İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin inşaat, iş ortaklığı ve taşeronluk sözleşmelerinden kaynaklanan, barter ödemeli hakediş alacağı itirazın iptali davası istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalı hakkında başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini istemektedir, zira taraflar arasında bir inşaat projesi kapsamında kurulan iş ortaklığı ve taşeronluk sözleşmeleri gereği davacının üstlendiği ince işler karşılığında ödenmesi gereken 1.469.812,70 TL hakediş bedeli ile barter yoluyla bağımsız bölüm devri ve çeklerle avans ödemesi şeklinde kararlaştırılan diğer alacaklar davalı tarafından ödenmemiş, davalının borca itiraz etmesi üzerine duran icra takibinin devamı ve alacağın tahsili amacıyla dava açılmıştır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1194
KARAR NO : 2026/1251
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/959
KARAR NO : 2026/126
DAVA TARİHİ : 09.10.2025
KARAR TARİHİ : 12.02.2026
DAVA : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 17.09.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ : 17.09.2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.02.2026 tarih ve 2025/959 Esas, 2026/126 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı hakkında İzmir 15.İcra Dairesinin 2024/9103 Esas sayılı icra dosyası ile taraflar arasındaki anlaşma uyarınca ... 1 Nolu hakediş, 2 Nolu hakediş, 3 nolu hakediş, 4 nolu hakediş, 5 nolu hakediş, 6 nolu hakediş bedellerine dair düzenlenen faturalar doğrultusunda ödenmeyen bakiye 1.469.812,70 TL hakediş bedelinin borçludan tahsili i amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu vekilinin 11.10.2024 tarihli dilekçesi ile takibe, borca, faize ve diğer fer’ilere yapılan itiraz üzerine İzmir 15.İcra Dairesince icra takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı şirket ile diğer davalılar-arsa malikleri arasında evvelemirde İzmir 32. Noterliği'nin 14.07.2016 Tarih ve 12285 Yevmiye sayılı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, sonrasında İzmir 14. Noterliği'nin 04.01.2018 Tarih ve 00096 Yevmiye sayılı düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat ek sözleşmesi bağıtlanarak; davalı arsa maliklerine ait olup, İzmir ili, Konak İlçesi, ... Mahallesi, ... Pafta,...ada,... parsel numarasında kayıtlı arsa vasıflı taşınmaz üzerinde, projelendirme ve inşaat uygulaması davalı şirket tarafından yapılacak inşaat projesinin tamamlanarak, bağımsız bölümlerin taraflar arasında paylaştırılması konusunda tarafların anlaştığını, belirtilen ilk sözleşmenin imzalandığı tarihte , İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün 155... sicil numarasında “... -inşaat Müteahhitliği” unvanı ile şahıs işletmesi olarak tescil edilen işletme, tür değişikliği yolu ile “... . A.Ş” unvanı ile tüzel kişilik kazanarak ticari faaliyetlerine aynı tescil dosyası ile devam ettiğini, iş bu sözleşmelerin yapılması sürecinde, davalı şirket ile müvekkili şirket proje geliştirme, finansman, konsept mimari tasarım ve diğer hususlarda ortak çalışma içinde olduğunu, müvekkili ile proje ortaklığı yapılacağı belirtilerek müvekkil şirketin katılımı ve desteğinin sağlandığını, ancak davalı şirket ile davalı-arsa malikleri arasında bağıtlanan sözleşmelerin imzalanmasında müvekkili şirketin taraf olarak yer almasının ustalıkla engellendiğini, sonrasında; davalı tarafça anılı sözleşme ile yapımı üstlenilen projeye yatırımın ve inşaatın yapılması için; davalı-yüklenici şirket ortağı ve yetkili temsilcisi ... ile müvekkili şirket yetkili temsilcisi ... arasında sunulu 04.08.2016 tarihli “iş ortaklığı sözleşmesi” bağıtlandığını, davalı şirket ile davalı arsa malikleri arasında yapılan sözleşmedeki, yüklenici tarafa ait tüm yükümlülüklerin, müvekkili şirket ile davalı yüklenici şirket arasında kurulan iş ortaklığı tarafından yürütüldüğünü, davalı arsa sahipleri ... , ...ve davalı şirkete karşı İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/723 Esas sayılı dosyası ile adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi , tasfiye memuru atanması, tasfiye payının mülkiyet ve alacak olarak ödenmesi ve ihtiyati tedbir konulması adına dava açıldığını, yargılamanın halen devam ettiğini, davalı şirket ile müvekkili şirketin oluşturduğu iş ortaklığı tarafından yürütülen “... Projesi” kapsamındaki inşaat projesinde; müvekkili şirket ile davalı taraf arasında bağıtlanan sözleşme ile “...ada, ... parselde kayıtlı bulunan ve işverene ait olan inşaatın projesinde ve teknik şartnamesinde belirtilen ince iş kalemlerinin” müvekkili şirkete taşere edilmesinin hüküm altına alındığını, sözleşmenin ödemeler başlıklı 7.maddesinde , sözleşmeye konu ince işlerin yapımı karşılığı hizmet bedelinin 4.048.800,00 TL'lik bölümünün barter yöntemi ile Davalının 11.Kat 111 no.lu bağımsız bölüm ile 11.Kat 112 no.lu bağımsız bölüm , 12.Kat 122 no.lu bağımsız bölüm ve 20.Kat 20 no.lu bağımsız bölümün tapu kayıtlarının (5.sayfada da belirtildiği üzere kat irtifakının sözleşme yapıldıktan sonra kurulması sebebi ile 111 numaralı bağımsız bölüm 108 numaralı bağımsız bölüm olarak , 122 numaralı bağımsız bölüm ise 118 numaralı bağımsız bölüm olarak tapuya tescil edilmiştir) müvekkili şirkete devri şeklinde olacağının kararlaştırıldığını, bu ayni ödeme dışındaki alackların ise, aynı maddede 2020 Ekim ayından başlamak üzere beheri 400.000,00 TL'er TL olan 10 adet çek mukabili 4.000.000,00 TL'nin senedat ödemesinin avans olarak yapılması da hüküm altına alındığını, nitekim bu taşeronluk ilişkisinden kaynaklanan hakediş alacaklarının bir bölümünün ayni olarak ödenmesi kapsamındaki arsa payı mülkiyetinin devrini sağlamak üzere Davalı arsa sahipleri ...., ... ve davalı şirkete karşı İzmir 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/359 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescili davası açıldığını, yargılamanın halen devam ettiğini, işbu davamızın konusu ise müvekkilinin tapu iptali ve tescili davasına ek olarak sözleşmede belirtilen orandan daha fazla hakediş yapılması sebebi ile ....Projesi.. 1 Nolu hakediş , 2 Nolu hakediş, 3 nolu hakediş , 4 nolu hakediş , 5 nolu hakediş , 6 nolu hakediş bedellerine dair düzenlenen faturalar doğrultusunda ödenmeyen bakiye 1.469.812,70-TL hakediş bedeline dair başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini oluşturduğunu, anılı faturalara davalının da herhangi bir itirazı olmadığını, sözleşmede 11. Kat 112 bağımsız bölüm olarak açıklanan , sonradan tesisi edilen kat irtifakında 11. Kat 109 no.lu bağımsız bölüm olarak tapuya tescil edilen taşınmazın mülkiyeti, müvekkili şirketten alınan Karşıyaka 5.Noterliği'nin 16.06.2022 tarih ve 18991 yevmiye sayılı muvafakatnamesi uyarınca , 21.06.2022 tarihinde davalı şirket tarafından müvekkil şirket taşeronu .... A.Ş'ye mülkiyetin tapuda devri sağlandığını, davalı şirkete gönderilen kesin hesap hakediş dosyası sözleşmede yer alan inceleme süresi içinde incelenerek kendilerine herhangi bir itiraz sunulmadığını, bu sebeple kesin hesap hak ediş raporu tahakkuk etmiş durumda olduğunu, kesin hesap hak ediş raporunda ödeme bilgileri bölümü altında yer alan H ile işaretlenen barter kesintileri toplam 4.048.800,00 TL olarak sözleşmenin 7.maddesine uygun olarak tahakkuk ettiğini belirtmiş, davanın kabulü ile, İzmir 15.İcra Müdürlüğü’nün 2024/9103 Esas sayılı takip dosyası ile davalı-borçlu aleyhine yapılan icra takibinde, davalı-borçlu tarafından; borca, faize ve diğer fer’ilerine karşı haksız ve yersiz olarak yapılmış olan itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit olması, yargılamayı gerektirmemesi karşısında, davalının yapmış olduğu itirazın haksız ve kötüniyetli olması sebebi ile takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı-borçludan tahsili ile müvekkili şirkete ödenmesine, haksız ve hukuka aykırı işlemleri ile işbu davayı açmaya sebebiyet vererek kötüniyetli olduğunu açıkça ortaya koyan davalı aleyhine H.M.K. M.329/1 uyarınca asgari ücret tarifesinden ayrı vekalet ücretine ve HMK m.329/2 uyarınca disiplin para cezasına hükmedilmesine, yargılama giderleri, arabuluculuk ücreti ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
YANIT:
Davalı yanca dava dilekçesine cevap verilmediği dosya ve UYAP kapsamından anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 12.02.2026 tarih ve 2025/959 Esas, 2026/126 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Somut olayda takip talebinde, takip dayanağının davacı tarafça ‘‘cari hesap alacağı’ olarak belirtilmiş olduğu, bu hali ile dosya kapsamındaki incelemenin sadece takip dayanağı olan cari hesap bakımından yapılabileceği kuşkusuzdur.
Uyuşmazlıkta, davalı yan, davaya karşı cevap dilekçesi sunmayarak, taraflar arasındaki akdi ilişkiyi inkarda bulunmaktadır.
Davacı şirket ile davalı şirket arasında 04.08.2016 tarihli "İş Ortaklığı Sözleşmesi" ve 14.07.2016 tarihli " "İş Ortaklığı Sözleşmesi" akdedilmiştir.
Taraflar arasındaki 14.07.2016 tarihli "İş Ortaklığı Sözleşmesi"nin 8.maddesinde "Ortak girişim tüm hak ve yükümlülüklerin sona ermesinden sonra üzerinde anlaşma sağlanan kar veya zarar taraflarca yukarıda payları oranında paylaşılacaktır." hükmü yer almaktadır.
Anılan hüküm, davacı ve davalı yönünden sonuç doğursa da, tarafların sözleşme akdettikleri dava dışı arsa sahipleri (İzmir 19.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/359 esas sayılı dosyası yönünden) yönünden de sonuç doğuracaktır. Kaldı ki adi ortaklığın işi üstlendiği arsanın dava dışı malikleri ile olan sorunların çözüme kavuşturulmadığı halen derdest olan davaların bulunduğu aşikardır. Bu haliyle adi ortak olan taraflar arasındaki işbu davanın da çözümü de bu aşamada mümkün olmayacaktır. Yani somut olayda, yüklenici olan davalı şirketin dava dışı kat malikleri ile yapmış olduğu sözleşmenin de sonuçlandırılması, hak ve yükümlülüklerin belirlenmesi ve daha sonra davacı ile davalı arasındaki iş ortaklığı sözleşmesine istinaden kar ve zarar paylaşımı ile tasfiyeye geçilmesi gerekmektedir. Bu husus hem dosyamızın tarafları yönünden hem de dosya taraflarının ayrıca sözleşme yaptıkları dava dışı arsa malikleri ve tapu kaydında taşınmazları satın alan üçüncü kişiler yönünden de zorunlu bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. İzmir 3.ATM'nin yukarıda anılan kararı da aynı yönde kesinleşmiştir. Dolayısıyla bu karar taraflar arasındaki hukuki süreçler yönünden her iki tarafı da bağlayıcı niteliktedir. Eldeki davanın da erken açılan dava niteliğinde bulunması sebebiyle davacı vekilinin işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından, iş bu davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine" dair karar verilmiştir.
İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 24.02.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Yerel Mahkemece davanın erken açıldığı yönünde görüş bildirmiş ise de davanın önemli nüanslarını atladığını, öncelikle işbu davanın, dava dilekçelerinde de açıkça izah ettikleri üzere davalı şirket ile müvekkil şirketin oluşturduğu iş ortaklığı tarafından yürütülen “...Projesi” kapsamındaki inşaat projesinde müvekkili şirket ile davalı taraf arasında bağıtlanan sözleşme ile, “... Ada, ...Parselde Kayıtlı bulunan ve işverene ait olan inşaatın projesinde ve teknik şartnamesinde belirtilen ince iş kalemlerinin” müvekkili şirkete taşere edilmesi ve müvekkilinin İzmir 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/359 Esas sayılı dosyasında açtığı tapu iptali ve tescili davasına ek olarak belirtilen bu sözleşmede belirtilen orandan daha fazla hakediş yapılması sebebi ile .... Projesi ... 1 Nolu hakediş, 2 Nolu hakediş, 3 nolu hakediş, 4 nolu hakediş, 5 nolu hakediş, 6 nolu hakediş bedellerine dair düzenlenen faturalar doğrultusunda ödenmeyen bakiye 1.469.812,70 TL hakediş bedeline dair başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini oluşturduğunu, nitekim anılı faturalara davalının da herhangi bir itirazının olmadığını ve ticari defterlerine işlediğini, tekrardan daha da detaylı izah etmek gerekir ise, yukarıda belirtilen sözleşmenin ödemeler başlıklı 7.maddesinde, sözleşmeye konu ince işlerin yapımı karşılığı hizmet bedelinin 4.048.800,00 TL'lik bölümünün barter yöntemi ile davalının 11.Kat 111 no.lu bağımsız bölüm ile 11.Kat 112 no.lu bağımsız bölüm, 12.Kat 122 no.lu bağımsız bölüm ve 20.Kat 20 no.lu bağımsız bölümün tapu kayıtlarının (kat irtifakının sözleşme yapıldıktan sonra kurulması sebebi ile 111 numaralı bağımsız bölüm 108 numaralı bağımsız bölüm olarak, 122 numaralı bağımsız bölüm ise 118 numaralı bağımsız bölüm olarak tapuya tescil edildiğini) müvekkili şirkete devri şeklinde olacağının kararlaştırıldığını, bu ayni ödeme dışındaki alacakların ise, aynı maddede 2020 Ekim ayından başlamak üzere beheri 400.000,00 TL'er olan 10 adet çek mukabili 4.000.000,00 TL'nin senedat ödemesinin avans olarak yapılmasının da hüküm altına alındığını, nitekim bu taşeronluk ilişkisinden kaynaklanan hakediş alacaklarının bir bölümünün ayni olarak ödenmesi kapsamındaki arsa payı mülkiyetinin devrini sağlamak üzere davalı arsa sahipleri ...., .... .. ve davalı şirkete karşı İzmir 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/359 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescili davası açıldığını, yargılamasının halen devam ettiğini, yani yerel mahkemenin değerlendirmesinin aksine dava dilekçelerinde de işlendiği üzere taraflar arasında iş ortaklığı sözleşmesi (adi ortaklık) ve taşeronluk sözleşmesi olarak iki ayrı ilişki bulunduğunu, yerel mahkemeye konu davanın ise, taşeronluk ilişkisine dayalı olarak imzalanan sözleşmede belirtilen orandan daha fazla hakediş yapılması sebebi ile düzenlenen hakediş faturalarına dayalı açılan icra takibine yapılan itirazın iptaline karar verilmesi amacıyla açıldığını, yani iddia edildiği gibi icra takibinde adi ortaklık ilişkisine dayalı bir alacak talep edilmediğini, takip talebine bakıldığında "Taraflar arasındaki anlaşma uyarınca.... Projesi ... 1 Nolu hakediş , 2 Nolu hakediş, 3 nolu hakediş , 4 nolu hakediş , 5 nolu hakediş , 6 nolu hakediş bedellerine dair düzenlenen faturalar doğrultusunda ödenmeyen bakiye 1.469.812,70 TL hakediş bedelinin borçludan tahsili talebidir." ibaresinin yazdığını, eğer adi ortaklık ilişkisine dayalı bir alacak talep edilse idi zaten adi ortaklık ilişkisine atıf yapılacağını ve hakediş ibarelerinden hiç bahsedilmeyeceğini, diğer bir deyişle adi ortaklık ilişkisine dayalı bir alacak talep edilse idi zaten icra takibi açılırken takibe dayanak evrak olarak işbu faturaların sunulmayacağını, zira adi ortaklık ilişkisine dayalı bir alacak talep edilse idi zaten bu hususun basit bir icra takibi ile çözülemeyeceği bilindiğinden dolayı taraflarınca adi ortaklığın tasfiyesi davası açılmayacağını, talep edilen fatura alacaklarının, taşeronluk ilişkisinden kaynaklı olduğu net bir şekilde takip talebinde belirtilmiş olup, aynı zamanda faturaların içine derc olunan "....Projesi ... Hakediş Bedeli
" açıklamalarının da bu hususu kanıtladığını, bu noktada takip dayanağı açıklama ve icra dosyasına sunulan evraklar ile ön inceleme duruşmasında belirttikleri beyanlarının birbiri ile örtüştüğünü, açılan davada da takip dayanağı evraklara dayanıldığını, bu noktada hakediş faturalarının itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılabileceğini, yani dosya kapsamındaki incelemenin sadece takip dayanağı olan cari hesap bakımından yapılsa dahi taşeronluk ilişkisine dayalı fatura alacaklarının talep edildiği gerçeğinin yadsınamayacağını, İzmir 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/359 Esas sayılı dosyasında aynı şekilde taşeronluk ilişkisine dayalı tapu iptali ve tescili davası açıldığını ve ilgili mahkeme esasa girerek inceleme yaptığını, İzmir 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/359 Esas sayılı dosyası da esasen taraflar arasındaki taşeronluk ilişkisine dayalı açılmış bir tapu iptali ve tescili davası olup yerel mahkeme davasının da taraflar arasındaki taşeronluk ilişkisine dayalı açılmış takibe yapılan itirazın iptali davası olduğunu, yani birinde tapu birinde ise para talep edildiğini, yani İzmir 19.Asliye Hukuk Mahkemesi gibi yerel mahkemenin de keşif ve bilirkişi incelemesi yaparak dosyanın esasına girmesinin gerektiğini, her ne kadar yerel mahkemece, İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/723 Esas-2025/1126 Karar sayılı kararından etkilenerek aynı gerekçeler ile davayı usulden reddetmiş ise de anılı mahkeme kararına karşı taraflarınca istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, kaldı ki İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/723 Esas-2025/1126 Karar sayılı kararının dahi yerel mahkeme açısından karar verilirken dayanak alınabilecek bir karar niteliğinde olmadığını, zira yerel mahkeme davasının, adi ortaklık ilişkisi ile ilgili açılmış bir dava olmadığını, bu itibarla işbu davanın görülebilmesi için davalının dava dışı arsa malikleri ile yapmış olduğu sözleşmenin veyahut müvekkili ile davalı arasındaki adi ortaklık sözleşmesinin sonuçlandırılmasının gerekmediğini, nitekim işbu dava açılmadan müvekkilinin hakkını alabilme imkanı da bulunmadığını, şimdi ise yerel mahkemece taşeronluk sözleşmesinde belirtilen orandan daha fazla hakediş yapılması sebebi işbu hakedişlere dayalı düzenlenen ve davalı tarafça kabul edilerek ticari kayıtlarına işlenen fatura bedellerinin tahsili adına itirazın iptali davası açabilmek için erken olduğunu belirterek müvekkilinin adeta eli kolu bağlı, çaresiz şekilde bıraktığını, müvekkilinin fazladan yaptığı hakediş bedellerini alabilmek adına itirazın iptali davası açamayacak ise nasıl hakkını alacağını, ya da hakkını almak için açabileceği nasıl bir dava türü olduğunu yerel mahkemenin ret gerekçesinde esasen bunu da belirtmesinin gerektiğini, defaatle değindikleri gibi müvekkilinin, yerel mahkemenin değerlendirmesinin aksine işbu davayı açmasında pekala hakkı ve hukuki yararı bulunduğunu, bu noktada müvekkilinin yapacağı bir şey kalmadığını, sözleşmesel ve yasal hakkı kapsamında, müvekkili şirket defalarca davalı yana hak ettiği hakediş bedellerini müvekkil şirkete ödenmesinin sağlanmasını ihtar ettiğini, ancak bugüne değin davalı tarafın hiçbir aksiyon almadığını ve taleplerini karşılamadığını, müvekkili şirketin buna rağmen sözleşmenin ve ticari hayatın gerektirdiği tüm görev ve sorumluluklarını eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini ve müvekkili açısından bu yükümlülüklerin son bulduğunu, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere müvekkili şirketin sözleşme konusu işleri fazlasıyla yerine getirerek teslime hazır hale getirdiğini ve davalı şirket tarafından inşaatların teslim alındığını, davalı ....firmasının haksız ve kötü niyetli bir şekilde, müvekkilinin hakkı olan hakediş bedellerini sonsuza kadar vermemek adına her türlü kötü niyetli ve haksız davranışlarına devam ettiğini, davalının işbu kötü niyetinin korunmaması ve adaletin tecelli etmesi adına davanın esasına girmesinin gerektiğini, mahkeme kararının müvekkilinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi madde 6 ve Anayasa madde 36 kapsamında güvencelenen adil yargılanma ve bu kapsamda etkin ve etkili hak arama hakkının açık ihlali niteliğinde olduğunu, kısacası yukarıda anılı sebeplerden ötürü yerel mahkeme kararının yasalara ve hakkaniyete aykırı olmasından dolayı yargı aşamalarındaki iddia ve talepleri ile beraber mahkemece res'en gözetilecek diğer sebeplerle bozulmasına karar verilmesini için başvuru zorunluluğu doğduğunu,
Sunulu ve resen takdir edilecek sebeplerle; fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, yasaya ve usule aykırı yerel mahkemenin usulden ret kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına ve yukarıda belirtilen talepleri ve itirazları doğrultusunda dosyanın tekrardan incelemeye alınmasına ve dosyanın esasına girilerek keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması açısından dosyanın yerel mahkemeye iadesi hususunun karara bağlanması yönünde hüküm tesis edilmesine, yargılama giderleri, arabuluculuk ücreti ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacı ile davalının oluşturduğu iş ortaklığı tarafından yürütülen “....Projesi” kapsamındaki inşaat projesinde taraflar arasında yapılan sözleşme ile, “... ada, ...parselde kayıtlı bulunan ve işverene ait olan inşaatın projesinde ve teknik şartnamesinde belirtilen ince iş kalemlerinin” davacıya taşere edildiğini, davacının İzmir 19.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/359 Esas sayılı dosyasında açtığı tapu iptali ve tescili davasına ek olarak bu sözleşmede belirtilen orandan daha fazla hakediş yapılması sebebi ile .... Projesi .. 1 Nolu hakediş, 2 Nolu hakediş, 3 nolu hakediş, 4 nolu hakediş, 5 nolu hakediş, 6 nolu hakediş bedellerine dair düzenlenen faturalar doğrultusunda ödenmeyen bakiye 1.469.812,70 TL hakediş bedelinin tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verildiği, verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Dosyada mevcut İzmir 32. Noterliğinin 14.07.2016 tarihli, 12285 yevmiye numaralı, düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı inşaat sözleşmesinin, İzmir ili, Konak İlçesi, ... Mah., ... Ada, .. parselde yapılacak binaya ilişkin olarak arsa sahipleri... ve ... ile müteahhit olarak... arasında imzalandığı anlaşılmıştır. Bu sözleşmeye ek olarak arsa sahipleri ... ve ... ile müteahhit..... A.Ş arasında İzmir 14. Noterliğinin 14.01.2018 tarihli, 96 yevmiye numaralı ek sözleşmenin düzenlendiği görülmüştür.
Yine İzmir 32. Noterliğinin 14.07.2016 tarihli 12285 yevmiye numaralı Konak İlçesi, ... Mah., ... Ada, ... Parselde bulunan arsa üzerine yapılacak olan binanın ....ile ...arasında ortaklaşa yapılması konusunda 04.08.2016 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi yapıldığı; daha sonra aynı konuda iş ortaklığının taraflarının şirketleri olan .... A.Ş. ile .... A.Ş. arasında 14.10.2017 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin imzalandığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki 14.10.2017 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin 8. maddesinde ''Ortak Girişime ilişkin tüm hak ve yükümlülüklerinin sona ermesinden sonra üzerinde anlaşma sağlanan kar veya zarar taraflarca yukarıdaki payları oranında paylaşılacaktır.'' hükmüne yer verildiği, yine taraf şirketlerin ortakları olan ... .. ile ... arasında akdedilen 04.08.2016 tarihli iş ortaklığı sözleşmesinin 8. maddesinde aynı hükme yer verildiği, Mahkemece bu hükme dayanılarak davanın erken açılan bir dava olduğu ve davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket“... Projesi” kapsamındaki inşaat projesinde taraflar arasında yapılan sözleşme ile, “... ada, .. parselde kayıtlı bulunan ve işverene ait olan inşaatın projesinde ve teknik şartnamesinde belirtilen ince iş kalemlerinin” yapımını üstlendiği, iş bedelinin ödenmediğini iddia ederek icra takibi başlatmış olup, icra takibine davalının itirazı üzerine eldeki davayı açmıştır. Davanın dayanağı, ince iş kalemlerinin yapımına ilişkin eser sözleşmesi olduğundan işin esasına girilerek değerlendirme yapılması gerekirken erken açılan dava olduğu gerekçesi ile davanın hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,
2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.02.2026 tarih ve 2025/959 Esas, 2026/126 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
5-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 17.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.