Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 45. sınıf hukuki hizmetlere yönelik marka tescil başvurusunun karıştırılma ihtimali nedeniyle kısmen reddini onaylayan YIDK kararının iptali talebini inceliyor.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacının "hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil.)" hizmetleri için yaptığı marka başvurusunun 45. sınıftaki kısmi ret kararının iptali talebini ele almaktadır; davacı, kendi markasının davalıların mevcut markalarına görsel, işitsel veya kavramsal olarak benzer olmadığını, karıştırılma ihtimali bulunmadığını ve hedef kitlenin nitelikli tüketicilerden oluştuğunu savunurken, davalılar ise markaların benzerliğini ve ortalama tüketicide karıştırılma ihtimalini ileri sürerek, mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporu ışığında uyuşmazlığın esasını değerlendirmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/465 Esas - 2025/327

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/465
Karar No : 2025/327
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi : 03/10/2024
Karar Tarihi : 18/09/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 18/09/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; ... ibareli markanın 45. Sınıfta tescili için yapılan başvuruya davalı şirket tarafından .... sayılı markalar mesnet gösterilerek itiraz edildiğini, itiraz kısmen kabul edildiğini, karara karşı itirazın ... sayılı karar ile reddedildiğini, ret kararının hatalı olduğunu, markaların benzer olmadığını, marka ibarelerinin oldukça farklı olduğunu, markaların halk tarafından karıştırılma ya da ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığını, .... nezdinde 45. Sınıfta tescilli “...” ibaresini içeren pek çok marka bulunduğunu, ibarelerin nitelik itibarıyla zayıf olduğunu, dava konusu markanın hitap ettiği tüketici kitlesinin nitelikli tüketiciler olduğunu, ortalama tüketicilere kıyasla daha dikkatli ve özenli davranacaklarını ifade ederek, .... sayılı marka başvurusunun 45. sınıfta başvurulan tüm hizmetler bakımından tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; dava konusu marka başvurusu ile kısmi redde gerekçe markaların görsel, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımından benzer markalar olduğunu, taraf markalarının kısmen reddedilen hizmetler bakımından aynı/aynı tür hizmetleri kapsadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, ... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; müvekkili şirketin 2014 yılından bu yana sınai mülkiyet konusunda tescil ve danışmanlık hizmetleri verdiğini, alanında tanınmış ve uzman bir şirket olduğunu, müvekkilinin hizmetlerini “...” markaları ile yerine getirdiğini, müvekkilinin markasının başına “right” kelimesi konularak dava konusu marka başvurusunun yapıldığını, İngilizce “hak” anlamına gelen bu kelimenin markaya ayırt edicilik kazandırmadığını, dava konusu markanın müvekkili markalarının kavramsal, görsel ve işitsel açıdan aynısı olduğunu, ihtilafa konu hizmetlerin alıcısının herkes olduğunu, ortalama tüketicilerin dikkate alınması gerektiğini, ortalama tüketicilerin dava konusu marka ile müvekkil markalarını karıştırması ihtimali bulunduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının ....." ibareli marka için davacı tarafından 13/12/2022 tarihinde 45.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, davalı şirket tarafından 2014 ... sayılı "...", "..." ibareli markalarına ve “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “eskiye dayalı kullanım” ve “kötü niyet” gerekçeleri ile itiraz edildiği, davalı şirket itirazı, ... sayılı kararı ile kısmen kabul edilerek, 45. Sınıf: Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil.) marka başvurusu kapsamından hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiği, davacının .... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacıya ait dava konusu marka başvurusu, 45. Sınıfta yer alan “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil.)” hizmetleri bakımından reddedilmiştir. Dolayısıyla, davanın konusunu “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil.)” hizmetleri oluşturmaktadır.
Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen markalar ise hali hazırda 45. Sınıf hizmetleri içermektedir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen 45. Sınıf mal “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil.)” hizmetleri bakımından, değerlendirilen taraf markaları arasında ayniyet oluştuğu; neticede, dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı anlaşılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu, ....” ibaresinden oluşan kelime markasıdır. Marka kapsamında herhangi bir renk veya şekil unsuru bulunmamakta, tüm ibareler siyah renk ve standart bir yazı karakteri ile aynı puntoda yazılmıştır. Markada yer alan “IP” ibaresi, yaygın olarak internet protokolü anlamında kullanılan bir kısaltma olmasının yanı sıra, fikri mülkiyet (....) kavramını da ifade eden uluslararası literatürde yerleşmiş bir terimdir. Dava konusu markanın kapsadığı hizmetler arasında “hukuki hizmetler (özellikle sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil)” bulunduğu göz önünde bulundurulduğunda, “IP” ibaresinin marka kapsamında özellikle fikri mülkiyet alanına atıf yaptığı ve sektörel nitelikte bir ibare olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu markada yer alan “...” kelimesi İngilizce’de “sağ, doğru” gibi anlamlarının yanı sıra “hak, yetki” anlamını taşımakta olup, “...” ibaresi ise “profesyonel” kelimesinin kısaltmasıdır. Her kelime ayrı ayrı tanımlayıcı ve sektörde sıklıkla kullanılan ibarelerdir. “...” ibaresi ise, sektör ayrımı olmaksızın genel olarak ayırt edici nitelik taşımamaktadır. Bu unsurların bir araya gelmesiyle oluşan “....” markası, içindeki kelimelerin genel anlamları itibarıyla ayırt edici niteliği düşük, sektör ve hizmet alanına doğrudan gönderme yapan terimlerden oluşmaktadır. Dolayısıyla, marka asgari seviyede bir ayırt edicilik kazanabilmiştir; ancak güçlü veya özgün bir ayırt edici nitelik taşımamaktadır.
Davalı şirkete ait redde mesnet markalar ise, “...” ibaresinden oluşmakta olup, bunlardan biri sade bir kelime markası, diğeri ise “IP” ibaresinin “O” harfinin içine konumlandırıldığı grafiksel bir düzenleme içeren markadır. Her iki marka da algılanma biçimi itibarıyla “...” olarak okunmakta olup, davalı şirket markaları da ayırt edici niteliği zayıf ve sektör içerisinde yaygın kullanılan ibarelerden oluşmaktadır. Bu nedenle, davalı şirket markalarının, bir bütün olarak esas unsur niteliği taşıdığı değerlendirilmiştir.
Dava konusu markada, davalı şirketin “...” ibareli markası aynen kullanılmış olup, bu ibarenin önüne “....” kelimesi eklenmiştir. Ancak, “...” ibaresinin de hukuki hizmetler sektöründe sıkça kullanılan, anlam olarak genel ve açıklayıcı nitelikte bir terim olması sebebiyle, dava konusu markaya ayırt edici nitelik katmamıştır.
Dava konusu marka başvurusunun, davalı şirkete ait “...” ibaresini aynen içerdiği ve bu ibarenin önüne ilgili sektörde yaygın kullanılan, ayırt edici niteliği düşük “...” kelimesinin eklenmesinin, tüketicilerde karıştırılma ihtimalini ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde azaltacak yeterlilikte olmadığı; neticede, dava konusu marka başvurusunun, davalı adına tescilli markayı birebir içermesi nedeniyle, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu kanaatine varılmıştır.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.
Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.
Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır.
Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Somut olayda, dava konusu “Hukuki hizmetler (sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil.)” bakımından ilgili tüketici kitlesi, genellikle sınai ve fikri mülkiyet alanında hak sahibi olan ya da bu alanda hak elde etmek isteyen gerçek ve tüzel kişilerden oluşmaktadır. İlgili tüketici kitlesi; marka, patent, tasarım gibi hakların tescili, korunması ve uygulanması süreçlerinde profesyonel hukuki destek arayan şirketler, girişimciler, buluş sahipleri, tasarımcılar ve yaratıcı sektör temsilcilerini kapsamaktadır. İlgili tüketici kitlesi, bu hizmetleri alırken genellikle yüksek düzeyde dikkat ve özen gösteren, konuya ilişkin belirli bir bilgi düzeyine sahip profesyonellerden oluşmakla birlikte, hukuki terim ve süreçlere tamamen hâkim olmayan kimseleri de içermektedir. Dolayısıyla, dava konusu hizmetler bakımından ilgili tüketici kitlesinin, ortalama ve ortalamanın üstünde bilgi ve dikkat seviyesine sahip olduğu değerlendirilmiştir.
Neticede, işbu davanın konusunu oluşturan mal ve hizmetlerin, davalı şirketin redde mesnet markalarının kapsamında hali hazırda yer aldığı, dolayısıyla değerlendirilen taraf markaları arasında emtia bakımından yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, davalı şirketin redde mesnet markalarının “...”, dava konusu marka başvurusunun ise ....ibaresinden oluştuğu, gerek dava konusu markanın gerekse davalı şirket markalarının ayırt edici niteliği zayıf ibarelerden oluşan asgari seviyede ayırt edici nitelik kazanmış markalar olduğu, zira “...” ibaresinin her sektörde kullanılan bir ibare olduğu, ....” ibarelerinin ise hukuki hizmetler bakımından sektörde kullanılan ibareler olduğu, bununla birlikte, davalı şirket markalarının salt “...” ibaresinden oluştuğu ve dava konusu marka başvurusunun da davalı şirket markasını aynen içerdiği ve kapsamında ayırt edici hiçbir unsura yer vermediği, dava konusu markayı davalı şirket markalarından farklılaştırmadığı, markaya yeni bir anlam katmadığı gibi ortaya yeni bir kompozisyon da çıkmadığı, bir diğer ifade ile davalı şirket markalarından edinilen izlenimin dava konusu markada devam ettiği, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür emtia üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan hizmetlerin, davalı şirketin redde mesnet kabul edilen markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, taraf markaları arasında görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, taraf markaları arasında, dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2025
Kâtip Hâkim ...
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır