İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf kararı: İşyeri devri iddiasına dayalı itirazın iptali davasında, karşılıksız çek ve nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla açılan ceza davası kararları ışığında devrin gerçekleşmediği tespit edildiğinden alacak talebinin reddi.
Özet: Davacı, davalıya 200.000 TL karşılığında işyeri devrettiği, karşılıksız çıkan 155.000 TLlik çeki davalının geri alarak yeni çek vermediği ve kalan 45.000 TLyi ödemediği iddiasıyla icra takibi başlatarak itirazın iptalini ve icra inkar tazminatını talep etmiş; davalı ise herhangi bir işyeri devir anlaşması veya borcun bulunmadığını, iddiaların mesnetsiz olduğunu ve kendi beyanlarının da devrin olmadığını gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesi, ceza mahkemesi kararlarının maddi vakıalar açısından bağlayıcılığını esas alarak, işyeri devrinin gerçekleşmediği, davalının menfaat temin etmediği ve tapu kayıtlarında da bu yönde bir devir bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2023/1272 KARAR NO: 2026/1524T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : (KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 20/12/2022NUMARASI: 2014/799 2022/1075DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının davacıya ait iş yerini 200.000,00 TL karşılığında anlaşarak satın aldığını, 155.000,00 TL'lik çekin davalı tarafından davacıya verildiği kalan 45.000,00 TL'nin ise iş yerinin devrinden sonra ödeneceğinin taahhüt edildiğini, davalının çekinin karşılıksız çıktığını, bunun davalıya iletildiğinde çeki geri isteyip yerine yeni bir çek vereceğini söylediğini, bunun üzerin davacının 155.000,00 TL'lik çeki davalıya iade ettiğini ancak davalının yeni çek vermediğini bunun üzerine davalı aleyhinde suç duyurusunda bulunularak Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2011/354 E., 2012/344 karar sayılı dosyası ile nitelikli dolandırıcılık suçundan dava açıldığını, davanın neticesinde davalının suçunun sabit bulunduğu anlaşılıp cezalandırıldığını, .... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyası ile alacağın tahsili için davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davalının süresi içinde borca itiraz etmesinden dolayı takibin durduğunu bu nedenlerle haksız itiraz edilen icra takibinin devamı ile % 20'dan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça ikame edilen davada, davacı vekili tarafından müvekkil ... ile davacının işyeri devri konusunda 200.000,00-TL karşılığında anlaştığını, anlaşma gereğince müvekkilin davacıya ...adına düzenlenmiş 155.000,00-TL bedelli çek teslim ettiğini, 45.000,00-TL'yi daha sonra ödeyeceğini beyan ettiğini, çekin karşılıksız çıkması neticesinde müvekkilin davacıdan çeki alıp yeniden çek vereceğini beyan ettiği, tüm bunlara rağmen ne çek verdiğini ne de geri kalan 485.000,00-TL'nin ödenmediği iddia ettiğini, tüm bu iddiaların haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, davacının müvekkili ile 200.000,00-TL bedel karşılığında işyeri devri hususunda anlaştığını iddia ettiğini, iddia edilen anlaşmaya ilişkin herhangi bir yazılı belge dosyaya sunmadığını, bu yönde bir iddianın ispati HMK m.190 gereğince davacı yanca yerine getirilmesi gerektiğini, davacı yanın iddiasına dayanak herhangi bir belge sunamadığını, dolayısı ile iddiasının ispatlayamadığını, davacının müvekkil ile aralarında işyeri devri hususunda anlaştıklarını iddia etmiş ise de, dosyada bunu kanıtlayan bir delilin bulunmadığını, davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu, müvekkil ile davacı arasında herhangi bir şekilde işyeri devir sözleşmesi imzalanmadığını, bu hususun Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde katılan sıfatıyla ifade veren davacının beyanları ile de sabit olduğunu, dava konusu işyerinin devrinin hukuken mümkün olmadığını, bu hususta tanıklarının olduğunu, bahsi geçen işyerinin devri/kiralanmasında tasarruf yetkisinin davacıda olmadığını, tümüyle iş merkezi yönetiminde olduğunu, bu nedenle davanın haksız olduğunu ve kötü niyetli olarak açıldığını, davacı tarafından davalıya devredilen herhangi bir işyerinin mevcut olmadığını, davacının dava bedelini hangi nedenle talep ettiğinin anlaşılamadığını, davacının öncelikle iş bu dava bedelinin hangi ilişkiye dayanarak istenildiğini açıklamak ve kanıtlamak zorunda olduğunu, tüm bu nedenlerle davacının herhangi bir belge sunamadığı, iddiasının ispatlayamadığını, davacının davasının ve tüm taleplerinin reddini, davacı aleyhine dava bedelinin %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı ile İstanbul ....İcra Müdürlüğü ve İstanbul Anadolu 8.Ağır Ceza Mahkemesi dosyaları birlikte değerlendirildiğinde; davacının, kendisine ait işyerinin davalıya 200.000,00-TL bedelle devri konusunda anlaştıkları, davalının 155.000,00-TL'lik çek verdiği, 45.000,00-TL'yi elden ödeyeceği, davalının sonrasında hile ile bu çeki de kendisinden alıp, borcunu ödemediğini iddia ederek, 200.000,00-TL'nin ödenmesi talepli başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiği olayda; ceza mahkemesi kararlarının maddi vakıalarla ilgili hukuk mahkemesini bağlayacağı, bu kapsamda kesinleşen ceza mahkemesi kararının gerekçesinden anlaşıldığı üzere, işyerinin sanığa devredilmeyip, sanığın menfaat temininin bulunmadığı, yine incelenen tapu kaydına göre de bu yönde bir devir görünmediği, bu itibarla davacının alacağını ispat edemediği anlaşılmakla, davasının reddine ve haksız ve kötüniyetli takip nedeniyle kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu dosyaya bir önceki celse (24.05.2022) davalı vekili tarafından mazeret sunulmuş mazeretin kabulüne karar verildiğini, daha önceki aşamalarda sadece davacı vekillerinin mazeret sunduğu şeklinde bir algı oluşturulmaya çalışıldığı neredeyse 10 yıllık bir dosyayı ortadan kaldırmak maksatlı geçerli ve gerçek mazeretleri hiçe sayılarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, CMK 223/2-e maddesi uyarınca; ceza hâkimi delil yetersizliği nedeniyle sanık hakkında beraat kararı vermişse, bu kararın hukuk hâkimini bağlamaması gerektiğini, giderim konusunda bir istekle karşılaşan hâkim, haksız eylemde bulunan sanık beraat etmiş olsa dahi, istem konusunu kendi dosyası yönünden, bütün unsurlarıyla araştırmalı, yasanın aradığı şartlar mevcutsa, faili malen sorumluluğa mahkûm etmesi gerektiğini, TBK. 74. maddesine göre “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı olmadığını, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” denildiğini, yasa hükmü ile hukuk hakimi, ceza mahkemesi kararları karşısında bağımsız kılınmış; ceza mahkemesince haksız eylemin suç niteliği saptanmamışsa, hukuk hakimine bu durumu kendiliğinden ve özgürce araştırma ve sonucuna göre karar verme yetkisi tanındığını, ancak yerel mahkemenin bu değerlendirmelere hiçbir şekilde yer vermeksizin karar verdiğini beyanla, İlk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, işyeri devir bedeli alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "22.02.2011 Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2011/354 E., 2012/344 K. Sayılı ilamında işyeri devrinin bedeli olarak belirtilen alacak " sebebine dayalı olarak toplam 232.893,15 TL alacağın tahsili istemiyle 21.12.2012 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, hukukumuzda TBK'nın 74. maddesinde düzenlenmiş olup hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. TBK'nın 74/1maddesi "Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hakiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hakimini bağlamaz'' hükmünü içermektedir. Bu nedenle, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusurun varlığı ve derecesi, zarar tutarı gibi konularda hukuk hakimini bağlamayacağı açıktır.Yargısal uygulamada; ceza davası açılan hallerde, ceza davasında alınan kusur raporu ile karar verilip, karar kesinleşse dahi, bu raporun hukuk hakimini kusur yönünden bağlamayacağı istikrarla kabul edilmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.02.2004 gün ve 2004/11-115 E.2004/108 K; 12.5.2004 gün ve 2004/4-290 E, 289 K; 14.12.2005 gün ve 2005/10-680 E, 733 K sayılı ilamları). Ancak hemen belirtilmelidir ki hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle ''fiilin hukuka aykırılığı'' konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Y.HGK.10.1.975 gün ve 1971/T-406 E. 1975/1 K. sayılı ilamı; Y.HGK.23.1.1985 gün ve 1983/10-372 E.ve 1985/21 K.sayılı ilamları ve yukarıda yer alan ilamları). Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.Yargıtayın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir.İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi 2014/492 E., 2015/7 K. Sayılı dosyasında, ''Sanık ve katılanlar arasında iş yerinin devri hususunda sözleşme konusu iş yerinin bulunduğu AVM'nin bağlı olduğu ...LTD şirketinde yönetici olarak görev yapan ve iş yerini kiralama konusunda sorumlu olan tanık ...'ın beyanında yukarıda belirtildiği şekilde suça konu iş yerinin kendilerinin izni olmaksızın bir başkasına ait kiracı olarak devredilmesinin söz konusu olmadığını, kiracılar başkalarına devredemeyecekleri söz konusu iş yerinin katılanların boşaltmasından sonra ...'a kiralandığının beyan ettiği ve tanıkta bu beyanı doğruladığı, sanığın inkar etmesine rağmen suça konu çekin iptali için bankaya ibraz edildiği, sanığın katılanlarla yaptığı anlaşma uyarınca iş yerini sanığa devredilmemesi nedeniyle sanığın menfaat temin ettiğinden bahsedilemeyeceği bu nedenle dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığından davalı sanığın beraatine,'' karar verilmiş, karar 29.09.2021 tarihli Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/13491 E., 2021/7503 K. Sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiştir.HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.(Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(19)11-945 Esas ve 2021/1069 Karar sayılı kararı)Somut olayda, davacı, davalı ile iş yerinin devri konusunda 200.000,00 TL bedelle anlaştıklarını, davalı bedeli ödemediğinden .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından takip yaptıklarını iddia etmiş olup, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, 22.02.2011 Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2011/354 E., 2012/344 K. Sayılı ilamında işyeri devrinin bedeli olarak belirtilen alacak nedeniyle ilamsız icra takibi yapılmış olduğu görülmüştür. Her ne kadar takip konusu olarak Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2011/354 E., 2012/344 K. Sayılı ilamına dayanılmışsa da, söz konusu ilam Yargıtay incelemesi sonucunda kaldırılarak, İstanbul Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi 2014/492 E., 2015/7 K. sayılı dosyasında, iş yerinin devri hususunda sözleşme konusu iş yerinin bulunduğu .... bağlı olduğu ...LTD şirketinde yönetici olarak görev yapan ve iş yerini kiralama konusunda sorumlu olan tanık ...'ın beyanında belirtildiği şekilde suça konu iş yerinin kendilerinin izni olmaksızın bir başkasına ait kiracı olarak devredilmesinin söz konusu olmadığını, kiracılar başkalarına devredemeyecekleri söz konusu iş yerinin davacının boşaltmasından ...'a kiralandığının beyan ettiği, suça konu çekin iptali için bankaya ibraz edildiği, iş yerinin davalıya devredilmemesi nedeniyle davalının menfaat temin ettiğinden bahsedilemeyeceğinden, suçunun unsurları itibariyle oluşmadığından davalı sanığın beraatine karar verilerek, kararın 29.09.2021 tarihli Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/13491 E., 2021/7503 K. Sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmiş olduğu görülmüştür. Bu durumda maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlayacağı, söz konusu iş yerinini davalıya devredilmediği gibi davacının devir yetkisinin de bulunmadığı, iş yerinin AVM yönetimi tarafından devredilebileceği, AVM yönetiminin de iş yerini dava dışı 3. kişiye devretmiş olduğu, davacının iş yeri devrine ilişkin dosyaya herhangi bir belge, delil de sunmadığı görülerek, davacının takip konusu devir bedelini talep edemeyeceği halde, iş yeri devir bedeli talep etmesi nedeniyle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.Her ne kadar Mahkemenin davacı vekilinin mazeretinin reddine ilişkin gerekçesi yanlış ise de, vekaletnamesinde başkaca avukatlarında bulunduğu mazeretin haklı olmadığından reddi uygun görülmüştür.İİK'nın 67/2. Maddesinde itirazın iptali davasında, (...) takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1974 tarihli ve 1971/8-143 E., 1974/262 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere dava açan kişinin kötüniyetli olması, yani hiçbir hakkı olmadığını bilmesi ya da durumu icabı bilmesi gerektiği hâlde sırf aleyhine dava açtığı kişiyi ızrar kastı taşıması gerekmektedir. Kendisini haklı bilerek dava açan kişinin davasının reddedilmesi hâlinde maddenin uygulanması düşünülemez(Yargıtay HGK'nın 08.04.2021 tarih ve 2017/1-1228 E. - 2021/443 K. sayılı kararı).Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de, davacının Kadıköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi 2011/354 E., 2012/344 K. Sayılı kararına göre takip yaptığı, davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı, bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararın düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davacının davasının REDDİNE, 2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcı ile 732,00 TL başvurma harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine7-Tarafların gider ve delil avanslarından artan kısımların, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,b-Davacı tarafın istinaf istemi kabul edilmekle birlikte davanın reddine karar verilmesi nedeniyle istinaf aşamasında yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,9-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 17/09/2026 tarihinde oybirliğiyle temyizi kabil olmak üzere karar verildi.