İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, eser sözleşmesinden kaynaklanan fazla ödeme ve cezai şartın tahsili istemli davada verilen ihtiyati haciz kararına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bir eser sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı ifa iddiasıyla fazla ödeme ile cezai şartın tahsili davasında, ilk derece mahkemesinin fazla ödeme alacağı için teminat karşılığı ihtiyati hacze hükmederken cezai şart talebini reddeden ara kararına yönelik davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, davacı vekilinin ise kararın tebliğ ve infaz süreçlerindeki aksaklıklar nedeniyle haczin uygulanamadığını ve davalıların mal kaçırma ihtimalini ileri sürerek yaptığı itirazın incelendiği bir hukuki süreç ele alınmaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1205
KARAR NO : 2026/1244
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/174
DAVA TARİHİ : 17/02/2026
ARA KARAR T. : 19/02/2026 - 31/03/2026
İTİRAZ TARİHİ : 21/04/2026
İTRZ. DEĞ. ARA
KARAR TARİHİ : 20/05/2026
DAVA : Eserin Eksik ve Ayıplı İfa Edildiği İddiasıyla Fazla Ödeme ile Cezai Şartın Tahsili İstemli (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
TALEP : İhtiyati Haciz Kararının Kaldırılması
KARAR TARİHİ : 17.09.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ: 17.09.2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/174 Esas sayılı dosyasından verilen 20.05.2026 tarihli ara kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili ihtiyati haciz talepli dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde bildirdiği sebeplerle davalıların 13/08/2021 tarihli sözleşme kapsamında işi zamanında yapmamaları, eksik ve hatalı yapmalarına bağlı olarak yapılan KDV dahil toplam 19.571.983,89 TL fazla ödemenin ve sözleşmenin 20/B maddesi uyarınca 3.037.750,00 TL cezai şartın davalılardan faizi ile birlikte tahsilini talep etmekle birlikte sunulan ekli belgeler uyarınca davalı tarafa gereğinden fazla ödeme ve fiyat farkı hesaplarının hatalı yapıldığı, yeni birim fiyatlarının ve mukayeseli keşiflerin onaysız olduğu, iş kapsamında bulunan bazı imalatların yüklenicinin sorumluluğundan çıkarılarak idare tarafından yaptırıldığı, geçici kabul ile ilgili idarece gerekli süreçlerin yürütülmediği, söz konusu işte müşavir firma olmasına rağmen işin büyük çoğunluğunda müşavir firma denetimi ve onayı olmadan imalat ve ödeme yapıldığı ve yüklenici tarafından yapılan işlerin bedelinin ilk sözleşme bedeline oranının %82,06 olduğunun açık olup, müvekkili şirketin dava süreci sonunda alacağını tahsil etmekte sorun yaşamasının kuvvetle muhtemel olduğunu, davalı ortaklığın tasfiye haline girmesi, iflas etmesi halinde müvekkilinin alacağını alamayacağını, telafisi mümkün olmayan zararları önlemek, dava konusu alacağın ve müvekkili şirketin zararının tamamının tahsilini temin etmek için ihtiyati haciz konulması açısından yaklaşık ispat koşullarının oluştuğunu bildirmiş, davalı adi ortaklık ile ortakların ayrı ayrı adına kayıtlı araç, taşınmaz ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları ile menkulleri üzerine öncelikle teminatsız, aksi halde teminatlı olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 2026/174 Esas sayılı dosyasından verilen 19.02.2026 tarihli ara kararı ile özetle; "...dava konusu fazla ödeme iddiasından kaynaklanan alacağın niteliği itibariyle, dava tarihi itibariyle muaccel alacak niteliğinde olup rehin ile temin edilmediği, bu alacak yönünden yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde, dava dilekçesine ekli olarak sunulan delil ve belge örneklerinin ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirir nitelikte ve yeterlilikte olduğu, buna göre ihtiyati hacze ilişkin yasal koşulların oluştuğu anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin kabulüne, ancak teminatsız olarak ihtiyati haciz talebinde bulunulmuş ise de davacının teminat yatırmaktan muaf olmadığı gibi İİK'nun 259.maddesinde belirtilen hallerin varlığının da bulunmadığı dikkate alınarak, teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesi isteminin reddine, alacağın %15'i oranında teminat alınmasının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşılmakla bu oranda teminat alınmasına, davacı tarafın cezai şarta ilişkin alacağının ve özellikle bu istem yönünden davanın kabulüne karar verilmesi halinde hükmedilebilecek cezai şart miktarının yargılamayı gerektirdiği, buna bağlı olarak ihtiyati haciz istemi yönünden yasal koşulların varlığının bulunmadığı göz önünde tutularak cezai şart alacağına ilişkin ihtiyati haciz isteminin reddine" ara dair karar verilmiştir.
İTİRAZ:
Davacı vekili itiraz dilekçesi ile özetle; Dava dosyasında verilen 19/02/2026 tarihli ihtiyati haciz kararının uyap sisteminde erişime 17/03/2026 tarihinde açılarak bu tarihte kendilerine tebliğ edildiğini, yasal 10 günlük süre içerisinde İzmir 7. İcra Dairesinin 2026/2807 sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararının infazının talep edildiğini, kararın süresinde infazının istenilmediği gerekçesiyle taleplerinin reddedildiğini, ret kararına karşı şikayet yoluna başvurulması mümkün ise de, bu yola gidilmesi halinde açılacak davanın sonuçlanmasının uzun süreceğini, bu süreç zarfında alacağın teminat altına alınamamasının, müvekkilinin aleyhine telafisi güç ve imkansız zararların doğmasına sebebiyet verebileceğini, kararın tebliğ edilmiş olması sebebiyle davalı tarafın karardan haberdar olduğunu, bu nedenle davalıların mal kaçırma ihtimalinin bulunduğunu, bu karar nedeniyle yeniden ihtiyati haciz talep etme zaruretinin doğduğunu, ihtiyati haczin tekrar talep edilmesinde yasal bir engel bulunmadığını bildirmiş, müvekkilin iradesi ve kusuru dışında gelişen sistemsel gecikmeler nedeniyle infazı reddedilen önceki karar göz önüne alınarak, İİK'nın 257. maddesi uyarınca alacağın güvence altına alınabilmesi amacıyla, davalının menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine yeniden ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 2026/174 Esas sayılı dosyasından verilen 31.03.2026 tarihli ara kararı ile özetle; "... dava konusu fazla ödeme iddiasından kaynaklanan alacağın niteliği itibariyle, dava tarihi itibariyle muaccel alacak niteliğinde olup rehin ile temin edilmediği, bu alacak yönünden yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde, dava dilekçesine ekli olarak sunulan delil ve belge örneklerinin ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirir nitelikte ve yeterlilikte olduğu, buna göre ihtiyati hacze ilişkin yasal koşulların oluştuğu anlaşılmakla ihtiyati haciz talebinin kabulüne, davacının teminat yatırmaktan muaf olmadığı gibi İİK'nun 259.maddesinde belirtilen hallerin varlığının da bulunmadığı dikkate alınarak, alacağın %15'i oranında teminat alınmasının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun bulunduğu anlaşılmakla bu oranda teminat alınmasına, davacı tarafın cezai şarta ilişkin alacağının ve özellikle bu istem yönünden davanın kabulüne karar verilmesi halinde hükmedilebilecek cezai şart miktarının yargılamayı gerektirdiği, buna bağlı olarak ihtiyati haciz istemi yönünden yasal koşulların varlığının bulunmadığı göz önünde tutularak cezai şart alacağına ilişkin ihtiyati haciz isteminin reddine" dair ara karar verilmiştir.
İTİRAZ:
Davalılar vekili itiraz dilekçesinde özetle; davanın, İzmir Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanlığı Tevdi Raporu ile bu rapor içerisinde yer alan ....A.Ş. personellerince düzenlenen durum tespit raporu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı Yapı İşleri Daire Başkanlığı görevlileri tarafından düzenlenen teknik inceleme raporu esas alınarak ikame edildiğini, davacının İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki olduğunu, dolayısıyla bu raporların bağımsız ve tarafsız olamayacağını, kaldı ki içeriğinde dahi büyük hataların, çelişkilerin bulunduğunu, bu haliyle dahi gerek tevdi raporunda ve gerekse de Sayıştay raporunda müvekkilinin, davacıdan cari hesap alacağının bulunduğunun teyit edildiğini, davadan önce müvekkili tarafından davacıya karşı açılmış ve halen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/217 Esas sayılı dosyası üzerinden devam eden alacak davasının bulunduğunu, ihtiyati haciz kararı üzerine müvekkilinin menkul ve menkul malları ile banka hesaplarına ihtiyati haciz konulması cihetine gidilmemiş ise de, ihtiyati haciz kararının bu haliyle uygulanması halinde müvekkilinin ticari yönden mahfına yol açabileceğini, davacının dayandığı rapor ve belgelerde dahi müvekkilinin davacıdan cari hesap alacağının bulunduğunun, davacı tarafın ihale süreciyle ilgili 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine aykırı hareket ettiğinin, tüm bu nedenlerle ihtiyati haciz kararının açıkça hukuka ve somut durumlara aykırılık teşkil ettiğinin ve uygulanması halinde müvekkili yönünden telafisi imkansız zararlara yol açacağının aşikar olduğunu bildirmiş, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin 2026/174 Esas sayılı dosyasından verilen 20.05.2026 tarihli ara kararı ile özetle; "...ihtiyati haciz kararının davalı tarafa tebliğ edilmediği gibi davalı tarafların huzurunda yapılan bir haciz sırasında haciz tutanağının davalılara tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanmamakla, itirazın İİK'nun 265(1) maddesinde belirtilen yasal süre içinde yapıldığı kabul edilmiştir.
İİK'nun 265(1) maddesinde itiraz sebepleri ihtiyati haczin dayandığı sebepler, mahkemenin yetkisi ve teminata ilişkin itirazlar olarak sınırlı şekilde sayılmıştır. İtiraz eden borçlu tarafın itirazları, yalnız ihtiyati haczin dayandığı sebeplere yöneliktir.
İtiraz eden, ihtiyati haczin dayandığı sebepler yönünden; davacının, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki olup, dava dosyasına dayanak olarak sunulan raporların bağımsız ve tarafsız olamayacağı, bu raporlarda büyük hatalar ve çelişkilerin bulunduğu, tevdi raporunda ve Sayıştay raporunda davalının, davacıdan cari hesap alacağının bulunduğunun teyit edildiği, davacının dayandığı rapor ve belgelerde dahi davalının, davacıdan cari hesap alacağının bulunduğu, davacı tarafın ihale süreciyle ilgili 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine aykırı hareket ettiği iddialarına dayanmıştır.
Mahkememizce verilen ihtiyati haciz kararı, gerekçesinde de açıklandığı üzere yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde dosyada toplanan tüm deliller dikkate alınarak verilmiştir. Davalı taraf itiraz dilekçesinde soyut iddialarda bulunmuş ise de, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte hiçbir delil ve belge örneğini dilekçesine ekli olarak sunmamıştır. Davacı tarafın iddialarının olduğu gibi davalı tarafın itiraz dilekçesinde dile getirdiği iddialarının da yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati haciz kararının verildiği aşamada yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde verilen ihtiyati haciz kararının usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olup, gelinen aşamada ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte delillerin toplanmadığı gibi davalı tarafça delil ve belgelere dayalı olarak itiraz ve iddialarının yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde kanıtlanmadığı birlikte değerlendirildiğinde, itiraza konu ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte delillerin toplanmadığı, kararın usul, yasa ve dosya kapsamına uygun olup, davalı tarafın itirazlarında haklılık bulunmadığı anlaşılmakla itirazın reddine'' dair ara karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davalılar vekili tarafından verilen 16.06.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Müvekkilleri hakkında İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince 2026/174 Esas sayılı dosya üzerinden %15 teminat karşılığında verilen ihtiyati haciz kararına karşı yaptıkları itiraz reddedilmiş ise de, gerek ihtiyati haciz kararı ve gerekse de bu karara karşı yaptıkları itirazın reddine dair kararın usul ve yasaya aykırı olup kaldırılmasının gerektiğini, mahkemece itiraz dilekçelerinin soyut iddialara dayandığı, somut bilgi ve belge sunulmadığı nedenlerine dayanılarak ret kararı verildiğini, oysa dosyaya sundukları cevap dilekçesi ve ekindeki belgelerin görmezden gelindiğini, bu bilgi ve belgeler dikkate alındığında iddialarının soyut olmadığının ortaya çıktığını, cevap dilekçelerinde de belirtildiği üzere, huzurdaki davanın İzmir Büyükşehir Belediyesi Teftiş Kurulu Başkanlığı Tevdi Raporu ile bu rapor içerisinde yer alan... A.Ş. personellerince düzenlenen Durum Tespit Raporu ile İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı Yapı İşleri Daire Başkanlığı görevlileri tarafından düzenlenen Teknik İnceleme Raporu esas alınarak ikame edildiğini, davacının da İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki olduğu, dolayısıyla bu raporların bağımsız ve tarafsız olamayacağı, kaldı ki içeriğinde dahi büyük hataların, çelişkilerin bulunduğu, bu haliyle dahi gerek Tevdi Raporunda ve gerekse de Sayıştay raporunda müvekkilinin davacıdan cari hesap alacağının bulunduğunun teyit edildiğini, haddizatında huzurdaki davadan önce müvekkili tarafından davacıya karşı açıldığını ve halen İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2026/217 Esas sayılı dosyası ile devam eden alacak davalarının bulunduğunu, İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanlarınca hazırlanan raporlar ile dosyaya sundukları Sayıştay raporu karşılaştırıldığında, müvekkili aleyhine çok yüksek bir fark olduğunun anlaşılacağını, Sayıştay raporunda dahi kabul etmedikleri, hatalı olan bazı tespit ve değerlendirmelerin bulunduğunu, buna rağmen Sayıştay raporunun, İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanlarınca düzenlenen raporlardan daha objektif, daha bilimsel ve daha gerçekçi olduğunu, Sayıştay raporunun tamamen göz ardı edilmesinin, cevap dilekçelerinde sunulmuş olmasına rağmen bu beyanlarının soyut iddia olarak değerlendirilip itirazlarının reddinin hukukilikten uzak olduğunu, davacı tarafın, İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanlarınca düzenlenen belge kapsamında müvekkilinin eksik ve hatalı işlerinin olduğunu, bu eksik ve hatalı işlerin davacı tarafından başka firmalara yaptırıldığını, bu nedenle davacının 19.571.983,89 TL fazla ödeme yaptığını iddia ettiğini, ancak, dosyaya sundukları ve dilekçelerinde ilgili kısmını paylaştıkları Sayıştay Raporunun 29-30. Sayfalarında, belediye çalışanlarınca çıkarılan 19.571.983,89 TL' nin, 4.802.547,13 TL olarak hesap edildiği (ki Sayıştay raporundaki bu tabloda hatalı olan, sonradan yapılan veya kesin hesap fişinde düşülen alacak kalemlerinin mevcut olduğunu), belediye çalışanlarınca çıkarılan rakam ile Sayıştay raporu arasında müvekkili aleyhine neredeyse 4-5 kat fazla ve hatalı hesaplama yapıldığının ortaya çıktığını, aynı şekilde, müvekkilinin yapması gerekirken davacının başka firmalara yaptırdığı iddia edilen imalat kalemleri ve tutarları ile ilgili de Sayıştay raporu ile belediye çalışanlarınca tanzim edilen tespitlerde müvekkili aleyhine büyük bir fark bulunduğunu, Sayıştay Raporunun 31. Sayfasındaki bu tespit ve değerlendirmede "Yapılan denetimler sonucunda aşağıdaki tabloda belirtilen imalat kalemlerinin Şirket tarafından başka bir firmaya tamamlatıldığı halde, yüklenici firmadan söz konusu imalat bedellerinin tahsil edilmemesi neticesinde mükerrer ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Bu tutarın firmanın hak edişinden kesilmesi gerekmektedir." denilerek 187.545,60 TL gibi bir mükerrer ödeme çıkarıldığını, davacı tarafın davasına dayanak teşkil eden ve dosya içerisinde yer alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı' nın 10.03.2025 tarihli Tevdi Raporu'nun 6. Sayfasında ".... A.Ş.' nin yükleniciyle olan cari hesap özetine göre yüklenicinin bakiye alacak miktarının 3.003.481,06 TL olduğu..." şeklindeki tespit dikkate alındığında, müvekkilinin davacıya borçlu değil davacıdan alacaklı olduğu gerçeğinin teyit edildiğini, İİK 257. maddesi kapsamında ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun mevcudiyeti" şartlarının birlikte gerçekleşmiş olması gerektiğini, cevap dilekçeleri ekinde sundukları ve sözleşme imzalandığında müvekkili tarafından davacıya verilen, .../.. İzmir Şubesine ait 06.08.2021 tarihli 25681539-7520858-1-34-0 seri nolu ve 1.230.000,00 TL meblağlı teminat mektubu bulunduğunu, ayrıca her hakediş ödemesinde %3 Geçici Kabul Eksiklikleri Kesintisi, %0,6 fiyat farkı teminat kesintisi ile KDV tutarının %40' ı tutarındaki kısımlar davacı firma uhdesinde bulunduğunu, gerek banka teminat mektubu, gerek bu kesintiler ve gerekse de davacıdan olan cari hesap alacaklarının rehin kapsamında değerlendirilmesinin gerektiğini, tüm bunlara ek olarak, müvekkilinin davacıya bir para borcu olduğunu ortaya koyabilecek kendilerince hazırlanmış rapor haricinde bir bilgi veya belge bulunmadığını, davacı şirketin cari hesap özeti ile banka teminat mektubu ve hakediş kesintileri birlikte dikkate alındığında, İİK 257. Maddesindeki şartların gerçekleşmemesine rağmen müvekkilleri aleyhine ihtiyati haciz kararı verildiğini, tüm bu hususlar dikkate alındığında; Davacının cari hesap özetinde müvekkiline borçlu olduğunun teyit edildiği, bu haliyle İİK 257 kapsamında vadesi gelmiş alacaktan, hatta ve hatta bir alacaktan dahi söz edilemeyeceği, banka teminat mektubu ve hakediş kesintileri dikkate alındığında, bunların da bir teminat/rehin kapsamında olduğunun değerlendirilmesinin gerekeceği, bu itibarla verilen ihtiyati haciz kararının İİK 257 kapsamında yasal unsurları taşımadığı, ihtiyati haciz kararının bu haliyle uygulanması halinde müvekkilinin ticari yönden mahfına yol açabileceği, zira bankalardan teminat mektubu alıp herhangi bir ihaleye katılmasının mümkün olamayacağı, davacının dayandığı rapor ve belgelerde dahi müvekkilinin davacıdan cari hesap alacağının bulunduğu, davacı tarafın ihale süreciyle ilgili 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu hükümlerine aykırı hareket ettiği, tüm bu nedenlerle ihtiyati haciz kararının açıkça hukuka ve somut durumlara aykırılık teşkil ettiğini, bu iddialarının somut bilgi ve belgelere dayandığı, hepsinin dosyada delil olarak mevcut olduğu, ancak mahkemece bu belgeler incelenmeksizin karar verildiğini, tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararına yaptıkları itirazın reddine dair ara kararının kaldırılması için başvurma gereği hasıl olduğunu,
Yukarıda açıkladıkları ve resen nazara alacağınız hususlar doğrultusunda, müvekkilleri hakkında İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararına karşı yaptıkları itirazın reddine dair 20.05.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına ve tüm yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava; taraflar arasında ihale yoluyla düzenlenen eser sözleşmesi nedeniyle davalı adi ortaklığın sözleşme ile edinilen yükümlülüklerini yerine getirmediği, eksik ve hatalı imalatlar yaptığı, hak edişlerinden fazla ödemeler yapıldığı iddiasıyla fazla yapılan ödemenin tahsili ile davalı adi ortaklığın sözleşme hükümlerine aykırı davranması nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Geçici hukuki korumaya ilişkin uyuşmazlık ise; "Mahkemece verilen ihtiyati haczin kısmen kabulüne ilişkin kararın, esasa ilişkin uyuşmazlık ve taraflarca sunulan deliller çerçevesinde HMK.'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenen yasal koşullara ve usule uygun olup olmadığı" hakkındadır.
2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesinde, “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1–Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2–Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa; Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.”;
258. maddesinde, “İhtiyati hacze 50 nci maddeye göre yetkili mahkeme tarafından karar verilir. Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir. İhtiyatî haciz talebinin reddi halinde alacaklı istinaf yoluna başvurabilir. Bölge adliye mahkemesi bu başvuruyu öncelikle inceler ve verdiği karar kesindir.” düzenlemeleri mevcuttur.
İhtiyati haciz kararı verilmesinin yasal koşulları İİK'nun 257. maddesinde düzenlenmiş olup, talepte bulunan alacaklı tarafından, alacağın varlığı ve miktarı hususunda, yaklaşık ispat olgusunun yerine getirilmesi gerekmektedir. İİK'nun 258. maddesi uyarınca, alacaklının alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermesi mecburdur.
Tarafların iddia ve savunmalarının gerçekliği ve haklılığı yapılacak olan yargılama sonunda ortaya çıkacak ise de, ihtiyati haciz kararı verilmesinin talep edildiği tarih itibariyle ihtiyati haczin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Dava konusu fazla ödeme iddiasından kaynaklanan alacak yönünden yaklaşık ispat kuralı çerçevesinde, dava tarafça sunulan teftiş raporlarının, delil ve belge örneklerinin ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirir nitelikte ve yeterlilikte olduğu, buna göre ihtiyati hacze ilişkin yasal koşulların oluştuğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/174 Esas sayılı dosyasından verilen 20.05.2026 tarihli ara kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalılar vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 1.206,00 TL istinaf haciz karar harcından, davalılar tarafından yatırılan 732,00 TL harcın mahsubu ile kalan 474,00 TL'nin davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalılar tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 258/3 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-f maddeleri gereğince kesin olmak üzere 17.09.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.