İşçinin gerçek prime esas kazancının tespiti davasında elden ödenen ücret ve eksik prim bildirimi iddialarının, imzalı bordrolar karşısında tanık beyanları ile yazılı delillerin ispat gücü.
Özet: Dava, bir çalışanın işveren tarafından sosyal güvenlik kurumuna bildirilen prime esas kazancının, gerçek ücretinden düşük olduğu iddiasıyla açtığı tespit talebine ilişkindir; davacı, aldığı 6.000 TL maaşın bir kısmının elden ödenmesine rağmen primlerinin eksik yatırıldığını savunurken, işveren iddiayı yalanlayarak maaşın eksiksiz bildirildiğini ve bordrolarla sabit olduğunu belirtmiş, kamu kurumu ise inceleme sonrası sorumluluğun işverende olduğunu kaydetmiştir; ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davayı kısmen kabul etmesi üzerine temyiz sürecinde davacı, ücret belgesi ve tanık ifadeleriyle düşük bildirimi ispat etmeye çalışmış, işveren ise prime esas kazanç tespitinde yazılı delil şartının ve tanık beyanlarının sınırlarının altını çizmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/15366 E.  ,  2026/5467 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2342 E., 2025/1587 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/197 E., 2023/571 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.08.1995 - 17.12.2016 tarihleri arasında davalı şirkete ait iş yerinde üretimden sorumlu müdür olarak çalıştığını, iş akdinin işverence haksız feshedildiğini, iş akdinin feshinden önce aldığı net maaşının 6.000,00 TL olduğunu, ücretinin 3.500,00 TL 'sinin bankaya yattığını, kalanını elden aldığını, sözleşme gereği ikramiye verileceğinin hükme bağlandığını, bayramlarda prim verildiğini, ancak davalı şirket tarafından prime esas kazancının asgari ücret olarak ...'ya bildirildiğini, daha sonra bir miktar daha yüksek bildirilmeye başlandığını, 09.05.2018 tarihli dilekçesiyle prime esas kazancının Kurum kayıtlarında düzeltilmesi için yaptığı başvurunun Kurumun 11.10.2018 tarihli yazısıyla reddedildiğini, bu sebeple gerçek prime esas kazancının tespiti için iş bu davayı açtığını, davalı şirket iş yerinde çalıştığı 01.08.1995-17.12.2016 tarihleri arasında prime esas kazancının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı açmış olduğu davada aylık 6.000,00 TL. maaş aldığını, ancak primlerinin düşük yatırıldığını iddia ettiğini, davacı tarafın iddiasının doğru olmadığını, zira davacı tarafın müvekkil davalı sirkette calıştığı süre içerisinde kendisiyle kararlaştırılan maaşın ödendiğini, ödenen maaş üzerinden de ... primlerinin yatırıldığını, davacının müvekkil şirkette hiçbir zaman 6.000,00 TL. maaşla çalışmadığını, davacıya ödenen maaşlar davacının ıslak imzalı bordro ve hesap pusulalarıyla şahsi dosyasında sabit olduğunu, arz ve izah olunan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 09.05.2018 tarihli dilekçesi ile müracaat ederek davalı şirketin işyerinde 01.08.1995 tarihinden 17.12.2016 tarihine kadar çalıştığını, ancak 2009-2016 yılları arasında prime esas kazancının düşük yatırıldığını, beyan ederek bahsi geçen işyerinden şikayetçi olduğunu, Kurumca iddiaların incelendiğini ve yapılan inceleme sonucunda 10.10.2018 tarih ve 134 sayılı Rapor tanzim edildiğini, ancak herhangi bir tespitin yapılamadığını, şirketlerin çalıştırdığı sigortalıların primlerini ...'ya bildirmek ve ödemek işverenin sorumluluğunda olduğunu, müvekkil Kurumun bir sorumluluğunun bulunmadığını, Kurumun kendisine verilen bordro, bildirge ve benzeri belgelere göre işlem yaptığını, davanın açılmasında Kurumun sorumluluğunun olmadığını, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi tarafından yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı şirket vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;dosya içerisinde yer alan şirket yetkilisi tarafından imzası inkar edilmeyen ücrete ilişkin belgenin davalı işyerinde davacı işçinin ücretinin tüm çalışma dönemi için kuruma düşük bildirildiği konusunda delil başlangıcı olarak kabul edilmesi gerektiği ve tanık beyanları ile de bu durum örtüşmüş olması sebebiyle imzalı bordroların aksini ispat eder nitelikte olduğu ve davacının işçi alacaklarına ilişkin açmış olduğu ve kesinleşen davadaki ilam ile de örtüşmesine rağmen davanın kısmen reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtayın yerleşik içtihatlarında hizmet tespit davalarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve bu tip davalarda çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilmesine karşın, ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestisi bulunmadığını, bu doğrultuda tespiti istenen prime esas kazancın yazılı belgelerle ispatlanamadığı hallerde 6100 Sayılı HMK'nın 200. ve 202. Maddelerdeki sınırın altında kalan ücret iddiaları bakımından tanık anlatımlarına değer verilebildiğini, ancak yazılı belgelerin varlığı halinde tanık anlatımlarına itibar edilmeyeceğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
3.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurumun yaptığı işlemler yasaya uygun olduğunu, açılan davanın yersiz olduğunu ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücrettir. Hizmet akdinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret (örneğin SSK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda yargıç tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, 2. Bası, Beta Yayınları, Sy:287). Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulunun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliği haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için yine HMK’nın Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK’nun 289. maddesi gereğince tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür. 506 sayılı Kanun'un 78. maddesinde ve 5510 sayılı Kanun'un 82. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırlarının ne olacağı gösterilmiştir. Günlük kazancın alt sınırı HUMK’nun 288. maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 506 sayılı Kanun'un 78. maddesine göre, “....günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançları alt sınır üzerinden hesaplanır”. 82. madde de bu düzenlemeye paralel bir hüküm içermektedir. Ücretin alt sınırla tespit edilen miktardan fazla olması halinde ise günlük kazancın hesaplanmasında asgari ücret esas alınır.
Diğer taraftan davanın diğer yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun'un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, 4/1(a) maddesi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarının hesabında; idare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamının esas alınacağı öngörülmüştür.
Buna göre, maddenin 1/(b) bendinde sayılan istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen gelirlerden sigorta primi kesilmesi asıldır. Anılan Kanun'un 3. maddesinde ücret, 4. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara saatlik, günlük, haftalık, aylık veya yıllık olarak para ile ödenen ve süreklilik niteliği taşıyan brüt tutar olarak tanımlanmış, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32. maddesinde de genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tarif edilmiştir. 5510 sayılı Kanun'un 80. maddesinin 1. fıkrasının (a)/(1) alt bendindeki “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücretleri gibi unsurlar da girmektedir. (3) numaralı alt bent gereğince, idare veya yargı makamları tarafından belirlenen ücretlerin prim hesabına esas alınabilmesi için bu tür kazançlara hak kazanmak yeterli olmamakta, işçilik alacaklarına ilişkin taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkta Mahkemece verilen karar sonrasında işçiye (sigortalıya) ödeme yapılmış olması aranmakta, bu durumda, yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların primlerinin sigortalı payının infaz sırasında sigortalıya yapılan ödemeden düşülmesi işverenin Kuruma karşı prim yükümlülüğünü kaldırmadığı da dikkate alınmak suretiyle, ödemenin yapıldığı ayın prime esas kazanç matrahına dâhil edilmesi, hizmet akdi daha önceki bir tarihte sona erdiği takdirde ise yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancında gözetilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, toplanan deliller değerlendirilerek ve ücretin ispatı konusunda yukarıda bahsedildiği üzere yazılı delil arandığı gözetilerek asgari ücretin üzerinde ücret ödemeleri bulunup bulunmadığının tespiti ile işçilik alacağına ilişkin davanın varlığı ve neticelenip kesinleşmesi karşısında işverence sigortalıya ödemenin yapılması halinde sadece hizmetin gerçekleştiği son ayın prime esas kazancına dahil edilebileceği, hususu gözetilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının davacıya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan .. .. ve üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oyçokluğuyla, 27.04.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
I. Daha önce Dairemizin 2020/11683 Esas, 2021/10353 Karar sayılı kararında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;
1.Sigortalının prime esas kazancının tespitinde, mahkemece resen araştırma ilkesi ve delil serbestisi kapsamında her türlü delil toplanmalı, tarafların vazgeçmesi ve kabulü ile bağlı olunmadığı gibi salt tanık beyanları ile de yetinilmemeli, 4857 sayılı İş Kanunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uygulanarak sigortalının yaptığı işin özellikleri(vasıflı olup olmadığı), işyerindeki ve meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde veya başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler dikkate alındığında kayıtlarda görünen ücretle çalışmasının hayatının olağan akışına uygun bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından, sendikalardan, meslek odalarından emsal ücret araştırması yapılmalı, bu konuda açılmış işçilik alacakları davası var ve kesinleşmiş ise delil kabul edilmeli, dolayısı ile inandırıcı, ciddi deliller doğrultusunda ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmeli, ücretin işçinin yazılı onayı olmadan düşürüldüğü durumda ise yazılı muvafakati yoksa önceki yüksek ücreti esas alınarak prime esas kazanç saptanmalıdır.
2.Nitekim aynı hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2020 tarih ve 2016/10-376 Esas, 2020/306 Karar, 09.07.2020 tarih ve: 2016/21-904 Esas, 2020/554 Karar ve 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararları ile kabul edilmiştir.
3. Prime esas kazanç tespiti davası kamu düzeninden olduğuna göre kural olarak işçilik alacakları davasında saptanan ücret, prime esas kazanç tespiti davasında kesin delil niteliğinde kabul edilemez. Ancak bu işçi ile işveren arasında kesinleşmiş ve tahsil edildiğinde anılan ücret, fazla mesai, tatil ücret alacakları gibi alacaklarda sigorta primi kesintisi yapılarak kuruma ödeneceğinden, bir anlamda prime esas kazanç dolaylı olarak belirlenmiş olacaktır. Dolayısı ile unsur etkisi yaratarak kuvvetli(ciddi) delil niteliğinde kabul edilmesi kaçınılmazdır. İşçilik alacakları davasında tespit edilen ücretin, prime esas kazanç tutarı olarak kabulü gerekir(Y. HGK. 16.07.2020 tarih ve 2016/10-2141 Esas, 2020/585 Karar).
Nitekim Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru üzerine verdiği kararda:
“Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere hizmet tespiti davalarıyla işçilik alacakları davaları birbirini etkileyebilecek bağlantılı davalardır. Nitekim Yargıtaya göre işçilik alacakları davasında -açılmış ise- kural olarak hizmet tespiti davasının sonucu beklenmelidir. Yine Yargıtay kararlarında her iki davanın birbirlerini etkilemesi mümkün ise de davaların niteliği gereği farklı sonuçlara varılabileceğinin kabul edildiği görülmektedir. Zira hizmet tespiti davalarında -kamu düzenine ilişkin olduğundan- resen araştırma ilkesinin, işçilik alacaklarıyla ilgili davalarda ise taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu kabul edilmektedir. Bu nedenle işçilik alacakları davasında verilen karar hizmet tespiti davasında kesin delil değil güçlü delil olarak kabul edilmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki delil değerlendirmesi derece mahkemelerinin takdirinde olup bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu değildir. Bununla birlikte bağlantılı davalarda birbirine aykırı karar verilmesi hâlinde bu aykırılığın -taraflarca ileri sürülmesi durumunda- gerekçesinin açıkça ortaya konması anayasal bir yükümlülüktür ve bu husus Anayasa Mahkemesinin inceleme alanı kapsamındadır”
gerekçesi ile hizmet tespit davasında işçilik alacaklarına ilişkin ücret tespitinin delil olarak dikkate alınmamasını, gerekçe yapılmamasını hak ihlali olarak kabul etmiştir(B. No: 2017/23739, 20.10.2021).
4. Belirtmek gerekir ki sigortalı aynı zamanda bireysel iş hukuku kapsamında işveren aleyhine işçilik alacakları davası açmış ve bu davada işçilik alacaklarına esas hizmet süresi veya prime esas kazanç ücreti belirlenmiş ise bu tespit davasında unsur etkisi yaratacak şekilde bir kuvvetli delil niteliğinde kabul edilecektir.
II. Dairemizin 2021/7772 E, 2021/11456 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerinde açıklandığı üzere;
5. 5510 sayılı kanunun 80/1.d maddesindeki son aya mal etme uygulaması, yanlış bir yorumla yapılmaktadır. Zira maddeye göre “Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir”. Görüldüğü gibi son aya mal edilecek ödeme, ücret dışındaki ödemelerdir. Oysa burada karar altına alınan ücret olduğuna göre son aya değil, tüm hizmet süresine mal edilmesi ve ödenip ödenmemesine bakılmaması gerekecektir.
6. Kanunun 80. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin bir numaralı alt bendi gereğince prime esas kazançların hesabında, “hak edilen ücretlerin brüt toplamı” esas alınmaktadır. Aynı maddenin (d) bendi, “Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur”, düzenlemesi gereğince ücretler, hak edilen ay esas alınmak sureti ile prime tabi tutulur. Ücretlerin, hak edildiği ayın prime esas kazancına dâhil edilmesi için hak edilmesi yeterli olup, ödenip ödenmediğine bakılmaz (Bünyamin, B.O. Yargı Kararları ile Sigortalılara Yapılan Ödemelerin Prime Tabi Tutulması. (NEÜHFD). Cilt 6. Sayı: 2 2023. s: 553-580, Şakar, .... Sosyal Sigortalar Uygulaması. Beta. İstanbul. 2017. s.464; Sümer, H. H. Sosyal Güvenlik hukuku. 3. Baskı. Seçkin. Ankara. 2022. s.109; Özdamar, Murat. 5510 Sayılı Kanuna Göre Sigor-ta Primine Esas Kazançların Hesaplanması. Mali Çözüm Dergisi. Sayı. 93. 2009. s.316; .../Ekmekçi, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri. 20. Baskı. Beta. İstanbul. 2019. s.176; Güzel/Okur/Caniklioğlu, Sosyal Güvenlik Hukuku. 18. Baskı. Beta. İstanbul 2020. s.236; Uşan, M. F. Sosyal Güvenlik Hukukunun Esasları. 2. Baskı. Seçkin. Ankara. 2009, s.135; Alper, Y. Sosyal Güvenlik Hukuku. 11. Baskı. Dora. Bursa. 2020. s.166.).
6. Çoğunluk görüşü ile somut uyuşmazlıkta, "yazılı delil aranması, kesinleşen işçilik alacaklarının ücrete ilişkin kararının kuvvetli delil kabul edilmemesi ve davacının kesinleşmiş ve dönemlerine göre de işçilik alacakları tespitine esas olmuş belirlenen ücreti işçilik alacaklarında ödeme olgusuna bağlı olarak son aya tavanı geçmemek sureti ile mal edilmesi gerektiği" gerekçesi ile verilen yerel mahkeme kararının çoğunluk görüşü ile bozulmasına karar verilmiştir.
7. Belirtmek gerekir ki karar altına alınan ücret olduğuna ve ücretler hak edildikleri aya mal edileceğine göre çoğunluğun yazılı delil araması, kesinleşmiş işçilik alacaklarındaki ücrete ilişkin tespiti kuvvetli delil kabul etmemesi ve ayrıca işçilik alacaklarında belirlenen ücreti ise ödenmesi halinde son aya mal etme kararı yasanın açık düzenlemesine aykırı olup, temel sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldırmaktadır. Kaldı ki gerek işçilik alacakları davasında ve gerekse bu dosyada ücrete ilişkin işverenden sadır belge de bulunmaktadır. Kararın davacı temyizi yönünden bozulması görüşünde olduğumdan çoğunluğun bozma gerekçesine katılınmamıştır.