İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin kaybolan çekin iptali davasında keşidecinin aktif husumet ehliyetinin bulunmaması sebebiyle davanın reddine ilişkin emsal teşkil eden hukuki değerlendirmesi.
Özet: Davacı şirket, çek koçanından kaybolan ve bedelinin ödendiği belirtilen bir çekin mükerrer ödemeyi engellemek amacıyla ödeme yasağı konularak iptalini talep etmiş; ancak mahkeme, Türk Ticaret Kanunu hükümleri ve Yargıtay içtihatları uyarınca kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptali davasını açma hakkının çeki kaybeden hamile ait olduğunu, keşidecinin doğrudan bu davayı açamayacağını, keşidecinin ancak borçlu olmadığının tespiti gibi farklı yasal yollara başvurabileceğini vurgulayarak, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiği kanaatine varmıştır.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/8 Esas
KARAR NO : 2020/18
DAVA : Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız))
DAVA TARİHİ : 03/01/2020
KARAR TARİHİ : 15/01/2020
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Çek İptali (Hasımsız)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili, mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesi ile; davacı müvekkil şirketin gıda ürünlerine yönelik satış yaptığı, çek koçanından ayrılan 30/09/2019 basım tarihli ... Bankası ...u çekin tüm çabalara rağmen bulunamadığı ve kimin uhdesinde olduğunun bilinmediği, 14/01/2020 havale tarihli sunduğu dilekçesinde de çeke ilişkin ön yüz fotokopisine ulaşıldığını, bedelin daha önce ödendiğinden mükerrer ödeme olmaması adına müvekkile ait ekte bilgisi sunulu çekin ödenmesini önlemek için ivedilikle ödeme yasağı konulmasına, bu kararın ilgili bankaya bildirilmesine, yargılama neticesinde ise dava konusu çekin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:
İstem, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun TTK. 818/s. maddesi yollamasıyla 757. maddesi uyarınca kıymetli evrakın zayi olması nedeniyle iptali talebine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 818/1-s.maddesinin atfı ile aynı yasanın 757/1.maddesi uyarınca iradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten men edilmesini isteyebilir.
Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 18/04/2012 tarih ve 2012/4860 Esas 2012/6267 Karar sayılı ilamı ile de kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptaline ilişkin davalarda görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu belirlenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/11-1884 Esas 2015/1059 Karar sayılı ilamında aynen; ''6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun iptali düzenleyen "Önleyici önlemler" başlıklı 757. maddesinde;
(1) İradesi dışında poliçe elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatabın poliçeyi ödemekten menedilmesini isteyebilir
(2) Mahkeme, ödemeyi meneden kararında muhataba, vadenin gelmesi üzerine poliçe bedelini tevdi etmeye izin verir ve tevdi yerini gösterir." hükmü düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "İade davası" başlıklı 763. maddesinde ise;
'' (1) Elden çıkan poliçe mahkemeye sunulursa, mahkeme, iade davası açması için dilekçe sahibine uygun bir süre verir. Dilekçe sahibi bu süre içinde dava açmazsa, mahkeme, poliçeyi, sunmuş olana geri verir ve muhatap hakkındaki ödeme yasağını kaldırır." düzenlemesine yer verilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "İptal kararı" başlıklı 764. maddesi uyarınca;
''Elden çıkan poliçe, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, iptaline karar verilir.
Poliçenin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, dilekçe sahibi kabul edene karşı poliçeden doğan istem hakkını ileri sürebilir.''
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 651/2 maddesi uyarınca, kıymetli evrakın zayi olduğu veya ziyanın ortaya çıktığı anda senet üzerinde hak sahibi olan kişi senedin iptalini karar verilmesini isteyebilir.'' denilmiştir.
Anılan maddeler ve Hukuk Genel Kurulu kararı uyarınca, çekin iptaline ilişkin dava açma hakkı çeki kaybeden hamile aittir. Keşidecinin zayi nedeniyle iptal davası açma hakkı yoktur. Keşideci kaybettiği çekin bedeli kendisinden talep edildiğinde ya da çekin kimde olduğunu öğrendiğinde TTK'nın 790 ile 792 maddeleri uyarınca hasım göstererek borçlu olmadığının tespiti yönünde dava açma ve dava ile birlikte çekin ödenmesini engellemeye yönelik ihtiyati tedbirleri isteme hakkına sahiptir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi.... Hukuk Dairesi'nin ... Karar sayılı ilamında da aynen; ''...Dava dışı keşideci tarafından çek iptal davası açılmayacağından, çalışanı davacı çeklerin üzerinde hak sahibiymiş gibi işbu davanın açıldığı, halbuki; davacının çalınan çekler üzerinde yetkili hamil olmadığı, keşideci tarafından saklanmak üzerine çeklerin kendisine verildiği, çeklerin şirket kasasında bulunduğu sırada çalındığı, dosya kapsamından davacının hamil olmadığının açık olduğu, mahkeme kararı Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin emsal nitelikteki ... Karar sayılı ilamına uygun olması karşısında davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin hükmün yerinde olup istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılarak...'' ibarelerine yer verilmiştir.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
Tarafların, dava ve taraf ehliyetine sahip olmaları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114.1-d. maddesinde belirtilmiş olup dava şartlarındandır.
Yine aynı kanunun 115.maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, dava dilekçesi içeriği ve ekli belgeler birlikte değerlendirildiğinde isteme konu çekin keşidecisinin davacı olduğu iş bu dava açısından aktif husumet ehliyet bulunmadığı ve aktif husumet ehliyetinin sonradan ikmali mümkün olan bir dava şartı olmadığı anlatılan gerekçe ve yasal düzenlemeler gereği, açılan davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Açılan davanın aktif husumet ehliyeti dava şartı yokluğu sebebiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-e. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2.maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artacak yargılama giderinin HMK'nın 333 maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 15/01/2020
Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)