Hukuk Genel Kurulu, kamulaştırmasız el atma tazminat davasında taşınmazın el atma tarihindeki nitelikleri esas alınarak dava tarihindeki değer tespitine ilişkin Yargıtay bozmasına direnen ilk derece mahkemesi kararını inceliyor.
Özet: Mirasçıların, davalı idare tarafından murislerine ait taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığı iddiasıyla açtığı tazminat davasında, ilk derece mahkemesi davanın kabulüne ve bilirkişi raporuna göre belirlenen bedelin ödenmesine hükmetmiş, istinaf bu kararı onamış, ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 04.11.1983 tarihinden önce gerçekleşen fiili el atmalarda değer tespitinin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesi uyarınca yapılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuş, ilk derece mahkemesi ise bu bozma kararına direniş göstermiştir.
Hukuk Genel Kurulu         2024/580 E.  ,  2026/90 K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

    SAYISI : 2024/59 E., 2024/132 K.
    ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 09.11.2023 tarihli ve
    2023/1929 Esas, 2023/10684 Karar sayılı BOZMA kararı
    Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
    Direnme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ...'in ...ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, eski 20 39... parsel sayılı taşınmazların hissedarı olduğunu, taşınmazlara davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını, müvekkillerine tebligat yapılmadığı gibi herhangi bir ödeme de yapılmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile de talebini 12.219.350,00 TL olarak artırmıştır.
    II. CEVAP
    Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; kamulaştırma işlemlerinin Hazine tarafından usulüne uygun bir şekilde yapıldığını, taşınmazların müvekkili Üniversiteye tahsis edildiğini ve kamu hizmeti amacına uygun olarak kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin 18.02.2021 tarihli ve 2020/152 Esas, 2021/62 Karar sayılı kararıyla; kamulaştırma kararının davacılara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediği, dolayısıyla geçerli bir kamulaştırma işleminin olmadığı, fen bilirkişisi raporuna göre dava konusu eski 20 39... parsel sayılı taşınmazların 1983 yılında yapılan tevhit işlemi ile muhtelif parsellerle birleşerek 7400 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği, daha sonra 7400 parselin 2015 yılında yapılan ifraz ile 18075, 18076, 1870 77... parsel sayılı taşınmazlar olmak üzere dört kısma ifraz edildiği, yapılan bu ifraz sonucunda dava konusu taşınmazların 18075 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kaldığı, yine 2017 yılında yapılan ifraz işlemi ile 18075 parselin 180 93... parsel olmak üzere iki kısma ayrıldığı, dava konusu eski 20 39... parsel sayılı taşınmazların 18093 parsel içerisinde kaldığı, dava konusu taşınmaza 04.11.1983 tarihinden önce fiilen el atıldığının anlaşıldığı, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda emsal karşılaştırması yapılarak m2 bedelinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile, dava konusu 18093 parsel sayılı taşınmaz için toplam 12.219.350,00 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
    B. Gerekçe ve Sonuç
    Bölge Adliye Mahkemesinin 13.10.2021 tarihli ve 2021/555 Esas, 2021/1249 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın davacıların murisi ... adına kayıtlı iken 20.05.1980 tarihinde Hazine adına hükmen tescil edildiği, herhangi bir evrak sunulmadığı, kamulaştırma evrakının 1999 depreminde kaybolduğu belirtilerek bu nedenle usulüne uygun olarak yapılmış bir kamulaştırma işleminden bahsedilemeyeceği, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak bedel tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
    A. Bozma Kararı
    1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
    ''...11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 21 inci maddesiyle değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6 ncı maddesinin birinci fıkrası ile "09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihi arasında” fiilen kamulaştırmasız el atılan taşınmazlara ilişkin açılacak davalarda taşınmazın el atma tarihindeki nitelikleri esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekir. Dava konusu taşınmaza 04.11.1983 tarihinden önce el atıldığı gözetilerek el atma tarihindeki nitelikleri esas alınarak dava tarihindeki değerinin tespit edilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazların el atma tarihindeki niteliği net olarak belirlenmeden değer biçilmesi nedeniyle alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir ....'' gerekçesiyle karar bozulmuştur.
    B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ...Üniversitesi Esentepe Kampüs alanında yer alan taşınmazlarla ilgili Özel Daire kararlarında, arsa niteliğinde olduğu kabul edilip emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin yöntem itibariyle doğru olduğuna hükmedildiği, bu nedenle kampüsün konumu, büyüklüğü, tüm belediye ve kamu hizmetlerinden yararlanması da gözetilerek emsal karşılaştırması yapmak suretiyle dava tarihi itibariyle değer biçen bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alındığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
    VI. TEMYİZ
    A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    B. Temyiz Sebepleri
    Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; ...ilinde 17.08.1999 tarihinde meydana gelen depremde kurumların arşivlerinin ciddi hasar görmesi nedeniyle kamulaştırma evrakına ulaşılamadığını, mahkemece kamulaştırma işleminin kesinleşip kesinleşmediğinin yeterince araştırılmadığını, Hazine adına verilen tescil kararının kesinleşmesiyle taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiğini, bu sebeple davacıların kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminat davası açma haklarının kalmadığını, Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararının yanlış yorumlandığını, 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin emredici hükmü dikkate alınmadan direnme kararı verildiğini, dava konusu taşınmazın bedelinin Üniversite kampüsü kurulmadan önce ve henüz etrafta yerleşim olmadan önceki değer üzerinden belirlendiğini, Üniversitenin kurulmasıyla birlikte taşınmazların çok fazla değer kazandığını ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir.
    C. Uyuşmazlık
    Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat istemine ilişkin eldeki davada, el atma tarihi itibariyle taşınmazların arsa mı yoksa arazi niteliğinde mi olduğu noktasında toplanmaktadır.
    D. Gerekçe
    1. İlgili Hukuk
    2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Geçici 6 ve 11. maddeleri
    2. Değerlendirme
    1. Konunun açıklığa kavuşturulması için öncelikle kamulaştırmasız el atma kavramı ile ilgili yasal düzenlemelerin açıklanmasında yarar bulunmaktadır.
    2. Kamulaştırmasız el atma müessesesi, kamulaştırma yetkisi bulunan bir idari makamın Anayasaya ve kanunlara uygun işlemleri oluşturmaksızın bir kişinin malına kalıcı olarak el koyması ve onun üzerinde bir yapı ya da tesis yapması yahut o taşınmazı bir hizmete özgülemesi suretiyle mal sahibinin taşınmazı dilediği gibi kullanmasına engel olması hâlidir (Türk Hukuk Lügatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s.646). Kamulaştırmada yöntem olarak Anayasa ve kanunlara uygun bir kamulaştırma işlemi yapılması söz konusu iken, kamulaştırmasız el atmada usulüne uygun bir kamulaştırma işleminden söz edilmesi olanaklı değildir.
    3. Kamulaştırma Kanunu'nun 6487 sayılı Yasa ile değiştirilen ve “Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti” başlığını taşıyan Geçici 6. maddesinin 1 ve 2. fıkraları: "Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.
    İdarenin daveti veya malikin müracaatı üzerine, fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının idarenin daveti veya malikin müracaat ettiği tarihteki tahmini değeri; bu Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve bu Kanunun 11 inci ve 12 nci maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edilir. Tespitten sonra, bu Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre teşkil olunan uzlaşma komisyonunca, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihinden itibaren en geç altı ay içinde 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilen bir yazı ile, tahmini değer bildirilmeksizin, talep sahibi uzlaşma görüşmelerine davet edilir" düzenlemesini içermektedir.
    4. Bu madde uyarınca kıymet takdir komisyonu, 09.10.1956 tarihi ile 04.11.1983 tarihleri arasında idare tarafından el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının, idarenin daveti veya malikin müracaat ettiği tarihteki tahmini değerini, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve bu Kanun'un 11... . maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edecektir. Başka bir anlatımla 2942 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesi kapsamında bulunan taşınmazın fiilen el konulduğu tarihteki nitelikleri esas alınmak suretiyle dava tarihindeki değerinin belirlenmesi gerekmektedir.
    5. Somut olay ve dosya kapsamına göre; davacıların murisinin hissedarı olduğu eski 20 39... parsel sayılı taşınmazlar, ...Valiliği İl İdare Kurulunun 10.12.1975 tarihli ve 3765 sayılı kararı ile kamulaştırılmış, Hazine adına tescil edildikten sonra ...Üniversitesine tahsis edilmiş, kamulaştırma evrakı 1999 yılında meydana gelen deprem sırasında kaybolmuştur. Dolayısıyla, hâlen ...Üniversitesi Esentepe Kampüs alanında kalan taşınmazlara 04.11.1983 tarihinden önce fiilen el atıldığının kabulü gerekir.
    6. Mahallinde yapılan keşif sonrası alınan 20.10.2020 tarihli fen bilirkişi raporunda, eski 20 39... parsel sayılı taşınmazların, 1983 yılında yapılan tevhit işlemi ile muhtelif parsellerle birleşerek 7400 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği, daha sonra 7400 parselin 2015 yılında yapılan ifraz ile 18075, 18076, 1870 77... parsel sayılı taşınmazlar olmak üzere dört kısma ifraz edildiği, yapılan bu ifraz sonucunda dava konusu taşınmazların 18075 parselin sınırları içerisinde kaldığı, yine 2017 yılında yapılan ifraz işlemi ile 18075 parselin 180 93... parsel olmak üzere iki kısma ayrıldığı, dava konusu eski 20 39... parsel sayılı taşınmazların 18093 parsel içerisinde kaldığı tespit edilmiştir.
    7. Mahkemece dava konusu 18093 parsel sayılı taşınmazın dava tarihi olan 2019 yılı itibariyle niteliği araştırılmış olup, ... Belediye Başkanlığı Emlak ve İstimlak Müdürlüğü tarafından, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı içerisinde yüksekögretim tesis alanında kaldığı, belediye altyapı hizmetlerinden yararlandığı, etrafında meskun alan bulunduğu ve imar uygulaması sonucu oluşmuş imar parseli olduğu bildirilmiştir. Hükme esas alınan 22.10.2020 havale tarihli bilirkişi kurulu raporu ve 05.01.2021 havale tarihli ek bilirkişi kurulu raporunda da, dava konusu taşınmaz arsa olarak değerlendirilmek suretiyle emsal karşılaştırması yapılarak bedeli belirlenmiştir.
    8. Bu durumda, dava konusu taşınmazın fiilen el atıldığı tarihte arsa niteliğinde olup olmadığına ilişkin dosya içerisinde herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığı anlaşıldığından el atma tarihindeki niteliği net olarak belirlendikten sonra 2942 sayılı Kanun'un Geçici 6. maddesi uyarınca değer biçilmesi gerekir.
    9. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; usulüne uygun olarak kamulaştırılıp idareler adına tescil edilen ancak bedelleri bankaya yatırıldığı hâlde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin tespit yöntemini düzenlemek amacıyla 2019 yılında 7201 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddenin somut olayda uygulanması gerektiği, her ne kadar Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile anılan maddenin bazı ibareleri iptal edilmiş ise de, tamamının iptal edilmesinin söz konusu olmadığını, ayrıca Geçici 17. maddenin hâlen yürürlükte olduğu, dava konusu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE endeksi tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği, dolayısıyla direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulmasının uygun olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
    10. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
    11. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
    VII. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
    Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
    18.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.