Vekaletin azledilmesine rağmen vekil tarafından yapılan satış vaadi sözleşmesi şerhinin, iyi niyetli üçüncü tarafça bilinmediği gerekçesiyle iptalinin reddi kararı.
Özet: Vekaletnamesini azletmesine rağmen eski vekili tarafından taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapılan davacı, bu sözleşmenin tapuya şerhinin geçersizliğini ve iptalini talep etmiş; ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davalının vekilin yetkisizliğini veya kötüye kullandığını bilmediği ya da bilmesi gerektiği hususunda yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş, yüksek mahkeme de istinaf mahkemesi kararını usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.
7. Hukuk Dairesi         2025/2631 E.  ,  2026/1571 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/3126 E., 2025/782 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Selçuk 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/305 E., 2024/314 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından dava dışı ...'a 02.04.2015 tarihli vekâletname ile taşınmaz satışı hususunda yetki verildiğini, ancak 26.02.2016 tarihli azilnamesi ile vekilin azledildiğini, vekil tarafından azilnameye rağmen 18.03.2016 tarihinde davalı ... lehine satış vaadi sözleşmesinin yapıldığını, 22.03.2016 tarihinde ise bu sözleşmenin tapuya şerh edildiğini, şerhin geçersiz olduğunu ileri sürerek, davaya konu 3 31... ve 15 parsel üzerindeki satış vaadi şerhlerinin hukuksuz olması nedeni ile geçersizliğinin tespiti ile şerhin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı tarihte sözleşmeye dayanak yapılan vekaletnameden vekilin azledilmediğini, bu nedenle geçerli bir şekilde yapılan sözleşmenin şerhinin tapuya işlendiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya cevap vermemiş, duruşmalarda azledilmeyen bir vekâletname ile işlem yapıldığını beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "her ne kadar tescil istem belgesinde azil işlemi bilinerek davaya konu işlem tesis edilmiş ise de, davalı ... tarafından vekalet görevinin kötüye kullanıldığının bilindiği veya kendisinden beklenen bütün özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak bulunduğunun şüpheden uzak, tam kanaat getirir delillerle ispatlanamadığı" gerekçesiyle ...yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden husumetten reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davalı ... tarafından vekâlet görevinin kötüye kullanıldığının bilindiği ya da bilmesine olanak bulunduğunun ispatlanamadığı, davanın davalı ... yönünden esastan reddine, işlemin tarafı olmayan Tapu Sicil Müdürlüğü yönünden ise davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; vekil ...'a verilen vekâlet görevinin noterden düzenlenen azilname ile ortadan kaldırıldığını, vekâlet ilişkisinin son bulduğunu, ancak Mahkemece iyiniyetin varlığını kabul edilerek verilen kararın hatalı olduğunu, tanık olarak dayanılan ... her ne kadar tanıklıktan çekinmiş ise de yeniden tanıklık yapmak istediğinin davacıya bildirildiğini, tanıklıktan çekinen tanığın yeniden dinlenmeyeceğine ilişkin bir hükmün Kanunda olmadığını, bu tanığın ifadesine başvurulması gerektiğini, davalı ... ile vekil ... tarafından ortak emlak alım satım işlerinin yapıldığını, Tapu Müdürlüğüne azlin bildirildiğini, haberdar olunmasına rağmen işlemin gerçekleştirildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesine ilişkin şerhin geçersizliğinin tespiti ile iptali talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.