Okul kampüslerinin devrine ilişkin sözleşmede gabin iddiasıyla bedel tadili, ödenen fazla bedelin iadesi ve tazminat talepli davanın temyiz incelemesi.
Özet: Davacı şirket, davalıdan devraldığı okul işletmelerine ilişkin 3.750.000 TL bedelli sözleşmede, davalının taahhüt ettiği kira sözleşmelerini tesis etmediği, okulları geç ve tadilata muhtaç şekilde, menkul mallar kaçırılarak teslim ettiği ve öğrenci devrinden kaçındığı iddialarıyla gabin nedeniyle sözleşme bedelinin tadili, fazla ödenen bedellerin iadesi ile maddi ve manevi tazminat talep etmiş; davalı ise edimlerini yerine getirdiğini savunmuş, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri ise davacının tüm taleplerini esastan reddetmiştir.

MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI :2022/1910 Esas, 2025/799 KararHÜKÜM :Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 3. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI :2017/1092 E., 2022/140 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Ataşehir ilçesinde bulunan ve iki ayrı okul olarak işletmeye arz edilen kampüsleri 03.07.2017 tarihli sözleşme ile davalıdan devraldığını, davalı tarafın devre konu taşınmazların maliki değil sadece kiracısı ve eski işleteni olduğunu, sözleşme kapsamında ilgili okullara ait ruhsatlar, bina içlerinde bulunan menkul mallar ile öğrencilerin müvekkiline devredilecek değerler arasında yer alacak olmasına rağmen, okulların üzerinde bulunduğu taşınmazların mülkiyetlerinin üçüncü şahıslara ait olmaları nedeniyle gayrimenkullerin mülkiyetinin devir kapsamına alınmadığını, sadece davalı şirketin bu gayrimenkullerdeki kiracılık haklarının devrinin sözleşmeye dahil edildiğini, sözleşme hükümleri gereği müvekkili şirketin imza tarihinde derhal davalı hesabına nakit olarak 200.000,00 TL ödediğini, sözleşmenin 4. maddesi uyarıca davacı şirketin tüm iyiniyeti ile devir ve bedeline ilişkin borcunu ifaya devam ettiğini, neticede davalıya nakit 320.000,00 TL daha ödeme yaptığını, toplam 2.000.000,00 TL'ye tekabül eden çekleri de davalıya teslim ettiğini, davacı şirketin üzerine düşen para borcunun %70'ini hiçbir ihtirazi kayıt koymadan karşılıksız olarak ödemesine rağmen davalının kendi edimlerini yerine getirmediğini, davalının kendi edimlerini yerine getirinceye kadar müvekkilinin bakiye devir bedelinin ödemekten imtina ettiğini, sözleşmede kararlaştırılan edimlerinin ifasının karşılıklı ve derhal olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine takip başlatıldığını, bu takibe itirazı üzerine itirazın iptali davasının açıldığını, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle her iki dosyanın birleştirilerek görülmesini gerektiğini, müvekkilinin devir sözleşmesi kapsamında ilk edimi olan mülk sahipleri ile arasında taahhüt ettiği şekilde kira sözleşmesi akdedilmesini temin etmediğini, davalı tarafın bir süre çeşitli bahanelerle fiili olarak okulları teslimden imtina ettiğini, bu süreçte içeride bulunan ve değerinin 360.945,00 TL olduğu sabit olan menkul malların devri karşılığında 3.750.000,00 TL ödenmesini talep ettiğini, gabine dayalı talepler mahkemece yerinde görülmezse bu kez terditli olarak davalının sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili şirketin maruz kaldığı zararların tazmin edilmesinin talep edildiğini, sözleşmenin 5. maddesinde yazılı olan edimlerin hiç veya gereği gibi yerine getirilmediğini, mülk sahipleri ile akdedilecek kira sözleşmelerinin vaat edildiği şekilde kurdurulamadığını, okulların fiili olarak geç ve tadilata muhtaç şekilde, menkul mallar kaçırılarak teslim edildiğini, ruhsata dahil olan öğrencilerin devrinden kaçınıldığını, devredilen ruhsatların işlevsiz hale getirildiğini, bu hususların davacı şirketin 2017-2018 eğitim döneminde kapılarını açmasına engel olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28/1 hükmü gereğince davacının seçimlik hakkını sözleşme ile bağlı kalmak yönünde kullandığı göz önüne alınarak taraflar arasında akdedilen sözleşmede yazılı olan 3.750.000,00 TL devir bedelinin gabin nedeniyle tadil edilerek edimler arasındaki aşırı nispetsizliğin giderilmesine ve mahkemece olması gereken sözleşme bedelinin tespitine, mahkemece tespit edilecek bedel ile taraflar arasında akdedilen sözleşmede yazılı olan 3.750.000,00 TL bedel arasındaki fark esas alınmak suretiyle müvekkilinin davalı şirkete şimdilik 20.000,00 TL tutarında borçlu olmadığının tespitine, mahkemece tespit edilecek sözleşme bedelinin üzerinde davalıya nakit veya çek ile yapılan ödemelerin belirsiz alacak davası hükümleri uyarınca şimdilik 20.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan istirdatına/iadesine, belirsiz alacak davası hükümleri uyarınca şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminat ile 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin okulların kurulu bulunduğu taşınmazların malikleri ile davacı arasında kira sözleşmesi kurulması konusunda gerekli aracılığı yaptığını, kira sözleşmesinin kurulmasını sağladığını, yine sözleşme kurulduktan sonra davacı şirket temsilcisi arasında okullara ilişkin teslim ve tesellümün gerçekleştirildiğini, bu hususun tutanaklara bağlandığını, davacı tarafın derhal kendi tabelalarını ve reklamlarını astığını, müvekkilinin sözleşmenin kendisine yüklediği edimleri yerine getirdiğini, buna rağmen davacı tarafın bir takım iddialarla ve kötüniyetle huzurdaki davayı açtığını, kira sözleşmeleri kurulması aşamasındaki tüm pazarlıkların bizzat davacı tarafından yürütüldüğünü, kiralayanın bu taleplerini kendi özgür iradesi ile kabul ettiğini, davacının bu konuda müvekkilinden bir destek de talep etmediğini, sözleşme imzalandıktan sonra davacının kendi güvenlik görevlilerini okullarda görevlendirdiğini, 14.07.2017 tarihli devir ve teslim protokolu ile okullardaki tüm demirbaşların eksiksiz teslim edildiğini, müvekkili şirketin sözleşme hükmü gereği okullardan sadece özel eşyalarını aldığını, müvekkilinin davacı tarafça okullardaki öğrencilerin de devredileceğinin taahhüt edildiğinin iddia edildiği ancak taraflar arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde tarafların edim ve taahhütleri karşılıklı olarak açık bir şekilde yazıldığını, böyle bir sözleşme hükmünün bulunmadığını, okulda okuyan öğrencilerin hangi okulda eğitim göreceğinin müvekkilinin tasarrufunda olmadığını, tarafların iradelerinin uyuştuğunu, edimler arasında nispetsizlik bulunmadığını, uzun zamandan beri eğitim işinde bulunan davacının gabin şartlarının oluşmadığını, tecrübesizliğinden bahsedilemeyeceğini, davacı tarafça satış bedellerini ve çekleri ödememesi nedeniyle müvekkilinin çok ciddi güçlükler yaşadığını, bu sözleşme sonucunda asıl mağdur olanın müvekkili olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme bedelinin demirbaş eşya, teknolojik ürünler, okulların kontenjanları vb. hususlar gözetilerek belirlendiği, alınan bilirkişi raporuna göre taraflar arasındaki sözleşme uyarınca belirlenen 3.750.000,00 TL sözleşme bedelinde gabinin söz konusu olmadığı, davacı tarafça fazla bir ödeme ve istirdadı gereken bir ödemenin de yapılmadığı, davalı tarafça sözleşmede belirlenen edimlerin yerine getirildiği, bu sebeple tazmini gereken başkaca da bir husus bulunmadığı, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat talebinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sözleşmeye aykırılık ve bu aykırılık nedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğü maddi ve manevi zararını da ispatlayamamış olması karşısında, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, taraflar arasındaki işletme devir sözleşmesinin gabin teşkil ettiği iddiasına dayalı olup edimler arası oransızlığın giderilmesi yoluyla olması gereken devir bedelinin tespiti, tespit edilen devir bedeli ile sözleşmedeki devir bedeli arasındaki farka göre davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ve nakden ve çeklerle ödenmiş fazla bedel var ise istirdadı, davalının sözleşmeden ... edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.