Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından incelenen, aile şirketindeki hisse devirleri sonrası ortaya çıkan marka hükümsüzlüğü davasında davacı ve davalının temel savunmaları ve iddiaları.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının "..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, şirketten ayrılırken markanın kendisinde kalacağına dair bir anlaşma bulunduğu ve davalı şirketin bu markayı kötü niyetli olarak farklı sınıflarda tescil ettirdiği iddialarına dayanarak davalıya ait markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği bir marka hükümsüzlüğü davasını özetlemektedir; davalı ise, ibarenin kendi ticaret unvanının parçası olarak 2009dan beri kullanıldığını, davacının hisselerini devrettiğini, tescillerin farklı sınıflarda olduğunu ve asıl kötü niyetlinin davacı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/512 Esas - 2025/467
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/512 KARAR NO : 2025/467....DAVA : Marka HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : 09/12/2024KARAR TARİHİ : 06/11/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 06/11/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hükümsüzlügü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, davalı şirketin ..... 25 yıl süreyle münferiden temsil yetkisine sahip olduğunu, bu yetkinin 04.03.2022 tarihine kadar hukuki ve fiili olarak devam ettiğini, 04.03.2022 tarihinde 2013 ila 2021 aralığındaki olağan genel kurul toplantılarının yapıldığını, müvekkilinin bu toplantılar sonucunda ibra edildiğini, takiben .... yevmiye sayılı senetle müvekkilinin kendi payını babasına devrettiğini, 15.03.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararla, tüm hisselerin diğer çocukları .... olduğunu, aile üyelerinin birbirlerine karşı üstün bir hakkı olmadığını, şirketten ayrılan ortakların marka üzerindeki hak sahipliğinden feragat ettiklerini, dolayısıyla ....’in zaten bir hakkı kalmadığını, ..... sayılı ilamında Yerel Mahkeme “… .... nıku markanın esaslı unsuru olan .... ibaresini ilk defa davacı .... olduğunu hüküm altına alındığını, dolayısıyla gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunun kabulü gerekeceğini, ayrıca davalı yanın kötü niyetli olduğunu, davalının müvekkiline ait olduğunu bildiği markayı farklı sınıflarda tescil ettirmesinin dahi kötü niyet göstergesi olduğunu, davalının bu alanlarda bir faaliyetinin olmadığını.... adlı alan adı incelendiğinde davalı Şirket’in tüm kullanımlarının “Nanoteknoloji, yüksek teknolojik makinalar ve mikro ve nanofibrasyon çözümleri” emtialarında olduğunu, oysaki tescili kapsamında bu mal ve hizmetlerin yer almadığını, davalı ..., yukarıda açıklanan hisse devirlerine göre müvekkil adına tescilli markanın müvekkilin uhdesinde bırakılacağını ve anılan markadan kaynaklı hakların yine müvekkil ....tarafından kullanılacağı hususlarında anlaştıklarını, davalının “...” ibaresinin müvekkil adına tescilli marka olduğunu bilen veya en kötü ihtimalle basiretli bir tacir olarak bilmesi gereken kişi olduğunu, beyan ederek müvekkilinin “...” ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olması, davalı şirketin kötü niyetli olması nedenlerine dayalı olarak davalıya ait .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 27 Nisan 2009 tarihli sicil gazetesinde yayınlanan ana sözleşme ile kurulduğunu, bir aile şirketi olduğunu, kurucu ortakları ... (davacının babası), ... (davacının annesi), ... (davacının ağabeyi) ve ... (davacı) olduğunu, ...'in 21.01.2010 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile hisselerini ... ve ...'e devrettiğini, akabinde şirket müdürünün davacı olduğunu, ...'in öncülüğünde işleri yürüten ...; tarafların aldığı karar doğrultusunda, 04.03.2022 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketteki tüm hisselerini diğer ortak ...’e devrederek şirket ortaklığından ayrıldığını, 17.03.2022 tarihli ortaklar kurulu kararı ile ... ve ... hisselerini ...'e devrettiğini, müvekkilinin davacı markasından bu süreçte haberdar olduğunu, bunun üzerine davacı yana .... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini, akabinde .... sayılı davasını ikame ettiğini, davanın istinaf aşamasında olduğunu, daha sonra ise bahsi geçen yargılama devam ederken 2022/098216 sayılı müvekkili şirket markasının hükümsüzlüğü talepli işbu davanın açıldığını, davacı adına tescilli markanın sınıfları ile işbu dava konusu markanın sınıflarının farklı olduğunu, müvekkilinin tescil başvurusunda bulunduğu markanın ticaret unvanının kendisi olduğunu, müvekkilinin 2009 yılından beri bu isim altında faaliyet gösterdiğini, asıl kötü niyetli olanın davacı taraf olduğunu, ...'in şahsının sadece müvekkili ... .... yöneticisi olduğu süreçte "..." markası ile ilgisi olduğunu, şahsi olarak ne üretim ne de kullanımı olduğunu, müvekkili şirketin kurucu ortaklarından ...'in sektördeki 50 yıla yakın tecrübesinden de faydalanmak suretiyle, yabancı ülkelerdeki yüksek teknoloji içeren makine üreticisi firmaların Türkiye'deki temsilciliğini yapmak amacıyla kurulduğunu, başta Almanya olmak üzere diğer birçok Avrupa ülkesindeki firmaların da temsilciliğini yaptığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, davalıya ait markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İNCELEME VE DEĞERLENDİRMELER; Dosyanın tetkikinde, davacı tarafın ... markasını 11.07.2014 tarihli ve .... sayılı başvuru ile 09,35, 37 ve 42. Mal ve hizmet sınıflarını kapsar şekilde kendi adına tescil ettirdiği, markanın koruma süresinin devam ettiği görülmüştür. Bununla birlikte davacı taraf, dava dosyasındaki taleplerinde SMK m. 6/1 düzenlemesi kapsamında bir hükümsüzlük nedeni ileri sürmediği, İşbu dava konusu hükümsüzlüğü talep edilen .... Mal ve hizmet sınıflarını kapsamakta olup davalı şirket adına tescilli olduğu, Davalı şirketin 27.04.2009 tarihli Ticaret Sicil gazetesi ile tescilinin ilan olunduğu, şirket temel faaliyet konularının güneş enerjisi sistemleri ile ilgili üretim ve satış faaliyetleri, laboratuvar cihazları, kimyasalları ve diğer malzemelerin ticaretine ilişkin faaliyetler, bu hususlarda danışmanlık gibi konulara ilişkin olduğu, 18.05.2022 tarihli olarak işbu davanın davalısı tarafından, işbu davanın davacısı aleyhine....sayılı markanın hükümsüzlüğü istemine yönelik olduğu görülen dava dosyasında; “Eldeki davada dava konusu .... nolu markanın esaslı unsuru olan ''...'' ibaresinin ilk defa davacı ... Limited’in ticaret ünvanı olarak 2009 yılında kullanıldığı, ''...'' ibaresi üzerinde gerçek hak sahibi olan ... Limited’in kurucu ortaklarının ..., ..., ... ve ... olduğu, davacı ...'in 27.01.2010 tarihinde şirketteki hisselerini dava dışı ... ve davalı ...’e devrederek şirketten ayrıldığı, şirketten ayrılırken şirketin ticaret ünvanının esaslı unsuru olan '''...' ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliğini de devir etmiş olduğu, şu halde dava konusu markanın esaslı unsuru olan ''...'' ibaresi üzerinde tescil tarihi itibariyle gerçek hak sahiplerinin ..., ... ve ... olduğu, gerçek hak sahibinin birden fazla olduğu durumlarda, hak sahiplerinden birinin markayı kendi adına tescil ettirmesinin mümkün olduğu, ...'in davaya konu markayı 2014 yılında kendi adına tescil ettirdiği, davalının markayı ... Limited'e kullandırmış olması da kendi kullanımı sayılacağı, marka sicilinin açık bir sicil olması nedeniyle marka sahibinin bilinmediği iddiasının dinlenilemeyeceği, kötü niyet iddiasına ilişkin dosya kapsamındaki delillerin yeterli olmadığı, marka tescilinin dayanaksız olmadığı,” gerekçeleri ile davanın reddedildiği, anılan dosyanın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ İDDİALARI; Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilmekte veya tescil edilmiş ise hükümsüz kılınabilmektedir. Burada söz konusu olan; tescil edilmeden kullanılan bir marka veya ticarette kullanılan ayırt edici nitelikteki herhangi bir işarettir. Dolayısıyla bu kullanıma dayalı üstün bir hakkın varlığı, işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasına bağlıdır. Ticaret sırasında kullanma, marka hukukuna özgü kullanma suretiyle gerçekleşir. Tescilsiz bir işaretin korunmasını sağlayan ve nispi ret nedenine konu teşkil eden durum, işaretin itiraz eden tarafından daha önceki bir tarihten beri kullanılmakta olması ve bu kullanım neticesinde işaret ile kaynağı arasında nispeten bir aidiyet kazandırılmış olmasıdır. Yani, bir markanın tescil başvurusundan önce, bu işaret bir başkası tarafından oluşturulmuş ve kullanma neticesi ayırt edici nitelik kazandırılmışsa, bu hakka dayanarak sonraki tescil engellenebilir. Bu nedenle tescilsiz kullanım ile kastedilen husus, öncelik hakkının işareti ilk defa alelade bir şekilde kullanan kişiye ait olması demek değildir. Başka bir ifadeyle mevzuat anlamında aranan ayırt edicilik, markasal etki doğurmayan veya oldukça sınırlı bir kitle için doğuran kullanımlar değil, tescilsiz işaretin ticari alanda kullanılması suretiyle, ilgili piyasada en azından belli bir oranda bilinir hale gelmesi ve o işareti ihdas edenle birlikte tanınır olması biçiminde anlaşılmalıdır. Ancak buradaki bilinir/maruf olma durumu ile tanınmışlık olgusu karıştırılmamalıdır. İlk kullanma suretiyle marka hakkının doğumunu sağlayan ve bu nedenle markasal etki doğuracak şekilde bir bilinirlik, markanın üzerine konulduğu emtianın hitap ettiği alıcı kitlesi tarafından tanınmaya başlamış olması, belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinmesi biçiminde anlaşılmalıdır. Bir diğer ifadeyle, tescilsiz işaretin belirli bir çevre veya piyasa ile sınırlı bir bilinirlik düzeyine erişmesi, maddenin sağladığı korumadan istifade için yeterli görülmelidir. Bunun yanı sıra bu kapsamda sağlanacak koruma sadece tanıtımın yapıldığı mal veya hizmetlerle sınırlı olacaktır. Aksi halde, yani başka mal ve hizmetler yönünden de üstün hak sağlanması halinde, marka tescilinin bir anlam ve önemi kalmayacak, bir nevi tescilsiz bir işarete çok tanınmış bir marka statüsü sağlanması söz konusu olacaktır Davacı taraf dosya kapsamındaki gerçek hak sahipliği iddialarını 27.04.2009 tarihli Ticaret Sicil gazetesinde ilan edilerek kurulan davalı şirketteki ortaklığına dayandırmış olup davacı yanın davalı şirketteki ortaklığının 04.03.2022 tarihli olarak sona erdiği anlaşılmaktadır. İşbu dava konusu marka başvurusunun ise davacı tarafın ortaklığının sona erdiği tarihten sonraki bir tarihte 06.07.2022 tarihinde yapıldığı, Davacının, davalı şirketteki ortaklığı döneminde, davalı şirketten bağımsız olarak “...” ibaresi üzerinden markasal kullanımlar gerçekleştirdiği hususunda hiçbir delilin dosyada mevcut olmadığı, dolayısıyla davacının “...” ibaresi üzerindeki hakkı, esasen kendisinin de iddialarında yer verdiği ve yine .... sayılı dosya gerekçeli kararında da belirtildiği üzere davalı şirkette ortak olduğu dönemdeki şirket payından kaynaklıdır. Aynı şekilde davacı taraf, davalı şirketin halihazırdaki tek ortağı olan kardeşi ...’in 21.01.2010 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ile şirketteki hisselerini ... ve ...'e devretmesi nedeniyle “...” ibaresi üzerinde hiçbir hakkı kalmadığını ileri sürmüş ise de aynı kişinin davalı şirketin tüm hisselerini 04.03.2022 tarihli ortaklar kurulu kararı ile devraldığı açıktır. Dolayısıyla davalının, 21.01.2010 tarihli olarak şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra 04.03.2022 tarihinde şirketin tüm hisselerini devralarak, “...” ibaresinin markasal kullanım hakları üzerindeki tüm hak sahipliğini de yeniden elde ettiği yorumunun yapılmasının mümkün olduğu, Zira ....E sayılı dosyası gerekçesinde “davacı ...'in 27.01.2010 tarihinde şirketteki hisselerini dava dışı ... ve davalı ...’e devrederek şirketten ayrıldığı, şirketten ayrılırken şirketin ticaret ünvanının esaslı unsuru olan '''...' ibaresi üzerindeki gerçek hak sahipliğini de devir etmiş olduğu, şu halde dava konusu markanın esaslı unsuru olan ''...'' ibaresi üzerinde tescil tarihi itibariyle gerçek hak sahiplerinin ..., ... ve ... olduğu” şeklinde belirtildiği üzere davacı ...’in de hak sahipliğinin şirket ortaklığından geldiğinin kabul edildiği bir durumda, aynı tespitin mevcut durum itibariyle ... açısından yapılması gerekmekte olup her iki gerçek kişinin de davalı şirketten bağımsız, davalı şirketin varlığından önce anılan ibare üzerinde hak sahibi olduğunu gösterir herhangi bir delil mevcut değildir. Kaldı ki her hal ve koşulda bağımsız tüzel kişi konumundaki davalı şirketin kendisi, “...” ibaresi üzerindeki hak sahipliğini 2009 yılından beri asli olarak elinde bulunduran hukuki kişidir. Dolayısıyla şirket ortaklarının, şirketin varlığı sayesinde sahip oldukları bireysel hakkın, asli hak sahibi tüzel kişinin, ünvan ve markasal kullanımlarına üstün tutulması zaten mümkün görülmemelidir. Şirket ortağı gerçek kişilerin sahip olduğu hak, şirketteki hisselerine ilişkin gerçekleştirdikleri devir ile son bulurken, şirketin kendisi “...” ibaresi üzerindeki hakkı, hukuki varlığı devam ettiği sürece korumaya devam edecektir. Davacı gerçek kişi de şirketteki ortaklığı sona erdiğinde, aynı davalı taraf açısından iddia ettiği şekilde, dava konusu “...” ibaresi üzerindeki haklarından vazgeçmiş olup bu durumun aksinin ve “...” ibaresinin markasal haklarının davacı üzerine bırakıldığından en azından yazılı bir sözleşme ile ortaya konulması gereklidir. Davacının şirket ortağı olduğu dönemde, “...” ibaresini 2014 58465 sayısı ile kendi adına tescil ettirmiş olması, bu markadan doğan hakların davacı yana bırakıldığının bir göstergesi olarak kabul edilebilir değildir. Bununla birlikte somut ihtilafta SMK m. 6/3 açısından incelenecek esas husus bu olmayıp tespiti gerek asli husus, davacı gerçek kişinin, dava konusu markanın tescili kapsamındaki; "04.sınıf: Sınai amaçlı yağlar, gresler, kesme sıvıları, toz emici-ıslatıcı ve bağlayıcı maddeler. Katı yakıtlar: kömürler, odun. Sıvı ve gaz yakıtlar: benzin, mazot, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğal gaz, fueloil ile bunların kimyasal olmayan katkıları. Aydınlanma amaçlı mumlar, fitiller, yarı mamul vakslar, balmumları (vakslar), parafinler. Elektrik enerjisi. 07.sınıf: Ahşap, metal, cam ve plastik malzemelerin ve madenlerin işlenmesi, bunlara şekil verilmesi için makineler, takım tezgahları ve bu amaçla kullanılan endüstriyel robotlar, üç boyutlu yazıcılar. İş makineleri: dozerler, kepçeler, ekskavatörler, yol yapım ve kaplama makinaları, sondaj makinaları, kaya delme makinaları, süpürme makinaları ve aynı işleve sahip robotik mekanizmalar. Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri: asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar. Tarım, hayvancılık, ziraat sektörlerinde ve tahıl/meyve/sebze/gıda işlenmesinde kullanılan makineler ve robotik mekanizmalar, içecek yapım ve işleme makineleri. Kara taşıtları için olanlar hariç motorlar, elektrikli motorlar, bunların parçaları ve tertibatları: hidrolik, pnömatik kontroller, kara taşıtları için olanlar hariç frenler, balatalar, krank milleri, dişliler, silindirler, pistonlar, türbinler, filtreler; kara taşıtlarında kullanılan ve bu sınıfta yer alan parçalar: taşıtlar için yağ, yakıt ve hava filtreleri, egzozlar, egzoz manifoldları, silindirler, silindir başları, pistonlar, karbüratörler, yakıt dönüşüm cihazları, enjektörler, yakıt tasarruf cihazları, pompalar, valfler, marşlar, dinamolar, bujiler Rulmanlar, bilyalı veya masuralı yataklar. Lastik sökme ve takma makineleri. Alternatörler, jeneratörler, elektrik jeneratörleri, güneş enerjisi ile çalışan jeneratörler. Boya makineleri, otomatik boya püskürtme tabancaları, elektrikli, hidrolik ve pnömatik zımbalama makineleri ve tabancaları, elektrikli yapıştırıcı tabancalar, basınçlı hava veya sıvı püskürtücü makineler için tabancalar, elektrikli el matkapları, motorlu el testereleri, dekupaj makineleri, spiral makineler, basınçlı hava üreticiler, kompresörler, araç yıkama makineleri ve yukarıda sayılan makine ve araçlarla aynı işleve sahip robotlar. Elektrikli ve gazlı kaynak makineleri, elektrikli ark kaynak cihazları, elektrikli lehim cihazları, elektrikli ark kesme cihazları, elektrikli kaynak makine elektrotları ve bunlarla aynı işleve sahip robotlar. Matbaa makineleri. Ambalajlama makineleri, doldurma-tapalama ve kapatma makineleri, etiketleme makineleri, tasnifleme makineleri ve yukarıda sayılan makinelerle aynı işleve sahip robotlar ve robotik mekanizmalar (elektrikli plastik kapama/mühürleme cihazları [paketleme] dahil). Tekstil makineleri, dikiş makineleri ve bunlarla aynı işleve sahip endüstriyel robotlar. Makine veya motor parçası olmayan pompalar (akaryakıt dolum ve dağıtım pompaları ve bunların tabancaları dahil). Doğrama, öğütme, ezme, çırpma ve ufalama için mutfakta kullanılan elektrikli aletler; yıkama makineleri (çamaşır/bulaşık yıkama makineleri, ısıtmalı olmayan santrifüjlü çamaşır kurutma makineleri dahil); zemin, halı veya döşeme temizleme amaçlı elektrikli makineler, elektrikli süpürgeler ve bunların parçaları. Otomatik satış makineleri. Galvanizle kaplama ve elektroliz (akımla kaplama) makineleri. Elektrikli açma kapama mekanizmaları. Makine ve motorlar için silindir contaları. 12.Sınıf: Motorlu kara taşıtları (motosikletler, mobilet dahil) ve bu taşıtlar için motorlar, kavramalar ve transmisyon bağlantıları, transmisyon kayışları ve zincirleri, dişliler, frenler, fren disk ve balataları, şasiler, kaportalar, süspansiyonlar, darbe emiciler, şanzımanlar, direksiyonlar, jantlar. Bisikletler ve bunların gövdeleri, gidonları, çamurlukları. Taşıt kasaları, damperli kasalar, traktör römorkları, frigorifik kasalar, römork bağlantıları. Taşıt koltukları, koltuklar için baş dayanakları, emniyetli çocuk koltukları, koltuk kılıfları, araç örtüleri (aracın şeklini almış), güneşlikler. Sinyaller ve yön sinyalleri için kollar, taşıt camları için silecekler, silecek kolları. Taşıtlar için iç ve dış lastikler, tubles lastikler, lastik tamir takımları, taşıt lastikleri için yamalar, kaynak yamalar, taşıt lastikleri için supaplar. Taşıt camları, emniyetli taşıt camları, taşıtlar için dikiz aynaları ve yan aynalar. Patinaj zincirleri. Taşıtlar için portbagajlar, bisiklet ve kayak taşıyıcıları, seleler. Lastik şişirme pompaları. Taşıtlar için hırsız alarmları, kornalar. Yolcular için emniyet kemerleri, havalı yastıklar. Bebek arabaları, tekerlekli sandalyeler, pusetler. El arabaları, pazar arabaları, tek veya çok tekerlekli el arabaları, market arabaları, ev eşyaları için tekerlekli taşıyıcılar. Raylı taşıtlar: Lokomotifler, trenler, tramvaylar, vagonlar, teleferikler, telesiyejler. Deniz taşıtları ve parçaları (motorları hariç). Hava taşıtları ve parçaları (motorları hariç). 21.sınıf: Elektriksiz temizlik aletleri ve gereçleri: boya fırçaları hariç fırçalar, çelik talaşları, süngerler, çelik yünleri, üstüpüler, tekstilden mamul temizleme ve silme bezleri, bulaşık eldivenleri, elektrikli olmayan cilalama makineleri, halı süpürgeleri, sopalı yer paspasları. Diş fırçaları, elektrikli diş fırçaları, diş ipleri, tıraş fırçaları, saç fırçaları, taraklar. Değerli metalden olanlar da dahil olmak üzere, bu sınıfta yer alan ve elektrikle çalışmayan ev ve mutfak gereçleri (çatal, bıçak, kaşıklar hariç): yemek servis takımları, kap-kacak, şişe açacakları, saksılar, pipetler, elektriksiz pişirme aletleri. Ütü masaları ve kılıfları, çamaşır kurutmalıkları, elbise askıları. Ev hayvanları için kafesler, akvaryumlar, vivaryumlar, terraryumlar. Camdan, porselenden, seramikten, kilden süs ve dekorasyon eşyaları: heykeller, biblolar, vazolar ve bu malzemelerden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Fare kapanları, haşerat tuzakları, sinek ve haşeratı kovucu veya yok edici elektrikli cihazlar, sinek yakalayıcılar, sinek raketleri. Parfüm bekleri (yandığında koku yayan bekler), parfüm spreyleri ve vaporizatörleri (püskürteç), elektrikli-elektriksiz makyaj temizleme aletleri, pudra ponponları, tuvalet eşyaları için kutular. Püskürtmeli hortum başlıkları, sulama süzgeçleri için başlıklar, sulama aletleri, bahçe sulama süzgeçleri, musluklara takılan uçlar. İşlenmemiş cam, yarı işlenmiş cam, dekorasyon için cam mozaikler ve cam tozları (inşaat için olanlar hariç), cam yünleri (izolasyon ve tekstil amaçlı olmayan). 40.sınıf: Adi metallerin işleme hizmetleri. Değerli metallerin işlenmesi hizmetleri. Fotografik ve sinematografik ürünlerin işlenmesi hizmetleri, banyo, baskı ve foto gravür hizmetleri. Gıdaların kurutulması, konservelenmesi, dondurulması, pişirilmesi, tütsülenmesi, salamura edilmesi hizmetleri; gıda işleme ve üretimi konularında bilgi verilmesi hizmetleri. Hayvan kesim hizmetleri. Deri ve kürk işleme hizmetleri. Saraçlık hizmetleri. Kumaş işleme hizmetleri, yün işleme hizmetleri. Terzilik hizmetleri, nakış işleme hizmetleri. Ahşap ve kereste işleme hizmetleri. Sanat eserlerinin çerçevelenmesi hizmetleri. Sıvı, kimyasal madde, gaz, hava işleme hizmetleri. Cam ve optik cam işleme hizmetleri. Malzemelerin montajı (üçüncü şahıslar adına) hizmetleri. Diş teknisyenliği (döküm) hizmetleri. Çömlekçilik hizmetleri. Enerji üretimi hizmetleri, jeneratörlerin kiralanması hizmetleri. Kağıdın işlenmesi. Baskı hizmetleri, ciltçilik hizmetleri. Plastik işleme hizmetleri. 41.sınıf: Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri. 45.sınıf: Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil). Güvenlik hizmetleri. Evlendirme büroları hizmetleri. Cenaze hizmetleri. Giysi kiralama hizmetleri. Yangın söndürme hizmetleri. Refakat etme hizmetleri. İş güvenliği konularında danışmanlık hizmetleri. Sosyal ağ oluşturma hizmetleri." mal ve hizmetleri açısından “...” ibaresi üzerinde tescilsiz kullanım ile elde ettiği markasal bir hakkın mevcut olup olmadığıdır. Davacı taraf gerek dava dilekçesinde gerekse de dosya kapsamında sunduğu sonraki tarihli dilekçelerde, dava konusu “...” ibaresi üzerindeki markasal kullanımlarını somutlaştırır delillere yer vermiş değildir. Başka bir ifadeyle davacı yanın gerçek hak sahipliği kapsamındaki iddiaları çerçevesinde yukarıda listelenen mal ve hizmet sınıflarında yer alan dava konusu ibareyi markasal nitelikte kullandığını kanıtlama yükümlülüğü bulunmaktayken, bu hususta herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, Dolayısıyla mevcut dosya durumu itibariyle davacının, “.... ibaresi üzerinde yukarıda sayılan sınıflar yönünden tescilsiz kullanıma dayalı bir üstün hakkı bulunduğu kanaatine varılamadığı, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; SMK m. 6/9 düzenlemesi uyarınca “Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” Buna göre bir marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirebilmesi için, başvuru anında, markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılmak istenildiğinin ispatlanması gerekmektedir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir. “Kötü niyetin varlığında tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki ilgili tüm faktörlerin değerlendirmeye alınması gerekmektedir. Başvuru sahibinin, başvurusu yapılan markayla karıştırılması olası bir markanın yurtdışında üçüncü bir kişi tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekliliği hususu, tek başına, başvuru sahibinin ilgili hüküm kapsamında, kötü niyetle hareket ettiği sonucuna varılması için yeterli değildir. Doktrinde kabul gören görüşe göre tescilin kötü niyetli olduğu hususu iddia edence ispatlanması gereken bir durum olup bu hususun değerlendirilmesinde önceki markanın özgünlüğü, tanınmışlığı, markanın mizanpajını oluşturan unsurlar, önceki markanın uzun süreli kullanımının veya tescilinin mevcut olup olmadığı gibi unsurlar birbirlerinden bağımsız olarak kötü niyetli tescil edildiği iddia olunan işaretin hangi niyetle tescil başvurusuna konu edildiğinin belirlenmesinde önem teşkil etmektedir. Bununla birlikte sözgelimi tanınmışlık tek başına kötü niyetin tespiti için yeter bir kriter olmadığı gibi tanınmış olmayan bir markanın da sırf haksız yararlanma sağlama amacıyla ve makul bir açıklaması olmadan tescil ettirilmesi de kötüniyetin varlığı için bir delalettir. Dolayısıyla bu gibi hallerde sözcük unsurunun yanı sıra, şekil, logo, harf ve yazım karakteri, renkler gibi unsurların da kopyalanıp kopyalanmadığının tespiti yerinde olacaktır. Davacı taraf, davalı taraf adına tescilli markanın kötü niyetli bir şekilde başvuru konusu edildiği iddialarına dayanak olarak, davalı şirketin yetkilisi ve hisselerinin tek sahibi ...’in şirket hisselerini devralırken ... nolu markanın sahibinin davacı olduğunu ve tüm haklarının da yine davacıya ait olduğunu bildiğini ve bu olguların farkında olarak şirket hisselerini devraldığını, davalı yanın faaliyet alanı ile örtüşmeyen mal ve hizmetleri tescil ettirerek aslen davacının hak sahibi olduğunu bildiği markayı kendi himayesine almaya çalıştığını ileri sürmektedir. Öncelikle davalı şirket tek ortağı konumundaki ...’in de aynı davacı gibi davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğu, her ne kadar daha sonra bu ortaklığını sonlandırdığı görülmekte ise de şirketin tüm hisselerini 04.03.2022 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirketin tüm hisselerini devraldıktan sonra dava konusu marka başvurusunu gerçekleştirdiği, başvurunun ise doğrudan şirket üzerinden yapıldığı, başka bir ifadeyle, her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere 2009 yılından itibaren faal olduğu anlaşılan ve “...” işletme adıyla bu faaliyetlerini....alan adı da dahil olmak sürdürdüğü ibareyi kendi adına marka tesciline konu ettiği görülmüştür. Davacı, taraf her ne kadar davalı tarafın faaliyet alanı olmayan alanları kapsar şekilde tescil başvurusunda bulunduğunu ileri sürmüş ise de bu durum tek başına bir kötü niyet göstergesi olarak değerlendirilebilir değildir. Zira uygulamada da sıkça karşılaşıldığı üzere marka sahipleri, hiçbir faaliyeti olmayan mal ve hizmet sınıflarında dahi geniş anlamda koruma elde etme amacıyla çok sınıflı başvurular yapabilmektedir. Bununla birlikte davalı tarafın ..... sayısı ile davacı adına tescilli markanın varlığından haberdar olmadığı, bu markadan, şirket hisselerini devraldıktan sonra haberdar olduğu yönündeki beyanı ise hayatın olağan akışı çerçevesinde gerçekçi görülmediği, zira bir aile şirketi olduğu görülen davalı şirketin adının, şirket ortaklarından biri tarafından marka tescili ile koruma altına alınmış olunması ve üzerinden geçen süre gözetildiğinde, bu markadan şirket ortaklarından en azından bir kısmının mutlak surette haberdar olduğunun kabulünün gerektiği, davalı şirketin, buna rağmen .... sayılı marka ile birebir aynı ibareden oluşan bir kelimeyi tescil başvurusuna konu etmesi ise normal şartlarda bir kötü niyet karinesi olarak değerlendirilebilir ise de somut olayın koşulları gözetildiğinde, davalı şirketin esasen kendi ticaret unvanı ve buna dayalı olarak 2009 yılından beri ticaret hayatında kullanıldığı belirtilen bir işareti marka tescili ile koruma altına almak istemesi olarak yorumlanması gerektiği, kaldı ki davalı taraf markasının.... sayılı marka ile birebir aynı sınıfları da içermediği, dolayısıyla davacının markasının sınırlarını ihlal edecek bir şekilde koruma altına alınmadığı da görülmektedir. Davacı gerçek kişinin, davalı şirketteki ortaklığını sonlandırırken, davalı şirketin “....” ibaresinin markasal kullanım hakkı olmayacağı, tüm hakların kendisine kaldığını gösterir bir belgenin de dosyada mevcut olmadığı, dolayısıyla davalı şirketçe, feragat ettiği bir hak varken marka başvurusunda bulunmuş olarak da yorumlanmamıştır. Keza yine davacı, davalı tarafın fiili olarak müvekkilinin ... sayısı ile tescile konu görselini kullandığını, bu durumun da bir kötü niyet göstergesi olduğunu ileri sürmekte ise de davalı şirketin hangi tarihten itibaren anılan marka örneği ile faaliyet gösterdiği noktasında somut bir delilin dosyada mevcut olmadığı gibi fiili faaliyetin, marka başvurusu anında gözetilmesi gereken kötü niyetin varlığı açısından doğrudan dikkate alınmasının mümkün olmadığı, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler açısından SMK m. 6/3 koşullarının somut olayda oluşmadığı, Kötüniyetli tescil iddialarının ispatlanamadığı sonuçlarına ulaşılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davalı şirket kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim..... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır