Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, iltibas, tanınmış marka ve kötü niyet iddialarıyla marka itirazının reddi kararının iptali ve tescilli markanın hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı, uzun yıllardır farklı sektörlerde kullandığı ve yüksek tanınmışlığa sahip olduğunu belirttiği "..." esas unsurlu markalarıyla, davalının tescilini talep ettiği "..." ibareli markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak yüksek derecede benzerlik gösterdiğini, bu durumun tüketicilerde karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali yaratacağını, tanınmış markanın ihlal edildiğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu ve itibarından haksız yararlanma amacı taşıdığını ileri sürerek, ilgili kurumun itirazını reddeden kararının iptalini ve davalı markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep etmiş; kurum ise markalar arasında benzerlik, karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığını ve kötü niyet tespit edilmediğini savunmuştur.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/376 Esas - 2026/305
T.C. " TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/376KARAR NO : 2026/305DAVA : Marka ... Kararı İptali - HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : 28/08/2025KARAR TARİHİ : 22/06/2026 Yazım Tarihi: 11/07/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: davalı şirket tarafından “...” ibaresinin ... başvuru numarası ile marka olarak tescil ettirilmek istendiğini, müvekkiline ait “...” esas unsurlu markaların uzun yıllardır yoğun şekilde kullanıldığını, yüksek tanınmışlık ve ayırt edicilik kazandığını, buna rağmen yapılan itirazların ... ... ile devamında ...’nin ... sayılı kararı ile reddedildiğini, ancak söz konusu kararın SMK hükümleri ile yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı taraf; “...” markasının 1969 yılından bu yana inşaat, gayrimenkul, sağlık, mimarlık, mühendislik ve dijital hizmetler dahil birçok sektörde yoğun biçimde kullanıldığını, yurtiçi ve yurtdışında yüksek tanınmışlığa ulaştığını, çok sayıda alt marka ve iştirak ile “...” oluşturduğunu, bu nedenle SMK m. 6/5 kapsamında tanınmış marka korumasından yararlandığını, ayrıca “...” ibaresinin “...” markasının esas unsurunu aynen içerdiğini, sonuna eklenen “Y” harfinin ayırt edicilik sağlamadığını, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan yüksek derecede benzerlik bulunduğunu, ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıktığını ileri sürmüştür. Davacı taraf, dava konusu başvurunun özellikle 20 ve 35. sınıflarda kendi markalarıyla aynı ve benzer mal/hizmetleri kapsadığını, ayrıca 20. sınıf mallar ile kendi 12. sınıf malları arasında da benzerlik bulunduğunu savunmuştur. Bunun yanında davalı markasının grafik sunumu, yazı karakteri ve kompozisyonunun da müvekkil markalarını çağrıştıracak şekilde oluşturulduğu, tüketicide ekonomik veya kurumsal bağlantı izlenimi yaratacağı, bu suretle müvekkilin marka itibarından haksız yararlanma amacı taşıdığı ileri sürülmüştür. Davacı vekili ayrıca davalı şirketin ticaret unvanında da “...” ibaresinin yer aldığını, bunun SMK m. 6/6 kapsamında da tescil engeli oluşturduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu ve SMK m. 6/9 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini iddia ederek ... kararının iptali ile dava konusu markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Diğer Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;Davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı firmanın itiraz mesnedi markaları dolayısı ile SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/5 maddesine göre tanımışlık , SMK 6/9 maddesine göre kötü niyetli başvuru yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde Hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 01/07/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 28/08/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı “...” ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı; başvurunun, .... sayılı “... , ... ...”, “... ...”, “...” ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 sayılı SMK’nın 6/1, 6/5 ve 6/9 maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir…….. İşbu itiraz, ... sayılı ve “...” ibareli markaya ilişkin olarak verilen ... sayılı Kurul kararı dikkate alınarak incelenmiştir. İnceleme sonucunda; ilgili tüketicilerin “...” ibareli başvuru ile “...” ibaresini içeren itiraz gerekçesi markaları, farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımından benzer markalar olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul’da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Son olarak; her marka, özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mal ve hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri ile markanın tescil kapsamındaki mal ve hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonucunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden, dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ... ... /...15/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; Dava konusu ... sayılı başvuru markasının 35. sınıfa konu “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için yukarıda sayılan 20. sınıf mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri”nin; davacının itiraza mesnet ... sayılı “...”, ... sayılı “... ...”, ... sayılı “... ... ...”, ... sayılı “... ...”, ... sayılı “... ...” ve ... sayılı “yeşil yaka bahçe ... ...” markalarının 35. sınıfta yer alan satış/perakendecilik hizmetleri kapsamında aynı, benzer ve ilişkili hizmetler olduğu; Dava konusu ... sayılı başvuru markasının 20. sınıfa konu “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar, kamping mobilyaları, yemek ve yatak odası takımları, oturma odası takımları, kitaplıklar, vitrinler, sehpalar, koltuklar, kanepeler, yatak olabilen kanepeler; madeni olan veya olmayan mobilyalar, yazı ve çizim masaları, şezlonglar, tezgahlar, bankolar, iş tezgahları, servis arabaları, okul mobilyaları, kartoteks dolapları, dosya dolapları, ecza dolapları, vestiyerler, çocuklar için parmaklıklı oyun parkları, ahşap veya plastik panolar, ilan panoları, teşhir standları ve vitrinleri, pencere ve kapı armatürleri” mallarının; davacının itiraza mesnet ... sayılı “... ...” markasının 20. sınıfta yer alan malları ile aynı/aynı tür ve benzer nitelikte olduğu; Dava konusu ... sayılı başvuru markasının 35. sınıfa konu “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için yukarıda sayılan 20. sınıf mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri”nin; davacının itiraza mesnet ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayılı markalarının 35. sınıfta yer alan satış/perakendecilik hizmetleri kapsamında aynı, benzer ve ilişkili hizmetler olduğu, Dava konusu ... sayılı başvuru markasının 20. sınıfa konu bir kısım mallarının davacının itiraza mesnet ... sayılı “... ...” ibareli markanın 12. Sınıf kapsamında bulunan “havalı yastıklar. Bebek arabaları, pusetler.” malları ile benzer/ilişkili olduğu, 35. sınıftaki satış/perakendecilik hizmetlerinin; geniş tüketici kitlesine hitap eden, çoğu zaman görsel beğeni, marka algısı ve ticari kaynak izleniminin satın alma kararında etkili olduğu, ilgili tüketicinin dikkat seviyesinin orta düzeyde olduğu, bu nedenle markalar arasındaki benzerliklerin tüketici algısı üzerinde etkili olabileceği; Davalı başvuru markasındaki “...” ibaresi ile davacının “...” esas unsurlu seri markaları arasında görsel ve işitsel açıdan belirli düzeyde yakınlık bulunduğu, davacının “...” ibaresini seri/çatı marka mantığında kullandığı, Bununla birlikte, davacının itiraza mesnet markalarının önemli kısmının ek kelime, şekil ve kompozisyon unsurları içeren bileşke markalardan oluştuğu, dava konusu “...” ibaresinin ise tek kelimeli bağımsız bir marka görünümü arz ettiği, bu nedenle markaların bütünsel olarak tamamen aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığı, ancak davacının özellikle ... sayılı “...”, ... sayılı “... ...”, ... sayılı “... ... ...”, ... sayılı “... ...”, ... sayılı “... ...”, ... sayılı “... ...” ve ... sayılı “... ...” ibareli markaları bakımından ise; ortak “...” unsurunun markalarda bağımsız ve ayırt edici biçimde yer almaya devam ettiği, taraf markalarının aynı/benzer/ilişkili mal ve hizmetleri kapsadığı ve bu nedenle ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği; Sonuç olarak; markaların ayniyeti veya benzerliği ile mal ve hizmetlerin ayniyeti, benzerliği veya ilişkililiğine ilişkin unsurların karşılıklı bağımlılık ve dengeleme ilişkisi içerisinde bulunduğu; somut olayda ortak “...” unsurunun davacı markaları bakımından seri/çatı marka etkisi oluşturabilecek nitelikte kullanılması, dava konusu “...” ibaresi ile “...” ibareleri arasındaki yüksek fonetik yakınlık, taraf markalarının kapsadığı aynı/benzer/ilişkili mal ve hizmetler ile ortalama tüketici algısı birlikte değerlendirildiğinde; özellikle “...” ibaresinin asli ve baskın unsur olarak yer aldığı davacı markaları bakımından ilgili tüketicilerin dava konusu markayı davacı markalarının yeni bir seri markası, alt markası veya ekonomik/idari bağlantılı bir uzantısı olarak algılama ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığı, bu nedenle SMK m. 6/1 kapsamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesi kapsamında yapılan değerlendirmede; dosya kapsamına sunulan marka tescil kayıtları, ticaret sicil kayıtları, şirket unvanları ve davacı marka portföyü birlikte değerlendirildiğinde “...” ibaresinin davacı şirketler topluluğu bünyesinde uzun yıllardır ve farklı sektörlerde yaygın biçimde kullanıldığı anlaşılmakta ise de; dosya kapsamında markanın pazar payı, reklam ve tanıtım faaliyetleri, promosyon harcamaları, bağımsız tanınmışlık araştırmaları, kamuoyu yoklamaları veya toplumun ilgili kesimindeki tanınmışlık düzeyini objektif biçimde ortaya koyan yeterli delillerin sunulmadığı, bu nedenle dava konusu başvuru tarihi itibarıyla “...” ibaresinin SMK m. 6/5 kapsamında tanınmış marka olduğunun tespit edilemediği, 10. 6769 sayılı SMK’nın 6/9 maddesi kapsamında kötü niyet iddiası bakımından yapılan değerlendirmede ise; davacının “...” ibaresini uzun yıllardır yaygın biçimde kullandığı, davalı markası ile davacı markaları arasında özellikle fonetik yakınlık bulunduğu anlaşılmakta ise de; davalının marka başvurusunu sırf davacı markalarının kullanımını engellemek, haksız menfaat sağlamak, marka ticareti yapmak veya davacı faaliyetlerinden yararlanmak amacıyla gerçekleştirdiğini açık ve kesin şekilde ortaya koyan somut ve yeterli delillerin dosya kapsamında tespit edilemediği, bu nedenle mevcut dosya kapsamı itibarıyla kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı; Netice itibarıyla; dava konusu ... sayılı “...” ibareli başvuru markası ile davacının özellikle “...” esas unsurlu markaları arasında, aynı ve benzer mal/hizmetler yönünden, davacının seri marka kullanımı ve “...” ibaresinin tekrar eden ortak unsur niteliği de dikkate alındığında, SMK m. 6/1 kapsamında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu; buna karşılık dosya kapsamı itibarıyla SMK m. 6/5 kapsamında tanınmışlık şartlarının ve SMK m. 6/9 kapsamında kötü niyet iddiasının kesin olarak ispatlanamadığı kanaat ve sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, ....’nun 28.06.2025 tarih ve ... sayılı kararının SMK m. 6/1 kapsamında iptalini gerektirir nitelikte olduğu ve kararın bu kapsamda yerinde olmadığı ve hükümsüzlük şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir. GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... /... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu; Diğer yönden dava konusu edilen markanın kapsamındaki mal ve hizmetlerin davacı markaları kapsamında aynen yer aldığından (rapor sayfa 5-20 arasındaki tablo) emtia benzerliği de oluştuğu;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının " ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ... /..." ibareli ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, benzerlik nedeniyle her iki taraf markasında bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu " ... " ile davacının " ... /... " ibareli tescilli markaları arasında dava konusu mal/hizmetlerde işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşabileceği bu açıdan taraf marka işaretleri benzediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Ayrıca SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Ancak bu durumlar var olan iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın KABULÜNE,2-Dava konusu ...'nın ... sayılı ... kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu ... sayılı marka tescil edildiğinden HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ...'ya müzekkere yazılmasına,4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,6-Davacının yaptığı; 16.000,00 TL bilirkişi ücreti, 280,00 TL tebligat ücreti, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.895,40 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 22/06/2026Katip .... Hakim ....E imzalıdır E imzalıdır