Kadastro güncellemesiyle ortaya çıkan tapu sicili hatası nedeniyle taşınmaz eksikliğinde TMK 1007 uyarınca Hazinenin tazminat sorumluluğu ve istinaf ret kararı.
Özet: Türk Medenî Kanununun 1007. maddesi uyarınca, tapu sicilinin hatalı tutulması sonucu taşınmazının 24.600 m²den kadastro yenileme sonrası 14.544,18 m²ye düşmesi nedeniyle maddi zararının tazminini talep eden davacının açtığı davada, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalı hazinenin istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince esastan reddedilerek, taşınmazdaki azalmanın giderilmesi imkanı kalmadığı gerekçesiyle davacının tazminat hakkı onanmış, dava hazine tarafından temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/8247 E.  ,  2026/2147 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1150 Esas, 2025/416 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/457 Esas, 2023/913 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 99 (yenileme sonrası 1 17... ) parsel sayılı taşınmazı 31.12.2013 tarihinde 24.600,00 m² olarak satın aldığını; ancak kadastro yenileme çalışmaları sonrasında taşınmazların ilana çıkmasıyla birlikte taşınmazın satın alınan alandan daha küçük olduğunu fark ettiğini, taşınmazın miktarında 10.055,82 m² eksilme olduğunun ortaya çıktığını, Van Kadastro Müdürlüğünce yapılan güncelleme çalışmasının 25.02.2022 tarihinde 1 ay süre ile askı ilanına çıkarıldığını ve kesinleşmiş olduğunu, şimdilik maddi zarar karşılığı olarak 100 TL’nin müvekkilinin gayrimenkulü satın almış olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı kurum üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet ve zaman aşımı itirazlarının olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, tapu kaydındaki yanlışlık ile idarenin kusuru arasında uygun illiyet bağının tespitinin gerektiğini, davada 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinin uygulanma yerinin olmadığını, taşınmazın kadastro tespiti sonucu elde edildiğini, taşınmazın metrekaresindeki azalmanın kullanılan yöntem, ölçü tekniğinin farklılığı gibi sebeplerle meydana geldiğini, davacının fiilen kullandığı ve fiili olarak satın aldığı taşınmazın sınırlarında bir değişiklik olmadığını, aksi halde ise, zararın doğduğu tarih itibarıyla (düzeltme işleminin kesinleştiği tarih) taşınmazın gerçek değerinin hesaplattırılmasını, taşınanmazın gerçek değerinin belirlenmesini, haksız davanın reddine, mahkeme masrafları ile yasal vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın zamanaşımı ve husumet yönünden reddi gerektiğini, bilirkişi raporunda tespit edilen bedelin çok yüksek olduğunu, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişsiz ve yetersiz olduğunu, davacı taraf lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, davada müvekkilinin yasal hasım olduğunu ve bu nedenle yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın sulu tarla vasfında olmasına rağmen arsa olarak değerlendirilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut dosyada; davacı davaya konu taşınmazdaki payı satın aldığında 99 parselin tapudaki alanın 24.600,00 m² olduğu ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesine göre yapılan güncelleme çalışmaları sonrasında 99 parsel (yeni 1 17... parsel) sayılı taşınmazın alanının 14.544,18 m² olarak hesaplandığı, kadastro güncelleme çalışmalarının 29.03.2022 tarihinde kesinleştiği, aldırılan fen bilirkişi raporunda bu farkın oluşmasına sebep olan hatanın tapulama çalışmalarına ait yıllardaki teknolojik imkansızlıklara bağlı olarak planimetre katsayısının yanlış alınmasından kaynaklandığının bildirildiği, bunun davacıdan kaynaklı bir durum olmadığı, güncelleme kadastro çalışmalarının usulüne uygun olduğu anlaşılmış olup, davacının taşınmazdaki azalmanın giderilmesi imkanı kalmadığına göre davacının tapu kaydındaki diğer nitelikler gibi ölçüm değerlerine de güvenin korunmasının zorunlu olduğu, dosya kapsamına göre arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu taşınmazdaki metrekare eksilme bedelinn dava tarihi itibarıyla belirlendiği ve hükmedilen bedele dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve İlk Derece Mahkemesince dava değerine göre nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın zamanaşımı ve husumet yönünden reddi gerektiğini, bilirkişi raporunda tespit edilen bedelin çok yüksek olduğunu, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişsiz ve yetersiz olduğunu, davacı taraf lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, davada müvekkilinin yasal hasım olduğunu ve bu nedenle yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, müvekkili idarenin harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine keşif harcına hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu Van ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 99 parsel (kadastro güncellemesi sonrası 1 17... ) parsel sayılı 24.600,00 m² yüzölçümlü taşınmazı davacı tarafından 31.12.2013 tarihinde satın alındığı, 29.03.2022 tarihinde 3402 sayılı kanunun 22/a maddesi uyarınca yapılan güncelleme çalışmaları sonucunda taşınmazın yüz ölçümünün 14.544,18 m² olarak tescil edildiği, alınan raporlara göre yüzölçüm farkının planimetre katsayısının yanlış hesaplanmasından kaynaklandığı, eldeki davanın ise 27.04.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurullarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dosya kapsamından; ... Mahallesindeki kadastro çalışmalarının Mülga 766 sayılı Tapulama Kanununa göre yapıldığı, ... Mahallesinde 3402 Sayılı Kanun'un22/a maddesi uyarınca yapılan yenileme ile tesis kadastrosunun bütünlük arz ettiği, ilk tesis kadastrosuna uygun yapıldığı, teknik raporda; yüz ölçümü farkının tapulama çalışmaları yapıldığı tarihteki teknolojik imkansızlıktan kaynaklandığı, tapulama çalışmalarında sınırlandırma ve planimetre ile yapılan alan hesabında hatalı katsayı kullanılmasından yüzölçüm farkının oluştuğu, taşınmazın eski ve yeni fiili zemindeki sınırlarında herhangi bir değişiklik olmadığına ilişkin tespit yapıldığı, taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesiyle 27.08.1976 tarihinde tapu kaydının oluştuğu ve çaplı krokiye bağlandığı, o tarihten bu yana taşınmazın fiilen kullanımın değişmediği 14.544,18 m²lik yüzölçümüne sahip olduğu, 24.600,00 m²lik yüzölçümünün çok daha geniş bir alanı kapsayacağını ve dava konusu taşınmazın bu büyüklükte olmadığını, davacının taşınmazın bulunduğu köyde sakin olması karşısında 24.600,00 m²lik yüzölçümü ile 10.055,82 m²lik yüzölçümü farkını bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla davacının satın aldığı taşınmazda hataya düştüğü inandırıcı bulunmadığı gibi 4721 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca "durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyi niyet iddiasında bulunamaz.'' hükmü ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2025 tarihli ve 2023/5- 16... /36 Karar sayılı kararı karşısında davacının iyiniyetli olduğunun kabulü mümkün görünmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Davalı Hazine vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.