzerine davalıya bildirildiği ve yetkili servislerde işlem gördüğü gibi davalı tarafından da makinelere müdahale edilerek arızanın giderilmeye çalışıldığı, bu hususun davalının kabulünde olduğu ve böylelikle ayıp ihbarının süresinde yapıldığının anlaşıldığı, davacı tarafından sıfır olarak alınan ve ağır işlerde kullanılan dava konusu iş makinelerinin alındığı tarihten itibaren kısa bir süre içerisinde arızalandığı ve arızanın kısa aralıklarla süreklilik arz ettiği, makinelerden ikisinde şanzıman değişimi ve motor revizyon işlemi gibi önemli tamirat işlemlerinin yapıldığı, birinde yangın çıktığı, üç iş makinesinde de makinede rampa aşağıya inişlerde aşırı ısınma sebebiyle motorun hararet yaptığı, makine rampa aşağıya inerken iş makinasının operatörün istemi dışında vites yükselttiği, bu durumun makinanın hızını arttırdığından dolayı kontrolü zorlaştırdığı ve bu sebeple de kaza riskini arttığı, rampa aşağıya inişlerde hızı düşürmek için frenin daha fazla kullanılması sebebiyle balatalar ısınıp, kampanaların zarar görmesinden dolayı frenin görevini yerine getirmeme durumlarının oluşabileceği, bu durumun kazalara sebebiyet verebileceğinin tespit edildiği ve bu durumun halen devam ettiği, davalı vekilinin savunma ve istinaf sebebinin aksine bu durumun şanzıman arızasından kaynaklandığının belirtildiği ve meydana gelen arızaların kullanıcı hatası olmayıp, üretim hatasından kaynaklı gizli ayıplar olduğunun tespit edildiği, davacının ücretsiz onarım hakkını kullanmasına rağmen arızanın kalıcı bir şekilde giderilmediği ve bu haliyle ağır işlerde kullanılan makinelerden beklenen faydanın sağlanamayacağı, sıfır olarak alınan iş makinelerinin bu şekilde kabulünün davacıdan beklenemeyeceği ve hakkaniyete uygun olmayacağı, ayıplar kalıcı olarak giderilmediğinden seçimlik hakkın kullanıldığından ve tüketildiğinden bahsedilemeyeceği, bu hususlar gözetilerek iş makinelerinin ayıpsız misli ile değiştirilmelerine karar verilmelerinin hakkaniyete uygun olduğu, bilirkişi raporunun her üç iş makinesinin bulunduğu yere gidilmek ve üzerinde keşfen inceleme yapılmak suretiyle üç kişilik makine mühendisinin oluşturduğu heyet tarafından düzenlendiği, raporun dosya kapsamı ile uyumlu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, Mahkemece sadece delil tespiti raporu dikkate alınarak hüküm kurulmadığı, iş makineleri üzerinde inceleme yapılmak suretiyle düzenlenen rapor ve taraflarca sunulan deliller değerlendirilmek suretiyle sonuca varıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 113.659,30 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 28.244,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 85.415,10 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 17/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.