4706 sayılı Kanun kapsamında belediye kullanımındaki hazine taşınmazlarının bedelsiz devri talebiyle açılan tapu iptali ve tescil davasında direnme kararı.
Özet: İstanbul Büyükşehir Belediyesinin, 1991den beri kullandığı ve 31.12.2000 öncesi yapılar nedeniyle 4706 sayılı Kanun uyarınca bedelsiz devredilmesi gerektiğini iddia ettiği taşınmazların, Hazineden TOKİye devredildikten sonra üçüncü bir şirkete satılması üzerine, TOKİ adına olan tapu kaydının iptali ve adına tescili talebiyle açtığı davada, taşınmazların mülkiyetinin hukuka uygunluğu ve İBBnin iddia ettiği bedelsiz devir şartlarının oluşup oluşmadığı konusundaki uyuşmazlık, alt mahkemelerin çelişkili kararları ve Yargıtay bozması sonrası istinaf mahkemesinin direnmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir.
Hukuk Genel Kurulu         2024/590 E.  ,  2026/107 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

    SAYISI : 2023/1511 E., 2023/1738 K.
    ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 20.12.2022 tarihli ve
    2022/6490 Esas, 2022/8342 Karar sayılı BOZMA kararı
    Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
    Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine, kamu düzenini ilgilendiren gerekçe ve hüküm arasındaki çelişki nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TOKİ vekili, davalı Hazine vekili ve fer'î müdahil .... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir.
    Direnme kararı davalı TOKİ vekili, davalı Hazine vekili ve fer'î müdahil .... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    1. Davacı vekili; İstanbul ili, Kartal ilçesi, ...Mahallesinde bulunan ve Hazine adına kayıtlı olan 22 27... , 48, 50, 52... ada 33 parsel sayılı taşınmazlarda 1991 yılından itibaren belediyeye ait asfalt üretim tesisi, idari bina, yemekhane vs. bulunduğunu, taşınmazları iştirakleri olan ... A.Ş'nin kullandığını, taşınmazlar için yirmi yıldır ecrimisil ödediklerini, üzerindeki yapılar 31.12.2000 tarihinden önce inşa edildiği için 4706 sayılı Kanun uyarınca taşınmazların yapı sahibi olan belediyeye bedelsiz devredilmesi gerektiğini, ancak davalı Hazinenin taşınmazları bedelsiz olarak diğer davalı ... Başkanlığına (TOKİ) devrettiğini, devrin hukuka aykırı olduğunu, Kanunda belirtilen Bakanlık kararının ön şart değil tamamlayıcı unsur olduğunu, davalı TOKİ adına yapılan tescillerin yolsuz olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
    2. Fer’î müdahil ... A.Ş. vekili; dava konusu taşınmazların 1991 yılından itibaren şirket tarafından üzerine yapılar inşa edilmek suretiyle aralıksız olarak fiilen kullanıldığını, bu nedenle 4706 sayılı Kanun gereğince taşınmazların kullanıcısına satılmak üzere Kartal Belediye Başkanlığına bedelsiz devri gerektiğini, TOKİ’ye yapılan devrin yasanın emredici hükümlerine açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
    II. CEVAP
    1. Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazların kamu kurum ve kuruluşları ile TOKİ arasında imzalanan protokoller kapsamında yapılacak mahsuplaşma işlemlerinde kullanılmak üzere Bakanlık Makamının 10.06.2011 tarih ve 797 sayılı Olur’ları neticesinde devredildiğini, idari işlem iptal edilmedikçe ayakta durduğunu, tapu iptali ve tescil isteminin dinlenmeyeceğini, devrin bedelsiz olmadığını, toplam 21.685.200,00 TL ödendiğini, 4706 sayılı Kanun’un 5/6. fıkrasında aranan koşulların davacı ... adına oluşmadığını, anılan Kanun maddesi gereğince Bakanlıkça tespit edilen Hazineye ait bir taşınmazın bulunması gerektiğini, ancak Bakanlık tarafından yapılan bir tespit ve belediye lehine alınmış bir devir kararının bulunmadığını, dava konusu taşınmazların 24.04.2013 tarihli protokol ile Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketine satıldığını, ancak tapuda devrin yapılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    2. Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazların diğer davalı TOKİ adına tescil edildiğini, Hazineye karşı husumet yöneltilemeyeceğini, yolsuz tescil iddiasının yersiz olduğunu belirterek müvekkili hakkındaki davanın husumetten reddi gerektiğini savunmuştur.
    3. Fer'î müdahil .... vekili; dava konusu taşınmazların şirket tarafından 24.04.2013 tarihli protokol ile TOKİ’den satın alındığını, 2985 sayılı Kanun’un 6/2. fıkrası gereğince mülkiyetin tescilsiz kazanıldığını, müvekkilinin tapu siciline güvenerek ve iyiniyetli olarak taşınmazları iktisap ettiğini, Hazine tarafından TOKİ’ye yapılan bedelsiz devrin bir idari işlem olduğunu, davacının idari işleme karşı idari yargıda bir iptal davası açmadığını, 4706 sayılı Kanun’un davacıya mutlak bir hak bahşetmediğini, anılan Kanun’da Bakanlıkça tespit edilen Hazineye ait taşınmazların bedelsiz devrinin söz konusu olduğunu, dava konusu taşınmazların Bakanlıkça tespit edilen taşınmazlardan olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 02.02.2017 tarihli ve 2015/223 Esas, 2017/7 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların Bakanlık Makamının 10.06.2011 tarih ve 797 sayılı Olur’u ile TOKİ’ye devredildiği, 1/1000 ölçekli imar planı iptal edildiğinden taşınmazların kadastral parsel oldukları, 4706 sayılı Kanun’un kadastral parseller için de uygulanabileceği, taşınmazlar üzerinde davacı belediyenin iştiraki olan fer’î müdahil ... A.Ş’ye ait yapıların bulunduğu, bu nedenle davacı tarafın 4706 sayılı Kanun’un 5/6. fıkrası uyarınca taşınmazların bedelsiz olarak kendilerine devrini öncelikle isteme hakkı bulunduğu, ancak satış evrakları incelendiğinde davacının taşınmaz devri için idareye bir başvuruda bulunmadığı, ayrıca Bakanlık oluru ile davalı adına tescil yapıldığından davacı tarafın öncelikle ilgili idari işlemin iptali amacıyla dava açması gerektiği, eldeki davanın erken açıldığı ve usulden reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2018 tarihli ve 2018/83 Esas, 2018/83 Karar sayılı kararıyla; idarenin yaptığı mahsuplaşma ve buna dayanarak oluşturulan tapu sicilinin yolsuz bulunduğu iddiasının dava tarihindeki duruma göre değerlendirilmesi gerektiği, dosya kapsamı ve toplanan deliller uyarınca yolsuz tescil iddiasının yerinde olmadığı, tescile dayanak olan mahsuplaşma işleminin hâlen hukuken var olduğu, davanın esastan reddi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün gerekçesinde yanılgı bulunduğu, gerekçe ve hüküm arasındaki çelişkinin kamu düzenini ilgilendirdiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, hükmün ortadan kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile davanın esastan reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Birinci Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 26.10.2020 tarihli ve 2018/5303 Esas, 2020/5450 Karar sayılı kararıyla; ''...4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 5. maddesinin 6. fıkrasında “Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup, Bakanlıkça tespit edilen, Hazineye ait taşınmazlardan, 30/3/2014 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanlar; Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilir. Bu şekilde devredilen taşınmazlar, haczedilemez ve üzerinde üçüncü kişiler lehine herhangi bir sınırlı ayni hak tesis edilemez. Bu taşınmazlar belediyelerce öncelikle talepleri üzerine yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine, rayiç bedel üzerinden doğrudan satılır. (Ek cümle:4/7/2019-7181/17 md.) Bu maddenin onbirinci fıkrası kapsamında Hazineye intikal eden yapı ve tesislerin satışında, yapı ve tesis bedeli yapı yaklaşık birim maliyet bedelinin yüzde beşi olarak hesaplanır. Bu suretle yapılacak satışlarda satış bedeli, en az yüzde onu peşin ödenmek üzere beş yıla kadar taksitlendirilebilir. Taksit tutarlarına kanunî faiz oranının yarısı uygulanır. Taksitle satışa esas bedel ile taksit süresi ve sayısını belirlemeye belediyeler yetkilidir.” düzenlemesi yer almaktadır.
    Somut olayda, dava konusu taşınmazların davalı Hazine tarafından davalı TOKİ’ye idari işleme dayanılarak temlik edildiği, dayanılan idari işlemin de ayakta olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Ancak, davalı Hazine ile davalı TOKİ arasındaki işlemlerin davacıyı ilgilendirmediği gözetildiğinde, taraflar arasında yapılan mahsuplaşma işleminin halen hukuken var olmasının eldeki davanın reddine gerekçe olamayacağı açıktır.
    Hal böyle olunca, 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 6. fıkrası uyarınca dava konusu taşınmazların yerinin, Bakanlıkça tespit edilen taşınmazlardan olup olmadığının ve anılan maddede sayılan şartların oluşup oluşmadığının araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen İkinci Karar
    Bölge Adliye Mahkemesinin 23.03.2022 tarihli ve 2021/20 Esas, 2022/767 Karar sayılı kararıyla; bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama neticesinde, 4706 sayılı Kanun’un 5/6. fıkrasında belirtilen tarihten önce dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı belediyenin iştiraki olan ... A.Ş. tarafından inşa edilmiş yapılar bulunduğu, hâlen anılan şirket tarafından kullanıldığı ve taşınmazların Hazineye ait yerlerden olduğu, Kanun’un aradığı koşulların oluştuğu, TOKİ’ye yapılan devirden davacının bilgisi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne oy çokluğuyla karar verilmiştir.
    C. İkinci Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TOKİ vekili, davalı Hazine vekili ve fer'î müdahil .... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''...4706 sayılı Yasa'nın 5. maddesi 6. fıkrasına göre taşınmazların yapı sahiplerine devrinin öncelikli olduğu belirtilmiş ise de; kanundaki düzenleme şeklinden devir yönünde mutlak zorunluluk olmadığı anlaşılmaktadır. Zira; 4706 sayılı Yasa'nın 7. maddesi 2. fıkrası; "Bu kanunun uygulamasına ilişkin esas ve usuller ile üçüncü madde, dördüncü maddenin (d bendi) ve beşinci maddesini 6. fıkrasında yer alan hükümlerin uygulanmayacağı yerleri belirlemeye, Cumhurbaşkanınca belirlenecek hazineye ait taşınmaz mallarına gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle gayrimenkul yatırım payı ortaklıkları veya gerçek tüzel kişiler ile birlikte değerlendirilmesine ilişkin esas ve usulleri tespit etmeye bakanlık yetkilidir." hükmünü içermektedir. Bu madde ile yapılan düzenlemede, 5/6. maddede bakanlıkça tespit edilen hazineye ait taşınmazların öncelikle yapı sahiplerine satılmak üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilecek taşınmazların anılan hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağının belirleme yetkisinin Cumhurbaşkanına ait olduğu, taşınmazın devir ve dava açıldığı tarih itibariyle bu yetkinin bakanlar kuruluna ait olduğu düzenlenmiş olup, taşınmazların 2011 yılında davalı TOKİ'ye protokol ile devir işleminin 7. madde 2. fıkrasına dayandırıldığı anlaşılmaktadır.
    Dava konusu taşınmazlar dava açılmadan önce 10/06/2011 tarihli ve 797 sayılı Bakanlık makamının oluru ile bedeli mukabilinde TOKİ idaresine protokol dahilinde 03/10/2011 tarihinde devredilerek TOKİ adına tapuya tescil edilmiş olup, mahkemece dava konusu taşınmazların, 4706 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 6. fıkrası uyarınca Bakanlıkça tespit edilen taşınmazlardan olup olmadığı hususunun Milli Emlak Dairesi Başkanlığından sorulması üzerine, 01.06.2021 tarihli yazı cevabında; “anılan taşınmazlar yönünden davacı ... Başkanlığının herhangi bir müracaatının bulunmadığı, belediyenin yan kuruluş olan ...’ın taşınmazları ticari bir gelir elde etmek amacıyla kullandığı ve taşınmazların TOKİ'ye devir tarihi olan 10/10/2011 tarihine kadar fuzuli şagil konumunda bulunduğu, işgalci olması sebebiyle 4706 sayılı Kanun'un 5. maddesi kapsamında tapu önceliği bulunmadığı, taşınmazların, Bakanlık makamının olurları ile bir kamu hizmetinin ifası için TOKİ'ye devredildiği” bildirilmiştir. Davacı ... dava açıldıktan sonra 16.10.2019 tarihinde taşınmazların idareden devrini talep etmiş, İdare tarafından da 31.10.2019 tarihli yazı cevabı ile taşınmazların 2011 yılında Bakanlık Olur’u ile davalı TOKİ’ye devredilmesi nedeniyle bu talep reddedilmiştir. Dava konusu taşınmazların 1991 yılından beri Kartal Belediyesine ait ... şirketi tarafından asfalt üretim tesisi, santral, yemekhane ve tek katlı idari binalar ile arsa vasfında işgal suretiyle kullanıldığı ve Hazineye ecrimisil ödendiği anlaşılmaktadır. 4706 sayılı Yasa'nın 5. maddesinin 6. bendi gereğince, Hazineye ait taşınmazların ilgili belediyeye devrinin uygun olduğuna dair Bakanlık tarafından bir tespitte bulunulması gerekmektedir. Bu düzenlemelere göre devir konusunda Bakanlığa takdir yetkisi verilmiş olup dava konusu taşınmazların Bakanlıkça devri uygun görülen taşınmazlardan olmadığı anlaşılmaktadır.
    Hâl böyle olunca, (V/F.2.) numaralı paragrafında açıklanan yasal düzenlemeler ve (V/F.3.1, 2, 3, 4.) numaralı paragraflardaki değerlendirmeler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir’’ gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur.
    D. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
    Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; önceki gerekçeye ek olarak, 4706 sayılı Kanun’un 1. maddesinde belirtilen amacı gözetildiğinde dava konusu taşınmazların Kanun kapsamında kaldığı, taşınmazların Bakanlıkça tespit edilen taşınmazlardan olup olmadığının sorulması üzerine idare tarafından açıkça cevap verilmediği, sadece davacı belediyenin işgalinde olduklarının bildirildiği, TOKİ’ye yapılan devir de birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazların Bakanlıkça tespit edildiklerinin kabulünün zorunlu olduğu, idarenin takdir yetkisinin sınırlarını 4706 sayılı Kanun’un belirlediği gerekçesiyle oy çokluğuyla direnme kararı verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    Direnme kararına karşı süresi içinde davalı TOKİ vekili, davalı Hazine vekili ve fer'î müdahil .... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    1. Davalı TOKİ vekili; dava konusu taşınmazların 21.685.200,00 TL bedel karşılığında kamu kurum ve kuruluşları ile TOKİ arasında imzalanan protokoller kapsamında yapılacak mahsuplaşma işlemleri amacıyla devredildiğini, kamunun ihtiyaçları için yapılacak binalar nedeniyle ayni olarak yapılan bir ödeme olduğunu, TOKİ’nin kendi özel bütçesi olduğunu, gelir getirici projeler geliştirmenin 2985 sayılı Kanun gereğince TOKİ’ye verilen bir yetki ve yükümlülük olduğunu, bu nedenle dava konusu taşınmazların devredildiğini, verilen karar ile İdarenin takdir hakkının yok sayıldığını, 4706 sayılı Kanun’un 5/6. fıkrasındaki "Bakanlıkça tespit edilen" ibaresinin göz ardı edildiğini, işgalci konumundaki davacı ... lehine anılan Kanun maddesindeki şartların oluşmadığını, dava konusu taşınmazların davacı belediyeye devrine ilişkin Bakanlık Olur’unun bulunmadığını, davacı tarafından taşınmazların devri için bir başvuruda bulunulmadığını, 4706 sayılı Kanun’un 7/2. fıkrası gereğince dava konusu taşınmazların ne şekilde değerlendirileceği konusundaki takdir hakkının Bakanlık (Cumhurbaşkanlığı) makamına ait olduğunu, TOKİ’ye yapılan devrin bir idari işlemle gerçekleştiğini ve idari işleme karşı iptal davası açılmadığını, TOKİ’nin iyiniyetli edinen olduğunun göz ardı edildiğini, davalılar aleyhine iki adet vekâlet ücretine hükmedilerek yargılama giderleri yönünden de hatalı karar verildiğini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını istemiştir.
    2. Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazların 06.10.2011 tarihinde önce Hazineye ait olduğunu, davacı tarafça taşınmazların bedelsiz devri konusunda başvuruda bulunulmadığını, taşınmazların devri için 4706 sayılı Kanun’un 5/6. fıkrası kapsamında Bakanlıkça yapılan bir tespitin bulunmadığını, anılan Kanun’da İdareye devir konusunda takdir hakkı tanındığını, 4706 sayılı Kanun’un 7/2. fıkrası gereğince dava konusu taşınmazların ne şekilde değerlendirileceği konusundaki takdir hakkının Bakanlık (Cumhurbaşkanlığı) makamına ait olduğunu, taşınmazların TOKİ’ye idari işlemle devredildiğini ve idari işleme karşı iptal davası açılmadığını, davacı lehine belirlenen nispi vekâlet ücretine ilişkin itirazların dikkate alınmadığını ileri sürerek direnme kararının bozulmasını istemiştir.
    3. Fer'î müdahil .... vekili; iddianın aksine dava konusu taşınmazların 21.685.200,00 TL bedel karşılığında TOKİ’ye devredildiğini, devrin 4706 sayılı Kanun ve 298 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliğine göre Bakanlık Makamının 10.06.2011 tarihli ve 797 sayılı Olur’u ile uygun bulunduğunu, İdarenin takdir yetkisinin Anayasanın 125. maddesi gereğince kaldırılamayacağını, hiçbir Mahkemenin yerindelik denetimi yapamayacağını, idari işleme karşı iptal davası açılmadığını ve işlemin ayakta olduğunu, 4706 sayılı Kanun’un 5/6. fıkrasında mutlak suretle yapı sahiplerine bir devrin öngörülmediğini, aynı Kanun’da belediyeye devredilmeyecek taşınmazların da düzenlendiğini, bu konudaki takdir hakkının Cumhurbaşkanına ait olduğunu, ayrıca belediyeye bağlı ... A.Ş’nin dava konusu parsellerin tamamını kapsar bir işgalinin bulunmadığını, parsellerin bazılarında yapı bulunmadığını, direnme kararı öncesinde davacı tarafça sunulan delilin teksif ilkesine aykırı olduğunu ve duruşma sırasında bu delilin sunulmasına karşı çıkıldığını ileri sürerek direnme kararının bozulmasını istemiştir.
    C. Uyuşmazlık
    Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; İstanbul ili, Kartal ilçesi, ...Mahallesinde bulunan 22 27... , 48, 50, 52... ada 33 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 4706 sayılı Kanun’un 5/6. fıkrasındaki koşulların davacı ... lehine oluşup oluşmadığı, buradan varılacak sonuca göre dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
    D. Gerekçe
    1. İlgili Hukuk
    1. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının (Anayasa) 125/4. fıkrası
    2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1022. ve devamı maddeleri
    3. 4706 sayılı Kanun
    4. Milli Emlak Genel Tebliği (2 98... sıra numaralı)
    2. Değerlendirme
    1. Dava, yolsuz tescil (4706 sayılı Kanun’un 5/6. fıkrasına aykırılık) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    2. Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.
    3. 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 29.06.2001 tarihinde kabul edilip 18.07.2001 tarihli ve 24466 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlük maddesi olan 9. maddesi gereğince yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
    4. Kanunun genel gerekçesinde belirlenen hedeflere (kamu kaynaklarının en verimli şekilde kullanılarak borçlanma gereksinimlerinin azaltılması, bu çerçevede Hazineye ait ve hâlen atıl durumda bulunan taşınmaz malların kısa süre içerisinde ekonomiye kazandırılması) ulaşmanın yanında çarpık kentleşmeyi önleyerek düzenli kentleşmeyi sağlamaya yer verilmiştir.
    5. Genel gerekçe doğrultusunda 4706 sayılı Kanun'un amacını düzenleyen 1. maddesi; ''Bu Kanunun amacı; Hazineye ait taşınmazların daha kısa sürede ekonomiye kazandırılmasıdır. Bu Kanunda geçen Bakanlık deyimi Maliye Bakanlığını ifade eder'' şeklinde düzenlenmiştir.
    6. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne dayanak teşkil eden 4706 sayılı Kanun'un 5/6. fıkrası zaman içerisinde değişikliğe uğramış, güncel olarak; ''Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup, Bakanlıkça tespit edilen, Hazineye ait taşınmazlardan, 30/3/2014 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanlar; Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilir...'' şeklindedir. Anılan fıkranın gerekçesinde ise; ''Yine, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve Bakanlar Kurulunca tespit edilecek alanlarda bulunan; 31/12/2000 tarihinden önce üzerinde toplu yapılanma olan Hazineye ait taşınmaz malların, yapı sahipleri ile bunların kanuni veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere, 492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncü maddesinde yer alan harca esas metre kare birim değeri üzerinden belediyelere devredilebilmesi öngörülmektedir'' açıklamasına yer verilmiştir.
    7. Yapılan değişiklikler incelendiğinde; anılan fıkranın ilk hâlinde “Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup Bakanlıkça tespit edilecek alanlarda bulunan,” ibaresi 16.07.2004 tarihli ve 5228 sayılı Kanunun 59. maddesiyle “Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup, Bakanlıkça tespit edilen,” şeklinde; ''31.12.2000'' olarak yer verilen ibare 18.01.2017 tarihli ve 6770 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle ''19.07.2003'' şeklinde; daha sonra da 28.11.2017 tarihli ve 7061 sayılı Kanun'un 59. maddesiyle ''30.03.2014'' şeklinde değiştirilmiştir.
    8. Öte yandan, 4706 sayılı Kanun'un 5/6. fıkrasının yorumlanması için 7/2. fıkrasının da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Anılan Kanun'un 7/2. fıkrasında; ''Bu Kanunun uygulamasına ilişkin esas ve usuller ile 3 üncü madde, 4 üncü maddenin (d) bendi ve 5 inci maddenin altıncı fıkrasında yer alan hükümlerin uygulanmayacağı yerleri belirlemeye, Cumhurbaşkanınca belirlenecek Hazineye ait taşınmaz malların gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle gayrimenkul yatırım ortaklıkları veya diğer gerçek veya tüzel kişiler ile birlikte değerlendirilmesine ilişkin esas ve usulleri tespit etmeye Bakanlık yetkilidir'' düzenlemesine yer verilmiştir. 02.07.2018 tarihli ve 700 sayılı KHK’nın 136. maddesiyle, bu fıkrada yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresinin “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirildiği anlaşılmaktadır.
    9. Uyuşmazlığın çözümüne geçmeden önce son olarak 4706 sayılı Kanun'un 5. maddesine göre satışı amacıyla belediyelere taşınmaz devir işlemlerini düzenleyen 313 sıra numaralı Milli Emlak Genel Tebliğine değinilmesi gerekmektedir.
    10. Milli Emlak Genel Tebliğinin (313 sıra numaralı) XIII.(1). maddesinde; ''Belediye ve mücavir alan sınırları içinde olup, Bakanlıkça tespit edilen Hazineye ait taşınmazlardan, 30/3/2014 tarihinden önce üzerinde yapılanma olanlar; Hazine adına tescil tarihine bakılmaksızın öncelikle yapı sahipleri ile bunların kanunî veya akdi haleflerine satılmak ya da genel hükümlere göre değerlendirilmek üzere ilgili belediyelere bedelsiz olarak devredilebilecektir'' , ''Belediyelere Devredilmeyecek Taşınmazlar'' başlıklı (B-1). maddesinde; ''Tebliğin II nci bölümünde Satılamayacak Taşınmazlar başlığı altında belirtilenler ile aşağıda belirtilen taşınmazlar Belediyeye devredilmeyecektir.
    ...
    h) Bakanlıkça devri uygun görülmeyen taşınmazlar, '' düzenlemelerine, diğer maddelerinde de devir işlemlerine ilişkin usullere yer verilmiştir.
    11. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden sonra somut olay irdelendiğinde; dava konusu 22 26... parsel sayılı 1.000, 00... miktarlı bostan, 22 27... parsel sayılı 5.662, 00... miktarlı bostan, 48 parsel sayılı 8.793, 00... miktarlı arsa, 50 parsel sayılı 1.776, 00... miktarlı arsa, 52 parsel sayılı 840, 00... miktarlı arsa vasıflı taşınmazlar Maliye Hazinesi adına kayıtlı iken, dava konusu taşınmazların da içinde bulunduğu Hazineye ait toplam 26 adet taşınmazın kamu kurum ve kuruluşları ile ... arasında imzalanan protokoller kapsamında yapılacak mahsuplaşma işlemlerinde kullanılmak üzere 203.861.036,20 TL bedel üzerinden Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devrinin, 4706 sayılı Kanun, Hazine taşınmazlarının idaresi hakkında yönetmelik ve 298 sıra nolu Milli Emlak Genel Tebliğine göre Bakanlık Makamının 10.06.2011 tarihli ve 797 sayılı Olur’u ile uygun görülmesi üzerine 03.10.2011 tarihli ve ... yevmiye nolu işlemle Toplu Konut İdaresi Başkanlığına devredilmiştir. ... ile .... arasında imzalanan 24.04.2013 tarihli protokol ile dava konusu taşınmazların da aralarında bulunduğu toplam 15 adet taşınmazın belirlenen bedeller üzerinden satışı hususunda anlaşılmıştır.
    12. Yapılan keşif, alınan bilirkişi raporu, ecrimisil ihbarnameleri ve taşınmaz tespit tutanakları birlikte incelendiğinde; dava konusu taşınmazların tek bir parsel gibi etrafı duvar ile çevrili vaziyette 1990'lı yıllardan beri davacı ...’nin bağlı kuruluşu olan fer’î müdahil ... A.Ş’nin kullanımında olduğu, dava konusu 22 26... parsel sayılı taşınmaz üzerinde şantiye giriş kapısı ve duvar (büyük bir bölümünün Sanayi Caddesinde kaldığı), 22 27... parsel sayılı taşınmaz üzerinde iki adet tek katlı yapı ve depo, geriye kalan kısmının beton santrali, 22 27... parsel sayılı taşınmaz üzerinde iki adet iki katlı idare binası, tek katlı bir adet yapı, asfalt ve beton santralleri, 22 27... parsel sayılı taşınmaz üzerinde tek katlı bir adet yapı bulunduğu, 22 27... parsel sayılı taşınmaz üzerinde ise herhangi bir yapı bulunmadığı anlaşılmaktadır.
    13. Yukarıda yer verildiği üzere dava konusu taşınmazlar üzerinde (22 27... sayılı parsel hariç) 4706 sayılı Kanun'un 5/6. fıkrasının ilk hâlinde belirlenen 31.12.2000 tarihinden önce inşa edilmiş davacı belediyenin bağlı kuruluşu olan ... A.Ş.'ye ait yapılar bulunduğu, taşınmazların 03.10.2011 tarihine kadar davalı Hazine adına kayıtlı oldukları, dava konusu taşınmazlar dava tarihi itibarıyla kadastral parsel ise de anılan Kanun'un 5/7. fıkrası uyarınca kadastral parsellerin de devre konu olabileceği ortada olup 4706 sayılı Kanun'un 5/6. fıkrasındaki şartlardan bir kısmının sağlandığı anlaşılmaktadır.
    14. Ne var ki, dava tarihi itibarıyla 4706 sayılı Kanun'un 5/6. fıkrasında ''Bakanlıkça tespit edilen'' ibaresine yer verildiği gözden kaçırılmamalıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın düğümlendiği ve çözülmesi gereken de bu ibarenin yorumlanması meselesidir.
    15. 4706 sayılı Kanun'un sistematiği ve gerekçesi beraber değerlendirildiğinde, Hazineye ait taşınmaz malların değerlendirilmesi sürecinde belediyeye devredilecek taşınmazlar ve belediyeye devredilmeyecek taşınmazlar ayrımına yer verildiği, anılan Kanun'un 7/2. fıkrasında açıkça 5/6. fıkrasında yer alan hükümlerin uygulanmayacağı yerleri belirleme konusunda Bakanlığın yetkili kılındığı, 5. madde kapsamında belediyelere devir işlemlerini düzenleyen 313 sıra numaralı Milli Emlak Genel Tebliğinin (XIII.B.1.h) fıkrasında Bakanlıkça devri uygun görülmeyen taşınmazların belediyelere devredilmeyecek taşınmazlar arasında sayıldığı anlaşılmaktadır.
    16. Eldeki davada, dava konusu taşınmazların 4706 sayılı Kanun'un 5/6. fıkrası kapsamında davacı belediyeye bedelsiz devri amacıyla Bakanlıkça tespit edildiklerine dair bir delil dosya kapsamında bulunmamaktadır. Özel Dairenin 26.10.2020 tarihli bozma kararından sonra dava konusu taşınmazların Bakanlıkça tespit edilen taşınmazlardan olup olmadığı konusunda Bölge Adliye Mahkemesince yapılan araştırmada Bakanlıkça tespit edildiklerine dair idari bir karara ulaşılamamıştır.
    17. Gelinen aşamada, 4706 sayılı Kanun'un 5/6. fıkrası gereğince bir taşınmazın belediyeye bedelsiz devri için diğer şartların yanında Bakanlıkça tespit edilen taşınmazlardan olması gerektiği, bir başka ifadeyle bu konuda idareye takdir yetkisi tanındığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 125/4. fıkrası gereğince yargı yetkisinin yerindelik denetimi şeklinde kullanılamayacağı, idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı verilemeyeceği, idari takdir hakkının yansıması olan Bakanlıkça tespit edilme olgusunun somut olayda bulunmadığı, böyle olunca 4706 sayılı Kanun'un 5/6. fıkrasındaki şartların tamamının davacı ... lehine gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.
    18. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; 4706 sayılı Kanun'un 5/6. fıkrasındaki amacın Hazineye ait taşınmazlar değerlendirilirken kamuya kaynak yaratmanın yanında taşınmaz üzerindeki yapı sahibi kişilerin mülkiyet sorunlarını da çözmek olduğu, anılan fıkradaki şartların oluşması hâlinde ilgili taşınmazın devredileceğine dair amir hükmün bulunduğu, Bakanlıkça bir tespitin yapılmamasının devre engel olmayacağı, 4706 sayılı Kanun'un 5/6. fıkrasındaki şartların davacı ... lehine gerçekleştiği, bu nedenle direnme kararının onanması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
    19. Hâl böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı TOKİ vekili, davalı Hazine vekili ve fer'î müdahil .... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine,
    Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
    18.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.