Kasko sigorta poliçesi kapsamında park halindeki araçta oluşan hasar bedelinin tahsili amacıyla açılan maddi tazminat davası, sigorta şartlarına aykırılık ve görevsizlik savunmalarıyla.
Özet: Açılan bu dava, davacının kasko sigorta poliçesiyle sigortalı park halindeki aracının 23.06.2019 tarihinde uğradığı hasar nedeniyle davalı sigorta şirketinden 6.214,00 TL tazminat talebini konu almaktadır; davalı şirket ise, sigortalının kaza sonrası sorumluluklarını yerine getirmediğini, kasko genel şartlarına aykırılık bulunduğunu, talep edilen bedelin fahiş olduğunu ve dolayısıyla herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını savunmakta, görevsizlik itirazında bulunmaktadır; mahkeme, Türk Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümleri uyarınca, davacının zararı, haksız eylemi ve illiyet bağını ispat etmesi gerektiği prensibinden hareketle, tarafların iddia ve savunmalarını değerlendirerek sigorta sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat talebi hakkında karar verecektir.

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/1082 EsasKARAR NO : 2020/32DAVA : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)DAVA TARİHİ : 05/11/2019KARAR TARİHİ : 21/01/2020Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı şirket tarafından 24.01.2019 tarih ve...numaralı kasko sigorta poliçesiyle sigortalı olan davacıya ait ... plakalı aracın 23.06.2019 tarihinde park halindeyken hasara uğratıldığını, dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, soyut tahminlerle hasarın reddedilmesinin doğru olmadığını, kaza sonrası aracın davalı şirketin anlaşmalı servisine çekildiğini, anlaşmalı servisin hasar tespit raporu olduğunu, iki lastiğin değiştirildiğini ve 750 TL ödendiğini bildirmiş, 6.214,00 TL kasko tazminatının 23.06.2019 tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle davalı şirketten alınmasına, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Sigortalının kaza sonrasında Kasko Genel Şartlarına aykırı olarak sorumluluğunu yerine getirmediğini, işbu dava konusunun hasar nedeniyle müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde kusur oranlarının maddi gerçeğe uygun şekilde tespit edilmesi adına dosyanın Adli Tıp Kurulu Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderilmesinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacının talep ettiği hasar bedelinin fahiş olduğunu ve bu yüzden kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili şirketin ancak ve ancak sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limitleri ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere dava konusu aracın hususi kullanıma tahsis edildiğini müvekkili şirket aleyhine avans faiz işletmesi talebinin reddi gerektiğini bildirmiş, işbu davaya tüketici mahkemeleri tarafından bakılması gerektiğinden davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER :1-... Anonim Şirketine ait... numaralı Kasko Poliçesi ve ...umaralı hasar dosyası2-Tramer Kayıtları3-Trafik Tescil ve ruhsat belgeleriDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :Açılan dava, 23/06/2019 tarihinde gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacıya ait olan dava konusu ... plakalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle hasar bedelinin aracın kasko sigorta poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketinden tahsiline yönelik maddi tazminat talebine ilişkindir.Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50.maddesinde ise; ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları ; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir.6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde mutlak ticari davalar belirtilmiş, aynı yasanın 5/(1) bendinde de aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu, 5/(3) bendinde asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı şeklinde düzenleme yapılmıştır.Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3411 Esas 2018/12817 Karar sayılı ilamında aynen; ''.....Taraflar arasında akdi bir ilişki olup davalının sorumluluğunun kaynağı davacıyla yaptığı kasko sigorta sözleşmesine aykırılıktır.Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınmalıdır.Davalı şirket ile davacı arasındaki ilişki ise 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklanmakta olup dava tarihi 10.06.2014'dür.Bu nedenle davacının açtığı tazminat davasında Tüketici Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.....'' denilerek kasko sigorta poliçesinden kaynaklı olarak tacir vasfı olmayan gerçek kişi tarafından açılan davalarda tüketici mahkemesinin görevli olduğu belirtilmiştir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/k. maddesine göre; "Tüketici: ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi" ifade eder. Tüketici işlemi ise Kanunun m. 3/l.bendinde tanımlanmıştır. Buna göre tüketici işlemi, mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemni kapsar. Tüketici işleminden kaynaklanan uyuşmazlığın veya sözleşmenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. ve 5. madde hükümleri kapsamında kalan, kanunda özel olarak düzenlenen ve ticari dava sayılan bir sözleşmeden kaynaklanmasının herhangi bir önemi yoktur. Aynı Kanun'un Diğer Tüketici Sözleşmeleri başlıklı 49/(1). maddesinde, finansal hizmetlerin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade ettiği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmenin ise finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu, aynı Kanun'un 83/2. maddesinde, taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanun'un 73/1.maddesinde ise, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu düzenlemesi yer almaktadır. Yukarıda açıklanan kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere somut uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemeleri görevlidir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olduğundan (HMK m.1) yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilir. ( Emsal mahiyette; Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 01/05/2016 tarih 2015/10238 esas 2016/4889 karar ve yine 11. HD'nin 15/06/2016 tarih 2016/6247 esas 2016/6612 karar ve 11.HD'nin 18/01/2016 tarih 2015/15629 E. 2016/436 K. sayılı içtihatları).Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.Dava şartları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114.maddesinde düzenlenmiş olup, aynı maddenin 1-c. fıkrasında mahkemenin görevli olması da dava şartlarından sayılmıştır.Yine aynı kanunun 115.maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, dava konusu araca ait ruhsat fotokopisi, dava konusu araca ait olarak davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen sigorta poliçesi ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde 23/06/2019 tarihinde gerçekleşen maddi hasarlı trafik kazası neticesinde davacıya ait olan dava konusu... plakalı araçta meydana gelen hasar nedeniyle hasar bedelinin aracın kasko sigorta poliçesini düzenleyen davalı sigorta şirketinden tahsiline yönelik maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden tahsilini talep ettiği, tarafların arasındaki kasko sigortası poliçesi çerçevesinde davacının tüketici sıfatını haiz olduğu, yine taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici işlemi olduğu, 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 73/1.maddesinde düzenlendiği üzere tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, dava şartları 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlendiği, aynı maddenin 1-c. fıkrasında mahkemenin görevli olmasının yer aldığı, aynı Kanun'un 115. maddesinde ise Mahkemenin dava şartlarının varlığını yargılamanın her aşamasında re'sen gözeteceğinin ve dava şartlarının bulunmaması durumunda davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği, belirtilen çerçevede iş bu davaya bakmakla görevli Mahkemenin İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, açılan davanın görev dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/1-k. maddesi atfiyla aynı Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca İzmir Nöbetçi Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20.maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ'NE GÖNDERİLMESİNE,4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekili ile davalı Vekili olduğunu beyan eden Av....un yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 21/01/2020Katip ...E - imzalıdır Hakim ...E - imzalıdır