Mirasın denkleştirilmesi davasında, davacının müşterek çocuğun tedavi ve şirket borçları için yaptığı yüklü harcamaların iadesi talebinin, daha önce açılmış cüzi miktarlı davanın kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle reddedilmesi.
Özet: Vefat eden müşterek çocuklarının tedavi ve şirket borçları için yaptığı harcamaların mirasın denkleştirilmesi yoluyla diğer mirasçıdan tahsili talebiyle açtığı davanın, daha önce açılmış benzer bir davada 10.000 TLlik kısmının fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadan kesin olarak kabul edilmiş olması nedeniyle ilk derece ve istinaf mahkemelerince kesin hüküm dava şartı yokluğundan reddedilmesi üzerine, davacı vekili önceki kararın yalnızca kısmi bir talebi kapsadığını ve bakiye alacak yönünden esasa ilişkin bir değerlendirme yapılmadığını belirterek temyiz talebinde bulunmuştur.
7. Hukuk Dairesi         2026/1294 E.  ,  2026/1610 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/2129 E., 2025/2193 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 31. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/347 E., 2024/342 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; vekil edeni ile davalının müşterek çocuğu...'nın 13.11.2009 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu uzun süre yoğun bakımda kaldığını ve 22.02.2017 tarihinde vefat ettiğini, murisin mirasçılarının yalnızca davacı ... ve davalı ... olduğunu, müşterek çocuğun kaza süreci ve devamındaki tedavi sürecinde ... Berlin'de tedavisine devam edildiğini ve murisin 22.02.2017 tarihinde tedavi gördüğü hastanede vefat ettiğini, müteveffa uzun süre yoğun bakımda kalmış olması hasebiyle kendisinin ortağı ve yetkilisi bulunduğu şirketlerin faaliyetini, kredi borçları, kredi kartı borçlarını müvekkili ...'nın üstlendiğini, murisin taşınmazlarına ve araçlarına ilişkin kredi ödemelerinin müvekkilinin yönetiminde olduğu ... Holding A.Ş. tarafından ödendiğini, bu şekilde olmak üzere toplamda en az 2.000.000,00 TL'nin üzerinde ödeme yapıldığını, murisin Almanya'daki tedavi sürecindeki tüm masrafları ve hatta davalı ...'ın da Almanya ziyaretlerindeki tüm barınma ve diğer sair giderlerinin müvekkilin yönetim kurulu üyesi olduğu ... Holding A.Ş. tarafından karşılandığını, müvekkilinin tüm bu alacaklarının öncelikle terekeden mahsubu, devamında da mirasın denkleştirilmesi için İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/266 Esas sayılı dosyasında dava ikame ettiklerini ıslah yoluna başvurulmadığından 10.000,00 TL üzerinden kabul kararı verildiğini belirterek kalan kısım için vekil edeninin muris için yaptığı tüm harcamaların delilleri toplanarak bilirkişi marifetiyle tespitine, dosya kapsamında alınacak raporlar doğrultusunda talep artırım hakları saklı kalmak üzere alacaklarının davalının miras hissesinden mahsubu ile taraflarına ödenmesine, alacaklarına dava tarihi itibariyle gerçek enflasyonun altında kalmayacak şekilde yasal faiz işletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa ilişkin İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/266 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, iki davanın da konusu ve taraflarının aynı olduğunu, davanın usulden reddi gerektiğini, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte denkleştirilmesi istenen ve dava dilekçesi ekinde evraklarda gösterilen ödemelerin hem ... Holding A.Ş. hesabından hem de ...Üretim A.Ş. hesabından yapıldığını, yapılan ödemelerin davacı ile hiçbir alakası olmadığını, davanın genişletilmesine muvafakatinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın, davacı ile davalının murisi olan tarafların müşterek çocuklarının vefat etmesi sebebiyle davacının muris çocukları için yaptığı harcamalar yönünden mirasın denkleştirilmesi talebine ilişkin olduğu;
İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/266 Esas ve 2023/262 Karar sayılı dosyasında tarafların aynı olduğu, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava açma hakkı saklı tutulmadan 10.000,00 TL alacak talebinde bulunulduğu, dosyada talep edilen şekilde 10.000,00 TL üzerinden miktar itibariyle kesin olmak üzere davanın kabulüne karar verildiği,
Somut olayda dava konusu alacak ile ilgili İstanbul 25. Asliye Hukuk Mahkemesince miktar itibariyle kesin olarak işin esasına ilişkin karar verildiği, bu kapsamda eldeki yargılama bakımından kesin delil ve kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-i maddesi hükmünde belirtilen dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemece aynı taraflar arasında ve aynı sebebe dayanılarak açılan davada
davanın kesin hüküm dava şartı nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Vekil edeninin murisin borçlarını ve ağır tedavi giderlerini tek başına üstlendiğini,
2. Önceki davada Mahkemenin yalnızca 10.000,00 TL’lik kısım hakkında hüküm kurduğunu bakiye alacak yönünden herhangi bir esas incelemesi yapmadığını, olumlu ya da olumsuz bir yargı üretilmediğini, bir başka deyişle alacağın tamamı hakkında kesin hüküm kurulmadığını, 6100 sayılı Kanun'un 109/3. madde hükmüne göre dava açılırken talep konusunun kalan kısmından açık bir feragat iradesi ortaya konulmadıkça, kısmi dava açılmasının alacağın geri kalan kısmından vazgeçildiği anlamına gelmeyeceğini, alacak miktarının tam olarak netleşmemesi, bilirkişi incelemesine ihtiyaç duyulması, harç yükünün ağırlığı, yargılamanın seyri ve risk analizi gibi birçok unsurun davacıyı, ıslah yerine ek dava açmaya yöneltebileceğini,
3. Bölge Adliye Mahkemesi ve yerel Mahkemenin gerekçesinin hukuken yetersiz olduğunu çünkü kesin hükmün üçlü koşulunu (taraf–konu–talep) eksik kurduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, mirasta denkleştirme istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.03.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.