Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde tanınmış marka iltibası ve kötü niyet iddialarıyla açılan iptal ve hükümsüzlük davası.
Özet: Sektörde uzun yıllardır tanınmış ve ayırt edici bir ibareyi temel alan markalara sahip davacı şirket, davalının kötü niyetle, davacı markasının başına ayırt edici olmayan bir harf ekleyerek türettiği benzer bir markanın tescili için başvurması nedeniyle tüketicilerde iltibas ve karışıklık ihtimali doğduğunu, mal ve hizmet sınıfları farklı olsa da piyasa algısı ve dağıtım kanalları itibarıyla benzerlik bulunduğunu ileri sürerek, ilgili TPE kararının iptali, davalı markasının hükümsüzlüğü ve üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir talebinde bulunurken, davalı kurum işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunmuş, diğer davalı ise cevap vermemiş olup, mahkeme uyuşmazlığı iltibas, kötü niyet ve diğer marka hukuku hükümleri çerçevesinde incelemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/429 Esas - 2026/235

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/429
KARAR NO : 2026/235
DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı iptali - Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 16/10/2024
KARAR TARİHİ : 13/05/2026 Yazım Tarihi: 22/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:"müvekkil şirketinin uzun yıllardır sektörde faaliyet gösteren, “...” ibaresini esas unsur olarak içeren markaları ve ticaret unvanı ile tanınmış bir firma olduğu, anılan ibarenin yoğun ve sürekli kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı ve davacı ile özdeşleştiği, davacı markalarının sektörde bilinirliğinin yüksek olduğu, davalı tarafın aynı faaliyet alanında bulunması nedeniyle bu markalardan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, ... nezdinde başvurusu yapılan ... sayılı “...” ibareli markanın, davacıya ait “...” ibareli markalarla ayniyet derecesinde benzer olduğu, bu benzerliğin tesadüfi olmadığı ve davalı tarafın kötü niyetle hareket ettiği, davalı markasının, davacı markasının başına ayırt edici niteliği bulunmayan bir harf eklenmesi suretiyle oluşturulduğu, bu yöntemin marka hukukunda korumayı dolanmaya yönelik yaygın bir strateji olduğu, ancak somut olayda türetmenin açık ve belirgin olduğu, davacı tarafça; dava konusu markanın, davacı markalarının seri markası olarak algılanmaya elverişli olduğu, bu durumun tüketici nezdinde iltibas ve karıştırılma ihtimali doğurduğu, markaların yan yana ve benzer satış kanalları aracılığıyla piyasaya sunulmasının mümkün olduğu, bu kapsamda, tüketicilerin taraflar arasında ekonomik veya ticari bir bağ bulunduğu kanaatine varabileceği, mal ve hizmet benzerliği bakımından; her ne kadar davacı markalarının doğrudan 18. sınıfta tescilli olmadığı belirtilmiş olsa da, davacı markalarının tescilli olduğu 35. sınıf kapsamındaki malların bir araya getirilmesi ve perakendecilik hizmetlerinin, davalı markasının tescilinin talep edildiği 18. sınıf emtiaları kapsadığı, bu nedenle taraf markaları arasında mal ve hizmet bakımından benzerlik bulunduğu, ... ile.... Mahkemesi’nin 20.03.2018 tarihli ... sayılı “...” kararına atıfla; mallar ile bu malların perakendeciliği hizmetleri arasında, dağıtım kanalları, ilgili tüketici kesimi ve tamamlayıcılık unsurları bakımından düşük düzeyde de olsa benzerlik bulunduğu, ayrıca; SMK m.11/4 hükmüne dayanarak, mal ve hizmetlerin aynı veya farklı sınıflarda yer almasının tek başına benzerlik ya da benzemezlik karinesi oluşturmadığını, marka sınıflandırmasının yalnızca tescil amacına hizmet ettiğini, benzerliğin piyasa algısı ve halk nezdinde karıştırılma ihtimali dikkate alınarak geniş yorumlanması gerektiğini, kötü niyet iddiası kapsamında; davacı markasının esas unsuru olan “...” ibaresinin son derece ayırt edici, tanımlayıcı olmayan ve davacı tarafından yaratılmış özgün bir ibare olduğu, davalı markasının ise bu ibareden türetildiği, davalı tarafın davacı markalarının bilinirliğinden haksız yararlanma amacı taşıdığı, bu durumun, basiretli tacir ve dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiği, kötü niyetin öğretide ve uygulamada başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olarak kabul edildiği, davacı tarafça; dava konusu markanın kullanımına devam edilmesi hâlinde davacı şirketin telafisi güç veya imkânsız zararlara uğrayacağı, davalı tarafın ise haksız kazanç elde edeceği, dava sürecinde markanın üçüncü kişilere devredilmesi suretiyle davanın etkisiz hâle getirilmesi ihtimali bulunduğu, bu nedenle ... sayılı “...” markasının üçüncü kişilere devrinin dava sonuna kadar ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesi gerektiği ,bu gerekçelerle davacı taraf; ... ’nun 17.09.2024 tarih ve ... sayılı kararının iptali, dava konusu markanın tescil edilmiş olması hâlinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, ayrıca markanın üçüncü kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/4-5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre unvan ve isim hakkı, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddilarına dayalı ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 18/09/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 16/10/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; “yapılan incelemede başvurunun herhangi bir unsur öne çıkarılmaksızın bütünleşik olarak yazılı "..." ibaresinden oluştuğu görülmüş, ihtilaf konusu ibarelerin ortalama tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı başlangıç harflerindeki farklılıkla birlikte bütünüyle bıraktıkları izlenim dikkate alındığında başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel ya da kavramsal yönden ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadığı kanaatine varıldığından işbu itirazın reddi gerekmiştir. 6769 SMK'nın 6/1 maddesi gerekçeli itiraz yerinde bulunmadığından, kullanım ispatı talebinin değerlendirilmesine gerek görülmemiştir. Markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığından eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazın da reddi gerekmiştir. SMK m.6/6 gerekçeli itiraz ise hükümde yer alan şartların varlığı ispatlanamadığından kabul edilmemiştir. Öte yandan tanınmışlık ve kötü niyet iddialarına ilişkin yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belgenin sunulmadığı görüldüğünden söz konusu gerekçeler yönünden itirazın reddi gerekmiştir.” gerekçeleriyle, yapılan itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı
hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;
... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... (...) ...+... ...
...
15/02/2026 tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE; " SMK md. 6/1 kapsamında fiili markasal kullanımı talep edilmeyen; taraf markaları arasında AYNI MAL/HİZMET veya BENZER MAL/HİZMETLERİNİN olmadığı, bununla birlikte taraf markalarının bütüncül değerlendirilmesi neticesinde görsel, işitsel ve kavramsal açıdan da benzerlik taşımadığı, bu nedenle markaların ortalama dikkat düzeyine sahip tüketiciler nezdinde aynı seri markaya ait olduğu, bağlı işletmeler arasında ekonomik bir ilişki bulunduğu veya aynı ticari kaynaktan çıktığı yönünde bir algı oluşturmasının muhtemel olmadığı, dolayısıyla taraf markaları arasında ilişkilendirme veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, SMK m. 6/1 kapsamında fiili markasal kullanımı talep edilen; davacıya ait ve ... ret kararına dayanak .... sayılı markaların tescilli olduğu 35. sınıf mal ve hizmetlerin, davalı başvuru markasının 18. sınıf kapsamında yer alan “işlenmiş veya işlenmemiş deriler ve postlar, yapay deriler, köseleler, astarlık deriler ile derilerden, deri taklitlerinden veya diğer malzemelerden mamul, başka sınıflarda yer almayan taşıma amaçlı eşyalar (çantalar, cüzdanlar, deri veya kösele kutular ve sandıklar, anahtar muhafazaları, bavullar, valizler), şemsiyeler, güneş şemsiyeleri, güneşlikler, bastonlar, kırbaçlar, koşum takımları, eyerler, üzengi ve eyer kayışları” ile aynı veya benzer nitelikte olduğu kabul edilmekle birlikte; somut olayda taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan, ortalama tüketiciler nezdinde iltibasa yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunmadığı, markaların bütünsel genel izlenim itibarıyla birbirinden yeterince uzaklaştığı, ayrıca davacı markalarının anılan mallar bakımından fiili ve markasal kullanımının ispatlanamadığı dikkate alındığında; emtia ayniyeti/benzerliği şartı gerçekleşmiş olsa dahi, taraf markaları arasında iltibas olasılığının bulunmadığı,
SMK m. 6/3 kapsamında yapılan değerlendirmede; davacının, dava konusu ... sayılı başvuru markasını, davalının başvuru tarihinden önce, herhangi bir mal veya hizmet bakımından fiilen ve markasal nitelikte kullandığına ilişkin somut bir iddia veya delil sunmadığı, bu nedenle davaya konu ... sayılı “...” ibareli markanın gerçek hak sahibinin davacı olduğunun kabul edilemeyeceği,
SMK m. 6/4 kapsamında yapılan değerlendirmede; davacının iddiasını Türkiye’de tescilli markalarına dayandırdığı, ... Sözleşmesi’nin mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmış marka statüsünün ileri sürülüp ispatlanmadığı dikkate alındığında, somut olayda SMK m. 6/4 hükmünün uygulanma imkânının bulunmadığı,
SMK md. 6/5 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; taraf markalarının faaliyet gösterdiği sektörler arasında ekonomik, ticari veya işlevsel bir bağlantı bulunduğunu gösteren somut olgu ve delillerin dosya kapsamında yer almadığı, ayrıca davalı markanın kullanımının davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağladığını, ayırt edici karakterini zedelediğini veya itibarına zarar verdiğini ortaya koyan somut ve güçlü delillerin sunulamadığı dikkate alındığında, somut olayda SMK m. 6/5’te öngörülen şartların oluşmadığı,
Dava konusu başvuru markasının, davacıya ait ticaret unvanını içermediği anlaşıldığından; SMK m. 6/6 hükmü uyarınca, davacının ticaret unvanından veya başkasına ait fikrî mülkiyet haklarından kaynaklanan bir tescil engelinin somut olayda mevcut olmadığı,
Davacının SMK m. 6/9 kapsamında ileri sürdüğü kötü niyet iddialarının, dosya kapsamı ve somut olayın özellikleri çerçevesinde Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu,
. Bu itibarla, .... sayılı kararının, usul ve yasaya uygun olduğu, yerinde bir değerlendirmeye dayandığı ve iptalini gerektirir herhangi bir hukuka aykırılık içermediği sonucuna ulaşılmıştır." şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+... ... , ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "...+... ... , ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "...+... ... , ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 304,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 13/05/2026
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır