Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, "Osteocare" markası sahiplerinin takviye edici gıda sektöründeki "S1 Osteoline" markasının benzerlik, karışıklık ve kötü niyet iddialarıyla hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine ilişkin davasını karara bağlıyor.
Özet: Davacıların takviye edici gıda sektöründeki "osteocare" markasının tanınmışlığını ve pazar liderliğini ileri sürerek, davalıya ait "osteoline" ibareli benzer içerikteki markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak kendi markalarıyla karıştırılma ihtimali taşıdığını, kötü niyetle tescil edildiğini ve haksız rekabete yol açacağını iddia ederek hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ettiği; davalının ise markaların farklı olduğunu, "osteo" ibaresinin genel kullanımda zayıf nitelikte olduğunu ve karıştırılma riski bulunmadığını savunarak davanın reddini istediği bir marka hükümsüzlüğü davasıdır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/461 Esas - 2025/373

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/461
Karar No : 2025/373
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 04/11/2024
Karar Tarihi : 02/10/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 02/10/2025
Davacılar vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacılar vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilleri tarafından davalı şirkete ait .... sayılı “s1 osteoline kalsiyum, magnezyum, çinko, vitamin d içeren takviye edici gıda .... ... ibareli marka başvurusuna itiraz edildiğini, itirazların nihai olarak ....’nin “osteocare” markasını ilk kez 1988 yılında piyasaya sunduğunu, 1994 yılından bu yana .... tescilli olduğunu, .... nezdinde tescilli olduğunu, müvekkillerine ait markaların ....ve dünyada tanınmış markalar olduğunu, müvekkili ürünlerinin kemik bakımına ilişkin takviye edici gıdalar arasında pazar lideri konumunda olduğunu, dava konusu “osteoline” markasının müvekkili markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak ciddi şekilde benzer olduğunu, markaların aynı ve aynı türdeki sınıfları kapsadığını, ürünlerin hitap ettiği tüketici kesiminin aynı olduğunu, aynı dağıtım kanalları kullanılarak aynı platformlarda satışa sunulacak reçetesiz ürünler olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, tescili halinde haksız rekabete ve müvekkili markasının zarar görmesine sebebiyet vereceğini, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili şirketlerin “osteocare” markasının gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkillerine ait “osteocare” markalı ürünlerinin kullanım sebebiyle ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandığını ifade ederek, .... sayılı ve ".... magnezyum, çinko, vitamin d içeren takviye edici gıda bmt nutritional supplements" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; taraflara ait markaların kavramsal, görsel, işitsel bakımdan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden birbirilerinden farklı markalar olduğunu, dava konusu marka başvurusunda “S1” ibaresinin baskın olarak yer aldığını, markalar arasında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin “kemik” anlamına geldiğini, bu ibarenin kemikleri güçlendirici vitaminlerde yaygın olarak kullanılan zayıf nitelikte bir ibare olduğunu, ilaç markaları söz konusu olduğunda ürünlerin asıl tüketicisinin ve hedef kitlesinin bu ürünleri reçete eden doktorlar ve reçeteli ilaçların satışını yapan ecza depoları ve eczacılar olduklarının kabul edildiğini, ilaç markalarında bir harf farkının dahi iltibası önleyebileceğini, taraf markaları arasında ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali bulunmadığını, somut olayda tanınmışlık hususunun uygulanmasını gerektirecek şartların gerçekleşmediğini, davacı tarafın tanınmışlık iddiasını ispatlayamadığını, davacının kötü niyet iddiasını da ispat edemediğini, .... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirkete usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, davalı şirket ve vekilinin dosyada mevcut bir cevabına rastlanmamıştır.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacılar ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacıların tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... .... çinko, vitamin d içeren takviye edici gıda bmt nutritional supplements" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu ....kalsiyum, magnezyum, çinko, vitamin d içeren takviye edici gıda bmt nutritional supplements" ibareli marka için davalı tarafından 15/09/2022 tarihinde 03 / 05 / 35.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, .... 19.09.2022 tarih ve .... sayılı kararı ile SMK 5/1(f) maddesi uyarınca kısmen reddedilmiş olup, başvuru kapsamından “Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.” mal/hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiği, marka başvurusu kapsamında kalan mal ve hizmetler bakımından 27.09.2022 tarihli 405 sayılı ... "...." ibareli markalarına dayanılarak itirazda bulunduğu, davacı şirketlerin yayıma itirazlarının .... sayılı kararı ile her iki itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Davacı .... sayılı marka hükümden düştüğünden değerlendirmede dikkate alınmamıştır.
Dava konusu marka başvurusu 03, 05 ve 35. sınıf mal ve hizmetler bakımından tescil edilmek üzere başvuruya konu edilmiştir. Davacılara ait markalar ise 05: sınıf emtialar bakımından tescillidir.
Dava konusu marka kapsamında yer alan 05. Sınıf emtia ile davacılara ait markalar kapsamındaki 05. Sınıf emtia, ayniyet taşımaktadır.
Dava konusu marka kapsamında yer alan “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri ise, davacılara ait markalar kapsamında yer alan 05. Sınıf emtia ile benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir.
Neticede, dava konusu marka kapsamında yer alan 05. Sınıf emtianın tamamı ile (05. Sınıf emtia satışına özgülenmiş) 35/05 alt sınıf hizmetler bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu, “bmt nutritional supplements s1 osteoline kalsiyum, magnezyum, çinko, vitamin d içeren takviye edici gıda” ibaresinden oluşmakta olup, markada yer alan kelimeler farklı satırlarda, farklı punto büyüklükleri ve renkler kullanılarak tasarlanmıştır. Markanın görseline bakıldığında, ön planda tutulan ve tüketici algısında daha fazla dikkat çeken unsurların ...”, “...” ve “...” ibareleri olduğu anlaşılmıştır. Buna karşılık, “nutritional supplements”, “kalsiyum, magnezyum, çinko, vitamin d içeren takviye edici gıda” gibi ifadeler hem oldukça küçük punto ile yazılmış hem de anlam itibarıyla doğrudan ürünün türü ve içeriğini tanımlayan açıklayıcı ibareler niteliğinde olup, marka vasfı taşımamaktadır.
Dava konusu markada en üst sırada ve en belirgin şekilde yer alan ...” ibaresi, konumlandırılması ve görsel vurgusuyla üst marka/çatı marka algısı yaratmakta, markanın ticari kaynağını vurgulayan ana unsur olarak öne çıkmaktadır. “S1” ibaresi ise, daha çok ürünün çeşidini veya serisini belirtir nitelikte tali unsur niteliğindedir. Buna karşılık, “...” ibaresi, gerek görsel baskınlığı gerekse markanın bütününe sağladığı ayırt edici katkı nedeniyle markanın esas unsuru olarak değerlendirilmiştir.
“...” ibaresi doğrudan anlamlı bir kelime olmamakla birlikte, “...” ve “...” olmak üzere iki ayrı anlamlı kelimenin birleşiminden meydana gelmektedir. “...” kelimesi Yunanca kökenli olup “kemik” anlamına gelmektedir; her ne kadar ... yaygın bir dil olmasa da, tıbbi ve sağlık alanında “...” ibaresi özellikle kemik sağlığıyla ilişkili ürünlerde ve hizmetlerde yaygın kullanım alanına sahip olup, ilgili tüketici kitlesi tarafından bilinen bir ifade haline gelmiştir. “... kelimesi ise İngilizce kökenli olup “çizgi” veya “hat” anlamına gelmektedir. Bu bağlamda “...” ibaresi, kelime bileşimi bakımından sağlık ve özellikle kemik sağlığı ile ilişkilendirilebilir bir çağrışım oluşturmaktadır.
Davacı ....” ibaresinin yanı sıra “yaşam boyu kemik sağlığı”, “original” gibi tali nitelikteki açıklayıcı veya tanıtıcı ibareleri ya da “vitabiotics” gibi ikinci bir esas unsuru içermektedir. Ancak her iki davacıya ait markalarda da tüketici nezdinde asıl dikkat çeken ve markanın kaynak gösterme işlevini üstlenen esas unsur ya da esas unsurdan biri, ayırt edici niteliği düşük de olsa “....” ibaresi, iki anlamlı kelimenin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş ve asgari seviyede ayırt edici nitelik kazanmış bir markadır. İbarede yer alan “...” kelimesi, daha önce belirtildiği üzere Yunanca kökenli olup “kemik” anlamına gelmektedir ve özellikle sağlık sektöründe kemik sağlığına atıf yapan ürün ve hizmetlerde yaygın şekilde kullanılan bir ibaredir. “...” kelimesi ise İngilizce kökenli olup “bakım, ilgilenme, tedavi” anlamlarına gelmekte ve sağlıkla ilgili markalarda sıklıkla rastlanan jenerik bir terimdir.
Bu çerçevede, hem “...” hem de “....” ibarelerinin sağlık ve özellikle kemik sağlığı alanında doğrudan anlam ifade eden, tanımlayıcı nitelikte ifadeler olduğu anlaşılmıştır. Bu tür ibarelerin, sektörel bazda birçok işletme tarafından serbestçe kullanılabilecek terimler olduğu kabul edilmekte olup, bu kapsamda ayırt edici karakterlerinin zayıf olduğu değerlendirilmiştir. Sektörde yaygın kullanıma sahip olan ibarelerin tek başına marka tekelini oluşturması mümkün değildir. Salt “...” gibi zayıf ayırt edici unsurların taraf markalarında ortak unsur olarak bulunması, karıştırılma ihtimaline yol açmayacaktır.
Ayırt edici gücü zayıf olan markaların, karıştırma ihtimali de daha az olacaktır. Markanın ayırt etme gücünün zayıflığı, marka tescili sırasında olabileceği gibi, sonradan da oluşabilir. Zayıf markaların koruma kapsamı dar olduğundan, bir harf farklılığı ya da bir şekil unsurunun varlığı, karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırabilir. Nitekim .... markası arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığına yönelik karar onanmıştır.
Ayırt ediciliği düşük bir markayı seçen marka sahibinin, rakiplerinin de aynı veya benzer tanımlayıcı unsuru içeren markaları kullanmaya eşit derecede hakkı olduğunu kabul etmesi gerekir.
Neticede, davacılara ait markalar ile davalı şirket markası, ortak olarak “...” ibaresini içermekte ise de, “... ibarelerinin, 5. sınıf emtia ve bu emtianın satışı hizmetleri bakımından, sıklıkla kullanılan bir ibare olduğu ve ayırt edici gücünün zayıf olduğu, bu ibarenin ortaklığının markaları benzer kılmayacağı, markaların bütünsel olarak farklılaştığı, dolayısıyla “...” ibaresinin ortaklığının, aynı/benzer olarak değerlendirilen hizmetler bakımından somut olayda karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, bu nedenle somut olayda “markaların benzer olması” şartının sağlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.
Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.
Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır.
Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, “....” bulunan ve işbu davanın konusunu oluşturan ürünler, 05. Sınıf emtia ve bu emtianın satışına yönelik 35/05 sınıf hizmetlerdir. Taraf markaları davaya konu 5/1 ve 5/3 altsınıfta bulunan "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç): diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri." emtiaları ve bu emtiaların satışı hizmetleri, doktorlar, veterinerler, eczacılar ve diş hekimlerine hitap eden emtialar olup, söz konusu uzman kimselerin bilinç düzeyi dikkate alınarak iltibas değerlendirmesi yapılması gerektiği, buna karşılık bu emtialar haricinde kalan emtiaların ise, salt ihtisas sahibi bilinç düzeyi yüksek kimselere hitap etmedikleri, içerisinde farklı sosyo-ekonomik toplumsal kesimlerden gelen bireylerin oluşturduğu halk kesimine de hitap ettikleri, ilgili tüketicinin makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı olduğu değerlendirilmiş olup,
Neticede; dava konusu marka kapsamında yer alan 05. Sınıf emtianın tamamı ile (05. Sınıf emtia satışına özgülenmiş) 35/05 alt sınıf hizmetler bakımından taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı, değerlendirilen taraf markaların “...” ibaresini ortak olarak içerdiği, fakat bu ibarenin aynı/benzer olarak değerlendirilen mal ve hizmetler bakımından ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu, ayırt edici niteliği düşük bir ibareyi marka olarak seçen kişilerin, bu ibarenin farklı unsurlar ile birlikte 3. kişiler tarafından tescil edilmesine engel olamayacağı, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer unsurlar nazarında hiçbir ortak unsur bulunmaması, esasen davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi de olmadığı, taraf markalarının “...” kelimesine eklenen ikinci unsurlar bakımından farklılaştığı, dava konusu markada “...” ibaresinin ön plana çıkarılmamış olduğu, dolayısıyla "...” ibaresinin ortaklığının karıştırılma ihtimaline yol açmayacağı, esas unsur olarak “...” ibaresini içeren dava konusu markanın, davacı markalarından yeterince uzaklaştığı, markaların bütünsel değerlendirmesinde, dava konusu marka başvurusunu davacı markalarına yakınlaştıracak herhangi bir unsurun bulunmadığı, dava konusu mal ve hizmetler bakımından ilgili tüketicinin bilgi ve dikkat düzeyinin de düşük olmadığı, bütün olarak bakıldığında, dava konusu markanın davacı markalarının imajından uzaklaştığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, somut olayda, markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları Bakımından Değerlendirme:
6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir(.... Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır; Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi, Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu, Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu, Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü, Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları, Markanın ekonomik değeri. Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir.
6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan, Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek, Markanın itibarına zarar verebilecek, Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir.
Somut uyuşmazlık bakımından değerlendirildiğinde, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığın ispatına yönelik Türkiye’de gerçekleşen tanıtım faaliyetlerine ilişkin itiraz aşamasında dosyaya herhangi bir belge, ilan, reklam harcaması, haber, dergi vb. tanıtım malzemesi sunulmadığı, dolayısıyla tanınmışlığın değerlendirilebileceği herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.
Somut olayda, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı yukarıda değerlendirilmiştir. Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi, kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren başka bir beyan veya kanıt sunulmamıştır. Bu nedenle, velev ki markalar arasında karıştırılma ihtimali olsa dahi, -somut olayda böyle bir durum söz konusu değildir- davalının markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet ve hükümsüzlük sebebi oluşturmadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu marka kapsamında yer alan 05. Sınıf emtianın tamamı ile “35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri, protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri bakımından taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet/benzerlik bulunduğu, davacıya ait markalar ile dava konusu marka başvurusunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacıların tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararının yerinde olduğu ve iptali koşulunun oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşulunun oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacı ....'den alınarak hazineye irad kaydına,
Davacıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, davacılar vekilin ve davalı kurum vekilinin yüzlerine karşı, davalı şirket vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.02/10/2025
Kâtip Hâkim .....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır