Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, SMK 6/1 uyarınca benzerlik gerekçesiyle reddedilen marka başvurusunun, görsel, işitsel ve kavramsal farklılık iddiasıyla iptali davasını inceliyor.
Özet: Davacı tarafın "... + ..." ibareli marka başvurusunun, davalıya ait "..." ve "..." markalarıyla karıştırılma ihtimali gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacı bu ret kararının iptali için dava açmış; başvuru markasının taç figürü, özgün yazı stili gibi görsel ve kavramsal farklılıklarına, ayırt edici unsurlarına ve ortak ibarelerin ünlü bir ressama gönderme yapan zayıf niteliğine dikkat çekerek karıştırma ihtimali olmadığını savunmuş; ret kararı veren kurum ise markaların ortak harf dizilimi, benzer genel izlenim ve aynı/benzer mal/hizmetler nedeniyle karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu belirtmiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/408 Esas - 2026/315

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/408
KARAR NO : 2026/315
DAVA : Marka ... kararının iptali
DAVA TARİHİ : 15/09/2025
KARAR TARİHİ : 24/06/2026 Yazıldığı tarih : 11/07/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Müvekkiline ait “... + ...” ibareli ... sayılı marka başvurusunun, davalı şirkete ait “...” ve “...” markaları gerekçe gösterilerek SMK m. 6/1 kapsamında reddedildiğini, ancak taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markalar arasındaki benzerlik incelemesinin yalnızca ortak harf dizilimine indirgenemeyeceğini, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, özellikle başvuru markasında yer alan taç figürü, özgün el yazısı stili, renk ve kompozisyon unsurlarının markaya farklı bir genel görünüm kazandırdığını, ayrıca “.../...” ibarelerinin, ünlü ressam ...'e gönderme yapan, sanat ve estetik çağrışımı taşıyan, bu nedenle ayırt edicilik düzeyi düşük ve ima edici/zayıf nitelikte ibareler olduğunu; zayıf markaların koruma kapsamının dar yorumlanması gerektiğini; davacı tarafın mobilya sektöründe estetik ve sanat algısının yaygın olması nedeniyle “...” kökünün sektörel çağrışım yarattığını, küçük farklılıkların dahi karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmaya yeterli olduğunu, bu doğrultuda, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılaştığını, ortalama tüketici nezdinde aynı işletmeye veya ekonomik bağlantılı işletmelere ait oldukları yönünde bir algı oluşmayacağını, markaların seri marka ya da devam markası izlenimi yaratmadığı iddia edilerek ...'nın 13.07.2025 tarih ve ... sayılı kararının iptali ile başvuru markasının tüm emtialar bakımından tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “Davacı tarafından ....'nun 13.07.2025 tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılan davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bu hususun bilirkişi incelemesi sonucunda da ortaya çıkacağını, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davacı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik diğer tarafın 2 ayrı mesnet markası dolayısıyla SMK 6/1 maddesi kapsamında iltibasa dayalı itirazının ... tarafından kabulü üzerine davacı tarafın ... nezdinde yaptığı itirazın reddi konusunda verilen ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 14.07.2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 15.09.2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... " ibareli başvurunun .... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki ... kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir.
Yapılan incelemede "..." asli/bağımsız ayırt edici unsuruna sahip işbu başvuru ile "..." asli ayırt edici unsurlu .... sayılı "...", "..." ibareli ret gerekçesi markaların aynı dizilim ile "...." harflerini içerdikleri, bu hali ile görsel, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olduğu görüşüne varılmıştır. Buna ilaveten, başvuru ile ....sayılı “...", "..." ibareli ret gerekçesi markaların 6. Madde kapsamında verilen ret kararı gereğince reddedilen mal ve hizmetler bakımından aynı / aynı tür ve benzer nitelikte mal ve hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiştir. Bu çerçevede, başvuru ile .... sayılı "...", "..." ibareli ret gerekçesi markalar arasında, 6. madde kapsamında verilen ret kararı gereğince reddedilen mal ve hizmetler bakımından karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve aynı tespit doğrultusunda ...'nca verilen ret kararı yerinde görülmüştür.
KARAR; İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.", hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle;
Bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği,
Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı,
İkame imkanlarının bulunup bulunmadığı, birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı,
Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı
hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı başvuru Markası Davalı Markaları
... + ...
20.05.2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle ; " Dava konusu ... sayılı “... + ...” ibareli marka başvurusu kapsamında yer alan 20. ve 35. sınıf mal ve hizmetlerin, davalının itiraza mesnet ... sayılı “...” ve ... sayılı “...” ibareli markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerle tamamen AYNI MAL/HİZMET olduğu, dolayısıyla SMK m.6/1 kapsamında aranan mal ve hizmet benzerliği şartının somut olayda gerçekleştiği, Bununla birlikte, taraf markaları görsel açıdan değerlendirildiğinde; başvuru markasında yer alan belirgin ... unsuru, renk kullanımı, el yazısı karakteri ve genel grafik tasarım nedeniyle, davalının itiraza mesnet markalarından önemli ölçüde farklılaştığı ve markalar arasında görsel benzerliğin düşük düzeyde kaldığı, İşitsel açıdan taraf markalarının “...” harf diziliminden kaynaklanan belirli bir ortaklık taşıdığı, ancak “...” ve “...” ibarelerinin sonlanış biçimleri ile markalarda yer alan “...” ve “...” ibarelerinin oluşturduğu fonetik farklılıklar nedeniyle söz konusu benzerliğin sınırlı düzeyde olduğu, Kavramsal açıdan ise taraf markaları arasında ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalini artıracak ölçüde ortak ve güçlü bir anlam ilişkisi bulunmadığı/benzerlik tespit edilemediği, kavramsal incelemenin karıştırılma ihtimali değerlendirmesine benzerlik yönünde belirleyici bir katkı sağlamadığı, Markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ortak "..." harf diziliminden kaynaklanan sınırlı benzerlik unsurlarına rağmen, markaların genel görünümü, bütünsel algısı, telaffuz biçimi ve tüketicide bıraktığı genel izlenim itibarıyla yeterli ölçüde farklılaştığı, bu nedenle ilgili tüketici kesiminin söz konusu markaları aynı ticari kaynaktan gelen markalar olarak algılamasının veya markalar arasında idari ya da ekonomik bir bağlantı bulunduğu düşüncesine kapılmasının beklenmeyeceği, Bu itibarla, dava konusu ... sayılı marka başvurusu ile davalının itiraza mesnet .... sayılı markaları arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, bu nedenle ....’nun 13.07.2025 tarih ve ... sayılı kararının yerinde olmadığı ve iptalini gerektirir nitelikte olduğu, kanaatine varılmıştır. " şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı firma vekilinin yeni bir heyetten rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davacının "... + ... " ibareli marka başvurusu ile davalı firmaya ait " ...." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel , sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı ;
Davacı başvurusundaki ... unsuru bariz şekilde markaya ayırt edicilik kattığı görüleceği;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/ hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davacının "... + ... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davalı firmanın " ...." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davalı firmanın "...." ibareli başvuru markalı malı/ hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı; benzerlik oluşmadığından ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davalının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/ hizmetler algısı da oluşmayacağı , yani markaları karıştırmayacağı , bu açılardan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Tüm bu sebeplerle aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğu sonucuna varılarak davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Dava konusu ...'nın ... sayılı ... kararının İPTALİNE,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacının yaptığı; 16.000,00 bilirkişi ücreti, 235,00 tebligat ücreti, 116,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 16.351,60 TL yargılama giderinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.24/06/2026
Katip ....
E imza
Hakim ....
E imza