Kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazların tescili davasında, uzlaşma, emsal, ağaç bedelleri ve faiz tartışmaları içeren istinaf sonrası temyiz incelemesi.
Özet: Kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararı taraflarca istinaf edilmiş; bölge adliye mahkemesi, davacı idarenin istinaf başvurusunu esastan reddedip, davalıların başvurusunu kısmen kabul ederek, taşınmaz değerlemesinde emsal, yapı ve ağaç bedeli yöntemlerini uygun bulurken, uzlaşma usulüne ilişkin itirazı reddetmiş ve kamulaştırma bedeline kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin işletilmesi gerektiğini belirterek ilk derece kararını düzelterek yeniden hüküm kurmuş olup, bu karar da taraflarca temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/8012 E.  ,  2026/1998 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1043 Esas, 2025/545 Karar
KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/720 Esas, 2022/906 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Taraf vekillerince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.02.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacı idare vekili Avukat ... ve davalılar vekili Avukat ... gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Artvin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 86... , 2 06... , 2 12... , 2 14... ve 2 17... parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafça verilmiş cevap dilekçesine dosya içerisinde rastlanmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, ağaç bedellerinin dikkate alınmaması gerektiğini, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, lehe vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; uzlaşma usulünün doğru uygulanmadığını, gerçek bedelin tespiti gerektiğini, yapı birim fiyatlarının geçen sürede gerçek değerin altında kaldığını, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, enflasyonun dikkate alınması gerektiğini, emsal taşınmazın doğru seçilmediğini, emsallerinin dikkate alınmadığını, ağaç bedelinin hatalı belirlendiğini ek beyan dilekçesinde de yasal faiz uygulanarak müvekkilinin enflasyon karşısında ezilmesine neden olunduğunu, Anayasa Mahkemesinin faize ilişkin iptal kararının gözetilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki taşınmazların zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; ana taşınmazın üzerindeki yapıya dava tarihinde geçerli bulunan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı Yaklaşık Birim Maliyet Cetveli ve 02.12.1982 tarihli ve 17886 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan aşınma paylarına ilişkin oranları tatbik edilmek suretiyle, yine zeminde bulunan kapama meyve bahçesindeki ağaçlara kaim değer yöntemine göre değer biçilmek suretiyle bulunan değerlerin bedelin zemin bedeline eklenmesinde, sık dikildiği için indirim yapılmasında ve davacı idare lehine vekâlet ücreti hükmedilmemesinde bir isabetsizlik görülmediği davanın açılmasından önce uzlaşmaya ilişkin usulün yöntemine uygun icra edilmediği ve bu sebeple dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ilişkin davalı vekili itirazının yargılama sırasında ileri sürülmemiş ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 357/1 hükmü uyarınca istinaf aşamasında ileri sürülemeyecek olması sebebiyle bu itirazın da yerinde olmadığı belirtilerek kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz uygulanması gerektiğinden davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına karar verilmesinin hatalı olduğu hususunu ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak, üzerindeki yapılara yapı birim fiyatları esas alınıp, yıpranma payı düşülerek değer biçilmesi doğru olduğu gibi, taşınmazlar aynı zamanda kapama karışık meyve bahçesi niteliğinde olup, kapama bahçe değeri hesaplanıp bu değerden çıplak arazi değeri indirilerek aradaki farkın ağaç bedeli olarak hesaplanmasında da bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı da göz önüne alınarak, davanın niteliği gereği davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.
4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi gerekirken yazılı şekilde faize hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (B) bendinin faize ilişkin (4) numaralı alt bendinin çıkartılması, yerine “Kamulaştırma bedeline 10.12.2021 tarihinden İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 09.08.2022 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine ve faizin davalı idareden alınarak payları oranında davacılara verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Davacı idare kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacı idareye ödenmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.