T.C. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde "..." ibareli tanınmış seri markaların hükümsüzlüğünün talep edildiği, kötü niyet ve müktesep hak iddialarının çatıştığı dava.
Özet: Bu marka hükümsüzlüğü davasında, davacı, uzun yıllardır kullandığı ve tanınmışlık kazandırdığı ... esas unsurlu markaları üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, davalının ... ibaresini esas unsur olarak içeren markasının, kendi markalarıyla karıştırılma ihtimali yarattığını, ayırt ediciliği zedelediğini ve kötü niyetle tescil edildiğini iddia ederek hükümsüzlüğünü talep etmiştir; davalı ise, ... ibaresini 1919 yılından beri kullandığını, bu ibarenin kendi markalarının asli unsuru olduğunu, özellikle 35. sınıf emtialar için önceye dayalı müktesep hak sahibi olduğunu, davacı markalarıyla emtia benzerliği bulunmadığını ve müktesep hakkının önceki yargı kararlarıyla da kabul edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/470 Esas - 2025/444

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/470
KARAR NO : 2025/444
....
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 13/11/2024
KARAR TARİHİ : 23/10/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/10/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin .... esas unsurlu birçok seri markası bulunduğunu, markalarını uzun yıllardan beri yoğun ve ciddi surette kullandığını, ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandırdığını, .... alan adlarının sahibi olduğunu, müvekkilinin ticari faaliyet içerisinde bulunduğu firmalar, müvekkilinin ticaret hacmi vb. hususlar gözetildiğinde müvekkil adına tescilli “...” esas unsurlu markalar Türkiye sınırları içerisinde tanınmış marka statüsüne ulaştığını, hem emtia hem de satış hizmetleri sınıfında bu kadar yoğun bir ticari faaliyeti olduğu da dikkate alındığında öncelikli hak sahibinin müvekkil şirket olduğunu, davalıya ait markalar ile müvekkiline ait markaların esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğu dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalı tarafından gerçekleştirilen eylemlerde kullanılan şekil unsurunun da müvekkili markasıyla iltibas oluşturduğunu, davalıya ait “....kahve evi ...” markası incelendiğinde markalarda “...” ibaresinin esaslı unsur olduğunu, markalar için değerlendirme yapılırken markanın esaslı unsuru dikkate alınması gerektiğini, söz konusu ibarenin, “tesadüfen seçilmiş veya kullanılmış” bir ibare olarak görülmesi mümkün olmadığını, davalı tarafından “...” esas unsurlu markanın dikkat düzeyi düşük olan tüketici tarafından karıştırılacağını, müvekkiline ait “...” ibareli markalar üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, “...” markalarının tanınmış marka olması, davalıya ait “...” ibareli markanın müvekkili markalarının ayırt ediciliğini zedeleyecek olması ve haksız yarar sağlayacak olması sebebiyle markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin uzun yıllardır geniş çaplı bir coğrafyada bilhassa kendisine ait mağazalar aracılığıyla faaliyet gösterdiğini, davalının kullanımlarının müvekkilinin markasına verdiği önemi zedelediğini ve müvekkilin yaratmış olduğu marka imajına da zarar verdiğini, davalı tarafın bu tanınmışlıktan faydalanmak gayesinde olarak kötü niyetli bu marka müracaatında bulunduğunu, taraflar arasında uzun yıllardır süre gelen uyuşmazlıklar bulunduğunu, müvekkil şirketin tanınmış markası ve müktesep hakkının bilinmesine rağmen marka tescil ettirilmesi açıkça kötü niyetin göstergesi olduğunu, davalı yanın müvekkili markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından ilgili marka kullanılmamakla birlikte tamamen yedekleme amacıyla kötü niyetli hareket ettiğini, davalı markalarının müvekkili markasının serisi olarak algılanmasının kaçınılmaz olduğunu, belirterek davalı şirkete ait .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın ilk kez 1919 yılında ... ” unvanını da aldığını, müvekkilinin uzun yıllardan beri “ ... ” markalarının sahibi olup markaların asli unsuru olan “ ...” kelime unsurunu muhafaza ederek çeşitli markalar yarattığını ve tüketiciye yenilenmiş markalarını aynı mal ve hizmet sınıfında sunmaya devam ettiğini, dolayısıyla müktesep hakkı bulunduğunu, davaya konu .....” ibareli markanın 35. Sınıf kapsamında tescilli olduğunu, davacı yana ait mesnet markalar incelendiğinde ise 29 / 30. Sınıflarda tescilli olduğu görüleceğini, emtia benzerliği koşulunun sağlanmadığını, ayrıca işbu hükümsüzlük davasına mesnet olarak gösterilen markalarından biri olan .... başvuru numaralı ve “... ....” ibareli markanın yayımına müvekkili tarafından itiraz edildiğini ve markanın 35. Ve 43. Sınıflar emtialar yönünden reddine karar verildiğini, davacının önceye dayalı hak sahipliği iddialarının kabulü mümkün olmadığını, zira müvekkilinin SMK 6/3 maddesi uyarınca “...” ibaresi üzerinde 35. Sınıf emtialar bakımından önceye dayalı hak sahibi olduğunu, mahkememiz tarafından verilen .... Kararda da 35. Sınıf yönünden müktesep hakkın kabul edildiğini, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında da sessiz kalarak mükerrer markaya göz yuman diğer marka sahibinin mükerrer markanın seri markasına da katlanmak zorunda olduğuna hükmettiğini, mükerrer markalardan birinin seri markasının tescilinin engellenmesi taraflar arasındaki menfaat dengesini zedeleyeceğini, müvekkilinin önceki tarihli markalarının esas unsurunun korumak suretiyle yeni bir marka tescil ettirmesi de müktesep hak müessesesinin en doğal sonuçlarından biri olduğunu, davacıya ait markaların tanınmışlığı sebebiyle haksız kazanç sağlanması gibi bir durumun var olmadığını, aksine müvekkilinin uğraşları ve emekleri sonucu elde etmiş olduğu ün sebebiyle davacıya ait kullanımların müvekkile ait markalardan haksız yarar elde etme ihtimalinin söz konusu olduğunu, SMK 6/5 hükmünden yararlanılması için bazı koşulların yer almasının gerekli olduğunu, sonraki tarihli markanın kullanımında haklı neden olmadığı takdirde hükmün uygulanabileceğini, Bu doğrultuda önceki tarihli markaları mesnediyle sahip olduğu müktesep hakkı bağlamında yeni seri markaları yaratmakta olan müvekkilin işbu markayı tescilinde haklı sebebe sahip olduğunun kabulü gerektiğini, ve bu nedenle tanınmışlığa dayanarak davacının hükümsüzlük talebinde bulunamayacağını, müvekkilinin önceki tarihli kök markalarına davacı tarafından itiraz edilmediğini, sessiz kalındığını, Yargıtay’ yerleşik içtihatlarında da kök varlığına itiraz edilmemesi halinde işbu markanın seri markalarına da katlanma zorunluluğu olduğuna hükmedildiğini, müvekkilin markasının önceki tarihli kök markalarının bir devamı niteliğinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ ;
6769 s. SMK’nın 25/1. Maddesinde “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.” hükmüne amirdir. Taraf markaların 5. Madde kapsamında aynı ( logoları aynı olsa da sınıfları farklıdır) olmadıkları çok açık olduğundan bu konuda bir değerlendirme yapılmayacaktır.
6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir.
EMTİALARIN BENZERLİĞİ
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir.
“Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.”
Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir.
Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim .... nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir.
İlgili markanın Marka Dosyası incelendiğinde; davacı itirazı kapsamında davalı tarafın kullanım ispatı talebinde bulunduğu görülmüştür. Ancak iş bu dava bağımsız olarak hükümsüzlük talebi ile açılmıştır. Davalı tarafın, hükümsüzlük talebine karşı kullanmama def’ini ileri sürmediği görüldüğünden davacı markalarının tüm emtiaları bakımından değerlendirme yapılacaktır.
Davacının 29 ve 30. Sınıfta yer alan malları karşısında dava konusu markada bu malların satışına ilişkin 35. Sınıfın yer aldığı görülmüştür. Mal ve o malın satışı arasındaki ayrılmaz bağ nedeniyle mal ve hizmet arasında benzerlik kurulmuştur. Her ne kadar mallar ile bu malların bir araya getirilmesi hizmetleri doğası, amacı, kullanım şekli faktörleri bakımından benzer olmasalar da dağıtım kanalı, ilgili tüketici kesimi ve tamamlayıcılık faktörleri açısından benzer özelliklere sahiptirler. Bu özellikleri göz önünde bulundurulduğunda mallar ve o malların perakendeciliği hizmetleri arasında benzerlik bulunduğu kabul edilir. Nitekim .... sayılı “....” kararında belirli bir emtia ile söz konusu emtianın perakendeciliği hizmetinin emtia ile söz konusu emtianın sunumunun tamamlayıcı nitelik arz etmesi, dağıtım kanallarının aynı olması ve aynı tüketici kesimine hitap etmeleri nedeniyle benzerlik bulunduğu tespitini yapmıştır. Yine aynı yönde, bir takım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtia sayılması gerektiği, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.”… aynı marka, mal ve hizmet markası olarak farklı kişilere ait olduğunda, mağaza adında ürün markasını gören kimseler, o mağazada satılan malların, mal markasının sahibi olan işletmeden geldiğini düşüneceklerdir. Bu da karıştırma ihtimaline neden olacağından, mallar için tescilli bir markanın, sonradan o mallarla ilgili mağazacılık hizmeti için üçüncü bir kişiye verilmemesi gerekir denilmektedir.
Bu bağlamda dava konusu markada yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bağlamında SMK 6/1 maddesi kapsamında benzerlik olduğu,
İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI;
Dava konusu markanın ...oluştuğu, taraf markalarının birebir aynı olduğu; işitsel, görsel ve kavramsal açıdan ayniyet içeridiği,
Bu noktada benzer bulunan hizmetler bakımından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu,
Ancak davalının müktesep hakka ilişkin beyanlarının bulunduğu görülmüştür.
Tarafların ... ibaresini içeren markalarının bulunduğu ve bu konuda aralarında uyuşmazlıklar bulunduğu ortadadır. Sunulan delillerden, aslında aralarında bir nevi ortaklık bulunduğu buna göre ilgili ibare ile üretim kısmının davacı tarafta, perakende hizmetinin ise davalı tarafça yürütüldüğü görülmüştür.
Her iki tarafın da aynı logo ile markaları bulunmaktadır. Davacıya ait markalara ilişkin eski tarihli bir dava olup olmadığı tam olarak bilinmemekle birlikte iş bu dava yönünden sicilde halen kayıtlı olduğu ve hüküm ifade ettiği görülmüştür. Bu noktada davacı markalarında satış hizmeti bulunmamasına rağmen, ticari hayatın gereği olarak malı üreten kişinin o malı satacağı (gerek fiziken gerekse online olarak) kabul edilmelidir. Mallar ile bu malların bir araya getirilmesi hizmetleri dağıtım kanalı, ilgili tüketici kesimi ve tamamlayıcılık faktörleri açısından benzer özelliklere sahiptirler. Bu noktada davacıya ait 29-30. Sınıfta yer alan mallar ile davaya konu markada yer alan 35.05 (29-30) arasında benzerlik olduğunun tespiti emtia benzerliği kısmında yapılmıştır. Ancak davalının .... nolu markasının varlığı da dikkate alınmalıdır.
Bilindiği üzere; eski tescilin kazanılmış hak teşkil edebilmesi için bazı koşulların gerçekleşmesi gerekir. ....' kararlarında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir. Buna göre;
Öncelikle kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, yani kullanım ve tescilin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması gerekir.
Kazanılmış hak teşkil ettiği ileri sürülen markaya dayalı olarak yapılan başvurunun, ilk markanın asli unsuru muhafaza etmesi ve bu markadan uzaklaşmadan oluşturulması gerekir (önceki markanın asli unsuru değişmiş ise, bu artık yeni bir marka başvurusu olacaktır).
Son olarak da; sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları/hizmetleri içermesi, emtia listesinin genişletilmesi yoluna gidilmemesi gerekir.
İlk kritere gore; markanın çekişme konusu olmaktan çıkmış olması gereklidir. Markanın “çekişme konusu olmaktan çıkması” ibaresinden anlaşılması gereken konu, marka hükümsüzlüğü ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı hususudur. ..... Sayılı kararında, “söz konusu haktan yararlanılabilmesi için önceki markanın hükümsüzlük tehdidi altında bulunmaması ve markanın söz konusu mal ve hizmetlerde kullanılıyor olması, ayrıca, yeni marka başvurusu ile başkaları adına tescilli markalara da yanaşılmaması gerekmektedir.” denilerek hükümsüzlük tehdidinin bulunmaması gerektiğini vurgulamıştır. Nitekim yine birçok kararında marka sahibinin önceki tarihli markasının tescil tarihinden itibaren beş yıl geçmediği için müktesep hak teşkil edemeyeceğine hükmetmiştir.
Davalının iş bu dava konusu marka ile birebir aynı logoya sahip olan 2006 10253 markasının bulunduğu, tescil tarihi itibariyle çekişme konusu olmaktan çıktığı, sunulan dava kararları incelendiğinde bu markaya ilişkin bir uyuşmazlığın tespit edilemediği de düşünüldüğünde incelemeye alınabileceği ,
İlgili markanın eski tebliğe göre 35. Sınıfta tescilli olduğu, davaya konu markanın ise yeni sınıf tebliğine göre satış hizmetinin altında tüm mal sınıflarını kapsadığı, bu durumun “sınıf genişletmesi”olarak kabul edilemeyeceği, aksinin kabulü halinde, davalıya ait tescille kazanılmış hakkın işlevsiz kalması gibi bir durum söz konusu olup, menfaati zedeleyecek ve seri marka kavramını geçersiz kılabilecektir. Zira davalı eski tebliğe göre “perakendecilik” sınıfında markasını korumakta ve yenilenen tebliğe göre yine markasını “perakendecilik” sınıfında koruyarak seri marka yaratmaktadır. Ancak genel sınıf listesinin “çoğun için de az da yer alır” şeklinde düşünülerek tüm mal listesi bakımından da koruma sağlamayacağı değerlendirilmektedir. Keza yine, uygulamada müktesep hakkın kabulü için markanın kullanımı aranmaktadır.
Davalının sunmuş olduğu deliller incelendiğinde, bazı delillerde tarih bilgisi bulunmakla beraber sunulan delilerin katalog, gazete haberleri, internet sayfası ekran görüntüleri, kafe resimleri, açılan şubelere/kafelere kafelere ilişkin resimler, sosyal medya hesaplarından alınan ekran görüntüleri,..... web sitesinde yer alan bilgilere ilişkin ekran görüntüleri yer aldığı, ticari bir etki oluşturacak şekilde markasını kullandığı anlaşılmıştır.
Davalının dilekçesinde 35. Sınıf kullanımlarına ilişkin beyan ettiği delillerde yine; 43. Sınıf bağlamında bir kullanımın söz konusu olduğu,
Ancak dosya kapsamına kazandırılan resimlerden görülebileceği üzere; ilgili mekanda ürün satışının da yapıldığı görülmüştür. Ancak buna dair başkaca bir delil bulunmamaktadır. Yani davalıya ait kaç şubede “mal” satışının da yapıldığı/ hangi mallarının satışının yapıldığı bilinmemekte ve bu satışlara ilişkin bir fatura sunulmadığı,
Perakendecilik hizmetinin mal sınıfları fark etmeksizin çeşitli malların satışına aracılık yapılması hizmeti olduğu, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetinin ise, tüketicilere doğrudan yiyecek ve içecek sunulması, mekan içinde hazırlanması ve servis edilmesi anlamına geldiği, kafe veya restoranda, o işletmenin kendi adıyla markalanmış bir ürünü sunmasının da bu kapsamda değerlendirileceği, ilgili malın satışının ticari marka yönünden ürünün perakendeciliğini değil, tüketim amaçlı sunumunu ifade edeceği, öte yandan, ilgili kafede ürünlerin paketli olarak satımının olduğu görülmüş olup bu durumun aslında “30. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler” bakımından mal sınıfı ile tutarlı bir kullanım/satış olduğu değerlendirilmekle birlikte aynı durum perakendecilik hizmeti olarak da değerlendirilebilir, zira aynı markalı bir kafenin içerisinde satıldığı, bununla beraber davacının da aynı logo ile markasının da bulunduğu ve ilgili mallar bakımından tescilinin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir. Ancak davalı markasının 2006 yılında olduğu, davacının bu logo ile ilk tescilinin 2007 olduğu, bu noktada davalının 35.05. “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler” anlamında müktesep hakkı bulunduğu, zira kullanım delilleri incelendiğinde her ne kadar logo farklı da olsa markada yer alan tüm ibarelerin kullanımda yer aldığı font biçiminin değiştiği ancak davalıya aidiyetin devam ettiği değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak, dava konusu markada yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel y ağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” bakımından benzerlik bulunduğu, taraf markalarının aynı olduğu, bu noktada tüketicinin markanın gerçek sahibini ayırmasının mümkün olmadığını ve aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğu bu nedenle benzer bulunan kısım bakımından kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğu,
TANINMIŞLIK İDDİALARI;
6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir.
6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır.
Taraf markalarının ... ibaresini esas unsur olarak içerdiği, davacının bu marka ile kahve malı+satış+lisans verdiği ve davalı tarafından kafe hizmeti+mal satışı+lisans verdiği görülmüştür. Bu noktada kahve malı ve yiyecek içecek hizmeti arasında çok yakın bir ilişki olup birbirini tamamlayan mal/hizmet ilişkisi sergilemektedir. Keza yine Hürriyet Gazetesinde yayınlanan haberde davacının mal üretimi, davalının da satışı yaptığı belirtilmiştir. Yani kısaca her iki taraf da markanın kalkınması için yatırımlar yapmıştır. Bu bağlamda dosyanın içerisine sunulan delillerden ... markasının tanınmış olduğu sayılsa dahi bu tanınmışlığın hangi taraf lehine hüküm ifade edeceğinin tespitinin mümkün olmadığı değerlendirilmektedir. Zira mal olmadan satış olmayacak, satış olmadan da bilinirlik olmayacaktır. Her iki tarafın ilgili ibare bakımından tescille kazanılmış hakları olduğu, belli bir süre dostane şartlarda birlikte var oldukları, menfaatler dengesi bakımından her iki tarafın da korunmaya değer haklarının olduğu değerlendirilmekle birlikte davacının geniş madde koruma kapsamından yararlanamayacağı,
KÖTÜ NİYET İDDİALARI ;
Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir.
Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir.
Somut olayda davacı kötü niyet iddiasını, taraf arasındaki uyuşmazlıklara rağmen yeni başvuru yapılmasına, yedekleme ve engelleme amacıyla tescil ettirdiğine dayandırmaktadır. Tarafların ... ibaresi üzerinde birlikte hakları olduğu düşünüldüğünde birbirlerine yanaşma amacı gütmeden yapılan marka başvurularının kötü niyet sayılamayacağı, ilgili marka logosunun taraflar bakımından farklı sınıflarda olsa dahi bağlantılı mal/hizmet bakımından mükerrer tescili bulunduğu, bu noktada yeni yapılan başvurunun sahip olduğu logo ile yenilenen sınıf listesi kapsamında yeniden tescil ettirmek istemesinin kötü niyetli sayılamayacağı,
Netice itibariyle,
Taraf markalarının aynı olduğu,
Davalı markasında yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel y ağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” hizmetleri bağlamında SMK 6/1 maddesi kapsamında benzerlik olduğu” ve kısmi hükümsüzlük şartlarının oluştuğu
Davalının eski tarihli markasının müktesep hak teşkil edeceği ve “35.05. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler” bakımından kullanımı bulunduğu,
SMK 6/5 madde uygulanma koşullarının uygulanamadığı,
Yukarıda belirtilen sebeplerle kötü niyet iddialarının kabul edilemeyeceği kanaatlerine ulaşılmış olup davanın kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kısmen Kabulüne,
Davaya konu .... sayılı markanın 35. Sınıf “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” mal ve hizmetleri bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen .... gönderilmesine,
Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davanın kısmen reddolunması ve davalının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davanın kabul ret oranının takdiren %85 olarak kabulüne,
Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 427,60-TL ilâm harcının tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,     
Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 12.208,10.-TL
yargılama giderinin %85'inin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,   
Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.23.10.2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 2.048,10.-TL
Bilirkişi Ücreti :10.000,00.-TL
P.P : 160,00.-TL
TOPLAM :12.208,10.-TL