Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, marka tecavüzü ve haksız rekabet gerekçesiyle ticaret unvanı ibare terkin talebinin incelendiği bir kararı.
Özet: Bir patlayıcı madde üreticisi şirket, tescilli markalarıyla görsel, işitsel ve biçimsel benzerlik taşıdığını öne sürdüğü rakip bir şirketin ticaret unvanındaki belirli bir ibarenin ticaret sicilinden terkinini talep ederek dava açmış; davacı, unvanın kendi markalarının prestijinden haksız yere pay edindiğini ve kötü niyetli bir tecavüz ile haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederken, davalı ise söz konusu ibarenin genel kullanımda olduğunu, kimsenin tekeline verilemeyeceğini, markalar arasında karışıklık yaratacak benzerlik bulunmadığını ve iddiaların mesnetsiz olduğunu savunmuştur.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/521 Esas - 2025/415
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2024/521Karar No : 2025/415....Dava : İbarenin Ticaret Unvan Sicilden TerkiniDava Tarihi : 13/12/2024Karar Tarihi : 09/10/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 09/10/2025Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan İbarenin Ticaret Unvan Sicilden Terkini istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin patlayıcı madde üreticisi olduğunu, müvekkilinin “...” ve “... ...” ibareli markalarının birçok ülkede tescilli olduğunu, ayrıca müvekkili şirketin ....” markalarının sektörde bilinen markalar olduğunu, davalı şirketin ticaret ünvanının müvekkili markaları ile görsel, sessel ve biçimsel benzerlik barındırdığını, bu suretle müvekkili şirketin markalarının prestijinden pay edinmeye çalıştığını, davalının aynı sektörde faaliyet gösteren müvekkilini bilmeme ihtimali bulunmadığını ve kötü niyetli olduğunu, “...” ibaresi üzerinde hiçbir hak sahipliği bulunmayan davalının müvekkili markasını ve ünvanını kullanmasının tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının ticaret ünvanının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı ve organik bağı bulunan şirketlere karşı yöneltilmiş marka hakkına tecavüze dair süreçler bulunduğunu, bir kısmının lehe sonuçlandığını, bir kısmının devam ettiğini ifade ederek, davalı şirketin ticaret ünvanında yer alan ".... ..." ibaresinin ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin 2011 yılında patlayıcı madde sektöründe hizmet vermek amacıyla kurulduğunu, 2020 yılında ünvan değişikliğine gittiğini, sektörün öncü şirketlerinden biri olduğunu, davacının ticaret ünvanı ve marka isimleri ile müvekkilinin ticaret ünvanı arasındaki ortak ibare olan “...” kelimesinin, dünya tarihini değiştiren dinamitin mucidi olan .... ...'den gelmekte olduğunu, Türkçe batı kökenli kelimeler sözlüğündeki karşılığının asil, soylu ve kibar anlamına geldiğini, ticaret ünvanında veya markalarında “...” ibaresini kullanan yüzlerce farklı şirket olduğunu, “...” kelimesinin davacı yana ait olmadığını, kimsenin tekeline bırakılamayacağını, davacıya ait markaların zayıf marka olarak kabulü gerektiğini, davacıya ait markalardan “...” markasının müvekkili ünvanında yer almadığını, diğer mesnet marka olan “.... ...” ibareli markanın esas unsurunun “dyno” ibaresi olduğunu, müvekkili ünvanında “dyno” ibaresinin bulunmadığını, müvekkili ünvanı ile davacı markaları arasında ayniyet veya benzerlik olmadığını, taraf şirketlerin faaliyet alanında yer alan malların dikkat düzeyi yüksek tüketicilere hitap ettiğini, müvekkili ünvanı ile davacının markaları ve ünvanının karıştırılma ihtimali bulunmadığını, haksız rekabet iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacının açtığı davaların lehine sonuçlandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından davacı markasının davalı ticaret unvanından terkininin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinde “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” başlığı ile tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Buna göre; “Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.” 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesi 1(a) bendinde “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” arasında düzenlenen ve “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7. maddede, izinsiz olarak yapılması halinde marka sahibinin önlenmesini talep edebileceği fiiller şu şekilde belirtilmiştir; “a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.” Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesinin 3. fıkrasında ise marka hakkı sahibinin yasaklayabileceği bazı hallere (haksız kullanım şekillerine) yer verilmiştir. Buna göre, aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması Davacı taraf, davalının ticaret unvanının, marka hakkının ihlali niteliğinde olduğundan bahisle işbu davayı açmıştır. .... sayılı karar ile marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için ticaret unvanının markasal kullanımının zorunlu olmadığı, tecavüz iddiasının söz konusu olduğu markaların işlevlerinin zarar görme ihtimallerinin mevcudiyeti durumunda da marka hakkına tecavüzden söz edilebileceğine karar verilmiştir. Kararda ifade edildiği üzere, “Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında ticaret unvanının "ticaret alanında" kullanımından maksat; unvanın ekonomik kazanç elde etmek amacıyla ticari alanda kullanımı olup kazanç elde amacıyla kullanım dışındaki özel bir şekil ve sebep için ticaret unvanının kullanımı bu kapsama girmemektedir. Bir marka ile aynı ibareyi içeren ticaret unvanının marka hakkına tecavüz teşkil etmesi için SMK'nın 7/2-a maddesi gereğince markanın tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin ekonomik kazanç elde etme amacına yönelik olarak ticari alanda kullanılması gerekir. Buradan hareketle unvanın ticaret alanında kullanımı, unvanın markasal kullanımını da içine alan ancak ondan daha geniş kapsamlı bir kullanım şeklidir. Bu anlamda ticaret unvanının markasal kullanımı yanında markanın sahip olduğu işlevlere zarar verme anlamında tehlike oluşturan kullanımlar da, markasal kullanım şeklini almamış olsa dahi, SMK'nın 29/1-a maddesi yollamasıyla aynı Kanun 7/3-e maddesi gereğince marka hakkına tecavüz teşkil edebilir. Dolayısıyla bir markadaki aynı işareti içeren ticaret unvanının kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturması, unvanın sadece markasal kullanımına bağlı değildir. Bu anlamda mehaz düzenlemelerde yer alan; ticaret unvanının kullanımının mal veya hizmetlerin ayrıt edilmesi amacına hizmet ettiği durumların sadece markasal kullanıma özgü olmayıp ticaret alanındaki diğer kullanımlar sırasında da böyle bir etkinin ortaya çıkması mümkündür. Özellikle ticari alandaki hizmet sunumlarının ticaret unvanı adı altında yapılması durumunda, markasal bir kullanım niteliğinde olmasa dahi bu kullanımların yukarıda açıklanan nitelikleri itibariyle sunulan hizmetin kökenini gösterme yahut diğer teşebbüslerin hizmetlerinden ayırt edilmesi işlevini haiz olabileceğinden bu tür bir kullanım, aynı ibareyi içeren ve aynı sınıflarda unvandan daha önce tescilli marka hakkına tecavüz niteliğinde olacaktır.” ..... sayılı kararında ifade edildiği üzere, “TTK'nın 41. maddesi gereğince davalı tüm ticari iş ve evraklarında ticari unvanı kullanmak ve tescil olunan ticaret unvanını ticari işletmenin giriş cephesine herkes tarafından kolayca görülebilecek bir yerine yazılması zorunluluğu vardır. O halde ticaret unvanının özellikle hizmet sınıfındaki ticarî faaliyetlerde kullanılması halinde, unvan sadece bir taciri diğer tacirlerden ayırmayacak, bundan başka mallar ve özellikle hizmetler için "ayırt edicilik" fonksiyonunu da yerine getirecektir.” Yine aynı kararda belirtildiği üzere, “... mal sınıfında tescilli markaların, aynı malı üreten bir tacirin ticaret unvanına karşı korunmaları ile hizmet sınıfında tescilli bir markanın, aynı hizmeti sunan bir tacirin ticaret unvanına karşı korunması arasında farklılıklar bulunmaktadır.” Bilirkişi heyeti tarafından,..... ... olarak değiştirildiğinin tespit edildiği; 11 Ağustos 2011 tarih ve 7878 sayılı gazetede yayımlanan bilgiye göre, şirketin faaliyet konusunun aşağıdaki gibi olduğu; • Her türlü patlayıcı madde üretimi, depolaması, nakliyesi • Pazarlama • Alım, satım (toptan ve perakende) • İnşaat • İthalat, ihracat • Acentalık, bayilik, mümessillik, distribütörlük, danışmanlık ve komisyonculuk işleri Şöyle ki: A) Her türlü sivil patlayıcıları ve yan ürünlerini imal etmek ve depolamasını yapmak, patlayıcı maddenin ve özellikle emülsiyon patlayıcılarının, emülsiyon-anfo karışım patlayıcılarının, jelatin patlayıcıların ve anfo patlayıcılarının, detonasyon fünyelerinin ve başlıklarının, şok tüplerinin ve ilgili hammaddeler ile yardımcı maddelerinin (amonyum nitrat ve her türlü zirai gübre dahil) Bu maddelerin pazarlamasını yapmak Patlayıcıların kısmen veya tamamen montajını yapmak, yaptırmak Patlayıcı maddelerin patlatılmasında modern makine ve techizatla patlatma yerinde imalat ve tatbikat yapmak Konusu ile ilgili temsilcilik almak ve temsilcilik vermek Maden Kanunu'nda belirtilen her türlü madenin üretilmesi ve işletilmesi; maden ve taş ocakları işletilmesi B) Her türlü danışmanlık, mühendislik ve patlatma hizmetleri C) Patlayıcı hizmetlerinde kullanılan makine, techizat, cihazların ve yedek parçaların; yukarıda (A) paragrafında bahsi geçen ham ve yardımcı maddelerin, koruyucu ambalaj malzemelerinin ihracatını, ithalatını yapmak; bunları satın almak, satmak, dağıtım ve taşımalarını yapmaktır. D) İnşaat ve taahhüt işleri; şirketin kendi ihtiyacı için olan işyeri, depo ve mesken inşaatlarıyla her türlü mühendislik, müşavirlik, teknik sorumluluk, etüt ve proje, mümessillik, danışmanlık hizmetleri; bunlara ait onarım ve montaj hizmetleri ile ilgili her türlü tesisat işlerini taahhüt etmek, yapmak ve yaptırmaktır.” Davacı tarafa ait ....sayılı ve "..." ibareli markası kapsamında ise “patlayıcı madde” emtiası bulunmaktadır. Davacının....” ibareleri, sektöre ilişkin kelimeler olup, ayırt edici niteliği bulunmayan ibarelerdir. Davalının ticaret unvanının ayırt edici unsuru “.... aracılığıyla ticari faaliyetlerini yürüttüğünü iddia etmişse de, işbu davada, davacı niteliği bulunmayan şirket unvanının dikkate alınamayacağı değerlendirilmiştir. Davacının....” ibaresi ise, patlayıcı maddeler sektörüyle doğrudan ilişkili teknik bir terimdir. Bu ibare, nitrogliserin, nitroselüloz, nitrometan gibi nitro bileşiklerine atıfla, kimyada genellikle yüksek patlayıcılık özelliği taşıyan bileşenleri ifade etmekte olup, bu alanda faaliyet gösteren firmalar bakımından ürünün niteliğini tanımlar mahiyettedir. Söz konusu ibare, sektörde yaygın biçimde kullanıldığı ve patlayıcı maddelerin türüne veya yapısına işaret ettiği için, ayırt edici nitelikten yoksun ve tanımlayıcı bir ifade olarak kabul edilmelidir. Dolayısıyla, “....” kelimesi tanımlayıcı bir unsur olup, asıl ayırt edici ve tüketici algısı bakımından dikkat çeken öğe “...” ibaresidir. Davacı yana ait markanın esas unsuru ise “...” ibaresidir. “...” ve “...” ibarelerine bakıldığında; davacıya ait “...” markasının ilk beş harfini oluşturan “...” ibaresinin, davalı tarafın ticaret unvanında da birebir yer aldığı anlaşılmıştır. Davacı markasında yer alan “.... ekinin, kelimenin sonunda bulunması ve kısa bir ses birimi olması nedeniyle, işaretler arasında belirgin bir ayırt edicilik sağlamadığı; aksine, her iki ibarenin de ilk, baskın ve akılda kalıcı kısmını oluşturan “...” kelimesinin ön plana çıktığı değerlendirilmiştir.Markalar, Türkçe’nin soldan sağa okuma alışkanlığı dikkate alındığında, görsel ve işitsel olarak son derece benzer bir izlenim bırakmakta olup, ortalama dikkat düzeyine sahip tüketiciler nezdinde aynı ticari kaynaktan geliyormuş algısı yaratmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; işaretler arasında görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde ciddi benzerlik bulunduğu, davalının ticaret unvanında “...” ibaresinin hem algıda ilk ve baskın unsur olması, hem de her iki işarette aynı biçimde yer alması nedeniyle, tüketicilerin bu iki işareti aynı ticari işletmenin markaları olarak algılamaları kuvvetle muhtemel olduğu, bu çerçevede, işaretler arasında iltibas tehlikesi doğduğu kanaatine varılmıştır. Davalı taraf her ne kadar “...” ibaresinin, dinamitin mucidi olarak bilinen “.... ...”in soyadı olduğunu ileri sürmüşse de, bu durum tek başına söz konusu ibarenin marka olarak tesciline engel teşkil etmeyecektir. Zira “...” kelimesi, tanınmış bir kişi ismi olmasının ötesinde, marka olarak ayırt edici nitelik taşıyan ve tescil edilebilir işaretlerden biridir. Bir kişi adına atıf yapılmış olması, bu ibarenin herkesçe kullanılmasına açık, tekelleştirilmesi mümkün olmayan bir işaret olarak değerlendirilmesini gerektirmeyecektir. Aksine, bu tür ibarelerin marka hukuku bakımından korunabilirliği, ibarenin somut olayda marka işlevi görüp görmediğiyle doğrudan ilişkilidir. Bu kapsamda, “...” ibaresinin yalnızca tanınmış bir şahsın soyadı olması, onun marka olarak kullanılmasını ve hukuki koruma görmesini engellemeyecektir. Neticede, davacıya ait 2006 00973 sayılı “...” ibareli marka ile davalıya ait ticaret unvanının esas unsurlarının görsel ve işitsel olarak benzerlik taşıdığı, davacıya ait markanın kapsamında yer alan "patlayıcı madde” emtiası ile davalının ticaret sicil kayıtlarında yer alan faaliyetler arasında aynılık/benzerlik oluştuğu, somut olayda, uyuşmazlık konusunu “her nevi patlayıcı madde ham ve yardımcı maddelerin üretimi, alım ve satımı, ithalat ve ihracatı” hizmetlerinin oluşturduğu, TTK'nın 41. maddesi gereğince davalının tüm ticari iş ve evraklarında ticari unvanı kullanmak ve tescil olunan ticaret unvanını ticari işletmenin giriş cephesine herkes tarafından kolayca görülebilecek bir yerine yazılması zorunluluğu bulunduğu, buna göre; uyuşmazlık konusu hizmetler yönünden tüketicinin taraf markasını/ticaret unvanını aynı/benzer/ilişkili mallar/hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davacıya ait marka ile davalının ticaret unvanını birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması, ortalama tüketicilerin davacı markalarından edindiği izlenimi davalı unvanına aktarabilecek olması, tüketicinin karşı karşıya kaldığı marka ve unvanın aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebilecek olması karşısında, marka ile ticaret unvanının birbiri ile karıştırılma tehlikesi bulunması nedeniyle, somut olay bakımından davacıya ait marka ile davalıya ait ticaret unvanı arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davalı şirketin ticaret ünvanında yer alan “...” ibaresinin ticaret sicilinden terkin şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Davacıya ait .... sayılı “...” ibareli marka ile davalının ticaret unvanı arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu ve davalı tarafın ticari sicil kayıtlarında yer alan faaliyetlerinin davacı tarafın markasında yer alan emtia ile benzer olduğu, bu nedenle aralarında iltibas ihtimali bulunduğu değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin ticaret sicilinden terkin şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Davanın Kabulüne, Davaya konu ... ibaresinin davalı ticaret unvanından terkinine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 13.206,00.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09.10.2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 916,00.-TL Bilirkişi Ücreti : 12.000,00.-TL P.M. : 290,00.-TL TOPLAM : 13.206,00.-TL