Kamulaştırma bedeli tespiti ve yola terkin davasında emsal, düzenleme ortaklık payı ve parsel niteliği eksik incelemesi nedeniyle mahkeme kararının bozulması.
Özet: Bu hukuki belge, kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini konulu bir davanın temyiz incelemesini içermektedir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş ancak Yargıtayca yapılan incelemede, taşınmaz değerlemesine esas alınan bilirkişi raporunda önemli eksiklikler tespit edilerek karar bozulmuştur. Bozma nedenleri arasında, benzer nitelikteki taşınmazlarla değer farklılıklarının yeterince açıklanmaması, emsal alınan taşınmazın satış bedellerindeki çelişkiler nedeniyle gerçek değerini yansıtmama şüphesi ve kamulaştırılan taşınmazın imar parseli olarak kabul edilip düzenleme ortaklık payının (DOP) değerlemeye dahil edilmemesi bulunmaktadır. Yargıtay, eksik inceleme ve hatalı emsal tespiti nedeniyle yeni bir ek rapor alınmasını, güncel ve gerçek emsallerin araştırılmasını, taşınmazın imar durumu ve DOP oranlarının dikkate alınarak değer biçilmesini istemiştir. Bozma sonrası yapılan yeniden yargılamada, tarafların duruşmalı temyiz talebi üzerine duruşma gerçekleştirilmiş ve dosya incelenerek gereği düşünülmektedir.
5. Hukuk Dairesi         2025/6764 E.  ,  2026/2003 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/545 Esas, 2025/146 Karar
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.02.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ... ... ile davalılar vekili Avukat ... gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 2734 ada, 41 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile yol olan kısmının tesciline, yeşil alan olan kısmının yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asiller tarafından verilmiş olan cevap dilekçesinde özetle; rayiç değerin tespiti talep edilmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 20.08.2015 tarihli ve 2014/282 Esas, 2015/322 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmaza 500 metre mesafede olduğu iddia edilen ... mahallesi 13 21... parsel sayılı taşınmaz için açılan ve Yargıtay Kapatılan 18. Hukuk Dairesinin 2015/2560 Esas Sayılı dosyası ile denetimden geçen İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/536 Esas, 2013/497 Karar sayılı dava dosyasında 05... değerlendirme tarihi itibarıyla 6.563,00 TL metrekare birim fiyatı belirlendiğini ve bu fiyatın bozma nedeni yapılmadığını, bu itibarla sözü edilen dosyadaki taşınmaz ile dava konusu taşınmazın halihazır şehir haritasında konumları işaretlettirilerek, hem birbirlerine ve hem de en yakın yerleşim birimlerine, kamu kurum ve kuruluşlarına ve önemli merkezlere olan uzaklıkları belirlenip işaretlettirildikten sonra, yukarıda belirtilen dosyadaki bedelden ayrılma nedenleri hususunda ek rapor alınması sağlanmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda 12 74... parsel sayılı taşınmazın 07.12.2006 tarihli ihale satışı emsal alınmış ise de; Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 2014/5976 Esas sayılı kararı ile denetimden geçen İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/258 Esas sayılı dosyasında bulunan tapu kayıtlarına göre emsal taşınmazın değişik tarihlerde gerçekleştirilen satışlarının kendi içinde çelişkili bedellerle gerçekleştirilmiş olması emsal seçilen taşınmazın bu satışlarının gerçek bedelli satışlar olmadığı kuşkusunu uyandırdığından emsal olarak alınamayacağından, ayrıca, dava konusu taşınmazın tapu kütüğünün incelenmesinde geldisi olan taşınmazdan 2.657 m²lik kısım yola terk edildiğinden Dairemizin yerleşik uygulamalarına göre dava konusu taşınmazın imar parseli olarak kabul edilmesi gerektiği gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibarıyla kadastral parsel emsalin ise satış tarihi itibarıyla imar parseli olduğu belirtilerek taşınmaza değer biçilirken, dava konusu taşınmazın ve içinde bulunduğu bölgenin ileride imar uygulamasına tabi tutulması halinde kesilmesi gereken düzenleme ortaklık payı oranının ve dava konusu taşınmazın çevresinde düzenleme görmüş parseller var ise bunlardan kesilen düzenleme ortaklık payı oranlarının dikkate alınarak hesaplama yapılması yerine, emsal taşınmazdan kesilen düzenleme ortaklık payı oranında kesinti yapılarak değer biçildiğinden bu rapora göre hüküm kurulması mümkün olmadığından, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından, yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi gerekçeleriyle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, bedelin yüksek hesaplandığını ileri sürmüştür.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; fark bedelin yasal süreler geçirildikten sonra depo edildiğinden davanın reddi gerektiğini, bilirkişi kurulu raporunun hatalı olduğunu, emsal karşılaştırmasının doğru yapılmadığını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gözetilerek kamulaştırma bedeline yasal faiz değil kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu malikleri arasındaki kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi yerindedir.
3. 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin sekizinci fıkrasına göre "Mahkemece kamulaştırma bedelinin bankaya yatırılması ve yatırıldığına dair makbuzun ibraz edilmesi için idareye onbeş gün süre verilir. Gereken hallerde bu süre bir defaya mahsus olmak üzere mahkemece uzatılabilir." hükmü yer almaktadır, dosya kapsamından, fark bedelin yatırılması için davacı idare vekiline iki kez süre verilmiş ise de; 20.01.2025 tarihli celsede verilen ilk sürede bloke edilmesi gereken fark bedel 3.406.173,00 TL olduğu halde hatalı olarak 359.097,02 TL bedelin bloke edilmesi yönünde depo kararı verilmiş olup, bu itibarla, verilen ilk süre geçersiz olduğundan, sonuç itibarıyla; ikinci verilen sürenin, ilk verilen süre olarak kabul edilmesi gerekeceğinden, 15 günlük süre geçirildikten sonra, karar tarihinden önce fark bedelin bloke edilmiş olması nedeniyle, fark bedelin verilen yasal süreler içerisinde depo edilmemesi nedeniyle davanın reddi gerektiği yönündeki temyiz itirazı yerinde bulunmamıştır.
4. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz uygulanması yerindedir.
5.Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.