İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, davacının e-duruşma mazeretinin değerlendirilmeden takipsizlik nedeniyle açılmamış sayılan tazminat davasına yönelik istinaf başvurusunu incelemektedir.
Özet: Bir firmanın bankayla imzaladığı doğrudan borçlandırma sözleşmesi kapsamında, bankanın kira ödemelerini geciktirerek kendisine haksız kazanç sağladığı, bu gecikmeler nedeniyle firmaya faiz tahakkuk ettirdiği ve Merkez Bankası tarafından kredi yasağı konulmasına yol açtığı iddiasıyla açtığı maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesi davayı iki kez takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle açılmamış saymış; davacı vekili ise e-duruşma talebinin kabul edilmesine rağmen mazeretinin değerlendirilmeden davanın açılmamış sayılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1176 KARAR NO: 2026/1513T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI: 2023/391 Esas- 2026/361KararTARİH: 06/05/2026DAVA: Tazminat İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı banka arasında Doğrudan Borçlandırma Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin dava dışı ... firmasından kiraladığı araçların bedelini, davalı banka aracılığıyla ödediğini, anlaşma gereğince kira aracılığıyla ödediğini, anlaşma gereğince kira bedellerinin her ayın sekizinde ödenmesi gerektiğini, müvekkilinin bu sözleşe gereğince, belirlenen tarihten iki üç gün önce bankaya havale yaptığı halde davalı bankanın bu ödemeyi dava dışı firmaya aynı gün aktarmayarak tabiri caizse hem kendisine hakszı kazanç sağlama yoluna gittiğini hem de banka yedinde olan parayı dava dışı firmaya geç ödeme yapmak suretiyle müvekkili firmaya faiz tahakkuk ettirdiğini, davalının bu kusuru sebebiyle müvekkili firmaya Merkez Bankası tarafından kredi çekme yasağı uygulandığını ve firmanın 2018 yılından bu yana kredi kullanamadığını, davalı bankanın yükümlülüklerinin ihlalinden hizmet kusurundan ve özenli hareket etmemesinden kaynaklı olarak kredi çekme yasağının konulmuş olduğu 2018 yılından itibaren geçen süre içerisinde müvekkili firmaya yaşattığı maddi ve manevi zararlarının tazminini talep etiklerini, maddi ve manevi olmak üzere 105.000,00 TL tazminat talep ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davacı şirket arasında doğrudan borçlandırma sözleşmesi imzalandığını, borçlu şirketin 07/12/2015 tarihinde doğrudan borçlandırma sistemi kullanımına başladığını, fatura ödemesi için yapacağı ödemeleri sehven ödeme hesabı yerine başka bir hesaba gönderdiğini ve bundan kaynaklı kredi kullandırmalarının gerçekleştiğini, ve bu durumun 11/01/2016 tarihine kadar devam ettiğini, kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmesi için 02/05/2018 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, İlgili ... limit hesabının müşterinin fatura ödemelerini yaparken nakit ödemede sorun yaşaması halinde kullanacağı kredi ödeme hesabı olduğunu, müşteri tarafından ... hesabına yapılması gereken ödemenin ... no.lu hesaba yapılan ödemeden kaynaklandığını, ilgili 2 hesabın da müşterinin talebi üzerine oluşturulmuş hesaplar olduğunu, bankanın ödemelerini otomatik aktarma veyahut diğer hesabını kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının kendi kusuru ile zararın meydana geldiğini ve ve meydana gelen zarardan davacının sorumlu olduğunu, müvekkili aleyhine açılan davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 06/05/2026 tarih ve 2023/391 Esas- 2026/361Karar sayılı kararında;Davanın, davalı bankanın eylemlerinden dolayı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, basit yargılama usulüne tabi eldeki davanın 15/11/2023 tarihinde takipsiz bırakıldığı, davacı vekilinin 16/11/2023 tarihli dilekçesi ile yenilendiği, 17/11/2023 tarihli yenileme tensip zaptı oluşturularak taraflara tebliğ edilmiş ise de davanın dosyanın yenilenmesinden sonra 06/05/2026 tarihinde tekrar takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle, eldeki davanın HMK'nın 320/4 maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/391 E. sayılı dosyanın 06/05/2026 tarihli duruşmasına e-duruşma talepli dilekçenin tarafınca sunulduğunu ve mahkemece talebinin kabul edildiğini, ekte sunduğu duruşma zaptında da taraf vekillerinin e- duruşma ile hazır olunduğu ve açık yargılamaya devam olunduğunun belirtildiğini, ardından mazeretinin mahkemece değerlendirilmeden e-duruşmada hazır edilemediğimizden bahisle davanın ikinci kez takipsiz bırakılması sebebiyle açılmamış sayılmasına karar verdiğini, Mahkemece mazeret hakkında olumlu/olumsuz bir karar verilmeden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; taraflar arasında akdedilen "Doğrudan Borçlandırma Sözleşmesi"ne davalının aykırı davrandığı ve davacının zarara uğradığı iddiasıyla maddi ve manevi zararın tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.6100 sayılı HMK'nın 150/1 maddesinde; "Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir." hükmü, yine 320/4 maddesinde ise ''Basit yargılama usulüne tabi davalarda, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır.'' hükmü düzenlenmiştir. Hukuk Muhakemelerinde Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası Hakkında Yönetmelik'in 13 üncü maddesi de "(1) e-Duruşma, mahkeme huzurunda yapılan duruşma ile aynı hukuki sonuçları doğurur. (2) Birden fazla vekil ile takip edilen dosyalarda e-Duruşmaya, ancak talepte bulunan ve talebi kabul edilen vekiller katılabilir.(3) e-Duruşma Sistemi yoluyla beyanda bulunan tarafın, vekilin ve diğer ilgililerin sözlü açıklamaları, Kanunun 154 üncü maddesinde belirtilen usul ve esaslara göre zabıt kâtibi aracılığıyla tutanağa yazdırılır.(4) e-Duruşma Sistemi yoluyla duruşmaya katılan taraf veya vekilince davaya son veren feragat, kabul ve sulhe ilişkin beyanda bulunulması hâlinde, Mahkemece yeni bir duruşma günü tayin edilir ve tayin edilen günde feragat, kabul ve sulhe ilişkin bu işlem mahkeme huzurunda yenilenerek, duruşma tutanağı beyanda bulunan tarafından imza edilirse geçerli hâle gelir. (5) e-Duruşma Sistemi yoluyla beyanda bulunan tarafın, vekilin veya ilgililerin imzasının alınması gereken diğer durumlarda, Mahkemece düzenlenen ve güvenli elektronik imza ile imzalanan duruşma tutanağı, e-Duruşmanın yapıldığı adliyeye elektronik ortamda gönderilir. e-Duruşmaya tahsis edilen yerde görevlendirilen yazı işleri müdürü veya zabıt kâtibi elektronik ortamda gelen duruşma tutanağının ilgili kısmına beyanda bulunanın imzasını alır ve evrakı tarayarak sistem üzerinden Mahkemesine geri gönderir. Ayrıca el yazısıyla imzalanmış tutanak aslı da dosyasına, masrafı talep edenin yatırmış olduğu avanstan karşılanarak posta yoluyla gönderilir. (6) e-Duruşma Sistemi yoluyla beyanda bulunan tarafın, vekilin veya ilgililerin imzası, UYAP’a entegre olmuş güvenli elektronik imza ile alınabilir. (7) e-Duruşmaya katılan taraf veya vekili ile dinlenilen bilirkişi, uzman ve diğer ilgililer, UYAP üzerinden belge iletebilir. (8) e-Duruşma esnasında ses ve görüntü naklinin aynı anda sağlanamaması veya yaşanan kesintinin beyanların anlaşılmasını güçleştirmesi durumunda e-Duruşma yeniden açılır. Söz konusu aksaklığın devam etmesi hâlinde gerekçesi belirtilerek e-Duruşma sonlandırılır ve bu husus tutanağa geçirilir. (9) Taraf veya vekilin kusuru olmaksızın teknik sebeplerden dolayı e-Duruşmanın yapılamaması hâlinde, ilgili taraf veya vekil yönünden Kanunun 150 nci maddesinin birinci fıkrası uygulanmaz. (10) e-Duruşma öncesinde veya e-Duruşma sırasında ortaya çıkan teknik sorunlar ve bu sorunların kaynağı, istem hâlinde Bakanlık tarafından mahkemeye bildirilir." hükmünü içermektedir. Somut uyuşmazlıkta tarafların davayı takip etmemesi üzerine ilk önce 15/11/2023 tarihli duruşmada davanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin 16/11/2023 tarihinde yenileme dilekçesi sunması üzerine dosyanın yeniden işleme konulduğu ve yargılamaya devam olunduğu, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği 06/05/2026 tarihli duruşmaya katılmak için taraf vekillerinin e-duruşma talebinde bulunduğu, Mahkemece e-duruşma talebinin kabulüne karar verildiği ve Mahkemece e-duruşma için taraf vekillerine aramada bulunulduğu, davacı vekilinin aramayı cevaplamadığı, davalı vekilinin ise aramayı kabul ederek e-duruşmaya katıldığı, davacı vekilinin katılımı için Mahkemece sistemin kapatılarak ikinci kez arama yapıldığı, bu aramanın da davacı vekili tarafından kabul edilmediği, davalı vekilinin ise aramayı kabul ederek e-duruşma ile duruşmaya katılım sağladığı, dolayısıyla e- duruşma sisteminde teknik bir arıza olmadığı gibi bu hususların Mahkemece yönetmeliğe uygun olarak tutanağa geçirildiği, yapılan yoklamada davacı vekilinin duruşma salonu dışında da hazır olmadığının anlaşıldığı, duruşma tutanağının aksine teknik arıza iddiasının davacı vekili tarafından somut deliller ile ispat edilemediği, davacı vekilinin e-duruşma talebinde herhangi bir teknik problemin yaşanması halinde mazeretli sayılmalarını talep ettiği, ancak e-duruşma yapılamamasının sebebinin teknik bir aksaklık değil, davacı vekilinin e-duruşmaya katılmaması olduğunun anlaşılması karşısında Mahkemece mazereti hakkında karar verilmemesinin sonuca etkisinin bulunmadığı ve basit yargılama usulüne tabi iş bu davanın daha önce işlemden kaldırıldığı dikkate alınarak Mahkemece açılmamış sayılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.232,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.500,00 TLnin talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/09/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.