Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, tanınmış lüks yat markasının iddiasıyla otel markasının hükümsüzlüğü ve YİDK kararının iptalini konu alan çekişmeli bir dava.
Özet: Davacı tarafın lüks yat üretimi ve kiralama sektöründe uzun yıllardır kullandığı ve tanınmış hale getirdiği “....” ibareli markalarına dayanarak, davalı tarafın “.... boutique hotel & spa” ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ettiği bu davada, davacı, markalar arasında karıştırılma ihtimali, itibar zedelenmesi ve kötü niyet bulunduğunu ileri sürerken; davalılar ise markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal benzerlik ve dolayısıyla karıştırılma ihtimali olmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/487 Esas - 2025/329
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2024/487Karar No : 2025/329....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi : 22/11/2024Karar Tarihi : 18/09/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 18/09/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin 2009 yılından beri piyasada faaliyet gösterdiğini, “lüks yat üretimi, satışı ve kiralanması, taşımacılık” hizmeti verdiğini, “.... markasını çok yoğun bir şekilde uzun yıllardır birçok tescil ile kullanmakta olduğunu ve markayı tanınmış hale getirdiklerini, davalının “.... şeklinde marka tescil başvurusunda bulunduğunu, bu markaya yaptıkları itirazın .... markanın hükümsüzlüğünün gerektiğini, ihtilaflı....” ibarelerinin karıştırılabilme ihtimali bulunduğunu, dava konusu markada yer alan şeklin bir ayırt edicilik katmadığını, tescilli markalarının, ihtilaflı başvuruda aynen geçtiğini, tüketicilerin bu markayı tanınmış ve seri markalarının devamı sanabileceğini, 15 yıldır kullanmakta olup tanınmışlığa ulaşmış markalarının ayırt ediclik ve itibarlarına zarar gelme riski bulunduğunu, Ticaret unvanlarının dava konusu markanın içinde geçtiğini, “....” kelimesine “....” kelimesi eklenerek yapılan başvurunun, müşterileri yanılma amacı güderek, kötü niyet taşıdığını ifade ederek, .... sayılı ve "sarpedor boutique hotel & spa" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse 35. Sınıftaki bir kısım hizmet ve 39. Sınıfta yer alan hizmetleri tümü yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı .... vekili cevaplarında özetle; davaya konu edilen marka başvurusu ile davacıya ait markaların arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi halinde, davacı markasının orta düzeydeki tüketici tarafından başvuru konusu marka ile benzer olarak algılanması ve karıştırılma ihtimalinin doğmasının mümkün olmadığını, görsel, işitsel ve kavramsal anlamda benzerlik taşımadığı ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; “...” kelimesi ile ...." kelimesinin aynı anlama gelmediği gibi "..." kelimesini tek başına ve aynı yazım ile kullanmadıklarını, ...." mitolojik bir terim iken "..." kelimesinin "yokuş, dik" anlamına geldiğini, davacının tescilli ve kullandığı markalarının kullanım şekillerinin, görsellerinin, müvekkili şirketin tescilli markasından çok farklı olduğunu ve iltibas oluşturacak hiçbir benzerliği bulunmdığını, ihtilaflı markayı 2015 ylından bu yana kullandıklarını, “...” kelimesini içeren yüzlerce marka tescili olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı,.... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık, kötü niyet ve 6769 sayılı kanunun 6/6 kapsamındaki itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ....sayılı "sarpedor boutique hotel & spa" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu .... sayılı ..." ibareli marka için davalı tarafından 03/06/2022 tarihinde 35 ve 39.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının ... esas unsurlu .... sayılı "... yat", "... yat imalat sanayi ve ticaret anonim şirketi", "... yachts", "... yacht", "... yachts", "sarpyachts" ibareli markalarnı mesnet gösterilerek 6/1,6/5 ve 6/6 maddelerine dayanılarak itirazda bulunulduğu, davalının karşı görüş sunduğu ve kullanım ispatı talep ettiği, davacının kullanım ispat dilekçesinde 2017 yılına ait .... tarafından davacı itirazlarının reddedildiği ve markalar benzer görülmediği için kullanım ispat incelemesinin yapılmadığı, red kararına karşı davacının tekrar itirazda bulunduğu, ....sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu marka ".... kelimesi ana ibare olup, tanımlayıcı kelimeler “boutique hotel & spa” alt kısımda daha küçük puntolar ile tali unsur olarak tertip edilmiştir. Üst kısımda is turuncu renkte figüratif bir görsel bulunmaktadır. Davacı markaları ... ve Yat (yatch) şeklinde kelimelerden oluşmaktadır. Bir kısmında “s” harfini sembolize eden figürler de kullanılmıştır. Yat veya yatch kelimeleri ürün adı olduğu için tali unsur konumunda olup, markasının esas unsurunun “...” olduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamda, görsel açıdan tertip ve içerdiği farklı harfer, kelimeler, şekiller de göz önüne alındığında, markalar arasında karıştırılmaya sebep doğuracak benzerlik bulunmadığı değerlendirilmiştir. Dava konusu markada geçen ana ibare; “Sar-pe-dor” şeklinde seslendirilirken, davacı markalarında ana ibare “...-yat” şeklinde seslendirilmektedir. Her ne kadar okunuş başında işitsel kısmi bir benzeşme var gibi görünse de, markaların devamında gerçekleşen farklılaşma, karıştırılma ihtimallerini ortadan kaldırmaktadır. Taraf markaları arasında karıştırılmaya ihtimal doğruacak düzeyde işitsel benzerlik bulunmamaktadır. İhtilaflı markanın ana ibaresi “Sarpedor”un, davalı cevap dilekçesinde belirtildiği üzere Antik Yunan Mitolojisinden geldiği iddia edilmektedir. Gerçekten de Yunan Mitolojisinde, Sarpedon Zeus'un Truva tarafında savaşmış olan oğludur. Türkçe’de “...” kelimesi “çıkılması zor, çok dik, yalçın” anlamına gelmektedir. Bu sebeple markaların anlam bakımından da benzer olmadığı değerlendirilmiştir. Somut olaydaki markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu markanın başlangıncında yer alan ... ibaresinin herhangi bir şekilde ön plana çıkarılmadığı, bu bağlamda tüketicinin markayı bir bütün şeklinde algılayacağı, markanın bölünmezliği ilkesi gereğince markaları parçalara ayırarak değerlendirme yapılamayacağı, markalarda yer alan işitsel, görsel ve anlamsal farklılıkların markaları bütünsel açıdan farklılaştırmaya yettiği değerlendirilmiş olup, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır. SMK 6/6 BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:SMK’nın “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. maddesinin 6. bendinde; “Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir....” denilmektedir. Aynı kanunun yine birinci kitabının beşinci kısmında 25. Maddede; “Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” başlığı altında, 1. Bentte; “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.” denilmektedir. Yani, m. 6/6 hükmünde düzenlenen hallerin bir marka tesciline uygulanabilir olması halinde, o tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilmektedir. Buna göre; bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, .... kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı, alan adı girer. Yargıtay içtihatlarında da açıkça dile getirildiği üzere; KHK 8/3 (SMK 6/3) maddesinde yer alan "ticaret sırasında kullanılan işaret" ifadesinin kapsamı içerisine ticaret unvanları, işletme adları, isim, fotoğraf, telif hakkı vs. sokulabilir. Aynı maddenin 5. fıkrasına (SMK 6/6) göre de, tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğrafı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği belirtilmiştir. SMK md. 6/6 uyarınca ticaret unvanlarına tanınan koruma, fiilen kullanıldığı faaliyet konularını kapsamakta olup, fiilen kullanılmayan konularda koruma sağlanırsa ticaret unvanları markalara karşı gereğinden fazla korunmuş olur. Ayrıca, bu işaretin ticaret unvanı kullanımından öte ayırt edici özellik kazanacak şekilde tek başına veya baskın unsur olarak aynı tür mal ve hizmetler bakımından markasal kullanımının ispatı gerekir. Somut olayda davacı ticaret unvanı ... olarak tescil edilmiş, 25 Aralık 2009 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlanmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere markalar arasında bir benzerlik bulunmadığı ve karıştırılma ihtimalinin bulunmaması hususları dikkate alındığında bu madde korumasından yararlanamayacağı değerlendirilmiştir. DAVACININ TANINMIŞLIK İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:6769 sayılı SMK m. 6/5 düzenlemesi “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir” biçimindedir. Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır. Bu doğrultuda, dava konusu markanın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi hususların değerlendirilmesi için ilk şart dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik olmasıdır. Somut olayda, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı değerlendirilmiştir.Öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunması şartının sağlanması gerektiği ancak bu şartın gerçekleşmediği, bu şart gerçekleşse dahi dava konusu edilen markanın tanınmış markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait “...” esas unsurlu markasının sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, neticede, davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK'nın 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinin uygulanamayacağı kanaatine varılmıştır.KÖTÜ NİYET İDDİALARI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME:Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Somut olayda davacı kötü niyet iddiasını, davalının markalarını bilinirliklerinden haksız olarak yararlanma amacıyla tescil ettirdiğine dayandırmaktadır. İlgili markalar değerlendirildiğinde markalar arasında benzerlik ilişkisine kanaat gelmeyip, kötü niyeti ispatlar somut delillerin sunulmadığı anlaşılmış olup, kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; Davacı markalar ve dava konusu marka arasında emtia benzerliği sağlandığı, Marka işaretleri bakımından karıştırılmaya ihtimal verecek düzeyde benzerlik bulunmadığı, SMK 6/6 madde korumasından yararlanamayacağı, davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı; davacının kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı, .... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Davanın Reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır