İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin, Milletlerarası Tahkim Kanununa göre verilen hakem kararının icra edilebilirliği, kamu düzeni ve iptal davası iddiaları üzerine ilk derece kararının istinaf incelenmesi.
Özet: Bu istinaf kararı, ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ticari uyuşmazlıktan doğan ve Milletlerarası Tahkim Kanunu kapsamında verilen bir hakem kararının icra edilebilir olduğuna dair hükmüne yönelik istinaf başvurusunu incelemektedir; davalı, hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğu, iptal davasının derdest olduğu, yargılamada adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ve mahkemenin yetkisiz olduğu gerekçeleriyle icra edilebilirlik şerhine itiraz etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2026/1572 KARAR NO : 2026/1533T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 01/07/2026NUMARASI : 2026/342 D.İş - 2026/342 KararTALEP: İcra Edilebilirlik Kararına İtirazİlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı arasındaki ticari ilişkiden ve sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlığın, taraflar arasındaki tahkim şartı uyarınca tahkim yargılamasına konu edildiğini, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması sebebiyle yargılama, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) ve ... Tahkim Kuralları tahtında yürütülmüş olduğunu, gerekçeli hakem kararı, taraflar arasındaki tebligat usulüne uygun olarak 27.04.2026 tarihinde e-posta yoluyla tebliğ edildiğini, ayrıca karar 28.04.2026 tarihinde kargo yoluyla müvekkil vekiline, yine aynı tarihte İSTAC Sekreteryası'nda davalı vekiline elden tebliğ edildiğini, MTK m. 15/B uyarınca, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlayan 30 günlük hak düşürücü süre, her iki tebliğ tarihi (e-posta ve fiziki tebliğ) esas alındığında da dolmuş olduğunu, gerek müvekkili gerekse davalı tarafından yasal süresi içerisinde herhangi bir iptal davası açılmamış olduğunu, karar her iki taraf yönünden de kesinleşerek infaz edilebilir aşamaya geldiğini, gerekçeli hakem kararı, taraflar yönünden bağlayıcı hâle gelmiş olduğunu, icra edilebilirlik belgesi verilmesi şartları oluşmuş olduğunu, hakem kararına konu uyuşmazlık Türk hukukuna göre tahkime elverişli nitelikte olduğunu, kararın kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir yönü bulunmamakta olduğunu belirterek İstanbul Tahkim Merkezi (...) Hakem Kurulu'nun 20.04.2026 tarihli kesinleşmiş nihai kararın icra dairesi vasıtasıyla infaz edilebilmesini teminen kararın kesinleştiğinin tespitine, MTK m. 15/B uyarınca harçtan muaf olarak İcra Edilebilirlik Şerhi / Belgesi Verilmesine, ayrıca işbu talep nedeniyle oluşacak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "Öncelikle belirtmek gerekir ki eldeki icra edilebilirlik şerhi verilmesi talebine konu hakem kararı, bir Türk usul kanunu olun 4686 sayılı MTK hükümlerine göre verilmiş ve tahkim yeri Türkiye olan "Türk hakem kararı"dır. Zira hakem kararının milliyeti, tahkim uyuşmazlığının taraflarına göre değil, tahkimin hangi ülkenin hukukuna tabi kılınarak yürütüldüğüne göre belirlenir. Eldeki talebe konu hakem kararı, bünyesinde yabancılık unsuru taşıyan bir Türk hakem kararıdır. Yabancı hakem kararlarının tenfizine ilişkin MÖHUK ve New York Sözleşmesi hükümlerinin somut olayda uygulanma yeri yoktur. Yapılan değerlendirme ışığında, hakem kararının kamu düzenine aykırılık niteliğinin bulunmadığı, davalı taraf vekili tarafından yetkilendirilen Av. ...'ya hakem kararının 28.04.2026 tarihinde tebliğ edildiği, İstanbul Tahkim Merkezi'nden gelen yazı cevabında iptal davası açıldığına dair taraflarına herhangi bir bilgi belge gönderilmediğini beyan ettiği, yine davacı vekili tarafından sunulan ek deliller kısmında hakem kararının istinaf edilidğine dair herhangi bir kaydın bulunmadığı anlaşılmakla kesinleşen hakem kararının icra edilebilirliğine ilişkin 4686 Sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun 15/B maddesindeki gerekli yasal koşulların gerçekleştiği anlaşıldığından hakem kararının icra edilebilir olduğuna," karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Aleyhine icra edilebilirlik kararı verilen davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle: yerel mahkemenin işbu davayı görmeye yetkili olmadığını, halihazırda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. hukuk dairesi 2026/9 E. sayılı dava dosyası nezdinde görülmekte olan hakem heyeti kararının iptali talepli dava derdest olup iptal davası neticelenmeksizin istinafa konu işbu huzurdaki kararın verilmesinin mümkün olmadığını, mahkeme tarafından taraflarının savunma hakkı verilmeksizin karar verilmesi adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, davacı’nın talebinin hiçbir zaman için taraflarına tebliğ edilmediğini, hakem heyeti kararında birçok kamu düzenine ve hukuka aykırı husus bulunmakta olup her halükarda icra edilebilirlik şerhi verilmeye uygun olmadığını, nitekim mtk madde 15 uyarınca hakem heyeti kararının uygulanabilmesine ilişkin belge verilmesine ilişkin yapılacak incelemede davaya konu hakem heyeti kararının kamu düzenine aykırı olup olmadığı hususu hakim tarafından resen incelenmesi gerektiğini, işbu davaya konu hakem heyeti kararı kamu düzenine aykırı olduğunu, tahkim yargılaması MTK’da öngörülen kanuni süre içerisinde tamamlanmadığını, tahkim yargılamasının kanunda belirlenen süre içerisinde sonuçlandırılmamış olması kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, kamu düzenine aykırılığın sayın mahkeme tarafından resen dikkate alınması gerektiğini, taraflarca tahkim dili olarak ingilizce kararlaştırılmasına rağmen tahkim yargılamasının türkçe yürütülmesi kamu düzenine aykırılık teşkil etmekte olup hakem heyeti kararının iptalini gerektirdiğini, tahkim şartı geçersiz olmasına rağmen yargılama yapılması ve karar verilmesi kamu düzenine aykırı olduğunu, osf ve next şirketlerinin defter incelemeleri yapılmayarak, davalı şirketin adil yargılanma hakkı ihlal edildiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2025/8757 Soruşturma Numaralı dosyası tahkim yargılamasında yok sayılmış olup tahkim yargılamasında ifade ettikleri hayali işlemler doğrultusunda osf ve next şirketleri ile ilgili olarak halihazırda kapsamlı bir vergi incelemesi yürütülmekte olduğunu, bu vergi incelemesinin dahi beyanlarının haklılığını ortaya koymakta olup tahkim kararının gerekli ve yeterli gerekçelerden yoksun olduğunu, davanın temelini ilgilendiren itirazlarına ilişkin olarak gerekçeli kararda somut bir değerlendirme yapılmadığını, aleni olarak barındırdığı yanlışlar sebebiyle kamu düzenine aykırılığı sabit olan bir bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, davalı şirketin karşı dava talepleri tahkim kararında yok sayılmış ve adil yargılanma hakkı ihlal edildiğini ve MTK madde 15/B doğrultusunda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın hakem kararının icra edilebilirliğine dair belge isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE : Dava, hukuki niteliği itibariyle, MTK'nun 15/B maddesinin 2.fıkrası uyarınca, hakem kararının icra edilebilir olduğuna ilişkin belgenin verilmesi isteğine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, karşı tarafa tebligat yapmaksızın ve dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda talebin kabulüne karar vermiş, bu karara karşı davalı vekili süresinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi HMK'nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. Dava dosyasının yapılan incelemesinde, ilk derece mahkemesince, dava dilekçesini davalı tarafa tebliğ etmeksizin, talep üzerine ve hakem kuruluşundan bilgi sormak suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. MTK'nun 15/B maddesinin 2. fıkrası uyarınca, infaz edilebilirlik şerhi verilmesine ilişkin taleplerin, mahkemece aksine karar verilmedikçe, dosya üzerinden karara bağlanacağı hükme bağlanmıştır. HMK'nun 316/1.b. maddesi uyarınca, kanunun dosya üzerinden karar vermek konusunda mahkemeye takdir hakkı tanıdığı dava ve işler basit yargılama usulüne tabidir. HMK'nun 317.maddesi uyarınca dava açılması ve davaya cevap verilmesi dilekçe ile olur. Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. Aynı Kanun'un 318. maddesi uyarınca taraflar dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini de bildirmek ve ellerindeki delilleri eklemek zorundadır. Aynı Kanun'un 320. maddesi uyarınca mahkeme, dilekçelerin teatisi tamamlandıktan sonra, mümkün olan hallerde tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir. Yukarıda açıklandığı üzere, dosya üzerinden karar verilebilmesi için öncelikle dava dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmesi ve cevap süresinin beklenmesi zorunludur. Karşı tarafa hiçbir savunma hakkı tanınmadan karar verilmesi hukuken mümkün değildir. MTK, kararın dosya üzerinden verilebileceğini düzenlemişse de karşı tarafa hiç tebligat yapılmadan karar verilebileceğine dair bir hüküm getirmemiştir.Kanun koyucu çok istisnai hallerde karşı tarafa haber verilmeden karar verme imkanını mahkemeye tanımış ve hemen akabinde itiraz hakkını getirmiştir. Örneğin HMK'nun 390/2. maddesinde ihtiyati tedbir kararının karşı taraf dinlenmeden verilebileceği düzenlenmiş, ancak 394. maddede bu karara itiraz hakkı getirilmiştir. Benzer bir durum ihtiyati hacizle ilgili İİK'nun 258/2 ve 265. maddelerinde mevcuttur. MTK'nun 15/B maddesinde ise böyle bir istisna düzenlemesi bulunmamakta olup, mahkemenin dosya üzerinden karar verebilmek için öncelikle karşı tarafa dava dilekçesini tebliğ ederek cevap hakkı tanıması gerekir. HMK'nun 27.maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin bu açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. Bu hüküm, tüm usul hukukunun temelinde yatan ve tüm usul kurallarının kendisine göre yorumlanacağı bir temel yargılama hakkı düzenlemesidir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelindiğinde; ilk derece mahkemesi karşı tarafa dava dilekçesini tebliğ etmeden, cevap hakkı tanımadan, hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder şekilde karar vermiş olduğundan ve böylece davanın görülebilmesi ve karara bağlanabilmesi için gerekli yasal şartlar oluşmadan karar verildiği, Anayasa ile teminat altına alınan adil yargılanma hakkını ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder şekilde yargılamanın sonuçlandırıldığı anlaşıldığından, HMK'nun 353/1.a.6. maddesi uyarınca, diğer istinaf sebepleri incelenmeksizin ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nun 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Başvuran tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep halinde, ilk derece mahkemesince iadesine,4-Başvuran tarafından istinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle İlk Derece Mahkemesi tarafından, yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,5-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine dair;Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle 17/09/2026 tarihinde karar verildi.