Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, tanınmış Getir markasının benzeri iddiasıyla YİDK kararının iptali davasını inceledi.
Özet: Bir şirket, kendi tescilli ve tanınmış "getir" markaları ile davalının marka başvurusu arasında görsel, işitsel ve anlamsal tam bir ayniyet bulunduğunu, bu nedenle ilgili YİDK kararının kendi eskiye dayalı hak sahipliğini, markalarının tanınmışlığını ve davalının kötü niyetini yeterince dikkate almaması nedeniyle iptal edilmesi gerektiğini savunmaktadır; davalı ise başvuru konusu marka ile davacının markaları arasında bir benzerlik olmadığını, "getir" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu ve YİDK kararının hukuka uygun olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/455 Esas - 2025/369
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2024/455Karar No : 2025/369....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptaliDava Tarihi : 29/10/2024Karar Tarihi : 02/10/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 02/10/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA :Davacı dilekçelerinde özetle; müvekkilleri şirketin, kurye aracılığıyla perakende ürün satışı gerçekleştiren bir teknoloji platformu hizmeti sunduğunu, müvekkillerinin 03.04.2015 başvuru tarih ve ....” esas unsurlu marka tescillerinin de bulunduğunu, müvekkillerinin, 12.12.2022 tarihinde, davalıya ait.... ibareli marka başvurusunun yayınına itiraz ettiğini, .... tarafından yapılan değerlendirmenin neticesinde itirazın reddedilmesine karar verildiğini, ret kararına itiraz edildiğini,.... tarafından yapılan değerlendirme neticesinde yapılan itirazın reddedilmesine karar verildiğini, ancak davalının ....” ibareli marka başvurusunun anlamsal içeriği itibariyle belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği kanaatine varıldığından marka başvurusunun SMK’nın 5/1-b uyarınca reddine karar verildiğini, her ne kadar marka başvurusunun reddine karar verilse de .... başvuru numaralı “....tarafından verilen....sayılı kararın iptaline karar verdiğini, müvekkilleri markaları ile davalıya ait marka başvurusu arasında görsel, işitsel, anlamsal ve kavramsal olarak hiçbir farklılık bulunmadığını, aksine tam bir ayniyet halinin söz konusu olduğunu, müvekkillerine ait marka ile davalıya ait marka arasında sınıfsal ayniyet bulunduğunu, müvekkilleri şirketin, faaliyetleri ve markaları ile özdeşleşen “...” sloganının ayrılmaz bir parçası olan “....” ibaresi üzerinde eskiye dayalı gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu, müvekkillerine ait “getir” ve türevi markaların tanınmış olduğu hususu dikkate alınmadan tesis edilen kararın iptal edilmesi gerektiğini, davalının kötü niyetine ilişkin yapılan açıklamaların dikkate alınmadan tesis edilen kararın iptal edilmesi gerektiğini ifade ederek, .... sayılı kararının iptaline karar verilmesini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP :Davalı .... vekili cevaplarında özetle; başvuru konusu marka ile kuruma itiraz aşamasında ileri sürülmüş olan markalar arasında herhangi bir benzerlik olmadığını, başvuru konusu “....” ibaresinin anlamsal, görsel ve işitsel olarak tüketici nezdinde bütünüyle bıraktığı etki davacıya ait markalardan farklı olduğunu, davacı tarafın iddialarının aksine başvuru konusu markanın esas unsurunun “getir” olarak algılanmasının mümkün olmadığını, ilgili tüketici kesiminin bütün olarak algılayacağı markayı parçalara bölmesi ve marka içerisinden sadece “getir” ibaresini seçmesi ve bu ibareyi de davacı markaları ile bağdaştırmasının marka hukuku kaidelerine aykırı olduğunu, davacı markasında yer alan “getir” ibaresinin, davacı tarafından yaratılmış fantezi bir ibare olmadığını, ibarenin günlük ve ticari hayatta yaygın kullanımı, anlamı ve tasviri niteliği dikkate alındığında, ayırt edici niteliğinin doğuştan görece düşük bir kelime olduğunun görüleceğini, davalı markasında “... ibaresi yer almadığını, markaların farklı bir bütünsellik içerisinde tüketiciye sunulduğunu, emsal kararlar ve açıklamalar dikkate alındığında, başvuru konusu markanın, davacı markalarından farklı olduğunun kabulü gerektiğini, davalı markası ile davacı markaları arasında, ilgili tüketicilerin ilişki kurmasının mümkün olmadığını, .... kararının hukuka uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahısa usulüne göre tebligat yapılmasına karşın, yargılamaya bir katılımı olmadığından cevabına rastlanmamıştır.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE :Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir. Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, ... kararının yerinde olup olmadığı, davacının tanınmışlık, kötü niyet ve gerçek hak sahipliği itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının... sayılı "siz isteyin biz getirelim" ibareli marka için davacı tarafından 14/09/2022 tarihinde 29.(01-11), 30.(01-15), 35.(01-05).sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacının "getir" esas unsurlu birtakım markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, (ve dava dışı üçüncü kişi tarafından itiraz edildiği) .... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Somut olayda dava konusu marka ile davacı markalarının kapsadığı mal/hizmetlere bakıldığında, dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mal/hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın itiraz ve dava konusu edilen 29., 30. ve 35. sınıfta yer alan mal/hizmetlerinin tamamının davacı şirket markalarının tescilli olduğu sınıflarda yer alan malmallar/hizmetler/hizmetler ile aynı/aynı tür veya benzer nitelikte olduğu; taraf markaları arasında aynı/aynı tür hizmetler bulunduğu anlaşılmıştır. Davaya konu markanın, dava konusu edilen hizmetlerinin tamamı davacı yan markalarında da aynen yer almaktadır. Bununla birlikte, bir kısım mal ve hizmetler ise birbirleri ile olan bağlantısı nedeni ile benzer olduğu anlaşılmıştır. Taraflara ait markalar sadece hizmet sınıflarında değil, emtia sınıflarında da tescile konu edilmiştir. Söz konusu emtia sınıfında yer alan mallar (29. ve 30. sınıfta yer alan mallar), aynı zamanda davaya konu markanın veya davacı yanın 35.05. alt sınıfı ile benzerlik taşımaktadır. Diğer bir deyiş ile taraf markalarının 35.05. alt sınıfı, perakendecilik veya toptancılık şeklinde, müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için – diğer mallar haricinde tespit edilen 29. ve 30. sınıf - mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri şeklinde olup, gerek davacı yanın mal grubunda yer alan emtialar, gerek de davaya konu markanın mal grubunda yer alan emtialar açısından 35.05. alt sınıfında sayılan malları benzer olduğu anlaşılmıştır. Bu noktada, mallar ile o malların satışına dair hizmetler, birbirlerinin devamı niteliğinde olduğu, bir ürünü üretenin o ürünü satmasının olağan kabul edilmesi gerektiği, bu nedenle de söz konusu sınıfların benzer olduğu değerlendirmiştir. Uygulamada da bu yönde birçok karar mevcuttur. .... sayılı ilamında), “Bir ürünün marka sahibinin ürün satışı ile bu ürünle ilgili olarak mağazacılık hizmeti sunan kişiler, arzlarını aynı satış yerlerinde gerçekleştirmektedir. Aynı ürüne ilişkin olarak, ürün ve ürünün satışının gerçekleştiği hizmet arasındaki yakın bağlantı, bunların tamamlayıcı mal/hizmet olduğunu göstermektedir. Zira mağazacılık hizmeti ticaret markalı ürünlerin varlığı hâlinde söz konusudur. Bu itibarla her ne kadar ürün ile ürünün satış hizmeti aynı amaca hizmet etmese, aynı türde olmasa da bunlar tamamlayıcı oldukları için aralarında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilir. Markaların benzer olması durumunda mağazacılık hizmetlerinin sunulduğu mağaza ile burada satışı yapılan ürünlerin ticaret markası farklı kişilere ait olsa dahi tüketiciler mağazacılık hizmetinin ticaret markası sahibi tarafından verildiğini düşünebilir. Başka bir deyişle ticaret markasının ve mağazacılık hizmeti markasının farklı kişilere ait oldukları durumlarda, bunlara ilişkin işlemler farklı yerlerde yapılsa dahi, tüketiciler bunların aynı ticari işletmeye ait olduğunu düşünebilirler. Bu husus özellikle ticaret markasının kapsadığı ürünlerin, satış mağazalarında satılan ürünlerle ayniyet/benzerlik gösterdiği durumlarda söz konusu olur. Kişilerin markaların aynı kişiye ait olduklarını düşünmesi ise markanın menşei gösterme fonksiyonun zedelenmesine ve karıştırma ihtimaline yol açar” ifadelerine yer verilmiştir. Aynı şekilde, .... sayılı “....” kararında da belirli bir emtia ile söz konusu emtianın perakendeciliği hizmetinin emtia ile söz konusu emtianın sunumunun tamamlayıcı nitelik arz etmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve aynı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle benzerlik bulunduğu tespitini yapmıştır. Diğer taraftan, davacı yanın bir kısım markasında yer alan 43. sınıftaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri” ile davalı yanın markasında yer alan 29. ve 30. sınıftaki malların benzer olduğu değerlendirilmiştir. Davaya konu markada, 29 ve 30. sınıfta yer alan mallar ile 35. sınıfa ait çeşitli hizmetlerin listelenmiş olması karşısından söz konusu sınıflarda yer alan hizmetlerin müşterilerinin/alıcı kitlesinin veya son tüketicilerinin birbirlerinden farklı yaş aralıklarında, çok farklı eğitim seviyesinden, çok çeşitli kesimden olabileceği, son kullanıcılardan büyük şirketlere kadar faydalanıcı olarak görülebileceği kabul değerlendirilmiştir. Özellikle 29. ve 30. sınıftaki mallar, gıda sektörüne ait malları içermektedir. Gıda sektörü içerisinde genel olarak et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, un ve unlu ürünler, meyve ve sebze ürünleri, katı ve sıvı yağlar, şeker ve şekerli ürünler, çeşitli içecekler, fermente ürünler gibi çok farklı ve geniş bir yelpazede, hazır tüketilen gıdalar, yarı mamuller, son kullanıcıya sunulan ürünler veya bebek mamaları gibi farklı tüketici / alıcı gruplarına hitap eden malların yer aldığı anlaşılmakla, genel olarak bu mal ve mallara ait satış hizmetinin, her yaş ve eğitim seviyesindeki çok çeşitli kesimden alıcıya hitap ettiğinin kabul edilmesi gerektiği, söz konusu malların alıcılarının arasında çocukların dahi olduğu, buna göre ortalama tüketici seviyesine göre değerlendirme yapılması gerektiği, 35. sınıf için de diğer hizmetler ile birlikte perakendecilik/toptancılık hizmetleri açısından tüketici grubunun tespitine ilişkin bir genelleme yapılamamış, ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, “halk” nezdinde kabul edilmiştir. Bu kapsamda, bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın ve/veya hizmetin hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. Yasada geçen “halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İlgili tüketici belirlenirken “ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır”(...]). Çekişmeli malın ortalama tüketicisinin zihnindeki marka algısı da bu nedenle değerlendirmede dikkate alınmıştır. Bütün bu hususlar uyarınca; iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların/hizmetlerin aynılığı/benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın, dava konusu edilen mal ve hizmetleri açısından sağlanmış olduğu,Taraf markalarına bakıldığında, davaya konu markanın kelime unsurundan oluştuğu, markada “siz isteyin biz getirelim” ibaresinin yer aldığı, davacı yan markalarında ortak kelime unsuru olarak “getir” ibaresinin yer aldığı, söz konusu ibare ile birlikte “.... sayılı markalar hariç, kendine özgü yazı karakteri ve kullanılan renk ile figüratif öğeler içerdiği anlaşılmıştır.Markaların anlamlarına bakıldığında, davaya konu markanın .... olduğu, “siz isteyim biz getirelim” ibarelerini içerdiği, davacı yan markalarının ise “getir” ortak ibaresinden oluştuğu, Türkçe ibarenin anlamının “getirmek” fiilinin kökü olan “getir”, “gelmesini sağlamak, erişmek veya eriştiğini sanmak, ileri sürmek, sebep olmak, ortaya çıkarmak, iletmek, bildirmek, bir şey sağlamak, bir makama atamak veya seçmek, bir şeyi aktarmak” anlamlarına geldiği, “siz isteyin biz getirelim” / “getir” anlamsal açıdan bir yakınlık olduğunun kabulü gerektiği değerlendirilmiştir. Dosya kapsamında, ...., davaya konu kararında ayrıca, “başvurunun "siz isteyin biz getirelim" ibarelerinden oluştuğu anlaşılmış, başvurunun anlamsal içeriği itibariyle belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmayacağı, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremeyeceği kanaatine varıldığından başvurunun 6769 s. SMK'nın 5/1-(b) bendi uyarınca re'sen reddi” sonucuna varmıştır. Yapılan değerlendirmede de, “siz isteyin biz getirelim” ibarelerinin anlamsal açıdan jenerik bir slogan seviyesinde kaldığı, genel bir anlam içerdiği, tüketicinin zihninde kolayca bir ürünü/hizmeti çağrıştıracak nitelikte olmadığı, kampanya dilinde olduğu değerlendirilmiş, “siz isteyin” “biz getirelim” şeklide hizmeti tanımlar bir nitelikte olduğu; davacı yanın markalarında ortak olan “getir” ibaresinin anlamından öte yoğun kullanım nedeni ile belli bir ayırt edicilik kazandığı, bu nedenle de başvuruya konu markada yer alan “siz isteyim biz getirelim” ibarelerinde yer alan “getir” ibaresinin dikkat çektiği; Türkçe okunacak markalardaki ortak unsurların benzer şekilde okunacakları, davaya konu markada kelime unsuru dışında ayırt edici başkaca bir unsurların bulunmadığı, davacı yan markalarında da kelime unsurlarının ön plana çıktığı değerlendirilmiştir. 6769 s. SMK m.6 kapsamında yapılan değerlendirmede ise, anlamsal/kavramsal, sesçil, görsel olarak bütünsel değerlendirmeye esas olması hususu dikkate alındığında; taraf markalarında öne çıkan unsurların “siz isteyin biz getirelim” / “getir” ibareleri olduğu, markada bir veya daha fazla unsurunun baskın karakterine karar verilirken, özellikle bu unsurların her birinin asıl niteliklerinin diğer unsurların asli nitelikleriyle karşılaştırılmasına ve ayrıca ek ve yardımcı olarak çeşitli unsurların markadaki konumlarına dikkat edilmesi gerektiği...., bu doğrultuda, dava konusu markada, her ne kadar “siz isteyin biz getirelim” şeklinde bir kelime grubunun yer aldığı anlaşılmış ise de, “getir” ibaresinin davacı tarafından yoğun kullanımı neticesinde ulaşmış olduğu ayırt edicilik karşısında, her iki markada da “getir” ibaresinde vurgunun bulunduğu, taraf markalarında ayırt edici, esas unsurun görsel, anlamsal ve seçil olarak benzer olduğunun kabul edilmesi gerektiği, bu hali ile de taraf markaları arasında görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerlik bulunduğu, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacakları için, markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları(.... somut olayda ilgili alıcı kitlesinin, ortak ibarelere odaklanacağı, “markaların kullanılacağı mal ve hizmetlerin türü ne kadar yakınsa, markaların karıştırılması tehlikesinin de o kadar büyük olduğu ve yeni markanın eskisinden belirgin şekilde farklı olması gerektiği”, bu nedenle de taraf markalarının benzer olduklarının kabul edilmesi gerektiği, bu hali ile taraf markalarında yer alan işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratacağı kanaatine varılmıştır.İşaretler arasındaki benzerlik değerlendirmesi, markanın türüne, yani şekil markası, sözcük markası, ses markası veya bunların karması olup olmamasına göre birçok farklı faktör açısından yapılacak değerlendirmeye bağlı olarak tespit edilebilmektedir. Benzerliğin tespiti, markanın türüne göre farklı unsurları esas almayı da gerektirebilmektedir. Somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi tüketici açısından taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmaktadır. Diğer bir deyişle; taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzer olması, markaların bütünsel algısı bakımından ilgili tüketici nezdinde ilişkilendirilme tehlikesini gündeme getirmektedir. Bu bağlamda markaların aynı/aynı tür veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılmaları halinde halkın bu markalar arasında bağlantı kurması mümkündür. Davalının markasını gören bir tüketici, bu markayı, davacının markasın serisi, alt markası yahut yeni bir versiyonu sanabilirler. Tüketiciler bu bağlamda, farklı ticari kaynaktan geldikleri sabit olsa dahi, davacının, davalıya yeni bir marka türetme hakkı tanıdığını(davalıya bir hak ve/veya lisans verdiğini) düşünebilirler. Marka sahiplerinin ilişkilendirilmesi ve/veya arada lisans vb. bir ticari ilişki olduğunun düşünülmesi de bağlantı kurma ihtimali kapsamındadır. Tescili talep edilen mal ve hizmetlerin aynı oluşu dikkate alındığında, markaların detaylarındaki farklılıkları hatırda tutamayacak olan tüketiciler nezdinde, markalar arasında bir irtibat kurulması ve davalı markasının, davacı markası ile bağlantılı bir marka olarak algılanması ihtimali olduğu değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca; karşılaştırma konusu markaların kapsamındaki hizmetlerin aynı/aynı tür olması, iltibası artıran bir husus olarak değerlendirilmektedir. Marka işaretlerinin kapsamındaki mal ve hizmetler arasındaki ayniyet veya benzerlik arttıkça, marka işaretleri arasındaki düşük derecedeki benzerliğe rağmen, markalar arasındaki benzerlikler ön plana çıkarak markalar arasında iltibas tehlikesi artmaktadır. Nasıl ki bir mıknatısın iki ayrı kutbu birbirine belli uzaklıkta iken çekim etkisi oluyorsa ve fakat yakınlaştırdığınız zaman çekme eğilimine giriyorsa, markalar arasındaki mal ve hizmetler ile marka işareti benzeşmesi de böyledir. GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ / ÖNCELİK HAK İDDİALARI YÖNÜNDE DEĞERLENDİRME: Marka üzerindeki öncelik hakkı o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir ki buna “gerçek hak sahipliği’’ denilmektedir. Davacı şirketçe bu yönde bir delili dosyaya sunulmadığı, bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken davaya konu olan “SİZ İSTEYİN BİZ GETİRELİM” ibaresinin/markanın, davacı tarafından, tescili talep edilen sınıflar olan 29., 30., 35. sınıfta piyasada etkin bir şekilde kullanıldığına dair devamlılık arz eden bilgi veya belgenin bulunmadığı, davaya konu markanın başvuru tarihinden geriye doğru işaretin tüketici nezdinde kalıcı hâle gelmesi sağlandığını gösterir bir kanaat oluşmadığı / dosya kapsamı itibari ile ciddî kullanımın bulunmadığı, davacı şirketin, davaya konu markanın tescil talebine konu mal ve hizmet listesinde yer alan mal ve hizmetler açısından öncelik hakkına sahip olamayacağı, bu hali ile davacı şirket lehine 6769 s. SMK’nun 6/3. maddesi koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. TANINMIŞLIK İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME: Somut olayda, dosya kapsamından, davacı yanın delilleri arasında çeşitli yazılı basına konu veya internet sitelerinde yer alan haberler, emsal kararlar, bir kısım fatura örnekleri ile çeşitli görseller ile birlikte davacı markasına ait piyasa araştırması vb. tanınmışlığı işaret edecek çeşitli delilleri sunmuş olduğu, mahkemenin tecrübeleri ve Yargıtay’ın emsal nitelikteki kararları kapsamında “getir” markasının, “e-ticaret, perakendecilik” sektörlerinde tanınmış olduğu, coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde çağrışım yapacak seviyeye ulaştığı değerlendirilmiş, SMK m.6/1 kapsamında aynı / benzer görülen mal ve hizmetler haricinde davaya konu markanın 35/5. sınıfında yer alan hizmetler açısından, tanınmış olduğu sektör ile yakın bağlantı içermesi, ticari anlamda yakın ilişkili mal ve hizmetler olması nedenleri ile davacı marka sahibinin davaya konu markanın tescilinden zarar görme veya itibarında zarar meydana gelme ihtimalinin bulunabileceği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davacı lehine, itirazına dayanak 6769 sayılı SMK’nun 6/5. maddesi kapsamındaki korumadan yararlanabileceği kanaatine varılmıştır. KÖTÜ NİYET İDDİALARI YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME: Davacı tarafın, davalı marka başvurusunun kendi markasının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak yapıldığını iddia ettiği, içtihatlardan da anlaşıldığı üzere, kötü niyetin her somut olayda net olarak ortaya konması gerektiği, davalı şirketin kötü niyetinin ispatı külfetinin davacıya ait olduğu; dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir her hangi bir belge bulunmadığından bahisle davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu ve markasını tescil ettirdiği iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Davaya konu .... sayılı markanın, dava konusu edilen 29., 30., 35. sınıftaki mal ve hizmetlerinin tamamının davacı yanın itirazına / davasına mesnet markalarında yer alan malmallar/hizmetler/hizmetler ile aynı/aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, davaya konu .... sayılı davalı şahıs markası ile davacı şirketin itiraza dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunduğu, davacı şirketin gerçek hak sahipliği iddiasının yerinde olmadığı, davacı şirketin 6769 s. SMK’nun 6/3. maddesi kapsamından yararlanamayacağı, davacı yan markasının, 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında yapılan değerlendirme ile birlikte, davaya konu ....sayılı markanın tescili talep edilen 35/5. sınıftaki (tescile konu edilen bütün hizmetler olan); hizmetleri açısından, SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanabileceği, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, ....kararının iptali koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Davanın Kabulüne, ....sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 12.251,00.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahısın yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.02.10.2025 Kâtip .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdırHMK 305/A MD.'Sİ GEREĞİ DÜZELTMEMahkememizin 02.10.2025 günlü duruşmasında tesis edilen kısa kararda “..... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,” şeklinde tefhim edilmesi gerekirken, tapaj hatasıyla “... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,” olarak yazılmıştır. Maddi hata tutanağın imzalanmasından sonra fark edilmiş ve “..... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline,” şeklinde HMK 305/a maddesi gereğince düzeltilmiştir.02/10/2025 Kâtip Hâkim 41072 ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 916,00.-TL Bilirkişi Ücreti :10.000,00.-TL P.M. : 1.335,00.-TL TOPLAM :12.251,00.-TL