Yargıtay, 6100 sayılı HMK kapsamında karar düzeltme yolu bulunmadığından davacı vekilinin kötüniyetli başvurusunu reddederek disiplin para cezası vermiştir.
Özet: Yargıtay, bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda karar düzeltme yolunun bulunmadığını ve olağanüstü kanun yolları arasında yer almadığını belirterek, birleşen davalarda davacılar vekilinin bu yöndeki talebini reddetmiştir; mevcut olmayan bir kanun yoluna ısrarla başvurmanın yargılama sürecini kötüye kullanma ve dürüstlük kuralına aykırı hareket etme niteliği taşıdığına hükmederek, kararın kesinleşmesini engelleme ve yargı sistemini aksatma sebebiyle davacılara 5.000 TL disiplin para cezası uygulamıştır.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1154 Esas, 2025/95 KararBİRLEŞEN İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2016/1459 E. SAYILI DOSYASINDABİRLEŞEN İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2018/744 E. SAYILI DOSYASINDAİLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2023/800 E., 2023/957 K.Taraflar arasındaki asıl davada ve birleşen İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1459 E. sayılı dosyasında, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davaları ile birleşen İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/744 E. sayılı dosyasında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 191. maddesine dayalı ortaklık paylarının ve ayrılma akçesinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.Kararın birleşen davalarda davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen davalarda davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.12.2025 tarihli ve 2025/2874 E., 2025/7457 K. sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiştir. Birleşen davalarda davacılar vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun), 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'ndan (1086 sayılı Kanun) farklı olarak kanun yolları arasında karar düzeltme müessesesine yer verilmemiştir. Yukarıda açıklandığı üzere bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesinden sonra Yargıtay tarafından 6100 sayılı Kanun uyarınca yapılan temyiz incelemesi sonucunda verilen kararlara karşı tarafların karar düzeltme hakkı bulunmadığından birleşen davalarda davacılar vekilinin karar düzeltme isteği niteliğini taşıyan başvurusunun reddi gerekir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda, istinaf ve temyiz olma üzere iki olağan kanun yolu öngörülmüştür. Mülga 1086 sayılı Kanun’da düzenlenen karar düzeltme müessesine ise yer verilmemiştir. Buna rağmen birçok birçok dosyanın, varolmayan bu yöntem üzerinden yeniden Yargıtay’a gönderildiği sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Hak arama hürriyeti veyahut mahkemeye erişim hakkı kapsamında Dairemize intikal ettirilen bu tür dosyalar, Dairemiz esasına kaydedilmekle; müteakiben gelen birçok dosyanın, temyiz inceleme sırasını ötelemenin yanı sıra, kararın kesinleşme sürecini de akamete uğratarak; lehine karar verilen tarafı da mağdur etmektedir.“Dürüst Davranma” başlıklı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi “herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır” hükmünü amirdir.Dolayısıyla bölge adliye mahkemelerinin fiilen devreye girmesinden sonra istinaf ve temyiz denetiminden geçen bir kararın her ne ad altında olursa olsun yeniden Yargıtay gündemine taşınması kötüniyetli kanun yolu başvurusu addedilip, talep reddinin yanısıra, para cezası tayinini de gerektirir.Tartışmalar esnasında; “karar düzeltme ve buna bağlı kötüniyetli başvuruyla ilgili bir yaptırım düzenlenmediğinden disiplin para cezası tayininin” kanunilik ilkesine aykırı olup olmadığı değerlendirilmesi de yapılmıştır. Neticede, olağan kanun yollarından olan temyiz ve istinaf taleplerinin kötüniyetli yapılması halinde bile ceza öngören kanun koyucunun, kanunda hiç yer almayan “karar düzeltme” yoluna özel yaptırım getirmemiş olmasının yegane sebebinin müessesenin kanun metninde yer almamasından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Doğal olarak kanun metinleri, bünyesinde düzenleyip tarif ettiği hususlara ilişkin düzenlemeler içerir. Dolayısıyla kanunda hiç yer almayan ve dolayısıyla kötüniyetin en bariz şekilde tezahür ettiği bu halin yaptırımdan muaf tutulduğu sonucuna varmanın kanunun özü ve ruhuyla bağdaşmayacağı izahten varestedir.O halde, kötüniyetle istinaf yoluna başvurmaya dair 6100 sayılı Kanun'un 351. ve kötüniyetle temyiz başlıklı 368. maddelerinin atıfta bulunduğu, aynı kanunun 329. madde metinlerinin özünde, mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanıldığı tüm halleri kapsadığı kanaatine varılmakla; haksız ve yersiz talep reddinin yanısıra disiplin para cezasını içeren aşağıdaki hükmün tesisi yoluna gidilmiştir.KARARAçıklanan sebeple; Birleşen davalardaki davacılar vekilinin karar düzeltme talepli dilekçesinin REDDİNE,Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi üzerine Yargıtayca verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna gidilmesi mümkün olmayıp karar düzeltme talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığından, 6100 sayılı Kanun'un 368. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 329. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca karar düzeltme talep eden birleşen davalarda davacıların takdiren 5.000,00 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,Para cezasının İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan karar düzeltme harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.