Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen marka YIDK kararının iptali davasında, ... ve novacharge ibareli marka başvurusunun kısmen reddi ile markalar arası benzerlik ve ayırt edicilik tartışılmaktadır.
Özet: Bu hukuki evrak, bir şirketin markasının kısmen reddedilmesi kararının iptali talebiyle açtığı davayı özetlemektedir; davacı, kendi markasının farklı olduğunu, ortak kelimenin genel kullanıma açık bir astronomi terimi olduğunu ve tescil edilmesi gerektiğini savunurken, davalı kurum ve itirazcı şirket ise markalar arasında karıştırılma ihtimali yaratan benzerlikler bulunduğunu, özellikle belirli mal grupları için ortak unsurların ayırt edici nitelikte olduğunu ve red kararının hukuka uygun olduğunu iddia etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/454 Esas - 2025/317
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/454KARAR NO : 2025/317....DAVA : Marka YİDK Kararının İptaliDAVA TARİHİ : 28/10/2024KARAR TARİHİ : 17/09/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 17/09/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin ....” ibareli marka başvurusuna davalı şirket tarafından itiraz edildiğini, itiraz üzerine müvekkili markasının kısmen reddine karar verildiğini, müvekkilinin karara itirazının ....tarafından reddedildiğini, kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, aleyhe kararın tek gerekçesinin “...” ibaresine ilişkin olduğunu, “...” kelimesinin bir astronomi terimi olduğunu, davalı şirket tarafından yaratılmadığını, yaygın kullanımı olan bir ibare olduğunu, davalı şirketin tekeline bırakılamayacağını, müvekkili şirket adına tescilli “...” esas unsurlu markaların mevcut olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi yönünden müktesep hakkı bulunduğunu, müvekkili markasının “novacharge” ibarelerinden oluştuğunu, redde mesnet markaların ise “...-...” ibarelerini içerdiğini, markaların farklı unsurlarla birlikte kullanıldığını, davalı şirket markasında şekil unsuruna yer verildiğini, markalar arasında ayniyet veya benzerlik bulunmadığını, tüketicilerin markaların tamamen farklı olduğunu anlayabileceğini, müvekkili şirket ve davalı şirketin farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, her iki şirketin hedef kitlesinin dikkat ve özeni yüksek, bilinç düzeyi üstün kişiler olduğunu beyanla; ..... sayılı markanın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusu ile kısmi redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya neden olacak derecede benzerlik bulunduğunu, taraf markalarında “...” ibaresinin ortak unsur olarak yer aldığını, markaların ortalama tüketici nezdinde taraflar arasında idari-ekonomik bir bağ bulunduğu algısı yaratabileceğini, davacının müktesep hak iddiasına ilişkin olarak müvekkili Kurum nezdinde sunulan dilekçelerde davacı adına tescilli önceki tarihli bir markadan söz edilmediğini, davacının tescil işlemlerinin devamına karar verilmesi talebinin yasal dayanağı bulunmadığını, .... kararının usul ve hukuka uygun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili dilekçeleriyle özetle; davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu marka başvurusunun müvekkiline ait markalar ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkili aleyhine iltibas yarattığını, “...” ibaresinin 09. Sınıf yönünden ayırt ediciliği son derece yüksek bir ibare olduğunu, davacı markasında yer alan “charge” ibaresinin 09, 36, 37, 42. Sınıflarda tanımlayıcı nitelikte olduğunu, ayırt edici olmadığını, taraf markalarında “...” ibaresinin esas unsur olarak kullanıldığını, dava konusu marka başvurusunun kapsamından çıkartılan 09. Sınıf emtia ile müvekkili markalarının kapsamının birebir aynı olduğunu, ilgili sınıfın orta düzeyli tüketici kitlesine hitap ettiğini, dikkat düzeyi yüksek tüketici nezdinde dahi markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi riski bulunduğunu, müvekkili markalarında yer alan “...” ibaresinin müvekkili şirketin ticaret unvanında da kullanıldığını ve çatı marka olduğunu,.... kararının yerinde olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, dava konusu ... sayılı marka başvurusu, 09 / 37. sınıflar için tescil talebiyle 12.12.2022 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu, 27.12.2022 tarih ve 411 sayılı .... yayımlandığı, davalı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına itiraz edildiği, davacı tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, davalı şirket itirazı, .... sayılı kararı ile kısmen kabul edilmiş olup, marka başvurusu kapsamından aşağıdaki malların çıkartılmasına karar verildiği, davacı şirketin, .... kararına itiraz ederek kısmi ret kararının kaldırılmasına, tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ettiği, davalı şirket tarafından itiraza karşı görüş bildirildiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 17.09.2024 tarihli ... kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın ilgilere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Markalar Arasında İlişkilendirilme İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı ; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Davacıya ait dava konusu marka başvurusu, 09 ve 37. Sınıfta yer alan mal ve hizmetler bakımından başvuruya konu edilmiş ve marka kapsamında yer alan 09. Sınıf emtia, davalı şirketin itirazı üzerine reddedilmiştir. Dolayısıyla, davanın konusunu 09. Sınıf emtia oluşturmaktadır. Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen markalar ise hali hazırda 09. Sınıf emtiayı içermektedir. Dava konusu marka kapsamında yer alan ve reddine karar verilen 09. Sınıf emtia bakımından, karşılaştırılan markalar arasında ayniyet oluşmuştur. Dava konusu marka kapsamında, davalı şirket markalarında yazan emtiadan farklı olarak “Elektrikli araçlar için şarj istasyonları. Elektrikli araçlara güç sağlamak için elektrik pilleri. Elektrikli taşıtlar için aküler” emtiası yer almakta ise de, bu emtia, “Elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları ve araçları: fişler, buatlar, anahtarlar, şalterler, sigortalar, balastlar, starterler, elektrik panoları, rezistanslar, soketler, transformatörler, adaptörler, şarj cihazları, elektrik, elektronikte kullanılan kablolar, piller, aküler, elektrik enerjisi üretimi için güneş panelleri.” alt sınıfında yer alan ürünler ile aynı tür emtiadır. Sonuç olarak; dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan tüm emtia bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimali; Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. .... kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, “.....” ibaresinden oluşan, herhangi bir renk veya şekil unsuru içermeyen bir kelime markasıdır. Her ne kadar ibare birleşik şekilde yazılmış olsa da, “...” ve “... kelimelerinin ayrı ayrı ve açıkça ayırt edilebilir olduğu tartışmasızdır. Zira bu iki kelimenin birleşimiyle yeni, özgün veya kaynaşmış bir anlam oluşmamaktadır. Bu bağlamda, ibarede yer alan unsurların ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir. “Charge” kelimesi, İngilizcede “şarj” anlamına gelmekte olup, dava konusu marka kapsamında yer alan mallar dikkate alındığında tanımlayıcı niteliktedir. Bu nedenle, “charge” ibaresi marka olma vasfından yoksundur ve ayırt edicilik işlevi bulunmamaktadır. Dava konusu markanın diğer unsuru olan “...” kelimesi ise, .... sözlüğünde “Parlaklığı birdenbire artan, patlamalı değişen yıldız” şeklinde tanımlanmaktadır. Her ne kadar kelimenin sözlük anlamı teknik ve gökbilimsel bir içeriğe sahip olsa da, bu anlamın dava konusu emtialarla doğrudan bir ilişkisinin bulunmaması nedeniyle, “...” ibaresi ayırt edici nitelik taşımaktadır. Ayrıca “...” ibaresi, markanın başında yer almakta ve yazıldığı gibi okunmaktadır. Bu yönüyle, markada ayırt ediciliği sağlayan asli unsurun “...” ibaresi olduğu, Davalı adına tescilli ve redde mesnet olarak gösterilen markalar, “... ...” ibaresinden oluşmaktadır. Bu markalardan biri kelime markası niteliğinde olup yalnızca “... ...” ibaresini içermekte; diğeri ise aynı kelime unsuruna ek olarak “...” ve “...” ibareleri arasına yerleştirilen yıldız şekliyle karma nitelik taşıyan bir markadır. Her iki markada da “...” ve “...” ibareleri birleşik bir anlam oluşturmaksızın bir araya getirilmiş olup, kelimeler kaynaşmamış; ibarelerin her biri markada bağımsız ve belirgin şekilde varlığını sürdürmektedir. Bu haliyle her iki kelime de markada ayrı ayrı esas unsur niteliğindedir. Markada yer alan “...” ibaresi, davalı şirketin ticari unvanı olup, anlamlı bir ibare değildir. Davalı şirketin özellikle karma nitelikteki markasında “...” ve “...” kelimeleri arasına yerleştirilen yıldız figürü, bu iki unsurun görsel olarak da ayrışmasını sağlamıştır. Yıldız şekli, kelimelerin birbirinden bağımsız algılanmasını pekiştirmekte, markanın bütününde her bir kelimenin ayrı ayrı ayırt edici işlevini koruduğu izlenimini güçlendirmektedir. Dolayısıyla, davalı şirket markalarında “...” ve “...” ibarelerinin ne anlam ne fonetik ne de görsel açıdan kaynaşarak tek bir bütün oluşturmadığı; aksine her birinin markada ayrı ayrı esas unsur olduğu, Taraf markaları arasındaki uyuşmazlık, “...” ibaresinin ortaklığından kaynaklanmaktadır. “...” ibaresi, dava konusu edilen emtialar bakımından tanımlayıcı bir anlama sahip olmayıp, bu emtialarla doğrudan ilişkili bir çağrışım da yaratmamaktadır. Bu yönüyle, “...” kelimesi dava konusu mallar açısından yüksek ayırt edici niteliğe sahip bir ibaredir. Bu çerçevede, hem davacı markasında hem de davalı markalarında öne çıkan “...” ibaresi, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer algılanmasına neden olmaktadır. Her ne kadar markaların tamamı birebir örtüşmese de, tüketici zihninde markaların aynı ticari kaynaktan geldiği izlenimini yaratabilecek düzeyde benzerlik mevcuttur. Özellikle “...” ibaresinin ayırt edici karakteri ve markalarda baskın biçimde yer alması, bu benzerlik algısını güçlendirmektedir. Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusunun, davalı adına tescilli markaların esas ve ayırt edici bir unsurunu birebir içermesi nedeniyle, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markaların esas unsur bakımından görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Somut uyuşmazlığa bakıldığında dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar, teknolojik cihazlar, ölçüm aletleri, laboratuvar malzemeleri, bilgisayar donanımları ve optik/elektronik ürünler gibi geniş bir yelpazeyi kapsamakta olup, genel itibarıyla teknik bilgi gerektirebilecek ürünlerdir. Ancak bu ürünler, yalnızca profesyonel kullanıcılarla sınırlı olmayıp, bireysel tüketiciler tarafından da yaygın şekilde kullanılmaktadır. Özellikle bilgisayarlar, cep telefonları, kulaklıklar, akıllı saatler, kameralar, gözlükler ve şarj cihazları gibi ürünler, ortalama nihai tüketici tarafından da doğrudan tercih edilip satın alınmaktadır. Dolayısıyla dava konusu emtialar bakımından ortalama tüketici kitlesinin, ortalamadan yükseğe değişen düzeyde bilgi ve dikkat düzeyine sahip olduğu, Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, davalı şirketin redde mesnet markaları ile dava konusu emtiaların aynı/aynı tür olduğu, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında emtia bakımından yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, zira dava konusu markada yer alan “charge” ibaresinin marka vasfının bulunmadığı, “...” ve “charge” ibarelerinin birleşik yazılmasının bu sonucu değiştirmediği, davalı şirketin redde mesnet markalarının ise “... ...” ibaresinden oluştuğu, “...” ibaresinin davalı şirketin ticari unvanını oluşturduğu, davalı şirket markasının esas unsurunun hem “...” hem “...” ibaresi olduğu, zira bu ibarelerin birlikte yazılması ile ortaya yeni bir anlam çıkmadığı gibi bu ibarelerin kaynaşmadığı, dolayısıyla ayrı ayrı esas unsur olarak değerlendirilmeleri gerektiği, “...” ibaresinin ortaklığının ve bu ibarenin her iki taraf markasında da esas unsur niteliğinde olmasının, markaları görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer kıldığı, dava konusu emtia bakımından ilgili tüketicinin dikkat ve bilgi düzeyinin ortalama ve ortalamanın üstünde olarak tespit edilse dahi, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür emtia üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan emtianın, davalı şirketin redde mesnet kabul edilen markaları kapsamında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür olduğu, Taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Kurum kararının yerinde olduğu kanaatlerine varılmış, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davalı kurum ile şirket kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.17.09.2025 Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır