Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, marka tescil başvurusu itirazının reddine ilişkin YİDK kararının iptali talepli, markalar arası benzerlik ve haksız rekabet iddialarını inceleyen gerekçeli kararı.
Özet: Davacı şirket, kendi tescilli markalarıyla davalı şahsın "chemisol" ibareli marka başvurusu arasında benzerlik, tanınmış markanın haksız kullanım riski ve kötü niyet bulunduğunu ileri sürerek, Türk Patent ve Marka Kurumunun itirazı kısmen kabul eden ve başvurunun belirli mal ve hizmetler yönünden devamına izin veren YİDK kararının tamamen iptalini talep etmiş; davalılar ise çıkarılan mal ve hizmetler nedeniyle karıştırma ihtimali kalmadığını, markalar arasında görsel farklılıklar olduğunu, ürün/hizmetlerin bağımsızlığını ve kötü niyet iddiasının mesnetsizliğini savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/474 Esas - 2025/303

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/474
KARAR NO : 2025/303
....
DAVA : Marka YİDK Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 15/11/2024
KARAR TARİHİ : 17/09/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka .... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirket adına tescilli .... sayılı “...” ibareli markalar bulunduğunu, davalı şahsın .... sayılı “chemisol” ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından itiraz edildiğini, itirazın .... sayılı kararı ile reddedildiğini, dava konusu ...kararının kanuna aykırı olduğunu, müvekkili şirket markası kapsamında yer alan emtia ile dava konusu markanın ürün ve hizmetlerinin ilintili olduğunu, markaların kapsadığı ürünlerin benzer alıcı çevresine hitap ettiğini, benzer ihtiyaçları karşıladığını, aralarında hammadde-mamül ürün ilişkisi bulunduğunu, aynı toptancılarda, aynı reyon veya raflarda satıldıklarını, aynı hedef kitleye hitap ettiklerini, markalar arasında benzerlik bulunduğunun davalı Kurumun da kabulünde olduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, “...” ibaresinin .... sayı ile tanınmış marka statüsünde korunduğunu, davalı şahsın marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ve haksız rekabet oluşturduğunu beyan ederek Türk .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflara ait markalarının işaret bağlamında SMK 6/1 anlamında benzer bulunduğunu, markaların kapsadığı aynı/benzer/ilintili türden mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkartıldığını, dava konusu marka başvurusunda kalan mal/hizmetler yönünden markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, başvuru kapsamında kalan mal/hizmetlerin davacı markaları kapsamındaki mal/hizmetler ile benzer ihtiyaçları gidermediğini, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olmadığını, ikame imkanları bulunmadığını, birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri olmadığını, tüketicilerin marka sahipleri arasında bir bağlantı kurmayacağını, dava konusu markanın davacı markalarının itibarından haksız yere faydalanması veya ayırt edici karakterini zedelemesinin mümkün olmadığını, davacının kötü niyet iddiasını ispatlayamadığını, .... kararının usul ve hukuka uygun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili dilekçeleriyle özetle; müvekkili markası ile davacı markaları arasında iltibas ihtimali bulunmadığını, ilk bakışta dahi markaların puntosu, harflerin büyüklüğü/küçüklüğü, kalın/ince yazılışı, yazı tipi ve markalarda yer alan renkler gibi pek çok farklılığın göze çarptığını, markaların birebir aynı olmadığını, taraflara ait markaların kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin birbirinden tamamen bağımsız olduğunu, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin farklı olduğunu, tarafların sektörlerinin farklı olması nedeniyle markalar arasında bağlantı kurulamayacağını, satış ve dağıtım kanallarının farklı olduğunu, markalar arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların kapsadığı mal ve hizmetlerin farklı olması nedeniyle davacı markalarının itibarından haksız faydalanılması durumunun oluşmayacağını, davacının kötü niyet iddiasının mesnetsiz olduğunu, haksız rekabet koşullarının oluşmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu .... yayımlandığı, davacı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiği, davacı şirket itirazı, .... Başkanlığı’nın 23.10.2023 tarih ve .... sayılı kararı ile kısmen kabul edilmiş olup, marka başvurusu kapsamından aşağıdaki mal ve hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiği, davacı şirketin, ... Başkanlığı kararına itiraz ederek, marka başvurusunun reddine karar verilmesini talep ettiği, davalı şahıs tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 11.09.2024 tarihli .... kararı ile itirazın reddine karar verildiği anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
Markalar Arasında İlişkilendirilme İhtimali;
Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır:
Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması.
Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması.
Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması.
Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı;
Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır.
Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir:
Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği,
Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği,
Malların fiziksel görünümünün benzerliği,
Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği,
Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik,
Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik,
Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik.
İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir.
Davalı şahsa ait dava konusu marka başvurusu kapsamında 29, 30 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler bulunmaktadır.
Davacı şirkete ait markalar ise 01, 02, 03 ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli markalardır. Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan emtialar ile davacı markaları kapsamında yer alan emtialar, aynı/aynı tür değildir.
Sınıflandırma tebliği idari amaçlı olduğundan, farklı sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetlerin benzer olmadığı doğrudan söylenemez. Benzerliğin kabulü için, mal ve/veya hizmetin doğası, kullanım amacı, satış ve dağıtım kanalları, tüketici kitlesi gibi birçok ayrıntının göz önünde bulundurulması gerekir.
.... kararlarında belirtildiği gibi farklı sınıflarda yer almalarına rağmen yöneldiği müşteri kitlesi nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikteki, diğer bir anlatımla birbirinden ayrılmayacak derecede iç içe geçmiş olan, ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olduğunun kabulü gerekir.
Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 29, 30 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler ile davacı markaları kapsamında tescilli bulunan 01, 02, 03 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler, ticari nitelikleri, kullanım alanları, hedef tüketici kitlesi, üretim yerleri ve satış kanalları bakımından farklılık göstermektedir. Özellikle 29 ve 30. Sınıf gıda ürünleri ile 01, 02 ve 03. Sınıf kimyasal, boya ve temizlik ürünleri arasında satış kanalları, kullanım amacı ve tüketici kitlesi bakımından herhangi bir benzerlik bulunmamaktadır. 35. Sınıf hizmetler yönünden ise farklı emtialara yönelik hizmetlerin satışa sunuluyor olması nedeniyle doğrudan ilişkilendirilebilirlik söz konusu değildir. Bu nedenlerle dava konusu marka başvurusu kapsamındaki mal ve hizmetler ile davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler aynı ya da aynı tür olmadığı gibi benzer de değildir.
Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan mal ve hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlanamadığı,
İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı ;
Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir.
Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır.
Dava konusu marka ile davacı şirket markaları karşılaştırıldığında, dava konusu marka başvurusu, “chemisol” ibaresinden oluşan bir kelime markası olduğu, marka kapsamında renk ya da şekil unsuru kullanılmadığı, ....” ibaresi, sözlük anlamı bulunan bir ibare olmadığı, ... ibaresi, dava konusu markanın esas unsurunu oluşturduğu, davacıya ait markalar ise “...” ibaresinden oluştuğu, markalardan biri “....” ibaresi “Kimyasal Çözümler Laboratuvarları” anlamına geldiği ve marka vasfı taşımadığı, davacı markalarının esas unsuru “...” ibaresi olduğu, “...” ibaresinin de anlamlı bir ibare olmadığı, “...” ve “chemisol” ibareleri, görsel, işitsel ve kavramsal olarak karşılaştırıldığında, her iki ibarenin özellikle görsel ve işitsel açıdan belirgin benzerlikler taşıdığı, görsel olarak, ibareler sekiz harften oluşmakta ve ilk dört harfi olan “...” ibaresini birebir aynı şekilde içerdiği, tüketici algısında markaların ilk kısmı genellikle daha fazla dikkat çektiğinden, bu dört harflik ortaklık markalar arasındaki görsel benzerliği güçlendirdiği, dava konusu marka başvurusu “...” hecesi ile biterken, davacı markası “...” hecesi ile sonlanmakta olup yalnızca bir adet “L” harfi fazlalığının bulunduğu, fakat bu hususun farklılık olarak yorumlanamayacağı, markalar arasındaki farklılığın dava konusu markada kelimenin ortasında yer alan “İ” harfinden kaynaklandığı, ancak bu harf, kelimenin orta kısmında yer aldığı ve kelimenin genel akışını önemli ölçüde değiştirmediği için tüketici tarafından kolayca ayırt edilebilecek nitelikte olmadığı, Türkçe’nin soldan sağa okunan bir dil olması sebebiyle, kelimenin başlangıcında yer alan dört harf, sonunda yer alan üç harf üzerindeki benzerlik daha baskın algılanmakta ve markaların bütünsel izlenimi üzerinde belirleyici olduğu, sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının görsel olarak benzerlik olduğu, işitsel açıdan değerlendirildiğinde ise, ibareler benzer ses dizilimine sahip olup, özellikle ilk hecelerin tamamen örtüşmesi ve son hecelerin benzer şekilde telaffuz edilmesi nedeniyle işitsel benzerlik bulunduğu, zira dava konusu marka başvurusu “ke-mi-..." şeklinde, davacı markaları ise “kem-...” şeklinde telaffuz edilecek, davacı markalarının sonunda yer alan ikinci “L” harfi telaffuz edilmeyeceğini, karşılaştırılan ibareler, anlamlı kelimeler olmadığından, markalar arasında anlamsal benzerlik bulunmadığı, sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davacı markalarının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu,
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.
Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.
Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır.
Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Dava konusu edilen mal ve hizmetler, “yiyecekiçecek” grubuna dahil, hemen her yaştan ve kesimden tüketiciye hitap eden ürünler olup, özel bir tüketici kesimine hitap etmeyen, nispeten kısa zaman aralığında tercih yapılarak satın alınan, sık tüketilen gündelik ürünler olup, yüksek fiyatlı olarak nitelendirilemeyecek ürünlerdir. Bu nedenle, 29, 30. sınıf emtialar ve bu malların satışına yönelik 35. Sınıf hizmetler yönünden ilgili tüketicinin bu emtiaları satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen/bilgi seviyesinin düşük ve orta seviyeye sahip olduğu,
Sonuç olarak; dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun “chemisol”, davacı markalarının esas unsurunun ise “...” ibaresi olduğu, taraf markalarının esas unsurunun görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, bununla birlikte, dava konusu marka kapsamında yer alan emtia ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtianın, aynı/aynı tür ya da benzer olmadığı, dava konusu marka kapsamında gıda ürünleri bulunmakta iken, davacı markaları kapsamında kimyasal, boya ve temizlik ürünlerinin bulunduğu, gıda ürünleri ile kimyasal, boya ve temizlik ürünleri arasında satış kanalları, kullanım amacı ve tüketici kitlesi bakımından herhangi bir benzerlik bulunmadığı, emtia benzerliği bulunmayan markalar arasında karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceği, tüketicinin taraf markalarını farklı mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, somut olay bakımından markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı,
Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği ;
Tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir.
Davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, dava aşamasında sunulan belgelerin ise tarihsiz fuar fotoğrafları ibaret olduğu, dolayısıyla tanınmışlığın değerlendirilebileceği yeterli bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, mahkememizin bilgi ve tecrübeleri kapsamında da davacı markasının tanınmış olarak değerlendirilemeyeceği,
Davacının, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanılmadığı, salt benzerlik iddiaları ise kötü niyet değerlendirmesi açısından önem teşkil eden bir argüman olmadığı,
Netice itibariyle,
Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan mal ve hizmetlerin, davacı şirketin markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür/benzer olmadığı,
Taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu,
Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği,
Davacı markasının tanınmışlığının ispatlanamadığı, kurum kararının hukuka uygun olduğu kanaatlerine varılmış davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalı kurum ile şahıs kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekili ile davalı şahıs vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.17.09.2025
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır