İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, spor ekipmanı satışından kaynaklanan ticari alacakta faturadaki vade farkı kaydının sözleşme niteliği ve geçerliliği ihtilafını incelediği itirazın iptali davasında kararını açıkladı.
Özet: Davacı şirket, davalıya satılan spor ekipmanları bedelinin geç ödenmesi nedeniyle mutabık kalınan aylık %5 vade farkından kaynaklanan 30.510,27 TLlik faturanın ödenmediğini, icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep ederken; davalı ise borcun vadesinden önce ödendiğini, talep edilen meblağın vade farkı olmayıp, erken ödeme sonrası kur artışından kaynaklanan haksız bir kur farkı olduğunu, taraflar arasında vade farkına ilişkin yazılı bir anlaşma bulunmadığını ve faturaya itiraz edilmemesinin tek başına vade farkı yükümlülüğü doğurmayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2023/212 KARAR NO: 2026/1517T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 02/11/2022NUMARASI: 2019/354 2022/807DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uzun bir süredir yurt dışı ve yurt içi menşeli her türlü spor ekipmanın satışı ve pazarlamasını ve işletmeciliğini yaptığını, distribütörleri arasında son 5 yıldır dünyada ilk 5'te yer alırken 2016 yılında da ilk 3'e girdiğini, 2008 yılında Türk Olimpiyat Takımının ve ... federasyonu resmi ekipman tedarikçisi olduğunu, bu özellikleriyle Türkiye de sporun gelişmesinde katkı sağladığı, spor cihazları alım satımına dair ticari ilişkiler çerçevesinde borçlu firma ile 10.07.2018 ve 24.07.2018 tarihlerinde sipariş onay formları imzalandığını, bu sözleşme ile ürünlerin satımını eksiksiz ve noksansız olarak teslim edip montajını yapmayı üstlendiğini, söz konusu sözleşmede doğan yükümlülüklerini tamamını gereği gibi ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, 28.09.2018 tarihli servis, bakım ve onay forma ile de tutanak altına alındığını; borcun zamanında ödenmemesi halende gecikme süresi için uygulanacak olan aylık %5 vade farkı kabul ve taahhüt eder şeklinde taraflar arasında mutabık kalındığını, vade farkı koşulları ile ilgili Yargıtay kararları mevcut olduğunu, davalı tarafın ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davalının, vade farkından kaynaklı müvekkil şirket tarafından kesilen 15.11.2018 tarih ve ... seri nolu 30.510,27 TL bakiyeli fatura bedelini ödemeden imtina ettiğini, faturanın usulüne uygun tebellüğ edildiğini, itirazı kaydı konulmadan kabul edildi, konu ile ilgili olarak .... Noterliği vasıtası ile 04.01.2019 tarihinde ihtarname çekildiğini, alacağın tahsil edilmemesi nedeniyle ....İ cra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya ile icra takibi yapılmış haksız olarak itiraz sonucu takip durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden müspet sonuç alınmadığını, açıklanan nedenle itirazın iptali ile, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda iddia edildiği gibi, vade farkı bulunmadığını; 10.07.2018 tarihli sipariş onay formu ile 3 adet ... ... ürün kodlu 5 adet ... ... ürün kodlu, 2 adet ... ... ürün kodlu, 2 adet ... ... ürün kodlu 3 adet ... ... ürün kodlu ve 2 adet ... ... ürün kodlu spor aletini satın almasının gerçekleştirildiğini, davacının bu satın alma işlemine USD para birimiyle fiyat biçtiğini, müvekkilinin gerekli ödemeleri yaptığını, müvekkili şirketin, satın almadan doğan ödemeyi daha önceden gerçekleştirdiğinden, davacı tarafın dilekçesinde bahsettiği vade farkı somut olayda mevcut olmadığını, davacı tarafın ... seri numaralı 15.11.2018 tarihli 30.510,27 TL değerindeki bakiye fatura bedelinin müvekkilinin ödemekten imtina ettiği iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacının vade farkı olarak ileri sürdüğü hususun aslında müvekkilinin ödemeyi önceden yapması sonucunda oluşan kur farkı olduğunu, müvekkilinin ödemeyi yapmasının ardından doların artması nedeniyle davacı tarafın bu hususu kendi lehine çevirmeye çalışıp, vade farkı adı altında para tahsil etmeye çalıştığını, vade farkının uygulanması için, yazılı bir sözleşmeyle kararlaştırmaları veya yazılı bir sözleşme bulunması bile vade farkı konusunda taraflar arasında bu yönde alışa gelmiş bir uygulamanın bulunması gerektiğini, Yargıtay içtihadı birleştirme Genel Kurulunun 27.6.2003 tarih ve E.2001/1 K.2003./1 sayılı kararı incelendiğinde, fatura, sözleşmenin ifası ile ilgili olduğunu, faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemesi halinde, fatura içeriğinin kesinleşeceğini, fatura içeriğinden de anlaşılması gerekenin, sözleşmenin ifasıyla ilgili olarak, faturada yer alması olağan sayılan, malin cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlar olduğunu, faturada, "gecikme halinde vade farkı alınır" kaydının bulunması ve bu kayda itiraz edilmemesi, faturada yer almasına rağmen, taraflar arasındaki sözleşmede düzenlenmemiş bir hususa ilişkin kaydın kabul edildiği anlamına gelmediğini, faturanın niteliği itibariyle sözleşme olmadığını, yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesinin faturaya sözleşme niteliği kazandırmayacağını, taraflar arasında vade farkına ilişkin herhangi bir sözleşme bulunmadığını, müvekkilinin faturadan kaynaklı borcunu 2018 yılı içerisinde vadesinden önce, satıcı davacı tarafa çek keşide etmek suretiyle ödeme yaptığını, icra takibi başlatmasının nedeni müvekkil edimini ifa etmemesinden kaynaklanmadığını, müvekkilin edimini gereği gibi ifa ettiğini, üstüne düşen ödemeleri çek keşide ederek tamamladığını, ancak müvekkilinin bahsi geçen çeki önceden davacıya vermesi ve ardından dolar kurunun bir anda artması nedeniyle davacı kur farkından dolayı uğradığı zararı hiçbir kusuru ve hatası bulunmaya müvekkile ödetme gayesi içerisinde olduğunu, davacı tarafın teslim ettiği ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin İstanbul .... Noterliğinin 16.01.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile konu hakkında uyarıldığını, davacının taraf telefonlarına dahi cevap vermediğini, karşı tarafın, .... Noterliğinin 05.01.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile ürünlerde ayıp olmadığını iddia ederek kur farkı alacağını talep ettiğini; iddia edildiği gibi, vade farkından değil kur farkından kaynaklı olduğu açıkça görüldüğünü, davacı tarafın ihtarnamesinde bulunan, “sipariş onay formu kapsamında ödemeniz gereken tutar ile bu tutara ilişkin verdiğiniz TL. ödeme çeklerinde, ödeme tarihinde kur farkının tarafınıza yansıtılacağı” yönündeki açıklamalar yer almaktadır hususu müvekkilin zamanında önce üzerine düşen edim olan ödemeleri yaptığının davacının ikrarı anlamı taşıdığını, davacı tarafın teslim ettiği malların bir kısmının ayıplı olduğunun tespiti adına İstanbul Anadolu 6.Sulh Hukuk Mahkemesinde 2019/28 D.İş sayısı ile görülen dosyalarının mevcut olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilecek bir hususun bulunmadığını, ileri sürülen tüm hususların doğruluğunun ispatlanabileceğini belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan işbu davanın tüm yönleri ile reddi ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının kur farkından kaynaklı alacağının tahsili için davalı aleyhine icra takibi yaptığı, takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, dosyaya sunulan sipariş onay formlarında "sipariş onay formuna istinaden alınan çekler TL olarak alındığı takdirde bu çeklere karşılık tahsil günündeki oluşacak kur farkları Merkez Bankası alış kuru üzerinden değerlendirilecek olup, satıcı tarafından her yıl sonunda oluşacak kur farkları alıcının cari hesap kayıtlarına yansıtılarak tahsil edilecektir" düzenlemesinin mevcut olduğu, bu düzenlemeye göre davacının kur farkı isteyebileceğinin davalı tarafça da kabul edildiği, bilirkişi heyetinden alınan 04.04.2022 tarihli rapor ile davacının isteyebileceği kur farkı tutarının 30.510,27 TL olarak hesaplandığı, sipariş onay formlarını imzalayan davalının bu formlarda belirtilen kur farkına ilişkin düzenlemeler kapsamında davacıya kur farkı ödemesi gerektiği kanaati ile davanın kabulüne karar verilmiş, alacağın likit olduğu gözetilerek davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine , ..." karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının satın aldığı ürünlerin ayıplı olduğunu, somut olayda ne vade farkı ne de kur farkı bulunmadığını, bilirkişi raporunda da sabit olduğu üzere; davalı şirket anılan anlaşma uyarınca üzerine düşen edimlerin tamamını vadesinden evvel yerine getirerek ödemelerini yapmış davacının vade farkı olarak ileri sürdüğü hususun esasen davalının ödemeyi vadesinden evvel yapması sonucunda oluşan kur farkı olduğunu, ülkemizde dolar kurunun çok değişken ve manipülasyona açık olması nedeniyle ödeme anından sonraki ani yükseliş davacı tarafından kötü niyetle kullanılarak “vade farkı ya da daha sonradan ıslah ile kur farkı” adı altında haksız olarak talep edildiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkide kur veya vade farkına ilişkin hiçbir anlaşma yapılmamış, dosyada bu yönde hiçbir delil bulunmadığını, davacının söz konusu ödemeyi kabul ettiğinden anılan rapor ve emsal kararlarla davacının kur farkı isteyemeyeceğini, bilirkişi raporunda tespit edildiği gibi esasen cevap dilekçesinde saydığı tüm hususların ortaya çıktığını, davacının dolar kurunun değişkenliğinden faydalanarak kur farkı gibi haksız ve mesnetsiz bir talepte bulunarak borç tahsil etme gayesinde olduğunu, davacının kötü niyetli olduğunu, bu nedenle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, faturaya konu emtiaların ayıplı olduğunu, davalının borcu bulunmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE : Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan kur farkı alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davacının kur farkı talep edip edemeyeceği, kötüniyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "15.01.2019 tarihli 30.510,27 TL tutarlı fatura" nedeniyle 11.025,38 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 26.03.2019 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, davalının itirazı üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ve bu sözleşme kapsamında, davacının davalıya emtia satarak teslim ettiği, davalı tarafından davacıya ... Şubesine ait 30.10.208 tarihli 61.442,00 TL ve 20.10.2018 tarihli 141.600,00 TL tutarlı çekler ile ödeme yapıldığı sabittir.Davalının imzasının bulunduğu Sipariş Onay Formlarında, '' İş bu.... USD lik KDV vergisi...Sipariş Onay formuna istinaden alınan çekler TL olarak alındığı takdirde bu çeklere karşılık tahsil günündeki oluşacak kur farkları Merkez Bankası alış kuru üzerinden değerlendirilecek olup, satıcı tarafından her yıl sonunda oluşacak kur farkları alıcının cari hesap kayıtlarına yansıtıp tahsil edilecektir. ''düzenlemesi bulunmaktadır.Davacı taraf, 15.11.2018 tarihli ... numaralı 30.510,27 TL tutarlı kur farkı faturalarına dayalı olarak talepte bulunmuş, davalı, satım sözleşmesi bedelini çekle vadesinden önce ödendiğini savunmasında bulunmuştur.Çek bir ödeme aracı olup hem TL hem de döviz cinsinden düzenlenmesi mümkündür. Davacı, satım alacağını Türk lirası cinsinden çeklerle tahsil etmesi halinde, artık kur farkını talep edemez. Zira davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen TL cinsi çekleri teslim almakla ve çekin ödeme aracı olması nedeniyle çek üzerindeki bedel dışında herhangi bir kur farkı talep edilemez. Davacı tüm alacağının bu bedel üzerinden ödenmesini kabul etmiştir. Çekin satıma konu emtianın teslim edildiği anda verilmesi ile teslimden bir süre sonra verilmesi arasında hukuken herhangi bir fark bulunmamaktadır. (Yargıtay 11. HD 2020/2682 E 2020/5731 K 08.12.2020 T. Emsal kararı).Çek ile ödemeye ilişkin kur farkı alacağının temel kuralı olmakla birlikte, TBK'nın 26 ve devamı maddelerine göre taraflarca aksi bir durum kararlaştırılması mümkündür. Bu durumda taraflar arasında döviz cinsinden bir ticari ilişki kurulmasına rağmen ödemeyi TL cinsinden çeklerle kabul edilmesi nedeniyle kur farkı alacağı bulunmadığı kabul edilecek ise de, davacı tarafından sunulan Sipariş Onay Formlarındaki ibarelerle bu çeklerin tahsil tarihindeki değerini tahsil edileceği belirtildiğinden taraflar arasında kur farkına ilişkin sözleşme ilişkisinin bulunduğu ve ödemelerinde yabancı para cinsinden yapılacağı kabul edilmelidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre, davacının kur farkı nedeniyle 30.510,27 TL alacaklı olduğu belirlendiğinden ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesi yerinde görülmüş ve davalı vekilinin tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.563,05 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;