T.C. Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde patlayıcı sektöründe markalar arası iltibas ve kötü niyet iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemli davanın kararı.
Özet: Bu hukuki ihtilafta, davacı, kendi patlayıcı sektöründeki yerleşik markalarına ayniyet derecesinde benzer olduğunu ve kötü niyetle kullanıldığını iddia ettiği "... ..." ibareli davalı markasının tescil kararının iptali ile sicilden terkinini talep ederken, davalı ise markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı olduğunu, hitap ettikleri ürün sınıfındaki tüketicilerin ortalamanın üzerinde dikkatli ve özenli olduğunu, bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunmadığını ve davacının kötü niyet veya fiili ihlal iddiasını kanıtlayamadığını belirterek davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/467 Esas - 2025/370

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/467
Karar No : 2025/370
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 11/11/2024
Karar Tarihi : 02/10/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 02/10/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalının ..... Ticaret unvanından görüldüğü üzere, her iki tarafın da patlayıcı sektöründe faaliyet gösterdiğini ve net bir şekilde anlaşılacağı üzere ... ... markasında yer alan ... ibaresinin ... kısaltması, ....nin ise bir patlayıcı türü olduğunu, yani yine genel ibare olduğunu, kaldı ki davalı tarafından seri halde ... VE ... ana unsurlu markalar için başvuru yapılmış olduğunu, müvekkili markalarına ayniyet derecesinde benzer ve kesinlikle zincir marka gibi algılanacak olan “... ...” ibaresinin tescil edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı markasının müvekkili markasının bir iştiraki gibi algılanacağını, müvekkili ile aynı sınıfta bu denli benzer bir ibareyi tescil ettirmeye çalışan davalının kötü niyetinin aşikar olduğunu, bu durumun müvekkil markasının imajı, itibarı ve müşteri çevresinin “... ...” tarafından kullanılarak iltibas meydana getirilmeye çalışıldığını açıkça ortaya koyduğunu, “... ...” ibareli başvurunun müvekkili markası ile açıkça iltibasa yol açabilecek, müvekkili markası olarak algılanmaya yol açabilecek kadar benzer olduğunu ve karışıklık oluşturmaya matuf olduğunu, iki markayı aynı anda görsel olarak karşılaştırma fırsatı olmayan ortalama dikkatteki tüketiciler için karıştırılma olasılığının güçlendiğini ve müvekkili markaları ile aynı olan davalı markasının, müvekkili ürünleriyle aynı veya benzer olan ve aynı halka yönelik ürünler için kullanılmasının ticari bir rahatsızlık oluşturacağını ve davalı markanın kullanımının müvekkilinin kazanılmış haklarına tecavüz teşkil edeceğini ifade ederek, .... sayılı ve "... ...." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; başvuruya konu marka “... ....” ibaresi olup salt kelime markası olduğunu, davacı markalarının ise “... fire” ve “nobelex” ibareli olup “....” markasında ek renk unsurunun kullanılmış olduğunu, davalı markası Türkçe olarak “....” şeklinde davacı markalarının ise “...” şeklinde telaffuz edilecek olup markaların fonetik yapısının farklılık arz ettiğini, bunun yanı sıra markaların görsel ve anlamsal olarak da benzerlik ilişkisi içinde bulunmadığını, davaya konu marka başvurusu 13.sınıfta yer alan “SINIF KODU: 13Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar.” malları üzerinde tescil talepli olup söz konusu emtiların niteliği gereği tüketici kesiminin ortalamanın üzerinde dikkatli ve özenli bir kitleden oluştuğunu, taraf markaları global olarak karşılaştırıldığında; markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak, davaya konu hizmetlerin hitap ettiği dikkat ve özen seviyesi ortalamanın üstünde olan ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunmadığını, daha önce davacıya ait markaları gören, işiten, bu markalı emtialardan yararlanan ilgili tüketici kesiminin, sonraki zaman diliminde davaya konu marka başvurusu ile karşılaştığında, davaya konu mallardan faydalanmak için ayıracağı sınırlı süre içerisinde, bu markayı davacıya ait markalardan farklı bir marka olarak algılayacağı gibi marka sahipleri arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı da kurmayacağını, Hakların SMK m. 6/6 hükmü uyarınca korunmasının istenebilmesi için, o hakkın fiilen kullanıldığı faaliyet konuları kapsamı ile aynı/benzer konularda fiilen bir marka kullanımının söz konusu olması gerektiğini, ancak somut olayda söz konusu maddede sayılan hakların ihlal edildiği yönünde bir kanaat oluşturabilecek nitelikte herhangi bir bilgi ve belge sunulamadığı gibi tescili istenilen markada kullanılan “...” ibaresi davacının ticaret unvanını da içermediğinden bu husustaki iddialara da itibar edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispatlayacak somut delil sunulamadığından bu konudaki iddialara itibar edilmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, davalı şirketin ve vekilinin dosyada mevcut bir cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "... ...." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .... sayılı "... htd" ibareli marka için davalı tarafından 07/03/2023 tarihinde 13.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının ... .... sayılı "... ...." ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine, davacının işbu karara karşı tekrar itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verdiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, kısmen benimsenen bilirkişi çoğunluk görüş raporu ile kısmen benimsenen bilirkişi karşı görüş raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davalıya ait dava konusu markanın kapsamındaki 13. sınıftaki “Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler.” mallarının davacının redde mesnet markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı anlaşılmıştır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Somut olayda, benzer bulunan ürünlerin özel dikkat seviyesine sahip tüketicilere hitap ettiği, sık tüketilen gündelik ürünler olmadığı, dolayısıyla ilgili tüketici kesiminin özel bir bilgi ve dikkat seviyesine sahip olduğu değerlendirilmiştir.
Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaya göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. .... değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaya göre değerlendirme yapılmasıdır.
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece(yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, kalın, büyük harflerle “... ....ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “... ....” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Davacının “... ....” ibareli markası, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, büyük harflerle “... FIRE” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Markada yer alan “...” ibaresinin İngilizce’de “ateş” anlamına geldiği, dava konusu mallar bakımından ayırt edici niteliğine haiz olmadığı dikkate alındığında söz konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Davacının “...” ibareli markası, siyah renkte, ilk harfi büyük, kalın, italik harflerle ... ibaresi ile bu ibareyi çevreleyen kırmızı hatlı bir şeklin yer aldığı karma bir markadır. Markanın esas unsurunun “....” olduğu değerlendirilmiştir.
Davalının markasının kapsamına giren, 13. Sınıfa giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; bunların günlük ihtiyaçları karşılamayan, sık satın alınmayan emtialar olduğu, insan hayatı ile yakın ilintili olduğu göz önüne alındığında, hitap ettiği tüketici kesiminin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin yüksek olduğu değerlendirilmiştir.
Netice de, dava konusu markada 13. Sınıfta yer alan “Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler. Kişisel kullanım için koruyucu gazlar.” malları davacının “patlayıcı madde” emtiası ile aynı/benzerdir. Bunun yanında normal şartlarda davacının diğer markasında yer alan 09 ve 42 sınıfın genel olarak yer alan mal ve hizmetler ile bir benzerlik kurulması mümkün gözükmese de, davacı emtia listesi patlayıcıların kullanılmasına yönelik bir yazılım ve bu yazılımın hizmetine özgülendiği için, ilgili malların ve hizmetlerin birbirini tamamlama/birlikte kullanılma durumları olduğu için benzerlik bulunduğu,
Dava konusu markada yer alan ... ibaresinin, davacının markalarında yer alan ... ibaresinin kısaltması gibi algılanacağı, taraf markalarının kelime+şekil markası olduğu, ... harflerini ortak içerdikleri, davalı markasının ... ibaresindeki sesli harflerin çıkarılmasıyla oluşturulduğu, taraf markalarının tescilli olduğu/tescili kapsamına alınmak istenilen emtiaların da aynı/benzer/türdeş emtialar olduğu; her ne kadar bu emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/algı seviyesi düşük olmasa da, taraf markaları arasındaki benzerlik nedeniyle, bu mal ve hizmetlerde “...” ibaresinin/işaretinin markasal hüviyette farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılması halinde tüketicilerin/alıcıların söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalini yarattığı, alıcıların/tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri; dolayısıyla, davalının markasının, bu ürün ve hizmetler açısından davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği kanaatine varılmıştır.
KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.
Somut olayda, taraf firmaların aynı sektörde faaliyet gösterdiğine dair bir çekişme bulunmamaktadır. Üstelik bu sektör oldukça niş bir alan olan patlayıcılar vb. ürünleri içermektedir. Davacı firmanın .... ... tarafından çok uzun yıllar önce kurulduğu yönünde beyanı bulunmaktadır. Davalı firmanın ise 1993 tarihinde .... ticaret unvanı ile kurulduğu, 1998 tarihinde unvan değişikliğine giderek .... olarak değiştirildiği ve bu değişikliğin 09.12.2022 tarihinde sicile tescil edildiği anlaşılmıştır. (...... tarafından kurulan başka bir şirketin adı olduğu, sunulan bilirkişi raporunda tespit edilmiştir.) Bu noktada davalı seçimlerinin tesadüfi olarak değerlendirilmeyeceği; zira bu kadar spesifik bir alanda hizmet veren rakiplerin birbirleri hakkında bilgi sahibi olmaması ticari hayatın içerisinde mümkün gözükmemektedir. Davalının çok sayıda marka başvurusunun bulunduğu, 2022 yılından itibaren ... ibarelerini tescil ettirmek için gerek şekil unsurlu gerekse düz yazı ile başvurular yaptığı ve hatta davacının.... markası ile birebir aynı marka için başvuru yapıldığı ve davalı kurum tarafından SMK 5/1-ç kapsamında kısmen reddedildiği ve akabinde davacı itirazları ile tümden reddedildiği anlaşılmıştır.
Bu noktada, ticaret unvanı değişimleri de dikkate alındığında davalının sürekli olarak davacı markalarına yanaşma arzusu içerisinde olduğu değerlendirilmiştir. Hiçbir koşulda dahi davalının davacı markalarından haberdar olmadığı düşünülse dahi (ki mümkün değildir) itirazlar sonucunda bu durumdan haberdar olmuştur. Yukarıda belirtildiği üzere, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde sürekli olarak marka tescil başvurusunda bulunulması kötü niyetli sayılabilecektir. Davalı yanın yapmış olduğu .... ibareli başvurular sonrasında, yine bu ibareyi andıracak şekilde ... ibaresine başvurmasının basiretli bir tacir hareketiyle bağdaşmayacağı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davalı şirketin başvurusunda kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, kısmen benimsenen bilirkişi çoğunluk görüş raporu ile kısmen benimsenen bilirkişi karşı görüş raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markanın kapsamındaki 13. sınıftaki “Ateşli, havalı, yaylı silahlar ile bunlara ait kılıf ve askı kayışları. Ağır silahlar, havanlar, roketler. Havai fişekler.” mallarının davacının redde gerekçe markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer/ilişkili olarak yer aldığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu ve ayrıca, davalı şirketin başvurusunda kötü niyetli olduğu değerlendirilmiş olup, dolayısıyla, .... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, ancak karar tarihi itibariyle tescil edilmediği anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kabulüne,
.... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,
Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 11.466‬,00.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.02/10/2025
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 916,00.-TL
Bilirkişi Ücreti : 10.000,00.-TL
P.M. : 550‬,00.-TL
TOPLAM : 11.466‬,0‬‬0.-TL