Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin benzer marka ibareleri ile farklı mal ve hizmet sınıflarında karıştırılma ihtimali iddiaları üzerine marka tescilinin iptali ve hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı taraf, kendi tescilli ... ibareli markaları ile davalı şirketin ... ... ibareli marka başvurusunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, özellikle ortak başlangıç unsuru ve sektördeki malların/hizmetlerin aynı/benzer niteliği nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunduğunu, markaların seri marka algısı yaratabileceğini ve kurum kararının hukuka aykırı olduğunu iddia ederek başvurunun reddini veya markanın hükümsüzlüğünü talep ederken; davalı şirket ise kendi markasının iki kelimeli yapısı, ... kelimesinin kattığı farklı anlam, taraf markalarının farklı sınıflardaki mal ve hizmetleri (35. sınıf hizmetler, 14. sınıf mallar) kapsayan ayrı ihtiyaçlara hitap etmesi, farklı dağıtım kanalları ve dolayısıyla tüketiciler nezdinde bir karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığını, ayrıca davacının kötü niyet veya tanınmışlıktan haksız yarar iddialarının yersiz olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/383 Esas - 2026/297
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2025/383 KARAR NO : 2026/297DAVA : Marka ....Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 02/09/2025KARAR TARİHİ : 22/06/2026 Yazım Tarihi: 11/07/2026 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:“Davalı şirkete ait ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusunun 14. ve 35. sınıflarda tescil edilmek istendiği, başvuruya karşı yapılan itiraz üzerine ... tarafından 35. sınıftaki hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığı ancak 14. sınıftaki mallar bakımından itirazın reddedildiği, bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin ise ....'nun 02.07.2025 tarihli ve .... sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu kararın hukuka aykırı olduğu, “...” ibareli önceki tarihli markalar ile “... ...” ibareli başvuru markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşıdığı, markaların başlangıç unsurlarının aynı olduğu, her iki markada da “...” harf diziliminin aynı sıra ile yer aldığı ve yalnızca son harflerde farklılık bulunduğu, tüketicilerin özellikle markaların başlangıç kısımlarına dikkat ettiği, tek harf farklılığının karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı, “...” ibaresinin tali unsur niteliğinde olduğu, başvuru markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, taraf markalarının aynı işletmeye ait seri marka algısı yaratacağı, davacı markalarının 35. sınıfta “kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri veheykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Değerli metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Tespihler.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri bakımından tescilli olduğu, dava konusu başvurunun ise aynı malları 14. sınıfta doğrudan emtia olarak içerdiği, bu nedenle taraf mal ve hizmetleri arasında kullanım amacı, kullanıcı kitlesi, satış ve dağıtım kanalları, raf ortaklığı ve tamamlayıcılık ilişkisi bulunduğu, 1-34. sınıf mallar ile bunların 35. sınıftaki perakendecilik hizmetleri arasında benzerlik kabul edilmesi gerektiğine ilişkin yargı kararları bulunduğu, ... tarafından önceki uyuşmazlıklarda “...” ibareli markalar lehine çok sayıda ret ve kısmi ret kararı verildiği, buna rağmen somut uyuşmazlıkta farklı sonuca ulaşılmasının çelişkili olduğu, markalar arasında en azından ilişkilendirilme ihtimalinin mevcut olduğu, ortalama tüketicinin markaları aynı ekonomik kaynağa ait zannedebileceği, bu nedenle ... sayılı “... ...” ibareli marka başvurusunun tüm mal ve hizmetler bakımından reddi gerektiği” öne sürülerek .... sayılı kararının iptaline, ... başvuru nolu “... ...” marka başvurusunun tescil işlemlerinin dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına, başvurusu devam eden tüm mal ve hizmetler için tümden reddi ile tescil işlemlerinin durdurulmasına, markanın tescil edilmiş olması durumunda SMK’nın 25. maddesi uyarınca hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı ... vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “Davacı şirketin “...” ibareli markaları ile davalı şirkete ait “... ...” ibareli marka başvurusu arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu yönündeki iddialarının hukuki ve fiili dayanaktan yoksun olduğu, SMK md. 6/1 kapsamında bir marka başvurusunun reddedilebilmesi için markalar arasında benzerlik, mal ve hizmetler arasında ayniyet veya benzerlik ve tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin birlikte gerçekleşmesi gerektiği, somut olayda bu şartların oluşmadığı, davacı markasının tek kelimeden oluşan kısa bir ibare olduğu, buna karşılık “... ...” ibaresinin iki kelimeden oluşan birleşik bir marka niteliğinde bulunduğu, “...” kelimesinin markaya farklı bir görünüm ve anlam kazandırdığı, “...” ibaresinin tüketici zihninde elmas, mücevher ve değerli taş kavramlarını çağrıştırdığı, “...” ibaresinin ise böyle bir anlamsal çağrışım taşımadığı, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılaştığı, davacı markalarının 35. sınıf hizmetler bakımından tescilli olduğu, davalı başvurusunun ise 14. sınıfta yer alan kuyumculuk eşyaları ve mücevher emtiaları için yapıldığı, taraf mal ve hizmetlerinin farklı ihtiyaçları karşıladığı, farklı üretim ve dağıtım süreçlerine sahip olduğu ve farklı satış noktalarında sunulduğu, bu nedenle tüketicilerin bunların aynı ticari kaynaktan geldiğini düşünmeyeceği, davacının SMK md. 6/5 kapsamında ileri sürdüğü tanınmışlık iddiası bakımından haksız yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi şartlarının somut olayda gerçekleşmediği, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı, kötü niyetin kabulü için davalı şirketin davacı markasını bilmesi, davacı markasından haksız yarar sağlama amacı taşıması ve davacının faaliyetlerini engellemeyi hedeflediğinin somut delillerle ortaya konulması gerektiği, somut olayda böyle bir delil bulunmadığı, marka başvurusunun dürüstlük kuralına uygun şekilde yapıldığı, ayrıca şirket ortakları arasındaki anlaşmazlık nedeniyle şirket faaliyet göstermeden kapandığından marka tescil ücretinin dahi yatırılmadığı ve davalı şirketin herhangi bir kazanç elde etmediği” öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firma adına yapıldığı belirtilen ... başvuru sayılı marka ile davacı firmanın itiraz mesnedi .... sayılı markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/6 maddesine göre diğer fikri hak, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... ... sayılı ... kararının iptalinin, Tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 04/07/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 02/09/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; “Yapılan genel değerlendirme neticesinde, somut olay açısından markalar arasındaki benzerliğin, başvuruda kalan mallar ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların kapsamındaki hizmetler arasındaki düşük düzeydeki benzerliği telafi edebilecek ölçüde olmadığı ve markalar arasında başvuru tescil kapsamında kalan mallar bakımından 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmış ve itirazın reddi gerekmiştir. SMK'nın 6(3) maddesi bakımından iddiaya ilişkin yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belgenin sunulmadığı görüldüğünden eskiye dayalı kullanım gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir. İtiraz gerekçesi markaların tanınmışlığı iddiasına ilişkin yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belgenin sunulmadığı görüldüğünden tanınmışlık gerekçeli itirazın reddi gerekmiştir. İtiraz dilekçesinde sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde SMK’nın 6(6) maddesi bakımından bu yöndeki iddia da yerinde görülmemiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddianın ise somut delillerle ispatlanamadığı tespit edilmiştir. Diğer taraftan, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır.” yapılan itirazın reddine " ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları....08/05/2026 Tarihli Bilirkişi Raporundan ÖZETLE; (1) SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı tescili talep edilen “...” ibareli davalı başvuru markasının ... kararıyla tescil kapsamından çıkartılmayan 14. Sınıf kapsamındaki "Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Değerli metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Tespihler." mallarının, davacının itirazlarına mesnet .... sayılı “...” markalarının 35. sınıf kapsamındaki genel nitelikli bir araya getirme/perakandecilik hizmetinin doğrudan konusunu oluşturmakta olup, davacının itiraza mesnet markalarının 35. Sınıf “Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Değerli metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Tespihler.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri kapsamında birebir yer aldığı, (2) Davacının itiraza mesnet ....sayılı “...” ibareli markaları ile davalının ... sayılı “...” ibareli başvuru markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, (3) Taraf markaları arasında başvuru konusu 14. Sınıfta yer alan; "Kuyumculuk eşyaları (taklitleri dahil); altınlar, mücevherler, kıymetli taşlar ve bunlardan mamul takılar, kol düğmeleri, kravat iğneleri ve heykeller, biblolar. Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler ve parçaları, saat kordonları dahil). Değerli metalden mamul müsabakalarda verilen kupalar. Tespihler." malları bakımından 6769 S. SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında iltibas ihtimalinin bulunduğu, (4) SMK md. 6/5 kapsamında; davacının “...” ibareli markalarının refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka” olduğunun somut olgu veya delillerle ortaya konulamadığı, (5) SMK md. 6/6’nın koşullarının oluşmadığı, (6) Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, (7) Davalı şahsın ... sayılı başvuru markasının ... kararı ile kapsamından çıkartılmayan 14. sınıfta yer alan emtialar açısından davacı itirazı üzerine tesis edilen ... sayılı ... kararının iptali koşullarının doğmuş olabileceği, şeklinde ifade edilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+... (....) " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"...+... (.... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "...+... (....) " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; ( HMK 282 .nci maddede " Hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." hükmünden hareketle ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/06/2016 tarih ....sayılı kararı uyarınca iltibas incelemesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin gerekmesi karşısında bilirkişi raporunun iltibas değerlendirmesine ilişkin aksi yöndeki görüşüne itibar edilmemiştir.)Davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Davacı tarafın "... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.22/06/2026 Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır