Elektrik faturalarındaki kayıp-kaçak bedelinin iadesi talebiyle açılan alacak davasında 6446 sayılı Kanunun derdest davalara etkisi ve Anayasaya uygunluk tartışması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kararı.
Özet: Davacı tarafından elektrik faturalarına yansıtılan kayıp-kaçak bedelinin iadesi talebiyle açılan davada, yerel mahkeme, uyuşmazlığın 6446 sayılı Kanuna eklenen maddelerin geçmişe etkili uygulanması sonucu konusuz kaldığına hükmederek esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir; bu karara karşı davalı, davanın reddini talep ederken, davacı ise kanun değişikliğinin geriye yürütülmesinin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini savunarak istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ

T.C.
...
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
.... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
KARAR TARİHİ : ...
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ... -
DAVALI : ..
VEKİLİ : Av. ... -
DAVANIN KONUSU : Alacak
B.A.M. KARAR TARİHİ : ...
KARAR YAZIM TARİHİ :
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karara süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin davalı şirketten elektrik satın aldığını, 26/07/2012, 25/08/2012, 26/09/2012, 22/10/2012, 26/11/2012 ve 13/12/2012 tarihli faturalarda kayıp-kaçak bedelinin satın alınan elektriğin birim fiyatına dahil edilerek fatura bedeline yansıtılarak tahsil edildiğini, davacının kaçak elektrik kullanmadığını, davalı şirket tarafından sebepsiz tahsil edilen kısmın iadesinin gerektiğini, davacıdan sebepsiz yere tahsil edilen bedelin belirlenebilmesi mümkün olduğu anda arttırılmak üzere asgari 1,00.- TL alacağın her bir faturanın son ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında dava 14.614,38 TL olarak ıslah edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, iadesi istenilen bedellerin sunulan hizmet karşılığı olarak tüketicilere yansıtıldığını, davaya konu bedellerin de EPDK'nin genel düzenleyici işlemiyle belirlenmiş olduğundan yargılamada görevli mahkemenin idari yargı olduğunu, EPDK’na husumet yöneltilmesi gerektiğinden husumet itirazlarının olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, faiz oranı ile faiz başlangıcını kabul etmediklerini beyanla davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, kayıp kaçak, dağıtım, iletim, sayaç okuma, perakende satış hizmeti bedelinin davanın açıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren 6446 sayıla kanuna eklenen 17, geçici 19 ve 20.maddelerinin geçmişe etkili olarak açılmış davalarda da uygulanacağı gerekçesiyle davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesi ile davacının dava tarihi itibariyle davasında haklı olmadığını, gerekçede atıf yapılan HGK kararının dava tarihinden sonra verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılıp yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla verdiği istinaf dilekçesinde,mahkemenin esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin hatalı olduğunu, 6446 sayılı kanunda yapılan değişikliklerin derdest davalara uygulanacağına ilişkin hükmün Anayasa’ya ve hukukun genel ilkelerine aykırı olduğunu, yetersiz rapor ile karar verildiğini, davalının istinaf başvurusunun yerinde olmadığını belirterek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Dava, elektrik enerjisi bedeli ile birlikte alınan kayıp kaçak bedelinin istirdatı talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının işyerinde kullandığı elektrik nedeniyle davacıdan kayıp/kaçak bedeli alınıp alınamayacağı, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren kanun değişikliğinin uyuşmazlığa etkisinin nasıl olacağı hususundadır.
YHGK'nun 21.05.2014 T, 2013/...-2454 - 2014/679 sayılı kararı ile Anayasa'nın "Vergi Ödevi" başlıklı 73.maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığından bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'ya sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne kadar bedel ödendiğinin bilinmesinin de şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğundan EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınması doğru bulunmayarak hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.
Dava tarihinden sonra 17/6/2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile 6446 sayılı Kanunun 3, 5, 6, ..., 9, 14, 17, 18, 19, 27. maddeleri değiştirilip bazı maddelere yeni fıkralar eklenmiş, ayrıca geçici 19. ve 20. maddeler düzenlenmiştir. Geçici 20.maddede, “(1) Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17. madde hükümleri uygulanır.”, 17/10.maddede ise “..(10) Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.” hükmü getirilmiştir. Bu hüküm ile Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde EPDK.nun Kanundaki yetkileri genişletilerek yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir.
Yine, 6719 sayılı Kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; Geçici madde 19; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." hükmünü,Geçici madde 20; "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır." hükmünü içermektedir.
Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin Kanunun 17.06.2016 yürürlük tarihinden önceki dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak tahsil edilmiş dava konusu kayıp kaçak bedelleri ve diğer kalemlerle ilgili olarak açılan ve halen devam eden alacak davalarında da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmaktır.
Her dava, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere ilişkin koşullara göre hükme bağlanır. Ne var ki, dava açıldıktan sonra dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayri menkulün tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun yada Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar, hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı, aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığını da tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir. 6719 sayılı Yasanın yürürlüge girmesi ile EPKD kararlarına dayanılarak alınmış olan ve dava konusu yapılan bedeller ile ilgili olarak açılan (ve halen derdest olan) davalar, konusuz kalmış olup bu nedenle uyuşmazlığın esası hakkında konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekir (Y. 3. HD.14.11.2017 T, 2017/16327- 2017/15872).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331.maddesinin 1.fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekmektedir.
Bir tarafın, dava açıldığı andaki mevzuata veya içtihat durumuna göre davasında veya savunmasında haklı olup da, dava açıldıktan sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun hükmü veya yeni bir içtihadı birleştirme kararı gereğince davada haksız çıkmış olması halinde, yargılama giderlerine mahkum edilemeyeceği kuşkusuzdur.
Burada önemle vurgulanmalıdır ki, bir kimseye diğer tarafın dava giderlerinin yükletilmesinin nedeni, o kimsenin diğer tarafın gider yapmasına haksız olarak sebebiyet vermiş olmasıdır. İşte bu nedenledir ki, dava açıldığı anda haklı durumda bulunan tarafın, yargılama sırasında meydana gelen mevzuat değişikliği sonucu haksız duruma düşmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulması olanaklı değildir (YHGK'nun 18.11.2009 T, 2009/18-421 E.-2009/526 s.k).
Dava konusu uyuşmazlığın yasa değişikliği sonucu konusuz kalması nedeniyle usul ilkeleri de nazara alınarak yargılama giderlerinin tespiti yönünden dava tarihinde hangi tarafın haklı olduğunun tespiti gerekmektedir.
4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 4. maddesi ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunun 5/4 maddesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na tüketicilere yapılacak elektrik satışlarında uygulanacak fiyatlandırma esaslarını tespit etme ve bu fiyatlarda enflasyon nedeniyle ihtiyaç duyulacak ayarlamalara ilişkin formülleri uygulama ve bunların denetlenmesi ve piyasada kanuna uygun şekilde davranılmasını sağlama görevi verilmiştir.
Kayıp/kaçak bedeli alınacağı hususunda 6719 sayılı kanunla yapılan değişiklik öncesi Kuruma verilmiş bir yetki bulunmamaktadır. Kayıp/kaçak miktarı elektrik dağıtım sistemine giren enerji ile elektrik dağıtım sisteminde nihai tüketicilere tahakkuk ettirilen enerji miktarı arasındaki farkı gösterir. Teknik kayıpları yani enerji miktarındaki azalmayı ifade eden kayıp ile teknik olmayan kayıpları yani hırsızlanan elektriği ifade eden kaçakları önlemek dağıtım şirketinin sorumluluğunda olduğundan bu bedel sistem kullanım bedeli sayılamaz. Özelleştirme faaliyetleri öncesinde kamu otoritesi tarafından enerji maliyetinin unsuru olarak enerji fiyatları içinde alınan kayıp kaçak maliyetleri, 4628 sayılı Kanun ile kurulan EPDK tarafından düzenlenen tarifelerde enerji bedeli hesaplamalarında dikkate alınmaya başlamıştır. 2011 yılı öncesinde tüm abonelere yansıtılarak faturalar üzerinden tahsil edilen kayıp/kaçak bedeli 2011 yılından itibaren elektrik faturalarında ayrı bir maliyet kalemi olarak gösterilmeye başlanmıştır. Kanuna dayanmayan ve ikincil mevzuat ile sözleşme ilişkisi gereği dağıtım ve görevli tedarik şirketleri tarafından tüketicilerden tahsil edilen kayıp/kaçak bedelinin iltihaki sözleşme nedeniyle alınması, tüketicinin müzakere edemeden sözleşmeyi imzalamak durumunda kalması nedeniyle genel işlem şartı niteliğindeki kayıp/kaçak bedeli alınmasına ilişkin hükümleri hükümsüz sayılacağı ve ikincil mevzuata dayanarak tüketiciden bu bedelin alınamayacağına açıktır (Y. 3. HD. 18/12/2014 T, 2014/13539-2014/16751 s.k) .
17/6/2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 6446 sayılı kanunun 17. maddesine fıkra ekleyen 6719 sayılı Kanunun 21.maddenin dağıtım tarifelerini düzenleyen fıkrasındaki “...Teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarının tespiti ve değiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması ve tüketicilere yansıtılmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından düzenlenir....” şeklindeki düzenlemeden de bu kanunun yürürlüğe girmesinden önceki dönemde kayıp kaçak bedelinin yasal dayanağının olmadığı, yeni düzenleme ile bu bedelin yasal hale getirildiği, ayrıca 3. maddedeki değişiklik ile de teknik ve teknik olmayan kaybın tarifinin kanuna ayrı bir fıkra olarak eklendiği görülmektedir.
Dava konusu yapılan kayıp/kaçak bedelinin kanuni dayanağının bulunmaması nedeniyle tüketiciden bu şekilde ek ücret alınması dava tarihinde haksız ise de, 6719 sayılı Kanunla yapılan değişiklik nedeniyle kanunun yürürlüğe girdiği 17/06/2016 tarihi sonrasında 6446 sayılı kanunun 17. ve geçici 20. maddeleri gereğince davacının bu yöndeki talebi dayanaksız kalmıştır.
Sonuç olarak yasaya dayanmayıp ikincil mevzuat gereğince tüketicilerden tahsil edilen kayıp/kaçak bedelinin dava tarihindeki mevzuat, YHGK. 21.05.2014 T, 2013/...-2454- 2014/679 sayılı kararı ve daire kararlarında da (Y.3.HD. 28.03.2017 T, 2017/2534 - 2017/3956 s. k; Y.3. HD nin 16.11.2017 T, 2017/14865–2017/16038 sy.k; Y. 3.HD. 2017/14955 -2017/14433 ve aynı dairenin 2017/14806 – 2017/14435 sy kararları) belirtildiği üzere dava açıldığı anda haklı durumda bulunan taraf, yargılama sırasında oluşan yasa değişikliği sonucu haksız duruma düşmesi halinde yargılama giderlerinden, dolayısıyla karşı tarafın vekalet ücretinden sorumlu değildir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince mevcut delil durumu ve istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından tarafların istinaf talepleri yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açılandığı üzere;
1-... ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve ... -... sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince her iki tarafın da istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
...-Peşin alınan 31,40 .-TL karar ve ilam harcının mahsubu ile eksik kalan 4,50.- TL harcın istinaf yoluna başvuran davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına
3-Peşin alınan 31,40.- TL karar ve ilam harcının mahsubu ile eksik kalan 4,50.- TL harcın istinaf yoluna başvuran davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına
4-Karar tebliği ve harç tahsil işlemlerinin 7035 sayılı yasa ile değişik 6100 HMK 359/3 maddesi gereğince ilk derece mahkemesince yapılmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-İstinaf yargılama giderlerinin yargılama giderini yapan taraf üzerinde bırakılmasına,
Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere ... tarihinde oy birliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...