Nitelikli yağma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesi ve beraat eden sanığın zorunlu müdafisine hazineden vekalet ücreti ödenip ödenmeyeceği hakkındaki hukuki tartışma.
Özet: Bu hukuki evrakta, ilk derece mahkemesinde nitelikli yağma suçundan üç sanığa on yıl hapis cezası verilip bir sanık beraat ederken, istinaf mahkemesi mahkumiyet hükümlerine yönelik itirazları esastan reddetmiştir. Sanık müdafileri temyiz dilekçelerinde, müvekkillerinin suça iştiraklerinin kanıtlanamadığını, yağma kastının oluşmadığını, beraat veya lehe hükümlerin uygulanması gerektiğini savunarak mahkumiyet kararlarının bozulmasını talep etmiştir. Beraat eden sanığın müdafii ise, zorunlu müdafi olmasına rağmen müvekkili lehine vekalet ücreti hükmedilmemesini hukuka aykırı bularak bu kararı temyiz etmiştir. Yüksek mahkeme, Avukatlık Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde, özellikle beraat eden sanık müdafiinin vekalet ücreti talebini incelemeye başlamıştır.
6. Ceza Dairesi         2025/5684 E.  ,  2026/1439 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2566 E., 2024/5852 K.
SUÇ : Silahla birden fazla kişi ile birlikte konutta geceleyin yağma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düzeltilerek onama
Sanık ... ...'in 31.12.2025 tarihli dilekçesiyle temyiz talebinden feragat ettiği anlaşılmıştır.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, sanık ... müdafinin temyiz isteminin vekalet ücretiyle sınırlı olduğu tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.03.2024 tarihli ve 2023/191 Esas, 2024/150 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ..., ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-c-h, 62... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına, sanık ... hakkında nitelikli yağma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
B. İstinaf
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 06.12.2024 tarihli ve 2024/2566 Esas, 2024/5852 Karar sayılı kararı ile sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi
Müvekkilinin suça iştirakini gösterir somut delil bulunmadığı, müvekkilinin eyleminin olayı ayırmaktan ibaret olduğu, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiği, yağma suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 150 maddesi uyarınca değer azlığı, 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca teşebbüs hükümlerinin uygulanması gerektiği, telefonun alınma imkanı olmasına rağmen alınmaması nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi
Müvekkilinin yağma kastıyla hareket ettiğine ilişkin olarak katılan ve katılanın yanındaki şahısların tanıklığı harici başkaca bir somut delil bulunmadığı, katılan tarafın müvekkilin eşi sanık ...'ya laf atması üzerine tartışmanın yaşandığı, müvekkilinin üst aramasında telefon, para veya zati eşya çıkmadığı, sabıkasız müvekkilin yağma kastıyla hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, sanığın suçluluğuna dair yeterli, kesin, somut delil elde edilemediğinden şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanık ... Müdafinin Temyiz İstemi
Müvekkili hakkında müsnet yağma suçundan beraat kararı verildiği, AAÜT 14/(4). maddesinde yapılan "Beraat eden ve vekil veya müdafi ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm sanığın 4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi kanunu gereğince görevlendirilen müdafi bulunması durumunda kovuşturma için hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır." şeklindeki düzenleme uyarınca müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, zorunlu müdafi ile temsil edilmesine rağmen lehine beraat vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Sanık ... müdafinin vekalet ücretiyle sınırlı temyiz isteminin incelenmesi sonucunda; 03.10.2024 tarihinde 32681 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinde düzenlendiği şekliyle 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen vekile bu tarife uyarınca vekalet ücreti ödenip ödenmeyeceğine yönelik istemle ilgili olarak Avukatlık Kanunu’nun ‘‘Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması’’ başlıklı 168 inci maddesi, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ‘‘müdafii ve vekil ücreti’’ başlıklı 13 üncü maddesi ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirildiğinde şu sonuca varılmaktadır.
Avukatlık Kanunu’nun 168 inci maddesinin verdiği yetkiye göre Avukatlık Ücret Tarifesi serbest avukatlık sırasında yargı yerlerindeki işlemlerle diğer işlemlerden alınacak asgari ücreti belirleyen tavsiye niteliğindeki idari bir işlemdir. Ceza ve güvenlik tedbirleri ile ceza usul kuralları anayasa ile teminat altına alınmış hak ve özgürlüklere müdahale teşkil ettiğinden ancak kanunlarla düzenlenebilirler. İdare bu hak ve özgürlüklere müdahale teşkil edecek hususlarda kanuna dayanmayan hiçbir düzenlemede bulunamaz. Baro tarafından görevlendirilmek suretiyle müdafilik ve vekillik ceza usul mevzuatımızda yer alan bir müessese olup Avukatlık Kanunu’nun 168 inci maddesinin düzenleme ya da müdahale yetkisi verdiği serbest avukatlığa ilişkin bir müessese değildir. 5271 sayılı Kanun’un 150/1, 3, 4 ve 333 üncü maddeleri ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 13 üncü ve 14 üncü maddelerinin verdiği yetkiye göre Adalet Bakanlığının düzenleme yapabilmesine yönetmelik çıkarabilmesine müsaade edilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine Baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, görevin ifasından doğan masraflar hariç avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak Maliye ve Adalet bakanlığı tarafından birlikte tespit edilip Adalet bakanlığı bütçesinden ödenecektir.
Sonuç olarak; baroca görevlendirilen müdafii ve vekillerin ücretlerini belirleme hak ve yetkisi Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin idareye verdiği yetkiye dayanılarak düzenlenecek bir husus olmayıp 2023-2024 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki baroca atanan müdafii ve vekillerin ücretlerine müdahale teşkil eden düzenlemenin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca yargılama giderleri kapsamında bulunan son tarifeye göre belirlenen bu vekalet ücreti sanığın beraati halinde hazineye, sanığın mahkûmiyeti veya hükmün açıklamasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde ise katılan lehine sanığa yasal dayanağı olmayan bir vekalet ücretinin yükletilmesine neden olacaktır. Bu hususun kanuni zemini bulunmadığından idarenin işlemi ile de yani Adalet Bakanlığı genelgesi ile de düzeltilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince, soruşturma ve kovuşturma aşamasında görevlendirilen müdafilere 03.10.2024 tarihinde 32681 sayılı sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14 üncü maddesinde düzenlendiği şekliyle vekalet ücreti takdir edilmesi mümkün bulunmadığından Mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olup bu hususta Tebliğname'deki görüşe iştirak edilmemiştir.
Sanık ... hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan hükümde, sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine yönelik yasal dayanaklara yer verildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükme yönelik sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelenmesi sonucunda; Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu, günün ekonomik koşulları ve suça konu cep telefonunun değeri dikkate alındığında sanıkların cezasından 5237 sayılı Kanun'un 150/2. maddesi uyarınca indirim yapılmamasında herhangi bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, sanıklar ... ve ... müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR
A. Sanık ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Sanık Müdafinin Temyiz İstemi Yönünden
Her ne kadar sanık ... müdafi temyiz isteminde bulunmuş ise de, sanık ...'in ceza infaz kurumu aracılığıyla gönderdiği 31.12.2023 tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden feragat ettiğini beyan etmesi ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle incelenmeksizin İADESİNE,
B. Sanık ... Müdafinin Vekalet Ücretiyle sınırlı Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünün (1) nolu paragrafında açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararında, sanık ... müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
C. Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafilerinin Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (2) nolu paragrafında açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararında, sanıklar ... ve ... müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN AYRI AYRI ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
16.02.2026 tarihinde karar verildi.