Hatalı tapu kaydından kaynaklanan TMK 1007 tazminat davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin zamanaşımı ve tapu kaydı yokluğu gerekçesiyle reddettiği kararın Yargıtay temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar tarafından tapu kaydının hatalı tutulması sebebiyle 4721 sayılı Kanunun 1007. maddesi uyarınca hazineden tazminat talepli davada, ilk derece mahkemesinin kabul kararı, davalı hazinenin istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince kaldırılarak, davanın Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ışığında makul sürede açılmadığı ve zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle reddedilmiş, ayrıca davacıların dayandığı tapu kaydının ilgili mahkeme kararıyla iptal edilmediği ve tazminat koşullarının oluşmadığı belirtilerek davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
5. Hukuk Dairesi         2025/6302 E.  ,  2026/1991 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1253 Esas, 2025/559 Karar
KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/456 Esas, 2024/17 Karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.02.2026 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davacılar vekili Avukat ... ve davalı Hazine vekili Avukat ... gelmişlerdir.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisi ...'e ait olan İstanbul ili, ... ilçesi, ... köyünde kain taşınmazın tapusunun, Üsküdar Kadastro Mahkemesi ilamı ile iptal edildiğini ve kararın 12.05.1992 tarihinde kesinleştiğini ancak iptal edilen tapu nedeniyle herhangi bir bedel ödenmediğini belirterek tazminatın davalı Hazineden tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kadastro Mahkemesindeki davanın davacılarla ilgisinin bulunmadığını, iptal edilmiş bir tapunun bulunmadığını, bir tapu iptalinin sözkonusu olmadığını, zamanışımı itirazlarının devam etmekte olduğunu, tazminatın koşullarının bulunmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların dayandığı tapu kaydı, ... köyünde kain 3.676,00 m² yüzölçümlü, arzı miri çalılık vasıflı taşınmaz olup, zabıt defterinin,11.03.1971 tarih, cilt no:204, sayfa no:50, sıra no:29'da kayıtlı olduğunu, davacı tarafından iddia olunan tapunun iptaline ilişkin mahkeme kararının (Üsküdar Kadastro Mahkemesinin Esas 1988/1 Karar 1990/40 karar sayılı kararı) ise 12.05.1992 tarihinde kesinleştiği, kararın konusu 7271 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine itiraza ilişkin olduğu, davacılar murisinin taraf olmadığı, eldeki davada hükme esas alınan raporda, az yukarıda açıklanan 3676 m²lik taşınmaza ilişkin tapu kaydının, işbu 7271 sayılı parsel içerisinde kaldığının kabul edildiği, dayanılan zabıt kaydının (tapu) kaydının 12.05.1992 tarihinde kesinleşen mahkeme kararı ile iptal edildiği ileri sürülerek tazminat talebinde bulunulduğu, cevap dilekçesinde zamanaşımı savunmasının yer aldığı, Anayasa Mahkemesinin 2017/15121 başvuru No'lu 11.12.2019 karar tarihli kararına bakıldığında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2019/517 Karar sayılı kararına kadar kadastro işlemlerinden doğan zararların, tapu senetlerinin tutulmasından doğan zararları kapsamadığı ve eldeki dosya açısından önemli olan on yıllık zamanaşımının, bu karardan (2009 yılından) önce dolması halinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğinin açıklandığı, somut olayda, eldeki davanın açılma tarihi 12.10.2018 tarihi olduğuna göre, anılan Hukuk Genel Kurulu karar tarihinden itibaren yaklaşık 9 yıl sonra açılan eldeki davanın makul süre içerisinde açıldığının kabulüne olanak bulunmadığından, davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerekirken zamanaşımı süresinin Anayasa Mahkemesi karar tarihinden itibaren 10 yıl olduğu kabul edilerek esastan karar verilmiş olması doğru olmadığı, kabule göre de mahkeme kararı yoluyla iptal edilen bir tapu kaydının bulunmadığı, davacının dayandığı zabıt kaydının herhangi bir taşınmaza revizyon görmediği, bu nedenle işleme tabi kayıt olma niteliğini kaybettiği, böyle bir tapuya dayalı olarak tazminat talep edilemeyeceği gözardı edilerek tazminata karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi revizyon görmemiş eski tapu kaydının dava konusu ormanlık alanda kaldığının da ispatlanamamış olmasına rağmen esastan kabul kararı verilmiş olması doğru olmadığından kabule ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6292 sayılı Kanun kapsamında satış imkanı getiren düzenlemenin uzatılan sürelerle 07.03.2018 tarihine kadar yapılabilmesinin mümkün olduğunu, buna göre makul süre kıstasının değerlendirilmesi gerektiğini, öğrenme dahil, bir çok hususun makul sürede değerlendirilmesi gerektiğini, 18.11.2009'dan itibaren 10 yıl içinde 18.11.2019 tarihine kadar dava açılmış olması gerektiğinin kabul edilebileceğini, kadastro mahkemesi dosyasında, muris tarafından açılan tapu iptal ve tescil dosyasının birleştirilmesine rağmen kararda murisin taraf gösterilmediğini, birleştirme kararının yerine getirilmemiş olduğunu, 1992 de zamanaşımının başladığı kabul edilse dahi 2009 da tapunun Hazine adına tesçil edildiğini, zararın 1992 de oluştuğunun dikkate alınsa dahi bu hususun zamanaşımında dikkate alınması gerektiğini, 1988 yılında muris tarafından açılan davanın dikkate alınması gerektiğini, makul sürenin hatalı değerlendirildiğini, zamanaşımının sözkonusu olmayacağına dair kararların dikkate alınması gerektiğini, taşınmazın bulunduğu yerin kadastro krokisinde şerh edilmiş olduğunu taşınmaz murise ait iken iptal edilmiş olduğunun açıkça belli olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Aleyhine temyiz olunan davalı Hazine yararına 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir olunan 40.000,00 TL vekâlet ücretinin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.