Elektrik faturalarındaki kayıp kaçak bedelinin iadesi talebiyle açılan davada istinaf mahkemesinin hukuki incelemesi.
Özet: Davacı tarafından, elektrik faturalarından haksız olarak tahsil edildiği iddia edilen kayıp kaçak bedelinin iadesi talebiyle açılan davanın yerel mahkemece reddedilmesi üzerine yapılan istinaf başvurusunda, Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun emsal kararını referans alarak, kamu giderlerinin karşılanması ve mali yükümlülüklerin ancak kanunla düzenlenebileceği ilkesi ile şeffaflık gerekliliği çerçevesinde, kurallara uyan abonelerden kaçak elektrik bedellerinin tahsil edilmesinin hukuk devleti ve adalet düşünceleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle uyuşmazlığı incelemektedir.

T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ
T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R DOSYA NO : KARAR NO : BAŞKAN : ... ...ÜYE : ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ...KARAR NO : ...KARAR TARİHİ : ...İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : DAVACI : ... - ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : VEKİLİ : Av. ... -B.A.M. KARAR TARİHİ : KARAR YAZIM TARİHİ : Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, taraflar arasında elektrik abone sözleşmesi olduğunu, faturalarda bir hizmet karşılığı olmadığı açıkça belli olan kayıp kaçak bedelinin davacıya yansıtılmasının kabul edilemez olduğunu, bu durumun HGK kararında açıkça belirtildiğini, 2010 yılı Ocak ayından dava tarihine kadar davacıdan haksız olarak alınan kayıp kaçak bedelinin tam ve kesin olarak belirlendiğinde miktarını arttırılmak üzere 2.250,00.- TL’nın tahsil tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu yapılan dönemler için müvekkili şirket henüz kurulmadığından müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, davaya konu bedeller EPDK'nin genel düzenleyici işlemiyle belirlendiğinden davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, kesintisiz elektrik hizmeti sağlanabilmesi için üretilen elektriğin maliyetinin tüketiciye yansıtılmasının faaliyetin doğal bir sonucu olduğunu, kurul kararının yürürlükte ve mevzuatın parçası olması nedeniyle bu bedellerin alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacıdan tahsil edilen kayıp kaçak bedelleri ile diğer kalemlere ilişkin tutarların 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, yönetmelik hükümleri ve EPDK'nın düzenleyici işlemlerine uygun olarak tahsil edildiği, 6719 Sayılı Kanun hükümleri ile 6446 Sayılı Kanunda yapılan değişiklik ve davanın açıldığı tarih itibariyle davacı aboneliğine ilişkin elektrik tüketim bedeli olarak yapılan tahakkukların ve düzenlenen faturaların EPDK kararlarına uygun olduğu, tacir olan davacının kendisi hakkında tahakkuk ve tahsil edilen faturalara yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunmayarak fatura içeriklerini kabul ettiği, rızaen ödeme yaptığı, istirdat başvurusunun dava tarihi itibariyle yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddi ile davalı şirket lehine yargılama gideri ve vekalet ücreti verilmesine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesi ile yargılama devam ederken yeni kanun çıkartıldığını, alınması gereken alacaklarının tahsil edilemez duruma geldiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm tesis edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istemiştir.Dava, elektrik enerjisi bedeli ile birlikte alınan kayıp kaçak bedelinin istirdatı talebine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının işyerinde kullandığı elektrik nedeniyle davacıdan kayıp/kaçak bedeli alınıp alınamayacağı, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun değişikliğinin uyuşmazlığa etkisinin nasıl olacağı hususundadır. YHGK'nun 21.05.2014 T, 2013/...-2454 - 2014/679 sayılı kararı ile Anayasa'nın "Vergi Ödevi" başlıklı 73.maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığından bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'ya sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne kadar bedel ödendiğinin bilinmesinin de şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğundan EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınması doğru bulunmayarak hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 17/6/2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile 6446 sayılı Kanunun 3, 5, 6, ..., 9, 14, 17, 18, 19, 27. maddeleri değiştirilip bazı maddelere yeni fıkralar eklenmiş, ayrıca geçici 19. ve 20. maddeler düzenlenmiştir. Geçici 20.maddede, “(...) Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır.”, 17/10.maddede ise “..(10) Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.” hükmü getirilmiştir. Bu hüküm ile Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK.nun Kanundaki yetkileri genişletilerek yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir. Yine, 6719 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; Geçici madde 19; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmünü,Geçici madde 20; "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir.Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin Kanunun 17.06.2016 yürürlük tarihinden önceki dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak tahsil edilmiş dava konusu kayıp kaçak bedelleri ve diğer kalemlerle ilgili olarak açılan ve halen devam eden alacak davalarında da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmaktır. Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayri menkulün tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun yada Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar, hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı, aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığını da tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir. 6719 sayılı Yasanın yürürlüge girmesi ile EPKD kararlarına dayanılarak alınmış olan ve dava konusu yapılan bedeller ile ilgili olarak açılan (ve halen derdest olan) davalar, konusuz kalmış olup bu nedenle uyuşmazlığın esası hakkında konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir (Y. 3. HD.14.11.2017 T, 2017/16327- 2017/15872). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331.maddesinin ....fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekmektedir.Bir tarafın, dava açıldığı andaki mevzuata veya içtihat durumuna göre davasında veya savunmasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme kararı gereğince davada haksız çıkmış olması halinde, yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceği kuşkusuzdur.Burada önemle vurgulanmalıdır ki, bir kimseye diğer tarafın dava giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olmasıdır. İşte bu nedenledir ki, dava açıldığı anda haklı durumda bulunan tarafın, yargılama sırasında meydana gelen mevzuat değişikliği sonucu haksız duruma düşmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulması olanaklı değildir (YHGK'nun 18.11.2009 T, 2009/18-421 E.-2009/526 s.k).Dava konusu uyuşmazlığın yasa değişikliği sonucu konusuz kalması nedeniyle usul ilkeleri de nazara alınarak yargılama giderlerinin tespiti yönünden dava tarihinde hangi tarafın haklı olduğunun tespiti gerekmektedir.4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 4. maddesi ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun 5/4 maddesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na tüketicilere yapılacak elektrik satışlarında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etme ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulama ve bunların denetlenmesi ve piyasada kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlama görevi verilmiştir. Kayıp/kaçak bedeli alınacağı hususunda 6719 sayılı kanunla yapılan değişiklik öncesi Kuruma verilmiş bir yetki bulunmamaktadır. Kayıp/kaçak miktarı elektrik dağıtım sistemine giren enerji ile elektrik dağıtım sisteminde nihai tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı gösterir. Teknik kayıpları yani enerji miktarındaki azalmayı ifade eden kayıp ile teknik olmayan kayıpları yani hırsızlanan elektriği ifade eden kaçakları önlemek dağıtım şirketinin sorumluluğunda olduğundan bu bedel sistem kullanım bedeli sayılamaz. Özelleştirme faaliyetleri öncesinde kamu otoritesi tarafından enerji maliyetinin unsuru olarak enerji fiyatları içinde alınan kayıp kaçak maliyetleri, 4628 sayılı Kanun ile kurulan EPDK tarafından düzenlenen tarifelerde enerji bedeli hesaplamalarında dikkate alınmaya başlamıştır. 2011 yılı öncesinde tüm abonelere yansıtılarak faturalar üzerinden tahsil edilen kayıp/kaçak bedeli 2011 yılından itibaren elektrik faturalarında ayrı bir maliyet kalemi olarak gösterilmeye başlanmıştır. Kanuna dayanmayan ve ikincil mevzuat ile sözleşme ilişkisi gereği dağıtım ve görevli tedarik şirketleri tarafından tüketicilerden tahsil edilen kayıp/kaçak bedelinin iltihaki sözleşme nedeniyle alınması, tüketicinin müzakere edemeden sözleşmeyi imzalamak durumunda kalması nedeniyle genel işlem şartı niteliğindeki kayıp/kaçak bedeli alınmasına ilişkin hükümleri hükümsüz sayılacağı ve ikincil mevzuata dayanarak tüketiciden bu bedelin alınamayacağına açıktır (Y. 3. HD. 18/12/2014 T, 2014/13539-2014/16751 s.k) . 17/6/2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 6446 sayılı kanunun 17. maddesine fıkra ekleyen 6719 sayılı Kanunun 21.maddenin dağıtım tarifelerini düzenleyen fıkrasındaki “...Teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarının tespiti ve değiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması ve tüketicilere yansıtılmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından düzenlenir....” şeklindeki düzenlemeden de bu kanunun yürürlüğe girmesinden önceki dönemde kayıp kaçak bedelinin yasal dayanağının olmadığı, yeni düzenleme ile bu bedelin yasal hale getirildiği, ayrıca 3. maddedeki değişiklik ile de teknik ve teknik olmayan kaybın tarifinin kanuna ayrı bir fıkra olarak eklendiği görülmektedir.Dava konusu yapılan kayıp/kaçak bedelinin kanuni dayanağının bulunmaması nedeniyle tüketiciden bu şekilde ek ücret alınması dava tarihinde haksız ise de, 6719 sayılı Kanunla yapılan değişiklik nedeniyle kanunun yürürlüğe girdiği 17/06/2016 tarihi sonrasında 6446 sayılı kanunun 17. ve geçici 20. maddeleri gereğince davacının bu yöndeki talebi dayanaksız kalmıştır. Sonuç olarak yasaya dayanmayıp ikincil mevzuat gereğince tüketicilerden tahsil edilen kayıp/kaçak bedelinin dava tarihindeki mevzuat, YHGK. 21.05.2014 T, 2013/...-2454- 2014/679 sayılı kararı ve daire kararlarında da (Y.3.HD. 28.03.2017 T, 2017/2534 - 2017/3956 s. k; Y.3. HD nin 16.11.2017 T, 2017/14865–2017/16038 sy.k; Y. 3.HD. 2017/14955 -2017/14433 ve aynı dairenin 2017/14806 – 2017/14435 sy kararları) belirtildiği üzere dava açıldığı anda haklı durumda bulunan taraf, yargılama sırasında oluşan yasa değişikliği sonucu haksız duruma düşmesi halinde yargılama giderlerinden, dolayısıyla karşı tarafın vekalet ücretinden sorumlu değildir. Davacının dava açmakta haklı olduğu, bu kapsamda kayıp kaçak ve diğer bedellerin tahsilini talep edebileceği dikkate alındığında, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliği ya da içtihadı birleştirme kararı gereği davanın kabul edilmemesi nedeniyle haksız çıkmasına rağmen yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı kuşkusuzdur. Mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi hatalı olup dava açmakta haklı olan davacı lehine yargılama giderlerine de hükmetmek gerektiğinden mahkeme kararının kaldırılması gerekmektedir. HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup davacının istinaf başvurusunun bu sebeple esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nun 353/...-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açılandığı üzere;......-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,2-... ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve ...-... sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-HMK'nun 353/...-b-2 maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,a)Dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,b)Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve bilirkişi masrafı toplam 855,30.- TL yargılama gideri ile davacı tarafından yatırılan 27,70.- TL başvuru harcı ile 35,90.- TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, gider avansının artan kısmının davacıya iadesine,c)AAÜT gereğince 2.180,00.- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvurma harcı ve karar harcının talep halinde davacıya iadesine,5-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan davetiye gideri 37,50.- TL ile posta masrafı 18,00.- TL olmak üzere toplam 55,50.- TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Gider avansı ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, ...-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/...-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. ... Başkan ... ... Üye ... ... Üye ... ... Katip ...