Ankara 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde, tanınmış bir fintech markasının yeni tescilli benzer markayla karıştırılma ihtimali nedeniyle YIDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkin davası.
Özet: Finansal ve yazılım hizmetleri sektöründe tanınmış bir markaya sahip olan davacı fintech firması, kendi tescilli ve yaygın markasıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak çok benzer, karıştırılma ihtimali yüksek olan yeni bir markanın tescilinin hükümsüz kılınması ve sicilden terkin edilerek ilgili YİDK kararının iptali istemiyle dava açmıştır; davacı, markaların tek harf farkı olmasına rağmen emtiaların benzerliği ve tüketici kitlesinin aynı olması nedeniyle karıştırılacağını, alan adı tescili ve haksız rekabet hükümlerini de ihlal ettiğini savunurken; davalılar ise markalar arasında ortalama tüketici nezdinde herhangi bir iltibas yaratacak benzerlik bulunmadığını, tüketicilerin markaları farklı ticari kaynaklardan gelen bağımsız isimler olarak algılayacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/459 Esas - 2025/344
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2024/459Karar No : 2025/344....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi : 01/11/2024Karar Tarihi : 24/09/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 24/09/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilin sektörde tanınmış .... markasına benzer olan davaya konu .....’nin gözetimi ve denetimi altında lisanslı bir kuruluş olarak, 36. sınıfta yer alan “finansal ve parasal hizmetler” kapsamında faaliyet gösteren bir ödeme ve elektronik para kuruluşu olduğunu, hizmetlerini 9. sınıf kapsamındaki yazılımları ve mobil uygulamaları ile sunduğunu, müvekkilinin tanınmış olduğunu, İnstagram’da neredeyse 100.000 takipçisi bulunduğunu, .... en hızlı büyüyen fintek şirketi” unvanını aldığını, aynı zamanda 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu kapsamında Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun kararı doğrultusunda üye işyerleri ile doğrudan anlaşma yapabilme iznine de sahip olduğunu, davaya konu .... markasının ilk harfleri haricinde, diğer 4 harfi birebir aynı olduğunu ve bu 4 harfin sıralanışlarının da aynı olduğunu, bu kapsamda, markaların görsel açıdan benzer olduklarını, baş kısımlarındaki farklı harflerin “sert ünsüz” harfler olduğunu, fonetik açıdan farklılaştırmadığını, hitap ettiği tüketici kitlesi tarafından karıştırılacaklarını, ... ibaresinin yalnızca 36.sınıftaki ürünler için “tanımlayıcı” nitelikte kabul edilebileceğini, ancak dava konusu markanın 9.sınıfı kapsaması dolayısıyla ... ibaresinin 9.sınıftaki ürünler açısından ayırt edici niteliğinin orta düzeyde olduğunu, dolayısıyla “tanımlayıcı” sayılamayacağını, ... ibaresinin kullanılmasının sektör pratiği haline geldiğini, sektörde X+... şeklinde kurgulanan markaların neredeyse tamamı için markanın “X” şeklindeki ön adı ile anılmadığı, ... ibaresinin de markanın bütününü oluşturduğunu, bu nedenle davaya konu ... markası ile müvekkiline ait ... markalarının da “.... olarak algılamayacağını; markaları gören herkes “...” ve “...” olarak bileceğini, davadaki markaların “...” kısmı tali unsur olarak kabul edilse ve markaların yalnızca “.... kısımları benzerlik incelemesine tabi tutulsa dahi; başlangıç kısmındaki benzerlik, karıştırılma ihtimali incelemesinde dikkate alınan faktörlerden yalnızca bir tanesi olup, somut olay bakımından aralarında tek harf farkı bulunduğunu, emtiaların birebir aynı olduğunu, ilgili tüketici kesiminin aynı olduğunu, rekabet halindeki ürün ve hizmetler olmaları gibi birçok unsur birlikte değerlendirildiğinde, davalı markası ile müvekkil markasının karıştırılacak derecede benzer olduğunu, müvekkili markalarının tescilli olduğu 36. sınıfta yer alan “Finansal ve parasal hizmetler” ile 09. sınıfta yer alan ürünlerin benzer nitelikte olduğunu, davaya konu marka başvurusunun, müvekkilin markaları haricinde, alan adı tescili ve haksız rekabet hükümlerinden doğan fikri mülkiyet haklarını da ihlal ettiğini, www.....com.tr alan adının da sahibi olduğunu ifade ederek, .... ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı .... vekili cevaplarında özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, Davalının markası ile davacının itiraza mesnet markalarını karşılaştırdıldığında ortalama tüketici nezdinde markalar arasında görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, ilgili tüketicilerin başvuruya konu "..." ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahıs vekili cevaplarında özetle; ilgili tüketicilerin başvuruya konu "..." ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceğini, müvekkili tarafından başvurusu yapılan "...." algısı oluşturma kastıyla konulduğunu, yazım şeklinden de tüketiciye bu algıyı oluşturduğunu, "i" harfinin matematikte integrali belirtmek için kullanılan sembolle ifade edildiğini, P ve S harflerinin fonetik olarak farklı olduğunu, ödeme-finans alanında faaliyet gösteren firmanın isminde ... ibaresinin yer almasının hangi alana ait olduğunu gösterir nitelikte olup başka bir markayı çağrıştıracak nitelikte olmadığını, markaların başlangıç kısımlarının farklı olduğunu, davaya konu markanın hitap ettiği tüketici kitlesinin tamamen bilinçli tüketici olduğunu, ... bir ödeme platformunu temsil ederken, ... bu tip platformların otomatlarda kullanılan kredi kartı okuyucu cihazlar ile entegrasyonunu sağladığını, bu nedenle tüketici gruğlarının ayrıldığını, müvekkili markası salt otomat sahiplerine hizmet sunarken davacının ise daha çok bireysel tüketicilere hitap ettiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık ve kötü niyet itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu...." ibareli marka için davalı tarafından 10/02/2023 tarihinde 09.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının ...." ibareli markalarına dayanılarak itirazda bulunduğu, davacı şirketin yayıma itirazı.... tarafından reddedildiği, karar üzerine davacının yeniden itirazda bulunduğu, ... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu markada yer alan “Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri” malları davacının .... sayılı markasında aynen yer almaktadır. Öte yandan günümüz koşullarında finans-bankacılık alanında teknolojik gelişmelerin yaşandığı ortadadır. Ancak bir bankanın işlemlerinde bilgisayar kullanması durumunda bankacılık hizmeti ile bilgisayar arasında bir benzerlik kurulması oldukça zorlamadır. Günümüzde neredeyse tüm sektörler bakımından teknoloji kullanımı birinci sıradadır ve hiçbir tüketicinin bu mal ve hizmeti karıştırması mümkün gözükmemektedir. Giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler) cep telefonları, tabletler üzerinden bankacılık veya ödeme hizmetleri sunulması gibi durumlar, bir noktada "finansal hizmet" ile "elektronik cihaz" arasında bir etkileşim yaratır. Ancak bu etkileşim, cihazın kendisi ile finansal hizmetin emtia benzerliğini sağlamaz. Ancak dava konusu markada yer alan “Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri.” ile finansal hizmetler arasında birbirini tamamlayıcılık ilişkisi bulunduğu ortadadır. Buradaki benzerlik durumu yukarıdaki örneklendirilen bilgisayar/cep telefonu/tablet emtia benzerliğinden farklıdır. Zira para çekme-yatırma gibi durumlar finans ve bankacılık sektörünün neredeyse ilk aşaması olup, tüketicinin birebir .... kullanması gereklidir. Burada birbirini birebir tamamlayan mal ve hizmet ilişkisi bulunmaktadır. Ancak, cep telefonlarından bankacılık alanında işlem yapabilmek yukarıdaki gibi bir tamamlayıcılık ilişkisi değildir. Aksi halde cep telefonuna yüklenen her aplikasyonla o hizmeti veren arasında bir benzerlik kurulması mümkün olacaktır ki bu olağan bir durum değildir. Bu nedenle birebir ayniyet gösteren mallar dışında ek olarak sadece “Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri.” bakımından benzerlik kurmuştur. Bu mallar bakımından SMK’da aranılan emtia benzerliği koşulunun sağlandığı kanaatine varılmıştır. Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ....kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Taraf markaları yaratım ibareler olup bir anlamı bulunmamaktadır. Ancak dava konusu markanın yazılım tarzına bakıldığında, küçük harflerle pi yazıldığı daha sonra büyük harflerle ... ibaresinin yer aldığı, böylelikle markanın algısal açıdan ikiye bölündüğü anlaşılmıştır. Bu bağlamda Pİ ibaresinin davalı dilekçesinde “pi” sayısından seçildiği ve “i” harfinin integral işareti olarak seçildiği belirtilse de her tüketicinin bunu algılayamayacağı, ... ibaresinin Türkçede “Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm; üleş, hak (I), hisse, sehim.” Anlamına geldiği, İngilizcede ise “ödeme” anlamına geldiği anlaşılmıştır. ... ibaresinin özelilikle sektörel kullanımının yoğunluğu düşünüldüğünde “ödeme” anlamında da algılanacağı değerlendirilmiştir. Davacı markalarında da Si ibaresi .... sözlüğünde “Gam dizisinde la ile do arasındaki ses.” olarak tanımlandığı ve yine ... aynı anlamlara geldiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla ister Türkçe ister İngilizce anlamında algılansın belirli ölçüde markalar arasında farklılık bulunmaktadır. Ancak yine de markaların bölünmezliği ilkesinden yola çıkarak ....olarak bir değerlendirmede kavramsal bir değerlendirme yapmak mümkün gözükmemektedir, zira markalar anlamsız, yaratım ibarelerden oluşmaktadır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Taraf markaları Türkçe kelimeler olduğu için yazıldığı şekilde okunacaktır. .... ait .... adlı kitabın işitsel benzerlik bölümünde aynen “…İşitsel benzerlik incelemesinde dikkate edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle, sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerindeki ayniyet karıştırma ihtimaline yol açabilmektedir.” denilmektedir. Bu noktada Sİ ve Pİ hecelerinin farklı harflerle başladığı ortadadır. Her iki hecenin irdelenmesinde si ifadesinin s harfi ile başladığı, s harfinin dudakların açılması ve dilin ön dişler arasına dokundurularak çıkartılan bir ses ve harf olduğu, p harfinin her iki dudağın bir birine değdirilerek, basınçlı hava ile içerden dışarıya doğru havanın itilmesi ile patlamalı olarak çıkartılan bir harf olduğu değerlendirilmiştir. S harfinin benzeri olan sessiz harflerin z, ş olduğu, p harfinin benzer veya ağızdan çıkartılma şekli olarak b, f, m, v harfleri ile benzer olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle kulaktaki iz bakımından Sİ ve Pİ sesinin etkisinin farklı olacağı değerlendirilmiştir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Taraf markalarının kelime markaları olduğu, ayırt edici baskın bir şekil unsuru barındırmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu markada yer alan “i” harfinin stilize bir biçimde yazılmasının markanın bütünü değerlendirildiğinde baskın bir etkisi bulunmamaktadır. ....+ değerlendirildiğinde, ... şeklinde 4 harfin aynı olduğu, bu bağlamda harfsel bakımından benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir. Bu noktada .... ibaresinin ayırt edici gücünden de bahsetmek gereklidir. Zira ayırt edici gücü yüksek olan markalarda karıştırılma ihtimali daha kolay bir şekilde ortaya çıkacakken, zayıf markalar bakımından tam tersi olacaktır. Zayıf markalar, ayırt edici gücü düşük olan, tescili istendiği mal/hizmetle alakalı olan veyahut günlük hayatta herkesçe ve her yerde kullanılan sıradan sözcüklerden seçilmiş markalar olarak tanımlanabilir. Yaratım bir ibarenin akılda kalma gücü ile sıradan, sıklıkla kullanılan bir ibarenin akılda kalma gücü aynı değildir. Bu noktada zayıf markanın koruma alanı daha dardır. Bilirkişi heyetinde bulunan bilişim uzmanınca elektronik para ve ödeme kuruluşları isimleri ve logolarının araştırıldığı, ... ibaresi günümüzde elektronik para ödeme kuruluşlarında kullanılan “ ... ...” şeklindeki tamamlayıcı genel ifade olduğunun; Türkiye'de faaliyet gösteren ödeme kuruluşlarının ve elektronik para kuruluşlarının üye olmak zorunda olduğu, tüzel kişiliği haiz ve kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olan Tödeb ( Türkiye Ödeme ve Elektronik Para Kuruluşları Birliği) teki araştırma ile birçok şirketin ... uzantılı isim kullandığı net olarak gözlemlendiği anlaşılmıştır. Bilirkişi heyet raporunun 9. sayfasında da listelen örnek elektronik para ve ödeme kuruluşlarından “...” ibaresinin ödeme kuruluşları için kullanılan genel bir ifade olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere markaların ortak unsurlarının düşük ayırt edici niteliği haiz olduğu durumlarda işaret benzerliği incelemesinde ortak olmayan unsurlar ve genel izlenim belirleyici olacaktır. Diğer bir ifadeyle, markalar düşük düzeyde ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin ayırt etme güçleri ve markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır. Markaların bütünsel olarak değerlendirilmesinde, taraf markalarının 5 harfli kısa markalar olduğu, kısa markalarda tek harf değişikliğinin bile markaları farklılaştırmaya yeteceği, zira tüketicinin markaları bir bütün halinde hemen kavrayabileceği, markaların özellikle davacının vurgulamış olduğu şekilde fonetik bir benzerlik içermediği, (bilirkişi heyetindeki bilişim uzmanının aynı zamanda “ses ve görüntülerin metne çevrilmesi” uzmanlık listesinde bulunduğu da dikkate alındığında,) fonetik olarak S ve P sesinin tınılarının farklı olduğu, özellikle kısa markaların başlangıcındaki farklılıkların daha kolay bir biçimde algılandığı, görsel olarak bariz farklılıklar bulunmasa dahi “ses görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince bu durumun bertaraf edilebileceği, özellikle ilgili tüketici kitlesinin dikkat seviyesinin oldukça yüksek olduğu, tüketicinin ödeme kuruluşu seçmeden önce araştırma yapacağı ve ilgili piyasada ... şeklindeki kullanımlara aşina olduğu, netice itibariyle de, taraf markaları arasında SMK m.6/1 anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.TANINMIŞLIK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME:6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir. 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır. Somut olayda, davacı tarafından sunulan delillerinden; alınan ödüller, haberler, kullanıcı yorumları vb. dikkate alınarak finansal teknoloji (fintek) hizmetleri alanında sektörel bilinirliği olan bir marka olarak değerlendirilebileceği; ancak, SMK 6/5 de aranılan madde korumasından yararlanamayacağı kanaatine varılmıştır.KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME: Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Somut olayda, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Dosya kapsamında, davalının kötü niyetini gösteren herhangi somut bir kanıt sunulmamıştır. Davalı markasının davacı markalarıyla karışıklığa yol açması, tek başına kötü niyet oluşturmadığı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu markada yer alan “Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. Bilet otomatları, nakit para çekme makineleri” bakımından emtia benzerliği koşulunun sağlandığı, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı markasının sektörel bilinirliğinin kabul edilebileceği, ancak, SMK 6/5 madde korumasından yararlanamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Davanın Reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı kurum ve davalı şahıs kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.24/09/2025 Kâtip Hâkim ..... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır