Ortak edinilen taşınmazın inançlı işlemle davalı adına tescili, sonrasında muvazaalı satışının iptali ve yarı hisse tescili talebiyle açılan davada yazılı delil başlangıcı ve denkleştirici adalet ilkesi değerlendirmesi.
Özet: Davacı ile davalı arasında ortak alınan ancak kredi sorunları nedeniyle tamamı davalı adına tescil edilen ve sonrasında davalının annesine muvazaalı şekilde devredilen taşınmazın 1/2 hissesinin davacı adına tescili talepli davada; ilk ve istinaf mahkemeleri, WhatsApp yazış

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2750 E., 2025/1331 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Küçükçekmece 3. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/1 E., 2023/250 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davaya konu taşınmazın davalı ... ile ortak satın alındığını, ancak kredi çıkmadığı için taşınmazın tamamının davalı adına tescil edildiğini, tescil tarihinden bu yana taşınmazın davacının annesi tarafından kullanıldığını, aboneliklerin davacının annesi adına kayıtlı olduğunu, davacı tarafından davalıya elden ve banka aracılığı ile ödemeler yapıldığını, taşınmazın yarısının tescili beklenirken taşınmazın tamamının davalı tarafından annesi ...adına muvazaalı bir şekilde satıldığını, davalı ...'ın ev hanımı olduğunu, taşınmazı satın alabilecek ekonomik gücünün olmadığını ileri sürerek, davaya konu taşınmazın...'a satışına ilişkin işlemin iptali ile taşınmazın 1/2'nin davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı ile bir süre nişanlı kaldıklarını, aralarında taşınmaza ilişkin bir ortaklık olmadığını, davacı tarafından bir ödeme yapılmadığını, aralarında sözleşme veya yazılı delil başlangıcının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; whatsapp görüşmelerindeki hattın abonelik sözleşmesi incelendiğinde hattın işlem yetkilisinin davalı ... ...olduğu, yine davalı tanığı ... tarafından hattın abisi olan ...den başkası tarafından kullanılmadığını beyan edildiği, yazışma içerikleri de dikkate alınarak whatsapp görüşme kayıtlarının yazılı delil başlangıcı olarak kabul edildiği, dinlenen davacı tanıkları ve özellikle davalı tanığı ...'nin evin ortak alındığı hususundaki anlatımları ile inançlı işlem iddiasının kanıtlandığı, davalı ...’ın diğer davalı ...'in annesi olması olguları gözetildiğinde davalı ...'ın inançlı işlemi bilen ya da bilmesi gereken kişi konumunda olduğu, bu kapsamda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı sonucuna varıldığı, taraflar arasında geçerli bir inanç sözleşmesi bulunduğuna göre davalı tarafından ev için toplam 538.994,50 TL ödeme yapıldığı, davacının 269.497,25 TL'den davacının sorumlu olduğu ve davacı tarafından davalıya ev için 39.800,00 TL ödeme yapıldığı, bu miktarın mahsubu ile kalan 229.697,25 TL miktarın davacının ifa etmesi gereken borç olarak hesaplanarak 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca ... Adliye Şubesinde açılan nemalı hesaba depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasındaki whatsapp yazışmalarının yazılı delil başlangıcı mahiyetinde olduğu, davalı tanıklarından özellikle davalı ...'in kardeşi ...'nin beyanı ile tanık beyanları dosyaya gelen tüm belgeler birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın davacı ile davalı ... tarafından ortak alındığı, inançlı işlemle davalı ... adına tescil edildiği, davacı tarafından bir miktar ödemede bulunulduğu ancak hissesine düşen 1/2 bedelin tamamının ödenmediği, mahkemece ödenmeyen kısmın davacı tarafça depo edilmesine karar verildiği, depo edilecek miktarın denkleştirici adalet ilkesi gereği hesaplanması gerekirken davalı ... tarafından ev için toplam yapılan ödemeden davacı tarafça banka aracılığıyla yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye kısmın depo ettirilmesi hatalı ise de davalı tarafça depo edilen miktara yönelik istinaf başvurusu bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ...'ın iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu, kredi ödemelerine davacı tarafından katkıda bulunulmadığını, mahkemece dava ile ilgisi olmayan ödemeler dikkate alınarak davanın kabulüne karar verildiğini, whatsapp yazışmalarının davalıya ait olmadığını, kaldı ki davalıya ait olsa dâhi yapılan ödemelerin miktarı, hangi taşınmaza ilişkin verildiği gibi bu yönde davacı tarafından bir açıklamanın da yapılmadığını, bu nedenle delil başlangıcı kabul edilemeyeceğini, davacı ile davalı arasında taşınmazın ortak satın alımına ilişkin bir anlaşmanın yapılmadığını, bunun yanında mahkemece taşınmazın değeri bu kadar artmışken depo edilen değerin çok az olduğunu, hatalı karar verildiğini, mülkiyet hakkı uyarınca alacağın enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğradığından vadeli mevzuat döviz kurlarında değerlendirilmesi ile karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.