Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin "chudomi" markasının hükümsüzlüğü, sicilden terkini ve YİDK kararının iptali davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının tescilli markasına benzerliği nedeniyle davalıya ait "chudomi" ibareli marka başvurusunun hükümsüzlüğü, sicilden terkin edilmesi ve ilgili YIDK kararının iptalini talep ettiği bir marka davasının gerekçesini özetlemektedir. Davacı, markaların beş harfinin ve sınıflandırmalarının benzerliği dolayısıyla tüketicide karışıklık yaratma ihtimali bulunduğunu, kendi markasının ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu ileri sürerken; davalı, markaların bütünsel olarak farklı olduğunu, fonetik benzerlik olmadığını ve hukuki şartların oluşmadığını savunmuştur. Uyuşmazlık, markalar ve mal/hizmetler arasındaki benzerlik, karıştırılma ihtimali, kötü niyet iddiaları ve kanun maddeleri kapsamında bilirkişi raporu ışığında değerlendirilmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/531 Esas - 2025/416
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2024/531Karar No : 2025/416....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi : 17/12/2024Karar Tarihi : 09/10/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 09/10/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ....Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; .... unsurlu markayı 03 / 18 / 25 / 35. sınıflarda tescil ettirdiğini, davalı markasında yer alan şekil unsurunun son iki harfin içine yedirilmiş olduğunu ve küçük olduğunu, dikkat çekmediğini,ek olarak kelime ve şekil markalarında tüketicinin zihninde kalan unsurun kelime unsuru olduğunu, değerlendirmenin .... ibareleri üzerinden yapmak gerektiğini, müvekkilinin ... markasının yaratım bir ibare olduğunu ve ayırt ediciliğinin yüksek olduğunu, markaların 5 harfinin benzediğini, markaların kavramsal karşılığı bulunmadığından tek harf farkının markaları ayrıştırmadığını, markaların sınıflarının da aynı olduğunu, karıştırılma ihtimali bulunduğunu.... gerçek hak sahibi olduğunu, SMK 6/3 maddesi kapsamında da reddinin gerektiğini, müvekkil markası SMK mad. 6/5 kapsamında....sayılı ve "chudomi" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı .... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, bütünsel açıdan markaların farklı olduğunu, marka başlangıçlarının farklı olduğunu, bu bağlamda fonetik benzerlik bulunmadığını, markaların parçalara bölünerek incelenemeyeceğini, .... aşamasında sunulan delillerin davacının ileri sumnuş olduğu iddiaları ispatlayamaya yetmeyeceğini, bu aşamada sürülen markalar dışındaki markaların değerlendirmede dikkate alınamayacağını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahısa usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık, kötü niyet ve 6769 sayılı kanunun 6/3 kapasımındaki itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının... sayılı "chudomi" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu .... sayılı...." ibareli marka için davalı tarafından 08/03/2023 tarihinde 03, 18, 25 ve 35.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının .... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verdiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu markada mal sınıfı olarak 03, 18 ve 25.sınıflar bulunmaktadır. Bu sınıfların davacının genel olarak gıda sınıfı diye adlandırabileceğimiz 29,30, 31. Sınıflarla bir benzerliği bulunmamaktadır. Öte yandan dava konusu markada 35.05 perakendecilik sınıfının altında 01-34 mal sınıfının tamamının yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı markalarında hem mal sınıfı olarak 29, 30, 31 bulunmakta ve yine 35.05 in altında 29-30 sınıflar yer almaktadır.Marka İnceleme Kılavuzunda belirtildiği üzere, mallar ve söz konusu malların bir araya getirilmesi hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilir. Her ne kadar mallar ile bu malların bir araya getirilmesi hizmetleri doğası, amacı, kullanım şekli faktörleri bakımından benzer olmasalar da dağıtım kanalı, ilgili tüketici kesimi ve tamamlayıcılık faktörleri açısından benzer özelliklere sahiptirler. Bu özellikleri göz önünde bulundurulduğunda mallar ve o malların perakendeciliği hizmetleri arasında düşük düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilir. Nitekim .... sayılı ....” kararında belirli bir emtia ile söz konusu emtianın perakendeciliği hizmetinin emtia ile söz konusu emtianın sunumunun tamamlayıcı nitelik arz etmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve aynı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle benzerlik bulunduğu tespitini yapmıştır. Yine aynı yönde, bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.”… aynı marka, mal ve hizmet markası olarak farklı kişilere ait olduğunda, mağaza adında ürün markasını gören kimseler, o mağazada satılan malların, mal markasının sahibi olan işletmeden geldiğini düşüneceklerdir. Bu da karıştırma ihtimaline neden olacağından, mallar için tescilli bir markanın, sonradan o mallarla ilgili mağazacılık hizmeti için üçüncü bir kişiye verilmemesi gerekir, denilmektedir. Bu noktada dava konusu markada 35.05'in altında yer alan 29, 30 ve 31 sınıfları ile benzerlik kurulmuştur. 35.sınıfın diğer alt grupları hali hazırda ayniyet göstermektedir. Bu noktada dava konusu markada yer alan bold ile gösterilen hizmetler bakımından SMK 6/1 maddesinde aranılan emtia benzerlik koşulunun sağlandığı kanaatine varmıştır.Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ABAD kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır.İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.Davacının davalı kurum nezdinde mesnet olarak sunduğu markaları.... ibaresi ürünün cinsini ifade ederken, Kids ibaresi ürünün hedef kitlesine betimle yapmaktadır. Bu noktada bu ibareler tali unsur olup markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğu anlaşılmıştır.Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.Taraf markalarının anlamsız, yaratım markaları olduğu ortadadır. Bu bağlamda kavramsal bir değerlendirme yapmak mümkün değildir. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.Taraf markaları yaratım ibareler de olsa, Türkçe yazım kurallarına uyduğu için yazıldığı şekilde okunacaktır. Dava konusu marka çudomi şeklinde okunurken davacı markaları da .../Nudomi/Yudomi şeklinde okunacaktır..... Türk Marka Hukuku adlı kitabın işitsel benzerlik bölümünde aynen “…İşitsel benzerlik incelemesinde dikkate edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle, sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet karıştırma ihtimaline yol açabilmektedir.” denilmektedir. Bu noktada aslında dava konusu marka ÇU sesiyle başlamış olsa da, her iki markanın da 3 hece olduğu ve son iki hecesinin aynı olduğu düşünüldüğünde fonetik bir benzerlik olduğu değerlendirilmiştir.Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/ kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır.Dava konusu marka "chudomi" ibaresinden oluşan kelime +şekil markasıdır. Ancak şekil unsurunun son hece olan mi hecesinin stilize bir biçimde oluşturulduğu, markada baskın bir biçimde yer almadığı değerlendirilmiştir. Davacı markalarının da kelime markaları olduğu anlaşılmıştır. Bu noktada genel itibariyle kelime uzunluklarının aynı olduğu, son 4 harfin aynı olduğu, bu nedenle belli bir seviyede görsel benzerlik içerdiği değerlendirilmiştir.Markaların bütünsel olarak değerlendirmesinde, markaların fonetik ve görsel açıdan belli seviyede benzerlik içerdiği, kelimelerin yaratım, anlamsız markalar olmasından kaynaklı tüketici zihninde anlamsal bakımından kodlanamayacağı ve ayrışamayacağı, dava konusu markada yer alan şekil unsurunun baskın bir etkisinin bulunmadığı ve dahi “ses görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince bu durumun bertaraf edilebileceği, davacının hali hazırda ... markasıyla benzerlik içerdiği bunun yanında dava aşamasında öne sürülen Nudomi, Yudomi markalarına da bakıldığında, dava konusu markasının davacının yeni yaratım marka serisi gibi algılanabileceği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, taraf markaları arasında SMK m.6/1 anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır.SMK MD.6/3 BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:6769 sayılı SMK’nın “marka tescilinde nispi ret nedenleri”nin düzenlendiği 6. mad. 3.fıkrasında; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” denilmektedir.Bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Bu madde hükmünde yer alan itirazın kabul edilebilmesi için itiraz sahibinin o işaret üzerinde başvuru tarihinden önce hak sahibi olması veya rüçhan hakkını elde etmesi ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Tescil, bir markanın daha özel hükümlerle korunmasını sağlar. SMK, istisnai olarak, marka hakkının tescile dayanmadan ilk kullanım yoluyla da elde edilebileceğini ve korunabileceğini de kabul etmiştir.İlgili maddenin koruma kapsamı görüldüğü üzere, tescilsiz bir markanın üzerinde yaratım ve kullanımla kazanılan hakka dayanmaktadır. Neticede, gerek davacı tarafından kullanıma ilişkin bir delil sunulmadığı, gerekse davacı markalarının tescilli olmasından kaynaklı bu madde uygulanma koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.TANINMIŞLIK İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir.6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır.Davacının, davalı kurum nezdinde tanınmışlığa ilişkin bir delil sunmadığı, dava aşamasında ise 2024-2025 yıllarına ait Tv reklamlarına ilişkin faturalar sunduğu, youtube ve instagram paylaşımlarına dair ekran görüntüleri paylaştığı, ilgili faturalarda Medya Satın Alma/ Dijital Yayın Bedeli ve kanal isimlerinin paylaşıldığı, ancak hangi ürüne/markaya dair bu satın almaların yapıldığı anlaşılmamaktadır. Neticede, sunulan delillerin davacı markasının tanınmışlığını ispata yetmeyeceği kanaatine varılmıştır. KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.Somut olayda davacı kötü niyet iddiasını, davalının markalarını bilinirliklerinden haksız olarak yararlanma amacıyla tescil ettirdiğine dayandırmaktadır. Davacı markasının tanınmışlığı ispat edilemediği gibi, kötü niyeti ispatlar somut delillerin sunulmadığı anlaşılmış olup, netice itibariyle de, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Taraf markaları arasında bold olarak belirtilen emtialar bakımından benzerlik sağlandığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, SMK 6/3 madde korumasından yararlanılamayacağı, davacı tanınmışlığının ispatlanamadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Davanın Kabulüne, ....sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....e gönderilmesine,Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 15.773,10.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahısın yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09/10/2025 Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 916,00.-TL Tedbir Harçları : 1.132,10.-TL Bilirkişi Ücreti :12.000,00.-TL P.M. : 1.725,00.-TL TOPLAM :15.773,10.-TL