İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, Çinden Türkiyeye 19.150 şal taşımacılığı veya satışına ilişkin 20.000 USD bedelinin ihtilaflı ödemesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında istinaf kararını açıkladı.
Özet: Bu istinaf incelemesinde, davacının Çinden Türkiyeye şal taşımacılığı için davalıya ödediği 20.000 USDnin tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talep edilmekte olup, davacı, davalının taşıma taahhüdünü yerine getirmediğini ileri sürerken, davalı ise kendisinin yalnızca şalların satışına aracılık ettiğini, nakliye sorumluluğu olmadığını ve bedelin satış bedeli olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, ilk derece mahkemesi ise ödenen bedelin karşılıksız kalıp kalmadığı ve iade koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında tarafların iddialarını incelemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2023/6 KARAR NO: 2026/1507T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : (Kapatılan)Bakırköy 1. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI: 2022/327 Esas- 2022/952 KararTARİH: 31/10/2022DAVA: İtirazın İptali İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız takiplerde haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından borca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, haksız, mesnetsiz ve kötüniyetli olarak yapılan itirazın iptali gerektiğini, müvekkilinin, ticari faaliyetleri kapsamında, Çin'de satın aldığı 19.150 adet şal cinsi eşyanın Türkiye'ye nakli amacıyla davalı ile anlaştığını, davalının, 23.000,00 USD karşılığında bu eşyaların Çin'de faaliyet gösteren şirketi üzerinden Türkiye'ye naklini ve müvekkile teslimini sağlayacağını taahhüt ettiğini, davalıya taşıma komisyonculuğu karşılığında ödenecek ücretin 20.000,00 USD kısmı peşin olarak, kalan 3.000,00 USD kısmı ise eşyaların faturaları teslim edildiğinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, tarafların anlaşması üzerine, müvekkilinin ücretin 20.000,00 USD kısmını 04.04.2019 tarihinde önden verdiğini, taşınacak olan eşyaların 08.04.2019 tarihinde müvekkilinin İstanbul'daki işyerine teslim edildiğin, fakat teslim edilen eşyalara ilişkin fatura teslim edilmediği için bakiye kalan 3.000,00 USD'nin fatura teslim edildikten sonra ödenmesinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki söz konusu alacak miktarının davalı tarafından bilinen bir alacak olmasından dolayı likit bir alacak olduğunu, bu sebeple de likit bir alacağa dayalı olarak yapılan icra takibine haksız itiraz eden borçlunun İ.İ.K. m.67/2 gereğince %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, takibe konu 20.000,00 USD (Amerikan Doları) asıl alacak ve ferileri yönünden itirazın iptali ile takibin devamına; %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına; vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili davalının, Çin Halk Cumhuriyetinde mukim ... Ltd isimli firmanın sahibi ve yetkilisi olduğunu, bu firma üzerinden İran'da mukim ...isimli şahıs firmasına birtakım eşyaları ihraç ettiğini, müvekkilinin bu firma adına ... ve ... isimli kişilerle irtibata geçtiğini, müvekkilinin eşyalarla ilgili mülkiyet ve tasarruf hakkı satışla birlikte İran'da mukim ...firmasına geçtiğini, bu işlemlerin gerçekleşmesinden sonra yine ... ve ... tarafından eşyaların ülkemize ihraç edileceğinin belirtildiğini ve yurt içinde müşteri ve depo sağlanması konusunda müvekkilinden yardım talep edildiğini, müvekkili tarafından bu işlemlerin kendilerine komisyon ödenmesi konusunda yapılabileceğinin belirtildiğini, bu teklifin ... ve ... tarafından kabul edilmesi üzerine bir kısım eşyaların ... Malzemeleri, bir kısım eşyaların ... Elektronik isimli firmaların depolarında saklanabileceği, şal cinsi eşyaların da davacıya satışı konusunda müvekkili tarafından aracılık yapılabileceğinin belirtildiğini, dava konusu eşyaların davacıya satılması hususunda müvekkili aracılık görevini üstlendiğini ve yurt dışında mukim şirket üzerinden davacıya şal cinsi eşyaların satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, müvekkilinin bilgisi bu ürünlerin toplamda 23.000-USD karşılığında satılacağı, 20.000-USD'nin peşin ödendiği ve ilgili kişilerce faturanın ibraz edilmesinden sonra ise kalan 3.000-USD'lik ödemenin yapılacağı, ... ve ... tarafından faturanın ibraz edilmemesi sebebiyle 3.000-USD'lik kısmın ödenmediğini, müvekkilinin hiçbir şekilde eşyaların nakliyesine ilişkin bir sorumluluk üstlenmediğini, davacı ile buna yönelik bir anlaşmaya varmadığını, bahsedilen bedellerin eşyaların satış bedeli olduğunu ve müvekkilinin burada ne alıcı ne de satıcı olduğunu, davacının kötü niyetli olarak ortada bir nakliye sözleşmesinin var olduğundan bahsettiğini, öncelikle Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/302 Esas sayılı kamu davasının bekletici mesele yapılmasına, davanın reddine, davacının dava konusu miktarın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 31/10/2022 tarih ve 2022/327 Esas- 2022/952 Karar sayılı kararında;Davada uyuşmazlığın taraflar arasında taşıma ilişkisine dayalı davacı tarafça davalıya ödenen mal karşılığı bedellerin karşılıksız kalıp kalmadığı, ücret iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, dava dosyasında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup tarafların iddiaları bu muvacehe ölçüsünde değerlendirildiği, Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/302 Esas sayılı dava dosyasına konu soruşturma dosyası içerisinde davalının kolluk nezdinde 08.07.2019 tarihli vermiş olduğu ifade irdelenmiş ve davalının ifadesinin bulunduğu 2 nolu sayfada ...'ın yaptığını iddia ettiği ödemeler ile alakalı " ifadesinde belirtmiş olduğu ödemeler doğrudur. 20.000 Dolar peşin, 3000 Dolar faturayı getirdikten sonra verecekti. Ben bu noktada iki taraf için aracılık yapıyorum." şeklinde beyanda bulunduğu, beyanının avukat huzurunda alınıp imzalandığının anlaşıldığı, davalının soruşturma sırasında avukat eşliğinde vermiş olduğu ifade ile davacının kendisine 20.000 Doları peşin verdiğini mahkeme dışı ikrar ile ikrar ettiği artık tartışmasız hale geldiği, dosya kapsamından davalının elden almış olduğu bedelin karşılığı olan malları davacıya teslim etmediği açık olup, davalının bu miktar yönünden sebepsiz zenginleştiği, gelinen aşamada aldığı bedeli davacıya iade ettiğine ilişkin kanuni delil sunamadığı, zaten sunulan beyanlardan da bu hususun anlaşıldığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından ikrar olarak kabul edilmiş olan müvekkil ifadesinde; "... isimli şahıs Çin'de tanıştığım doğrudur. ... ve ... isimli şahısların ... ile tanışmamdan önceki görüşmemde müşterinde talebinde bulunmaları ve ... Çin'e mal almak üzerine gelmesi sebebiyle onunla mal temin edebileceğim konusunda anlaştığım. İfadesinde belitmiş olduğu ödemeler doğrudur. 20.000 dolar peşin 3.000 dolar faturayı getirdikten sonra verecekti. Ben bu noktada iki taraf için aracılık yapıyorum. Bu işten %3,5-5 arasında komisyon kazanıyordum." şeklinde olduğunu, davanın konusunu oluşturan bedelin karşılığı teslim edilmesi gereken eşyaların mülkiyetinin müvekkile ait olmadığını, müvekkilin, Çin Halk Cumhuriyetinde mukim .... Ltd. isimli firmanın sahibi ve yetkilisi olduğunu, bu firma üzerinden çeşitli ülkelere ihracat yaptığını, bahsi geçen şal cinsi eşyalar müvekkilin yetkilisi olduğu şirket tarafından İran ülkesine ihraç edildiğini, İran ülkesinde malları satın alan firma ...isimli şahıs firması olduğunu, müvekkil, bu firma adına hareket eden ... ve ... isimli kişilerle irtibata geçtiğini, müvekkilin eşyalarla ilgili mülkiyet ve tasarruf hakkı satışla birlikte İran'da mukim ...firmasına geçtiğini, belirtilen ihracattan sonra ... ve ... tarafından eşyaların ülkemize ihraç edileceğinin müvekkile belirtildiğini ve yurt içinde müşteri ve depo sağlanması konusunda kendisinden yardım talep edildiğini, müvekkil tarafından bu işlemlerin kendilerine komisyon ödenmesi karşılığında yapılabileceğinin belirtildiğini, müvekkilin bu eşyaların satışı için ... ve ... ile davacıya aracılık ettiğini ve taraflar arasında ödeme koşullarında anlaşıldığını, bu aşamadan sonra derdest olan Bakırköy 53. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/302 Esas sayılı kamu davasına konu olaylar yaşandığını, söz konusu eşyalar transit rejimi kapsamında ülkemizden geçmekte iken yurda 5607 sayılı Kanuna aykırı bir şekilde bırakıldığını ve daha sonra eşyalara el koyma kararı verildiğini, davacı tarafından bahsi geçen kamu davasında verilmiş olan ifadelerde söz konusu eşyaları 35.000 Dolar karşılığında satın aldığını, müvekkilin 23.000 dolar karşılığında nakliye işlemlerini gerçekleştireceğinin belirtildiğini, başka bir ifadesinde ise müvekkile 20.000 doların gümrük işlemleri için ödendiğini belirttiğini, davacının iddialarının birbirinden farklı olduğunu, maddi gerçek ilgili kovuşturma sonucunda tespit edileceğini, tarafınca ilgili yargılamada yapılacak tespitlerin huzurdaki davasının sonucunu etkileme ihtimali olduğu belirtilerek davanın bekletici mesele yapılmasının talep edildiğini, mahkeme tarafından bu talebi hakkında karar verilmediğini, davacı tarafından dava dilekçesinde müvekkile eşyaların nakliyesi konusunda taşımacılık komisyonu ödendiğinin iddia edildiğini, mahkeme tarafından tacirlik araştırması yapıldığını, yapılan araştırmada müvekkilin bu alanda iştigal eden bir şirketinin olmadığı belirlendiğini, davacı tarafından nakliye hizmetine dair yazılı hiçbir belge dava dosyasına sunulamadığını, eşyalara el konulması üzerine davacı tarafça eşyaların satıcısına ödeneceği belirtilmiş olan bedel müvekkilden taşımacılık komisyonu karşılığında ödenmiş bir bedel gibi talep edildiğini, mahkeme tarafından gerekçeli kararda da belirtildiği üzere "...davalının elden almış olduğu bedelin karşılığı olan malları davacıya teslim etmediği açık olup" denilerek malların davacıya teslim edilmediğinin kabul edildiğini, mal teslimi ile ödeneceği kararlaştırılan 20.000 doların elden ödendiğinin kabul edildiğini, mahkeme tarafından müvekkilin nakliye işiyle iştigal etmediğinin de tespit edildiğini, bu bakımdan mahkemenin varmış olduğu sonucun tutarsız olduğunu, ilgili kamu davasında müvekkilin elden ödemenin yapıldığı 04.04.2019 tarihinde İstanbul'da olmadığı iddiasının da bulunduğunu, malların davacıya müvekkil tarafından teslim edilmediğini, bu bedelin müvekkil tarafından alınamayacağı kamu davası sonucunda ortaya çıkabilecek muhtemel bir sonuç olduğunu, bu tespitin yapılması durumunda huzurdaki davanın reddine hükmedileceğinin kuşkusuz olduğunu, diğer yandan müvekkilin vermiş olduğu ifade; "20.000-USD'lik ödemeyi elden teslim aldım" şeklinde bir beyanın bulunmadığının görüldüğünü, gerekçeli kararda yerel mahkeme tarafından yüzeysel olarak mahkeme içi ikrarın tanımı yapıldığını, hükmün dayandığı ikrar beyanının yeterince irdelenmediğini, burada unutulmaması gereken bir diğer husus müvekkilin vermiş olduğu ifadede kendisine yöneltilen soruların işlendiği düşünülen bir suçun ortaya çıkarılmasına yönelik olduğunu, müvekkilin vermiş olduğu cevapların da ceza soruşturmasında maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik olduğunu, müvekkile ifadesinde ...'dan 20.000 dolar elden ödeme alıp almadığına yönelik bir soru sorulmadığını, bu bakımdan müvekkilin açık, kuşkusuz bir ikrarından bahsetmenin mümkün olmadığını, ifade tutanaklarının basit bir kopyala-yapıştır işlemi ile hazırlandığını, müvekkilin ifadesi incelenip imzalanırken hem kendisinin hem de müdafinin dikkat ettiği hususlar ceza soruşturmasına ilişkin olduğunu, bahsi geçen kamu davası dosyasının tümü incelenmeden veya mahkemesinin inceleyip, tespitte bulunup hüküm kurması beklenmeden huzurdaki davada kesin bir hükme varmanın mümkün olmadığını, mahkemece 20.000 dolarlık bir hükme bu yolların hiçbirine başvurulmaksızın ulaşıldığını, bu bakımdan yapılmış olan incelemenin eksik olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedildiği iddia edilen taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesine aykırı davranıldığı iddiasıyla davacı tarafından davalıya ödenen bedelin istirdadı için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut davada davacı tarafından davalı aleyhine 20.000,00 USD'nin tahsili için icra takibi başlatılmıştır. İtirazın iptali davası takip talebiyle sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğundan dayanak icra takibinin usul ve yasaya uygun geçerli bir takip olması şarttır. Dava konusu icra takip talebinde talep olunan yabancı para alacağın Türk parası ile tutarının gösterilmediği anlaşılmakla bu hususun kanunen şart olup olmadığına ilişkin Dairemiz'in de içerisinde bulunduğu farklı Bölge Adli Mahkemesi Hukuk Daireleri ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Daireleri arasında bu uyuşmazlık hakkında farklı kararlar verilmiş, Dairemizin gerek oy birliği gerekse oy çokluğu ile çıkan kararlarda TBK'nın 99. maddesi ile getirilen düzenleme dikkate alındığında, döviz alacağının aynen ödenmesinin talep edilebileceği, İİK'nın 58. maddesindeki düzenleme, icra takip harcın belirlenmesine ilişkin olup UYAP ortamında başlatılan takiplerde harcın sistem tarafından otomatik olarak hesaplanıp tahsil edildiği ve bu sebeple icra takibinin usul ve yasaya uygun olduğu kabul edilmiş ise de, Dairemiz ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi tarafından bu uyuşmazlık hakkında verilen farklı kararlara ilişkin uyuşmazlığın giderilmesi için yapılan başvuru üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 24/02/2025 tarih, 2025/617 esas ve 2025/1082 karar sayılı ilamı ile; ".... İİK'nın 58/3. maddesinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 60/1-1. maddesinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K. sayılı kararı)...." gerekçesi ile uyuşmazlığı gidermiştir. 2004 Sayılı İİK 58, 60 maddeleri, HGK, uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin güncel Yargıtay içtihatı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/2882 esas ve 2025/1289 karar sayılı güncel içtihatı ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde davacı tarafından takip talebinde ve buna uygun olarak düzenlenen ödeme emrinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmeden takip başlatıldığı ve itirazın iptali davası açısından özel dava şartı olan usulüne uygun bir takip başlatılmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu gerekçe ile davanın özel dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi, kabule göre de; davacı tarafından taraflar arasında taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesinin akdedildiğinin ileri sürüldüğü, davalı tarafından ise bu iddianın inkar edildiği ve dava konusu olaya ilişkin ceza yargılamasının bulunduğunun anlaşıldığı, Mahkemece ceza yargılamasının sonucu beklenerek ceza yargılamasındaki tüm ifadeler ve deliller ile tarafların tüm iddia, savunma ve delilleri değerlendirilerek taraf arasındaki hukuki ilişkinin niteliği belirlenmek suretiyle sonuca gidilmesi gerekmesine rağmen bu hususta olumlu/olumsuz bir karar verilmeden ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi, icra inkar tazminatına yabancı para alacağının takip tarihindeki efektif satış kuru üzerinden hesaplanan TL karşılığı üzerinden hükmedilmesi gerekirken yabancı para üzerinden hüküm kurulması da hatalı olmuştur. Sonuç olarak, davalının istinaf başvurusunun usulen kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmasın karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davalının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ ile; (Kapatılan) ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/10/2022 tarih ve 2022/... Esas- 2022/... Karar Sayılı Kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce yeniden hüküm kurulmak suretiyle; 2-Davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddesi uyarınca özel dava şartı eksikliği sebebiyle usulden REDDİNE,-Davanın usulden reddine karar verilmesi sebebiyle davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL harcın, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 3.688,10 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.956,10 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6- 1.320,00 TL arabulucuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 7-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT' uyarınca kabul edilen miktar ve tarifenin 13/1 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 10-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 93,50 TL dosyanın istinafa gidiş-dönüş harcı toplamı olan 314,20 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 17/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.