İşletmeye el koyma, marka ve konsept taklidi iddialarına dayalı haksız rekabet davasında ihtiyati tedbir kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı şirket, işlettiği restoran ve kulübün kira sözleşmesinin davalı otel tarafından tek taraflı feshedilerek haksızca ele geçirildiğini, ekipmanlarına, personeline ve sanatçılarına el konularak kendi bünyesine katıldığını, iş modeli, konsepti ve sosyal medya varlığının kopyalanarak yeni bir isimle aynı yerde faaliyet gösterildiğini, bu durumun Türk Ticaret Kanunu kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu ve ticari itibarına zarar verdiğini ileri sürerek, davalının bu hukuka aykırı eylemlerinin ivedilikle durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1555
KARAR NO : 2026/1669
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 23. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: 08/06/2026
NUMARASI : 2026/1052 Esas (Derdest)
DAVA: Elatmanın Önlenmesi
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/09/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen ara kararın ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP:Davacı vekili dava dileçesinde "Müvekkil yukarıda belirtilen adreste bulunan ... otelinde ... markası ile restoran ve kulüp olarak hizmet veren bir işletmenin sahibidir. Müvekkil bu işletmeyi 6 yıldan beri işletmekte olup, geniş bir müşteri potansiyetine sahip olmuştur. ‘’Efrouzistanbul’’ instagram hesabında 46.000 gerçek takipçisi ve 10.000’lerce müşterisi bulunmaktadır. Davalı şirket ise aynı adresteki ... otelini işletmektedir. Müvekkil şirketin Davalı şirketle 2035 yılına kadar yasal kira sözleşmesi bulunmaktadır. (Ek 1. Kira Sözleşmesi) Davalı şirket müvekkil şirketin kira sözleşmesini tek taraflı olarak fesh ettiğine dair 06.03.2025 tarrihinde Ankara Yeni Mahalle noterliğinden ihtarname göndermiştir. (Ek 2 İhtarname) İhtarname yasal olarak tebliğ edilmemişken ve tek taraflı fesih koşulları kira sözleşmesi gereğince zaten yok iken, 07.03.2026 tarihinde davalı şirket, müvekkilimin personelinin otele girmesini engellemiş, eşyalarına, techizat, demirbaş ve malzemelerine el koymuştur. Davalı şirket yöneticileri hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na; Türk Ceza Kanunu’nun 148. Maddesinde düzenlenen yağma, 154. maddesinde düzenlenen hakkı olmayan yere tecavüz, 117. maddesinde düzenlenen iş ve çalışma hürriyetinin ihlali, 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma, 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal, 136. maddesinde düzenlenen kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirilmesi ve yayılması, 257. maddesinde düzenlenen Görevi Kötüye Kullanma, 106. maddesinde düzenlenen tehdit suçlarının oluşması nedeniyle suç duyurusunda bulunulmuş ve soruşturma sahtecilik ve dolandırıcılık bürosunca 2026/66450 no ile soruşturulmaktadır. Müvekkile ait işletme, uzun yıllar boyunca oluşturduğu müşteri portföyü, çalışan kadrosu ve sanatçıları, ve konsepti ile sektörde önemli bir yer edinmiştir. ... markası Anadolu yakasında popüler bir işletme haline gelmiştir. Ancak davalı şirket, dürüstlük kurallarına aykırı şekilde hareket ederek: Müvekkile ait işletmenin faaliyet gösterdiği yere el koymuş, Müvekkilin çalışanlarını sistematik biçimde kendi bünyesine katmış, (Ek. 3 Kozyatağı otelcilik avukatının, müvekkil şirket mali müşaviri ile whatsapp yazışmaları Bu yazışmalardan görüleceği üzere; Müvekkil şirket işletmesine el konulmasından hemen sonra şirket elemanlarının Davalı şirkete geçirildiğine ilişkin beyan açıkça ifade edilmiştir), Müvekkil ile çalışan sanatçıları aynı organizasyon yapısıyla bünyesine katmış, Müvekkil şirketin kullandığı telefon numarası, davalı şirketçe kullanılmaya başlanmış, ve müşterilere kendilerinin ... işletmesinin devamı olduğu ve aynı sanatçı ve konseptle devam edecekleri söylenmiş, Müvekkilin iş modeli, konsepti ve organizasyon yapısı birebir taklit edilerek faaliyete aynı yerde devam etmeye başlamıştır. ... işletmesinin tüm sanatçıları Davalı şirketçe bünyelerine katılmış ve aynı konsept birebir kopyalanarak işletme çalıştırılmaktadır. Davalı şirket sadece işletmenin ismini değiştirerek ‘’mestoldum’’ yapmıştır. ... işletmesinin instagramı olan ‘’efrouzistanbul’’ ile mest oldum işletmesinin instagramı dahi ‘’mestoldumistanbul’’ aynıdır ve müvekkil şirketin instagramındaki videolar dahi kopyalanmıştır. Bu durum, Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil etmektedir. Davalının eylemleri: Dürüstlük kuralına aykırıdır, Müvekkilin müşteri çevresini hedef almaktadır, İş ilişkilerinin kötüye kullanılması niteliğindedir.Davalı tarafın bu eylemleri nedeniyle müvekkil şirket faaliyetini durdurmak zorunda kalmış, çok yüksek miktarda kar prestij kaybına uğramış, ticari itibarı zedelenmiş ve çok değerli markası değersizleşmeye başlamıştır." ileri sürerek bu haksız eylemin ivedilikle tedbiren durdurulması talep edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda 08.06.2026 tarihli ara karar ile ".. davanın haksız rekabet hükümlerine dayalı haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, bu eylemlerin men’i, haksız rekabetin sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi tazminat ve hükmün ilanına dair dava olduğu, taraflar arasında çekişmesiz olan kira sözleşmesinin hukuka uygun olarak feshedilip edilmediği hususunda taraflar arasında çekişme bulunduğu, haksız rekabet fiillerinin de temel olarak buna isnat edildiği, davacının davaya konu işletmesinin bulunduğu yerdeki hukuki durumunun ihtilaflı olduğu, kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm mercinin mahkememiz olmadığı, bu sebeple kiracılığın tespiti ve davacının işletmeden haksız yere çıkartıldığı ve bunun haksız rekabet teşkil edip etmediği husunun halihazırda ihtilaflı olduğu, davacı tarafça haksız eylemin ivedilikle tedbiren durdurulmasının talep edildiği, hangi haksız eylemin durdurulmasının talep edildiği dava dilekçesinde açıklanmamış olmakla birlikte, davalının belirtilen yerdeki işletmesinin faaliyetinin durdurulmasının mevcut delil durumuna göre ölçülü olmayacağı, diğer hususların da yargılamayı gerektiği, mevcut delil durumu itibariyle tedbir verilmesini haklı gösterecek biçimde yaklaşık ispat sağlanmadığı kanaatine varılmış, davacının tedbir talebinin reddine" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin dürüstlük kurallarına aykırı şekilde hareket ederek müvekkiline ait işletmenin faaliyet gösterdiği yere el koyduğunu, müvekkilinin çalışanlarını sistematik biçimde kendi bünyesine kattığını, müvekkil ile çalışan sanatçıları aynı organizasyon yapısıyla bünyesine kattığını, müvekkili şirketin kullandığı telefon numarasının, davalı şirketçe kullanılmaya başlandığını ve müşterilere kendilerinin ... işletmesinin devamı olduğu ve aynı sanatçı ve konseptle devam edeceklerinin söylendiğini, müvekkilin iş modeli, konsepti ve organizasyon yapısı birebir taklit edilerek faaliyete aynı yerde devam etmeye başladığını, ... işletmesinin tüm sanatçılarının davalı şirketçe bünyelerine katıldığını ve aynı konsept birebir kopyalanarak işletme çalıştırıldığını, davalının sadece işletmenin ismini değiştirerek ‘’mestoldum’’ yaptığını, ... işletmesinin instagramı olan ‘’efrouzistanbul’’ ile "mest oldum" işletmesinin instagramı dahi ‘’mestoldumistanbul’’ aynı olduğunu ve müvekkil şirketin instagramındaki videolar dahi kopyalandığını, bu durumun Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı tarafın bu eylemleri nedeniyle müvekkil şirket faaliyetini durdurmak zorunda kaldığını , çok yüksek miktarda kar prestij kaybına uğradığını , ticari itibarı zedelendiğini ve çok değerli markası değersizleşmeye başladığını, tedbir isteminin uyuşmazlığa çözecek şekilde bir talep oluşturmadığını, davalıca yapılan eylemler suç mahiyetinde olup, suçun devamlılığını ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu, davalı şirket yöneticileri ve elemanları hakkında İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi iddianameyi kabul ederek, 2026/461 E sayılı dava açıldığını, davalının müvekkilimin iş yerine elkoyması müvekkilin çalışanlarını iş yerine almayarak ve tüm faaliyeti ilgili tüm mallarını el koyarak yağma suçunu işleyerek hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştırmış ve tedbir kararı verilmemesi halinde hakkın elde edilmesi imkansız hale gelecek olup telafisi mümkün olmayan zararlar doğacağını, davada haklılığın yaklaşık olarak ispatlandığını beyan ederek İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2026/405 E sayılı dosyasında 08.06.2026 tarihinde tedbir taleplerinin reddine ilişkin verilen kararının itirazen incelenerek, istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davalıca, müvekkilim şirketin aynı konseptiyle yapılan restoran ve gece kulübü işletmeciliğinin tedbiren durdurulmasına dair karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Talep, haksız rekabet hükümlerine dayalı haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, bu eylemlerin men’i,zararın tazmini istemine ilişkin derdest davada, davalının işletmeciliğinin tedbiren durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ihtiyati tedbir şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.
Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça iddia olunan davalı eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, haksız rekabetin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği, iddiaya konu eylemlerin sabit olup olmadığı konularındaki nihai değerlendirme, devam etmekte olan yargılama sonunda verilecek esas hükümle ortaya çıkacaktır.Dosyanın mevcut durumu itibariyle haksız rekabet koşullarının mevcut olup olmadığı ve iddia ve savunmada ileri sürülen konular ispata muhtaç durumdadır. Ara karar tarihi itibariyle HMK'nın 390/3. maddesinde belirtilen yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediği anlaşılmakla değişen durumlara göre ilk derece mahkemesinden yeniden tedbir talep edilmesinin mümkün olduğu da gözetilerek mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi ara kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/09/2026