İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinden, sahte kimlikle açılan kredi/kredi kartı borcundan kaynaklanan menfi tespit davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bir davacı, hakkında sahte kimlikle düzenlendiğini ve daha önce bir ceza mahkemesi kararıyla sabitlendiğini iddia ettiği kredi/kredi kartı borcu nedeniyle, bu alacağı devralan davalı şirkete karşı menfi tespit davası açarak, adına başlatılan icra takibinin durdurulmasını, araçları üzerindeki hacizlerin ve yakalama şerhinin kaldırılmasını ve borçlu olmadığının tespitini talep etmiş; davalı şirket ise, zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi, davacının icra takiplerine süresinde itiraz etmeyerek borcu kesinleştirdiği ve davanın alacak tahsilini geciktirme amacı taşıdığı gerekçeleriyle davanın reddini savunmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/250
KARAR NO: 2026/1532
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 24/11/2022
NUMARASI: 2021/495 Esas - 2022/859 Karar
DAVANIN KONUSU: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu edilen icra takibi .... İcra Müdürlüğü'nden açılmış ise de davalı şirketin faaliyet adresi İstanbul Adliyesi sınırları içerisinde kaldığından, işbu dava İstanbul Ticaret Mahkemeleri nezdinde açıldığını, menfi tespit davası talebine yönelik iş bu davada arabuluculuk yoluna gidilmediğini, dava dışı banka tarafından müvekkili hakkında 2004/762 E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını daha sonra dosyayı davalı şirkete temlik etmiş ve yenileme nedeniyle dosya numarasının ... Esas olduğunu, müvekkilinin .... ilinde ikamet etmediğini ve ... A.Ş'den icra takibine konu edilen kredi/ kredi kartını kullanmadığını, İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/136 Esas 612 Karar sayılı ilamı ile sabit olduğu üzere ... isimli kişi müvekkili adına sahte kimlik tanzim ettiğini ve dava dışı ... A.Ş'den kredi/ kredi kartı aldığını, sahte evrak ile müvekkili hakkında başlatılan icra takibinde müvekkiline ait araçların yakalanması talep edildiğinden ötürü icra takibinin yargılama süresince tedbiren durdurulması ve müvekkile ait tüm araçlar üzerindeki hacizlerin ve özellikle ... plakalı araç üzerindeki yakalama şerhinin tedbiren kaldırılması ve bir başka kişiler tarafından müvekkili yerine sahte kimlik kullanıldığına dair İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesince verilen mahkumiyet kararı da dikkate alınarak tedbir taleplerinin taktiren teminatsız olarak kabulüne, davanın ... ... A.Ş'ye ihbar edilmesini, fazlaya ve uğranılan zararlara ilişkin dava ve talep haklarının saklı kalmak kaydı ile menfi tespit davalarının kabulü ile müvekkili adına oluşturulan sahte kimlik ile kredi-kredi kartı kullanıldığının İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/136 Esas sayılı dosyası ile kesin şekilde tespit etmiş olduğundan ve icra takibine konu belgelerin hiçbirinde müvekkilinin imzasının ... E. sayılı icra takibine konu borçtan ötürü borçlu olmadığının tespitine, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takip dosyasının müvekkili yönünden iptal edilmesini, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddia ve beyanları hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafından dava açılmadan zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadığından huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini davacının usul hükümlerine aykırı bir şekilde dava dilekçesi ekinde delilleri sunmadığını veya dilekçe ekinde yer alan belgeler taraflarına gönderilmediğini, davacı tarafından banka tarafından başlatılan icra takibine itiraz edilmediğini, icra takibinin kesinleştiğini, yine ilgili icra takibine ilişkin başkaca bir hukuki yol başvurulmadığını, huzurdaki dava alacağın tahsilini geciktirme saikiyle açıldığını, davalı ... ile dava dışı ... T.A.Ş arasında imzalanan kredi sözleşmesi nedeniyle kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine borçluya kat ihtarnamesi gönderildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle borçlunun temerrüde düşmüş ve aleyhinde .... İcra Müdürlüğü'nün... E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından davaya konu olan icra takibine itiraz edilmediğini, ilgili icra takibi devam ederken hiçbir hukuki yola başvurulmadığını, bu husus davalı borçlunun borcu ikrar ettiğine sarih olarak delalet ettiğini, temlik işlemi sonrasında ilgili icra dosyası yenilenerek .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasıyla kaydedildiğini, davacı tarafından işbu takibe de süresi içerisinde itiraz edilmediğini ve takibin kesinleştiğini, banka kayıtlarının tetkik edildiğinde icra takibine konu alacağın mevcudiyetinin tespit edileceğini, davaya konu krediye ilişkin davacının sorumluluğunun mahkemece değerlendirilmesini talep ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, temlik alacaklısı olan müvekkili şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi gerektiğini, davanın öncelikle usulden, aksi takdirde esestan reddine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bu nedenle de iş bu davada ispat yükü alacaklı olan davalıdadır.
Bu ispat yükü kapsamında davacının imza inkarında bulunduğu kredi kartı sözleşmesi asıllarını sunmak davalı alacaklının yükümlülüğüdür. Davalının alacağı ihbar olunan bankadan temlik alması nedeniyle ilk olarak 09/12/2022 tarihli ön inceleme duruşması 4 numaralı ara kararı ile ... T.A.Ş. ... Şubesi'ne müzekkere yazılmış ve sonrasında ... T.A.Ş. Genel Müdürlüğü'ne de aynı mahiyette sözleşme aslını sunması için müzekkere yazılmış 19/05/2022 tarihli cevabi yazı ile evrak aslının temin edilemediği ve iş bu dava davalı ... A.Ş.'ye devir yapıldığı arşiv bulunmadığı şeklinde cevap verilmiştir. Bu nedenle de davalı ... A.Ş.'ye 02/06/2022 tarihli celsede müzekkere yazılmış 06/06/2022 tarihli yazı cevabı ile sözleşme aslının ihbar olunan bankadan istenilmesine yolunda cevap verilmiştir.
Bu nedenle de 13/10/2022 tarihli celsede: "Davalı vekiline ... T.A.Ş.'nin 19/05/2022 tarihli cevabi yazısı da dikkate alınarak .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip doyasındaki borcun sebebi davacı ... ile akdedilen kredi kartı sözleşmesinin aslını sunması için 1 aylık kesin süre verilmesine, kesin süreye içinde sözleşme aslının sunulmaması halinde bu belgeyi sunmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve bu hususun delillerin değerlendirilmesi ile dosyanın sübutu aşamasında dikkate alınacağının davalı vekiline ihtarına" şeklinde ara karar oluşturulmuştur.
Davalı vekili verilen kesin süre ve yapılan ihtarata rağmen imza inkarında bulunulan takip dayanağı kredi kartı sözleşmesi aslını sunamamıştır. Bu nedenle de davalının üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getiremediği anlaşıldığından davacının sübut bulan menfi tespit davasının kabulü gerekmiştir. Bu nedenle de davanın kabulü ile, .... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalıya karşı borçlu olmadığının tespitine, İİK'nın 72/6. Maddesi uyarınca davacı tarafça yargılama sırasında icra dosyasına ödenen 27.686,96 TL'nin davalıdan istirdadı ile davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu kredi kartının bireysel kredi kartı olduğun bu nedenle huzurdaki davada görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, yerel mahkemenin davanın mutlak ticari dava olduğu ve ticaret mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını, davacı tarafından dava açılmadan zorunlu arabuluculuk başvurusu yapılmadığından huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkemenin huzurdaki davanın arabuluculuğa tabi olmadığına ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını, davalı tarafından alacağın temlik alınmış olup dolayısıyla banka kayıtları davalı şirket uhdesinde olmadığından bu kayıtların sunulmasına ilişkin davalı şirkete sorumluluk yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkemece bu kayıtların celbi konusunda bankaya ihzarlı müzekkere gönderilmesi veya yerinde inceleme yapılması yönünde hüküm kurulması gerektiğini, yerel mahkeme tarafından bu hususlar değerlendirilmeden eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, banka kayıtlarından davaya konu kredinin davacıya ödendiği açık bir şekilde görüleceğini, dolayısıyla kredinin ödendiğinin ispat yükünün davacıya ait olduğunu, davacı kat ihtarnamesine itiraz etmediği gibi krediyi ödediğini de ispatlayamadığını, bu nedenle davaya konu olan alacağın varlığı dosyadaki mevcut delillerle de ispatlandığını, davacı borçlu tarafından davaya konu olan icra takibine itiraz edilmemiş, ilgili icra takibi devam ederken hiçbir hukuki yola başvurulmamış olduğunu, bu husus davacı borçlunun borcu ikrar ettiğine sarih olarak delalet ettiğini, bilirkişi raporlarında görüldüğü üzere banka tarafından davacıya kredi borcuna istinaden kat ihtarnamesinin keşide edildiğini, davacı tarafından bu ihtarnameye karşı itiraz edilmemiş ve borç kesinleşmiş olup yerel mahkeme usul kanununda yer alan "aydınlatma görevi"ni yerine getirmeden "hukuki dinlenilme hakkı"nı ihlal ederek karar verildiğini
beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE : Dava, genel kredi sözleşmesi uyarınca kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle İİK'nin 72.maddesi kapsamında borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Davalı takip alacaklısı tarafından, davacı takip borçlusu hakkında, .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "Alacaklı banka ile borçlular arasında imzalanmış bulunan kredi kartı sözleşmesi, hesap ekstresi,hesap kat ihtarnamesi" sebebine dayalı olarak toplam 1.605.389.501 TL alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmıştır.
Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 72. maddesi uyarınca icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.
06.12.2018 tarihinde yürürlüğü giren 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanuna (TTK) 'na eklenen "dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre Yasa Koyucu bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmamıştır.(Yargıtay 11. HD.'nin 24/05/2022 Tarih ve 2021/139 E. - 2022/3987 K.) Ancak daha sonra 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle TTK'nın 5/A maddesinde yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmiştir.
Somut olayda davanın açıldığı tarih itibariyle menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı ve 7445 sayılı kanun ile yapılan değişikliğin eldeki davada uygulanamayacağı gözetildiğinde davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.
Her ne kadar davalı vekili davada tüketici mahkemelerinin görevli olduğunu iddia etmişse de, davacı tarafından kabul edilmeyen söz konusu sözleşmelerin dosyaya sunulmamış olması, davalı tarafından da davacının tüketici olduğunun ispatlanamamış olmasında davalını bu yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacı vekili, .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosya ile müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine dayanak, kredi kredi kartı sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, dava dışı ... isimli kişinin sahte kimlik ile ...'tan davacı adına kredi/kredi kartı aldığının Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/136 E., 2004/612 K. sayılı dosyasında tespit edildiğini belirterek, icra takibi ve takibe dayanak genel kredi sözleşmesi nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi 2004/136 E., 2006/612 K. Sayılı dosyasının incelenmesinde, dava dışı sanıkların, davacı ...'ın sahte kimliğini kullanarak ... şubesine müracaat ederek sahte kredi kartları ile bankayı toplam 2971,00 TL dolandırmak suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2008/17722 E., 2008/12548 K. Sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmasına karar verildiği görülmüştür.
HMK'nın 209/1. Maddesine göre imzası inkar edilen belgenin herhangi bir işleme esas olması ve delil teşkil etmesi mümkün değildir. Bu halde HMK'nın 211. maddesi uyarınca sahtelik incelemesi yapılması gerekir.
Ancak bu usulde imza incelemesi yapılabilmesi için belge aslının dosyaya ibrazı gereklidir. Davalının dayandığı ve davacı tarafından imzası inkar edilen kredi sözleşmesinin aslı verilen süre içerisinde dosyaya sunulmadığından delil kabiliyeti bulunmamaktadır. İmza incelenmesi ancak belge aslı üzerinde gerçekleştirilebilir. Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/5749 Esas, 2021/6504 Karar ve 24.11.2021 tarihli ilamında; fotokopi belge üzerinde imza incelemesi yapılamayacağı ifade edilmiştir. İmzası inkar edilen bir belgenin yazılı delil başlangıcı kabul edilmesi de mümkün değildir. Dolayısıyla bu belge davalının iddialarını da ispata elverişli değildir.
Mahkemece dava dışı ... A.Ş.'ye yazı yazarak, ... ile akdedilen kredi kartı sözleşmesinin aslının hesap ekstresi, ödeme planı, hesap kat ihtarnamesi ile tebliğ evraklarının okunaklı suretlerinin sunulması hususunda yazı yazılmış, davalı tarafa da söz konusu evrakları sunması için gerekli ihtaratları da içerecek şekilde süre verilmiş ancak davalı tarafça sözleşme aslı ibraz edilmediği gibi delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret de gösterilmemiştir.
Davacı tarafça sözleşmedeki imza kabul edilmediğinden, sözleşme aslının ibrazı zorunlu olup, dosya kapsamına göre mahkemece HMK'nın 220. madde hükmü gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir.
Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM: Açıklanan bu gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.418,48 TL istinaf nispi karar harcının davalıdan tahsiline,
3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
6-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle 17/09/2026 tarihinde karar verildi.