İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, trafik kazasında yaralanan davacının arabuluculuk sonrası sigorta şirketinden ölüm ve cismani zarar tazminatı talebi ile dava şartı itirazının incelenmesi.
Özet: Bir trafik kazasında yaralanan davacı, geri manevra yapan aracının elektrikli bisiklete çarpması sonucu oluşan cismani zararları için diğer sürücünün tam kusurlu olduğunu belirterek 4.000 TL maddi tazminat ile yasal faiz talep ederken; davalı sigorta şirketi, davacının 6704 sayılı Kanun kapsamında sigorta şirketine ön başvuru şartlarını tam olarak yerine getirmediğini, gerekli evrakları sunmadığını ve bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini savunarak, davacının maluliyet durumunun ve bakıcı ihtiyacının adli tıp kurumunca belirlenmesini istemiştir.

T.C.

İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2019/649 Esas
KARAR NO : 2020/9
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 09/10/2019
KARAR TARİHİ : 09/01/2020
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin ...n sevk idaresindeki... aracıyla ... Cad. No... önünde park halinde iken geri manevra yapıp Fatih caddesine katılacağı sırada sol şerit üzerine geldiğinde aracının arka kısımlarına sol şerit üzerinde seyir halinde olan sürücü ...ın kullandığı elektrikli bisikletin çarpması sonucunda kaza meydana geldiğini, müvekkilinin kaza sonrasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi İzmir Tepecik Eğitim ve Araşıtrma Hastanesi ile Dr. Suat Seren Göğüs Haltalıkları Hastanesinde tedavi gördüğünü, kazaya sebebiyet veren...plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin ise kusurunun bulunmadığını, 26.09.2019 tarihinde Gaziantep Arabuluculuk bürosuna başvurulduğunu, ... büro dosya numarası ...Arabuluculuk son tutanağıyla uzalışlamadığını bildirmiş, 4.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı cevap dilekçesinde; dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, 6704 Sayılı Torba Yasa kapsamında trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin zararlarının tazmini için öncelikle sigorta şirketine başvurmaları mecburiyetinin getirildiğini, başvuru şartının yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için gerekli belgelerin tamamının sigorta şirketine ibraz edilmesi ve kanunda öngörülen süre dolmasına rağmen ödeme yapılmamış olması gerektiğini, gerekli yeni bir belgenin talep edilmesi halinde sigortacının ödeme süresi yeni belgenin ibraz edildiği tarihte yeniden başladığını, davacı tarafından belirtilen evrakların ibraz edilmemesinden dolayı şirketin gerekli işlemleri yaparak tazminat miktarını belirleyebilmesi ve ödeme yapabilmesinin mümkün olmadığını, sağlık kurulu raporunun eksik olduğu davacıya iletilmiş ancak eksiklikler giderilmeden dava açma yolu tercih edildiğini, 6704 Sayılı Torba Yasa'nın dava açılış tarihi itibariyle yürürlükte bulunduğundan işbu dava kapsamında uygulama alanı bulunduğunu, davacı tarafın sigorta irketine başvuru yapmasıyla birlikte gerekli belgelerin tamamını sunarak ödeme süresinin dolmasını beklemeden dava ikame ettiğini, dava şartını yerine getirmediğini müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, davacının trafik kazası sebebiyle meydana gelmiş bir maluliyetinin olup olmadığının ve varsa oranın belirlenmesi gerektiğini, bu nedenle davanın Adli Tıp Kurumu ... İhtisas Dairesine veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anailim Dalı bölümlerine sevkinin gerektiğini, geçici iş görmezlik tazminatının bakıcı gideri ve geçici bakıcı gideri poliçesi kapsamında olmadığını, davacının dava tarihinden itibaren işleyecek afiz talebinin de haksız olduğunu, bildirmiş davanın usulden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :
1-Davalı ...Anonim Şirketi nezdinde... plakalı araca ait olarak düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sİgortası poliçesi ve hasar dosyası,
2-Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından davacı ... ait olarak düzenlenen tedavi evrakları,
3-Dr.Suat Seren Göğüs Hastalıkları Hastanesi tarafından davacı ... ait olarak düzenlenen tedavi evrakları ve epikrizi ,
4-Davacı ...'a ait iş yeri sicil dosyası ve hizmet döküm cetveli,
5-Davacı ...a ait SGK kayıtları,
6-... plakalı araca ait trafik tescil ve ruhsat kayıtları,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Açılan dava, 03/07/2019 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazasında yaralanan...ın vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı, yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, oluşmuş ise kalıcı işgöremezlik ve iyileşme sürecinde çalışamaması sebebiyle davacı ...ın mahrum kaldığı ve kalacağı gelirlerinin, ayrıca davacı...'ın yaralanması sebebiyle sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, bakıcı refakatine muhtaç ise süresinin belirlenmesi ile sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı bedelleri ile bakıcı giderleri davalı sigorta şirketinden tahsili talebine ilişkindir.
Trafik kazaları dayanağını 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'ndan alan haksız fiillerdir. Haksız fiiller meydana geldikleri anda hukuki sonuç doğurur ve zarara neden olanların zararı tazmin borcu haksız fiil tarihinde ortaya çıkar. Haksız fiilin unsuru olan zarar, zarar görenin malvarlığında rızası dışında meydana gelen azalma ile zarar verici fiil olmasa idi bulunacağı durum arasındaki farktır ve zarar haksız fiilin meydana gelmesi ile gerçekleşmiş sayılır. Zarar verenin ve diğer sorumluların zararı tazmin yükümlülüğü herhangi bir ihbara ve ihtara gerek kalmaksızın olay tarihinde doğar. Haksız fiile bağlanan hukuki sonuçlar haksız fiil tarihi esas alınarak belirlenir ve bu nedenle haksız fiillerde olay tarihinde yürürlükte bulunan hukuk kuralları uygulanır. Başka bir deyişle zararın belirlenmesinde olay tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerinin dikkate alınması gerek
Haksız fiil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 maddesinde ''Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' şeklinde düzenlenmiştir. Aynı Kanun'un 50.maddesinde ise ''Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.'' hükmü yer almaktadır.
Haksız fiil öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmakta ve unsurları ; eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak belirlenmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğması zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ve zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.
Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6.maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.
Hakim, kusurlu veya hukuka aykırı bir fiili ile başkasına zarar verenin kusur durumunu, zararın ağırlını ve oluşan durumun özelliklerini gözeterek uygun ve hakkaniyete uygun bir tazminat belirler.
Sorumluluk sigortaları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve devamı maddelerinde; ''Sigortacı sorumluluk sigortası ile, sözleşmede aksine hüküm yoksa, sigortalının sözleşmede öngörülen ve zarar daha sonra doğsa bile, sigorta süresi içinde gerçekleşen bir olaydan kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle zarar görene, sigorta sözleşmesinde öngörülen miktara kadar tazminat öder.'' şeklinde düzenlenmiştir. Sorumluluk sigortalarında sigorta şirketi tarafından zararı karşılanan kişi sigorta sözleşmesinin tarafı değildir. Sigorta ettiren kendisi ya da sorumluluğu altında bulunan kişiler tarafından üçüncü kişilere verilecek zararları sigorta şirketine ödediği prim karşılığında sigorta ettirmektedir. Sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin üçüncü kişilere vereceği zararları teminat altına alırken hem üçüncü kişiyi hem de sigortalıyı koruma altına alan bir sigorta türüdür.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1473. ve 1486. maddelerinde yapılan düzenlemeye göre sorumluluk sigortalarını isteğe bağlı sigortalar ile zorunlu sigortalar olarak ikiye ayırmak gerekir.
Tehlike sorumluluklarında üçüncü kişilerin zararının karşılanması amacıyla bazı alanlarda kamu yararı ve zarar görenlerin korunması gerekçesi ile sorumluluk sigortası yaptırmak yasal zorunluluk haline getirilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun da 1483. ve 1484. maddelerinde de zorunlu sorumluluk sigortalarında uygulanacak hükümler ayrıca düzenlenmiştir. Bu düzenlemelere göre zorunlu sigortalarda sigorta şirketinin zarar gören üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğu kanundan doğan bir sorumluluktur. Sigortacılık Kanunu'nun 13. maddesi ile bazı hallerde Bakanlar Kurulu'na da zorunlu sigortalar ihdas etme yetkisi verilmiştir. Zorunlu sorumluluk sigortalarının kamu yararı taşıması ve yapılmasının yasa ile zorunlu kılınması nedeniyle zorunlu sigortalarda zarar görenlerin korunması amacıyla bazı düzenlemeler yapılmıştır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un 48. maddesinde; ''Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır.
Mahkeme, dava açanı, davaya katılanı veya icra takibi yapanı karşılıklılık esasına göre teminattan muaf tutar.'' hükmü düzenlenmiş, Türkiye Cumhuriyeti ile arasında karşılıklılık anlaşması bulunmayan yabancı ülke vatandaşının Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinde dava açarken teminat göstermek zorunda olduğu hüküm altına alınmıştır.
Tensip tutanağının 21 numaralı ara kararı ile davacının Suriye Arap Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunduğu, Suriye Arap Cumhuriyeti'nin 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Lahey Sözleşmesi'nin tarafı olmadığı, Suriye Arap Cumhuriyet ile Ülkemiz arasında 09/04/2009 tarihinde "Türkiye Cumhuriyeti ve Suriye Arap Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması" imzalandığı, bu Anlaşmanın 13. maddesinde; "Bir Akit Tarafın vatandaşları, diğer Akit Tarafın adlî makamları önündeki işlemlerinde, salt yabancı olmaları veya diğer Akit taraf ülkesinde ikametgâhları bulunmamasından ötürü teminat akçesi (jutlıcatuııı solvi) vermekle yükümlü tutulmayacaklardır." hükmünün yer aldığı, yabancı ülkeler ile imzalanan anlaşmaların yürürlüğe giriş tarihlerinin tespitine yönelik olarak 244 sayılı Kanun'un 3'üncü maddesi çerçevesinde Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkarılmasının gerektiği, 244 sayılı Kanunun 3'üncü maddesinin 2'inci fıkrasında yer alan "Bir milletlerarası andlaşma yukardaki fıkrada söz konusu yürürlük tarihinin tesbitine dair kararnamede belirtilen yürürlüğe giriş tarihinde kanun kuvvetini kazanır." hükmü gereğince uygulamada onay süreci tamamlanmış bulunan uluslararası andlaşmaların iç hukukumuz bakımından yürürlüğe giriş tarihinin tespiti için Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkartılması gerektiği ve bu çerçevede söz konusu Anlaşmanın yürürlüğe giriş tarihinin tespitine yönelik Bakanlar Kurulu Kararnamesi çıkartılması için başlatılan sürecin henüz sonuçlandırılmadığı, bu durumda Suriye Arap Cumhuriyeti ile yapılan anlaşmanın henüz yürürlüğe girmediği, iç hukuk açısından anlaşmanın yürürlüğe girmesi için Bakanlar Kurulu Kararname sürecinin tamamlanması gerektiği anlaşılmakla, davacının yabancı uyruklu olması ve tabi olduğu Suriye Arap Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yürürlükte bulunan bir karşılıklılık anlaşmasının bulunmaması nedeni ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un 48.maddesi gereğince 5.000,00-TL teminatın mahkememiz veznesine yatırılması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verilmiş, belirtilen teminatın verilen kesin süre içerisinde mahkememiz veznesine yatırılmaması durumunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2.maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği ihtar edilmiştir.
Davacı vekili adına çıkartılan tensip tutanağını içerir ön inceleme duruşmasını bildirir e-tebligatın 06/11/2019 tarihi itibariyle usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, usulüne uygun şekilde tebliğe rağmen davacı vekilinin kendisine verilen kesin süre içerisinde Mahkememizce belirlenen teminat bedelini mahkememiz veznesine depo etmediği anlaşılmıştır.
Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür.
Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/2. maddesinde; ''Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır.'' hükmüne yer verilmiş olup, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un 48. Maddesinde düzenlenen yabancı ülke vatandaşının teminat yatırması dava şartı bu madde kapsamına girmektedir.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır.
Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları,...Anonim Şirketi tarafından... plakalı araca ait olmak üzere düzenlenen... numaralı Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ve hasar dosyası, İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil Şube Müdürlüğü'nün...plakalı araca ait tescil kayıları, ... plakalı araca ait Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde bulunan tramer kayıtları, davacıya ait tedavi evrakları, SGK kayıtları ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın 03/07/2019 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazasında yaralanan ...'ın vücut bütünlüğünde kalıcı işgöremezlik oluşup oluşmadığı, yaralanması nedeniyle geçici iş göremezlik süresinin (iyileşme süresinin) ne kadar olduğu, oluşmuş ise kalıcı işgöremezlik ve iyileşme sürecinde çalışamaması sebebiyle davacı ...ın mahrum kaldığı ve kalacağı gelirlerinin, ayrıca davacı ...ın yaralanması sebebiyle sürekli veya geçici olarak bakıcı refakatine muhtaç olup olmadığı, bakıcı refakatine muhtaç ise süresinin belirlenmesi ile sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı bedelleri ile bakıcı giderleri davalı sigorta şirketinden tahsili talebine ilişkin olduğu, davacının Suriye Arap Cumhuriyeti tabiiyetinde bulunduğu ve Suriye Arap Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yürürlükte bulunan bir karşılıklılık anlaşmasının bulunmadığı göz önünde bulundurularak 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un 48.maddesi gereğince 5.000,00-TL teminatın mahkememiz veznesine yatırılması için davacı vekiline 2 haftalık kesin süre verilmesine karar verildiği, belirtilen teminatın verilen kesin süre içerisinde mahkememiz veznesine yatırılmaması durumunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2.maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verileceği ihtar edildiği, davacı vekilinin kendisine verilen kesin süre içerisinde 5.000,00-TL teminatın mahkememiz veznesine yatırmadığı, dava şartlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesinde düzenlendiği, aynı maddenin 2. fıkrasında mahkemenin diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı olduğunun düzenlendiği, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un 48. Maddesinde düzenlenen yabancı ülke vatandaşının teminat yatırması dava şartı bu madde kapsamına girdiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise Mahkemenin dava şartlarının varlığını yargılamanın her aşamasında re'sen gözeteceğinin ve dava şartlarının bulunmaması durumunda davanın usulden reddine karar verileceğinin belirtildiği anlaşılmakla, açılan davanın dava şartı yokluğu sebebiyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuk Hakkında Kanun'un 48.maddesi atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115/2.maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu sebebiyle USULDEN REDDİNE,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu hükümleri gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 54.40-TL karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 44.40-TL harcın mahsubu ile bakiye 10,00-TL harcın davacı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Yargılama giderlerinin davacı ...üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı ... Anonim Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi uyarınca 480,00-TL vekalet ücretinin davacı...'dan alınarak davalı...Anonim Şirketi'ne verilmesine,
5-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacı ...'a iadesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 09/01/2020
Katip ...
E- imzalıdır
Hakim ...
E- imzalıdır